Konusunu Oylayın.: İkinci Fitne hakkında bilgi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İkinci Fitne hakkında bilgi
  1. 11.Şubat.2012, 15:10
    1
    Misafir

    İkinci Fitne hakkında bilgi






    İkinci Fitne hakkında bilgi Mumsema İkinci Fitne nedir İkinci Fitne ne anlama gelmektedir İkinci Fitne hakkında bilgiler paylaşabilir misiniz ?


  2. 11.Şubat.2012, 15:10
    1
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir



  3. 18.Kasım.2013, 21:08
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: İkinci Fitne hakkında bilgi




    Hadisler belirtilen isimli isimsiz fitneler

    ZAMANLA VUKÛA GELECEK FİTNE VE HEVÂLARDAN ZİKREDİLENLER - 1


    FİTNENİN ÇEŞİTLERi:

    Bir hadiste, giderek ağırlaşacak olduğu bildirilen dört ayrı fitneden
    bahsedilmektedir: "Dört (büyük) fitne vukua gelecek. Birinci fitnede kan
    dökmek helal addedilecek; ikincisinde hem kan hem de mal helal
    addedilecek; üçüncüsünde kan, mal ve ferc (ırza tecavüz) helal
    addedilecek. Dördüncüsü ise Deccal fitnesidir."

    Ebu Davud'da yer alan bir rivayet de dikkat çekicidir. İbnu Ömer
    anlatıyor: "Biz bir grup kimse, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in
    yanında idik. Bize fitnelerden bahsetti ve ısrarla üzerinde durdu. Bu
    meyanda "demirbaş fitne"yi (fitnetu'l-ahlas) mevzubahs etti. Derken
    dinleyenlerden birisi: "Ey Allah'ın Resulü, demirbaş fitne de nedir?"
    diye sordu. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "O, (kin, husumet ve
    düşmanlık sebebiyle insanlardan) kaçmaktır, (mal ve ehil yağmalandığı
    için) açıkta kalmaktır. Sonra refah fitnesi (fitnetu'sserra) var. Bunun
    dumanı Ehl-i Beytimden bir adamın ayaklarının altından (gelir). O,
    kendisini benden zanneder, o benden değildir. Benim dostlarım müttaki
    kimselerdir. Sonra insanlar, ilmi ve fikri nakıs olduğu için ehil olmayan,
    kararsız bir kimsenin etrafında toplanırlar. Sonra yaygın (yani herkese
    bulaşan) fitne (fitnetu'dduheyma) gelir. Bu fitne ümmetimden kimseyi
    istisna etmez, hepsine bir darbe vurur. Her ne zaman bittiğine hükmedilse,
    yine başlar ve temadi eder gider. Bu fitne zamanında kişi, mü'min olarak
    sabahlar, kâfir olarak akşamlar. Bu zamanda insanlar iki ayrı gruba
    ayrılır:

    1) İman grubu ki, burada nifak yoktur.

    2) Nifak grubu ki burada da iman yoktur.

    İşte siz bu durumda iken, artık sabah-akşam Deccal'ın gelmesini bekleyin."

    Bu hadiste sözkonusu edilen fitne çeşitleri birbirini takiben ortaya
    çıkacak fitneler olabileceği gibi, birbiriyle öncelik, sonralık irtibatı
    olmayan fitneler de olabilir.

    Kur'an-ı Kerim'de, bilhassa geldiği zaman, sadece zalimlere değil, herkese
    çarpan fitneye karşı dikkat çekilmiş olması da (Enfal 25), fitnelerin
    çeşitli olacağını te'yid etmektedir. Hatta ayette geçen fitnenin yukarıda
    zikri geçen "yaygın fitne (fitnetu'dduheyma) olduğu da söylenebilir.

    Bir başka hadiste Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) fitneden daha
    değişik kelimelerle bahseder: "Şurası muhakkak ki, benden sonra henat ve
    henat (yani şerler ve fesatlar) olacak. Cemaatten ayrılan veya Muhammed
    ümmetinin birliğini bozmak isteyen birisini gördünüz mü, bu herifi kim
    olursa olsun öldürün. Zîra Allah'ın (yardım) eli cemaat üzerindedir.
    Şeytan ise cemaatten ayrılanla birliktedir."

    DECCAL FİTNESİ: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in hadislerinde
    yeralan fitne çeşitlerinden bahsederken Deccal fitnesinden ayrıca
    bahsetmemiz gerekmektedir. Zîra, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm),
    bilhassa bu fitneye karşı mükerreren uyarıda bulunmuştur. Hadislere göre,
    bu fitne, insanlığın en büyük fitnesidir. Hz. Nuh'tan bu yana bütün
    peygamberler aleyhimüsselam, ümmetlerini Deccal fitnesine karşı
    uyarmışlardır. Deccal'in iki gözünün arasında kafir yazılıdır, okuma
    yazmayı bilen de bilmeyen de bunu okur. Deccal'ın beraberinde ateş ve
    cennet beraber bulunur, onun ateşi cennet, cenneti ateştir. Onun iki akan
    nehri vardır. Bakınca biri tatlı sudur, diğeri yakıcı ateştir. Fakat kim
    buna kavuşursa ateş olan nehre gelmeli, ondan içmelidir. Zîra o aslında
    tatlı sudur. Deccal Medine ve Mekke haricinde her beldeye ayak basacaktır.
    Çıkacak olan Deccal sayıca otuzu bulacak, hepsi de Allah ve Resulü
    hakkında iftiralar düzerek küfre düşecek vs.

    Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in, Deccal fitnesine karşı vaki
    uyarıları tebligatında mühim bir yer tutar. Bu husus, Deccal'le alâkalı
    rivayetlerin çokluğundan anlaşılabileceği gibi, bilahare bunun, selef
    tarafından mahalle mekteplerinde muallimler tarafından çocuklara
    öğretilecek bilgiler arasında yer verilmesi gerektiğine hükmedilecek kadar
    ehemmiyet verilmiş olmasından da anlaşılmaktadır.

    Esasen Heysemi tarafından sıhhati te'yid edilen bir hadiste Hz. Peygamber
    (aleyhissalâtu vesselâm), Deccal fitnesine karşı halkı devamlı uyarmayı
    tavsiye etmekte bunun terkini hoş karşılamamaktadır: "İnsanlar Deccal'ı
    zikrettiği, imamlar minberlerden bunu duyurmaya devam ettiği müddetçe
    Deccal çıkmaz." Öyle ise, bazı hadislere göre, namazların arkasında
    istiaze edilecek, Allah'ın yardımı talep edilecek dört şeyden biri "Deccal
    fitnesi" olmalıdır.

    Fitne üzerine gelen ve bazan birbirine zıd olan tavsiflerin, farklı zaman
    ve farklı mekanlarda zuhur edecek, mahiyetçe birbirinden farklı
    fitnelerle alâkalı olduğuna şarihlerce de dikkat çekilmiştir. Nitekim
    Buhari şarihi aynî, muhtelif hadislerde kıyamet alâmetleri olarak beyan
    edilen "cimriliğin artması" ile, yine muhtelif hadislerde ifade edilen
    "bolluğun artması" gibi zıt durumları, dediğimiz şekilde te'lif zımnında
    şunları söyler: "Her ikisi de (yani bolluğun artması da, cimriliğin
    artması da) kıyamet alâmetlerindendir. Fakat, her biri başka başka
    zamanlara aittir."

    DEVLETE İSYAN:

    Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in hadislerinde mevzubahs edilen
    fitneleri, başta Ashab olmak üzere, her devir âlimleri kendi
    zamanlarındaki huzursuzluklara tatbik etmişlerdir. Zamanımızın
    Müslümanları da tabii olarak aynı şeyi yapmak isteyecektir. Ancak,
    kıyamete kadar gelecek her devre hitap eden Resulullah'ın sözlerini belli
    bir asırda yorumlarken, hataya düşmemek için son derece dikkat etmek
    gerekir.

    Bu sebeple "imtihan"dan "isyan"a kadar pek çok mânaları ihtiva eden fitne
    ve müteradifi tabirlerle alâkalı açıklamalarda yanlış anlamalara,
    tehlikeli ve ters yorumlara düşmeyi önlemek için, devlete karşı gelmek
    şeklinde ifadesini bulan dahilî fitneler hususunda fukahanın taksimat ve
    değerlendirmesini burada kaydetmeyi lüzumlu görüyoruz. Esasen gayemiz,
    bugünkü fiilî durumu teker teker ele alarak tahlil etmekten ziyade, İslamî
    ölçüyü, sünnette, Kur'an'da ve alimlerin değerlendirmelerinde yer almış
    olan zaman ve mekanüstü endazeyi okuyucunun eline vermeye çalışmaktır.
    Ölçme işini, miyara vurma işini okuyucunun ferasetine bırakacağız.

    Fakihler, meşru otoriteye (veliyyü'l-emr'e) itaat etmemek, karşı gelmek
    şeklinde tezahür eden davranışları adi suçlardan ayrı mütalaa etmişlerdir.
    Günümüzde de bu çeşit cürümlere kısaca "siyasî cürüm" diyoruz. İslam
    fakihleri bu siyasî cürmü işleyenleri dört grupta mütalaa etmişlerdir:

    1- BUGAT: "Ulu'l-emrin haklı olan emirlerine haksız olarak isyan edip, bir
    bölgeyi zorbalığı altına alanlardır." Bunları diğer isyankâr gruplardan
    ayıran vasıflar şunlardır:

    a) Bunlar otoriteye (Veliyyü'l-emr'e) karşı bir te'vile (haklı gibi
    görünen bir bahaneye) dayanarak haksız yere isyan ederler.

    b) İsyan etmiş olmakla beraber, kendilerinden olmayan Müslümanların
    kanlarını, mallarını helal ve zürriyetlerinin esir edilmesini mübah
    görmezler.

    Bunlar esas olarak bir te'vile dayanarak isyan ettikleri, yağma vs.'yi
    mübah görmedikleri için, bunlarla yapılan savaşta, bunların telef ettiği
    mal ve can sebebiyle, kendilerine ceza terettüp etmez. Fukaha bu hükmü
    Zührî'den gelen şu rivayete istinad ettirmiştir: "Hz. Peygamber'in
    ashabının çokca bulunduğu bir zamanda fitne çıktı. Ashab şu hususta
    ittifak ettiler: "Kur'an'ın te'vili ile helal addedilen her kan
    bırakılmıştır. Kur'an'ın te'vili ile helal addedilen her mal
    bırakılmıştır, Kur'an'ın te'vili ile helal addedilen her ferc
    bırakılmıştır (bunlar için ceza verilmez)." Bu hususta Sahabe'nin icmaı
    hasıl olmuştur. Bağiler desteksiz ise esirler öldürülmez, kaçanlar
    kovalanmaz. Arkaları varsa esir edilirler veya hapsedilirler.

    İmam, bağilerin oyalama nevinden olmayan sulh teklifini, durumlarını
    görmek için kabul edebilir. Ancak, buna mukabil para alamaz.

    2- KUTTA-I TARİK (YOL KESENLER): Bunlar otoritenin (veliyyü'l-emr'in)
    itaatinden bir te'vile müstenid olmaksızın çıkarak yolları kesen halkın
    can ve malına kasteden kimselerdir.Bunların geride güvenip dayandıkları
    bir şey (teşkilat, kuvvet, teşvikçi gibi bir nokta-i istinad) bulunsa da
    bulunmasa da bu ismi alırlar.

    3- KUTTA-I TARİK MESABESİNDE OLANLAR: Bunlar da veliyyü'l-emrin
    (otoritenin) itaatinden bir te'vile müstenid olarak çıkan, geride güvenip
    dayandıkları bir şey bulunmayan kimselerdir.

    Bu iki gruba "yolkesenler"le alâkalı ahkâm uygulanır.

    4- HAVARİÇ: Bunlar kendilerince haklı olan bir te'vile dayanarak isyan
    edenlerdir. Ancak te'villerine dayanarak,

    a) Otoritenin kâfir olduğunu ileri sürerler.

    b) Otorite ile savaşmanın farz olduğunu kabul ederler.

    c) Kendilerine muhalif olan Müslümanların öldürülüp, mallarının
    gasbedilmesini ve zürriyetlerinin de esir edilmesin helal addederler.

    d) Bunlar, geride güvenip dayanacakları bir şeye de sahiptirler.

    Hariciler cumhur-u fukahaya ve ehl-i hadisin ekserisine göre bugat
    (asiler) hükmündedirler. Bazı ehl-i hadise göre bunlara mürted ahkâmı
    tatbik edilir.


  4. 18.Kasım.2013, 21:08
    2
    Moderatör



    Hadisler belirtilen isimli isimsiz fitneler

    ZAMANLA VUKÛA GELECEK FİTNE VE HEVÂLARDAN ZİKREDİLENLER - 1


    FİTNENİN ÇEŞİTLERi:

    Bir hadiste, giderek ağırlaşacak olduğu bildirilen dört ayrı fitneden
    bahsedilmektedir: "Dört (büyük) fitne vukua gelecek. Birinci fitnede kan
    dökmek helal addedilecek; ikincisinde hem kan hem de mal helal
    addedilecek; üçüncüsünde kan, mal ve ferc (ırza tecavüz) helal
    addedilecek. Dördüncüsü ise Deccal fitnesidir."

    Ebu Davud'da yer alan bir rivayet de dikkat çekicidir. İbnu Ömer
    anlatıyor: "Biz bir grup kimse, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in
    yanında idik. Bize fitnelerden bahsetti ve ısrarla üzerinde durdu. Bu
    meyanda "demirbaş fitne"yi (fitnetu'l-ahlas) mevzubahs etti. Derken
    dinleyenlerden birisi: "Ey Allah'ın Resulü, demirbaş fitne de nedir?"
    diye sordu. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "O, (kin, husumet ve
    düşmanlık sebebiyle insanlardan) kaçmaktır, (mal ve ehil yağmalandığı
    için) açıkta kalmaktır. Sonra refah fitnesi (fitnetu'sserra) var. Bunun
    dumanı Ehl-i Beytimden bir adamın ayaklarının altından (gelir). O,
    kendisini benden zanneder, o benden değildir. Benim dostlarım müttaki
    kimselerdir. Sonra insanlar, ilmi ve fikri nakıs olduğu için ehil olmayan,
    kararsız bir kimsenin etrafında toplanırlar. Sonra yaygın (yani herkese
    bulaşan) fitne (fitnetu'dduheyma) gelir. Bu fitne ümmetimden kimseyi
    istisna etmez, hepsine bir darbe vurur. Her ne zaman bittiğine hükmedilse,
    yine başlar ve temadi eder gider. Bu fitne zamanında kişi, mü'min olarak
    sabahlar, kâfir olarak akşamlar. Bu zamanda insanlar iki ayrı gruba
    ayrılır:

    1) İman grubu ki, burada nifak yoktur.

    2) Nifak grubu ki burada da iman yoktur.

    İşte siz bu durumda iken, artık sabah-akşam Deccal'ın gelmesini bekleyin."

    Bu hadiste sözkonusu edilen fitne çeşitleri birbirini takiben ortaya
    çıkacak fitneler olabileceği gibi, birbiriyle öncelik, sonralık irtibatı
    olmayan fitneler de olabilir.

    Kur'an-ı Kerim'de, bilhassa geldiği zaman, sadece zalimlere değil, herkese
    çarpan fitneye karşı dikkat çekilmiş olması da (Enfal 25), fitnelerin
    çeşitli olacağını te'yid etmektedir. Hatta ayette geçen fitnenin yukarıda
    zikri geçen "yaygın fitne (fitnetu'dduheyma) olduğu da söylenebilir.

    Bir başka hadiste Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) fitneden daha
    değişik kelimelerle bahseder: "Şurası muhakkak ki, benden sonra henat ve
    henat (yani şerler ve fesatlar) olacak. Cemaatten ayrılan veya Muhammed
    ümmetinin birliğini bozmak isteyen birisini gördünüz mü, bu herifi kim
    olursa olsun öldürün. Zîra Allah'ın (yardım) eli cemaat üzerindedir.
    Şeytan ise cemaatten ayrılanla birliktedir."

    DECCAL FİTNESİ: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in hadislerinde
    yeralan fitne çeşitlerinden bahsederken Deccal fitnesinden ayrıca
    bahsetmemiz gerekmektedir. Zîra, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm),
    bilhassa bu fitneye karşı mükerreren uyarıda bulunmuştur. Hadislere göre,
    bu fitne, insanlığın en büyük fitnesidir. Hz. Nuh'tan bu yana bütün
    peygamberler aleyhimüsselam, ümmetlerini Deccal fitnesine karşı
    uyarmışlardır. Deccal'in iki gözünün arasında kafir yazılıdır, okuma
    yazmayı bilen de bilmeyen de bunu okur. Deccal'ın beraberinde ateş ve
    cennet beraber bulunur, onun ateşi cennet, cenneti ateştir. Onun iki akan
    nehri vardır. Bakınca biri tatlı sudur, diğeri yakıcı ateştir. Fakat kim
    buna kavuşursa ateş olan nehre gelmeli, ondan içmelidir. Zîra o aslında
    tatlı sudur. Deccal Medine ve Mekke haricinde her beldeye ayak basacaktır.
    Çıkacak olan Deccal sayıca otuzu bulacak, hepsi de Allah ve Resulü
    hakkında iftiralar düzerek küfre düşecek vs.

    Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in, Deccal fitnesine karşı vaki
    uyarıları tebligatında mühim bir yer tutar. Bu husus, Deccal'le alâkalı
    rivayetlerin çokluğundan anlaşılabileceği gibi, bilahare bunun, selef
    tarafından mahalle mekteplerinde muallimler tarafından çocuklara
    öğretilecek bilgiler arasında yer verilmesi gerektiğine hükmedilecek kadar
    ehemmiyet verilmiş olmasından da anlaşılmaktadır.

    Esasen Heysemi tarafından sıhhati te'yid edilen bir hadiste Hz. Peygamber
    (aleyhissalâtu vesselâm), Deccal fitnesine karşı halkı devamlı uyarmayı
    tavsiye etmekte bunun terkini hoş karşılamamaktadır: "İnsanlar Deccal'ı
    zikrettiği, imamlar minberlerden bunu duyurmaya devam ettiği müddetçe
    Deccal çıkmaz." Öyle ise, bazı hadislere göre, namazların arkasında
    istiaze edilecek, Allah'ın yardımı talep edilecek dört şeyden biri "Deccal
    fitnesi" olmalıdır.

    Fitne üzerine gelen ve bazan birbirine zıd olan tavsiflerin, farklı zaman
    ve farklı mekanlarda zuhur edecek, mahiyetçe birbirinden farklı
    fitnelerle alâkalı olduğuna şarihlerce de dikkat çekilmiştir. Nitekim
    Buhari şarihi aynî, muhtelif hadislerde kıyamet alâmetleri olarak beyan
    edilen "cimriliğin artması" ile, yine muhtelif hadislerde ifade edilen
    "bolluğun artması" gibi zıt durumları, dediğimiz şekilde te'lif zımnında
    şunları söyler: "Her ikisi de (yani bolluğun artması da, cimriliğin
    artması da) kıyamet alâmetlerindendir. Fakat, her biri başka başka
    zamanlara aittir."

    DEVLETE İSYAN:

    Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in hadislerinde mevzubahs edilen
    fitneleri, başta Ashab olmak üzere, her devir âlimleri kendi
    zamanlarındaki huzursuzluklara tatbik etmişlerdir. Zamanımızın
    Müslümanları da tabii olarak aynı şeyi yapmak isteyecektir. Ancak,
    kıyamete kadar gelecek her devre hitap eden Resulullah'ın sözlerini belli
    bir asırda yorumlarken, hataya düşmemek için son derece dikkat etmek
    gerekir.

    Bu sebeple "imtihan"dan "isyan"a kadar pek çok mânaları ihtiva eden fitne
    ve müteradifi tabirlerle alâkalı açıklamalarda yanlış anlamalara,
    tehlikeli ve ters yorumlara düşmeyi önlemek için, devlete karşı gelmek
    şeklinde ifadesini bulan dahilî fitneler hususunda fukahanın taksimat ve
    değerlendirmesini burada kaydetmeyi lüzumlu görüyoruz. Esasen gayemiz,
    bugünkü fiilî durumu teker teker ele alarak tahlil etmekten ziyade, İslamî
    ölçüyü, sünnette, Kur'an'da ve alimlerin değerlendirmelerinde yer almış
    olan zaman ve mekanüstü endazeyi okuyucunun eline vermeye çalışmaktır.
    Ölçme işini, miyara vurma işini okuyucunun ferasetine bırakacağız.

    Fakihler, meşru otoriteye (veliyyü'l-emr'e) itaat etmemek, karşı gelmek
    şeklinde tezahür eden davranışları adi suçlardan ayrı mütalaa etmişlerdir.
    Günümüzde de bu çeşit cürümlere kısaca "siyasî cürüm" diyoruz. İslam
    fakihleri bu siyasî cürmü işleyenleri dört grupta mütalaa etmişlerdir:

    1- BUGAT: "Ulu'l-emrin haklı olan emirlerine haksız olarak isyan edip, bir
    bölgeyi zorbalığı altına alanlardır." Bunları diğer isyankâr gruplardan
    ayıran vasıflar şunlardır:

    a) Bunlar otoriteye (Veliyyü'l-emr'e) karşı bir te'vile (haklı gibi
    görünen bir bahaneye) dayanarak haksız yere isyan ederler.

    b) İsyan etmiş olmakla beraber, kendilerinden olmayan Müslümanların
    kanlarını, mallarını helal ve zürriyetlerinin esir edilmesini mübah
    görmezler.

    Bunlar esas olarak bir te'vile dayanarak isyan ettikleri, yağma vs.'yi
    mübah görmedikleri için, bunlarla yapılan savaşta, bunların telef ettiği
    mal ve can sebebiyle, kendilerine ceza terettüp etmez. Fukaha bu hükmü
    Zührî'den gelen şu rivayete istinad ettirmiştir: "Hz. Peygamber'in
    ashabının çokca bulunduğu bir zamanda fitne çıktı. Ashab şu hususta
    ittifak ettiler: "Kur'an'ın te'vili ile helal addedilen her kan
    bırakılmıştır. Kur'an'ın te'vili ile helal addedilen her mal
    bırakılmıştır, Kur'an'ın te'vili ile helal addedilen her ferc
    bırakılmıştır (bunlar için ceza verilmez)." Bu hususta Sahabe'nin icmaı
    hasıl olmuştur. Bağiler desteksiz ise esirler öldürülmez, kaçanlar
    kovalanmaz. Arkaları varsa esir edilirler veya hapsedilirler.

    İmam, bağilerin oyalama nevinden olmayan sulh teklifini, durumlarını
    görmek için kabul edebilir. Ancak, buna mukabil para alamaz.

    2- KUTTA-I TARİK (YOL KESENLER): Bunlar otoritenin (veliyyü'l-emr'in)
    itaatinden bir te'vile müstenid olmaksızın çıkarak yolları kesen halkın
    can ve malına kasteden kimselerdir.Bunların geride güvenip dayandıkları
    bir şey (teşkilat, kuvvet, teşvikçi gibi bir nokta-i istinad) bulunsa da
    bulunmasa da bu ismi alırlar.

    3- KUTTA-I TARİK MESABESİNDE OLANLAR: Bunlar da veliyyü'l-emrin
    (otoritenin) itaatinden bir te'vile müstenid olarak çıkan, geride güvenip
    dayandıkları bir şey bulunmayan kimselerdir.

    Bu iki gruba "yolkesenler"le alâkalı ahkâm uygulanır.

    4- HAVARİÇ: Bunlar kendilerince haklı olan bir te'vile dayanarak isyan
    edenlerdir. Ancak te'villerine dayanarak,

    a) Otoritenin kâfir olduğunu ileri sürerler.

    b) Otorite ile savaşmanın farz olduğunu kabul ederler.

    c) Kendilerine muhalif olan Müslümanların öldürülüp, mallarının
    gasbedilmesini ve zürriyetlerinin de esir edilmesin helal addederler.

    d) Bunlar, geride güvenip dayanacakları bir şeye de sahiptirler.

    Hariciler cumhur-u fukahaya ve ehl-i hadisin ekserisine göre bugat
    (asiler) hükmündedirler. Bazı ehl-i hadise göre bunlara mürted ahkâmı
    tatbik edilir.





+ Yorum Gönder