Konusunu Oylayın.: Yunan mitolojisi ile Kur’an-ı Kerim arasında benzerlik olduğu gerekçesi hakkında bilgiler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Yunan mitolojisi ile Kur’an-ı Kerim arasında benzerlik olduğu gerekçesi hakkında bilgiler
  1. 06.Şubat.2012, 15:20
    1
    Misafir

    Yunan mitolojisi ile Kur’an-ı Kerim arasında benzerlik olduğu gerekçesi hakkında bilgiler






    Yunan mitolojisi ile Kur’an-ı Kerim arasında benzerlik olduğu gerekçesi hakkında bilgiler Mumsema Yunan mitolojisi ile Kur’an-ı Kerim arasında benzerlik olduğu gerekçesiyle Kur’an-ı Kerim’in Yunan mitolojisinden etkilenmiş olduğunu iddiasının doğruluk payı var mıdır?


  2. 06.Şubat.2012, 15:20
    1
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir



  3. 06.Şubat.2012, 15:22
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Yunan mitolojisi ile Kur’an-ı Kerim arasında benzerlik olduğu gerekçesi hakkında bilgiler




    Evvela, Yunan mitolojisinin Hz. İsa (as) ve Hz. Musa (as)’ın dininden etkilenmemiş olduğunu iddia etmek mümkün değildir. O dinler de semavîdir. Onlarda da vahyin mesajları bulunduğu bir gerçektir. Yunan Mitolojisinin muhtevasında / içeriğinde bu hakikatlerden bazı hususların olması, o semavî dinlerden etkilendiğini göstermektedir. Dolayısıyla, Allah’ın değişik zamanlarda gönderdiği vahiylerin benzer yönlerinin -olmaması değil-, olması bir zorunluluktur. Kur’an’da bu kitaplara atıfta bulunulması bu gerçeğin açık ifadesidir.

    İnsanlık camiasının ilk atası olan Hz. Adem (as) aynı zamanda ilk peygamberdir. Ve Allah her dönemde peygamberler yollamıştır. Bu sebeple, hangi zaman diliminde olursa olsun, insanlık camiasında şifahî ve kitabî kültürde yer almış bazı hukukî, edebî, ictimaî ürünlerin hepsi mutlaka semavî dinlerden etkilenmiştir. Onun için herhangi bir mitolojinin ihtiva ettiği gerçeklerin asıl kaynağı yine semavî vahiylerdir.

    Kısacası, mitoloji-vahiy etkileşimi ille de söz konusu edilecekse, vahiylerin mitolojilerden değil, ancak mitolojilerin vahiylerden etkilenmesinin söz konusu olacağı açık bir hakikattir. Bu hakikate olan inancımız, sadece dini hislerin duyarlılığıyla hissi bir inanç değil, tam tersine aşağıda delillerini sunacağımız aklî gerekçeler ve delillerledir.

    Mitolojik eserlerin ortaya çıktığı destanların oluştuğu dönemlerde, vahiy ve dinin hakikatlerinin ortaya çıktığı bölge ile mitolojik ürünlerin ve inançların ortaya çıktığı bölgeler arasında insanlar birbirinden etkilenmemiş ve bu karşılaşma gerçekleşmemiş olsa bile, yine de, bu durum; mitolojilerin vahiyden etkilenmediğini göstermez. Çünkü direkt bir karşılaşma ve etkileşim söz konusu olmasa da, bir peygamberle, bir vahiy ürünüyle ve hak bir din ile karşılaşılmamış olsa bile, filozofun, bilge kişilerin Allah’ın sünnetullahı olan evrensel yasanın hakikatlerinden bir yansımayı keşfedip yakalamış olması ve bunu edebî bir sembolizmle ifade etmesi mümkündür.

    Ancak vahiylerin üslubuna, diline ve manevi etkisine bakıldığında bunların evrensel bir hakikati ifade etmekte ne denli yüksek bir etkiye sahip olduğu ve mitolojilerde de bu hakikatlerden küçük bir parça ifade ediliyor olsa dahi, bunun vahye kıyasla ne denli düşük ve yetersiz olduğu işin uzmanlarınca anlaşılmaktadır.

    Dolayısıyla, vahiy-mitoloji karşılaşmasının tarihsel gerçekliği konusunda, bunun gerçekleşmediği iddia edilecek olsa dahi, mitolojinin vahiyden habersiz olması mümkünse de, etkilenmemiş olmasının imkansızlığı, aksi ispat edilmesi zor bir gerçektir.

    Öte yandan vahyin mitolojiden etkilendiğini iddia etmek ise, bilimsel ve aklî kanıtları sunulamayacak bir safsatadan ibarettir.

    İçinde hikmetler barındıran mitolojik ürünlerin bulunması, onların ortaya çıktığı dönemde yeryüzünde hüküm süren bir vahiy kültüründen etkilenmediğini göstermez. Bu mitolojik ürünler, tahayyül edilen yahut bilinen tüm semavi dinlerin vahiylerinin ulaşmadığı bir dönem ve bölgede ortaya çıkmış olduğunu ve bu dinlerden tarihsel olarak eski bir geçmişe sahip olduğunu bir varsayım olarak kabul etsek bile, yine de bunların vahyi etkilediği iddia edilemez. Çünkü, iki ürün karşılaştırıldığında, yani mitolojik ürün ve vahiy ürünü karşılaştırıldığında, bu ürünlerin içerdiği hakikatlerin yüksekliği, üslubu, hakikatleri katman katman ifade ediş sembolizmi, tek bir insan ve tüm bir insanlıkta meydana getirdiği değişim ve dönüşüm, dolayısıyla yeryüzünde ve kainatta oluşan manevi etki, işte tüm bunlara bakıldığında ve kıyaslandığında (aslında kıyas kabul etmemekle birlikte) mitolojiler hakikatin cüzi bir parçasının yansıdığı zayıf bir ışığın yansıması gibi kalırken, vahiy ürünleri insanı ve kainatı aydınlatan yüksek birer hakikat güneşi gibi durmaktadır.

    Hal böyle olunca, Yunan mitolojisindeki bir destan Kur’an’dan çok önce de ortaya çıkmış olsa bile, Kur’an’ın mitolojiden etkilenmiş olma ihtimalinin imkansız olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum, güneşin; ışığı içermek ve yansıtmak bakımından, güneşten aldığı cüzî ışığı, cüzî bir biçimde yansıtan yerdeki bir cam parçasıyla kıyaslanmasına benzer ki bu anlamsızdır. Aynen öyle de Kur’an vahyinin güneşini de bir mitolojiyle kıyaslamak da o derece anlamsızdır.

    Son olarak, tarihsel gerçeklerin de yukarıda söz konusu ettiğimiz hakikatleri desteklediğini söylemek istiyoruz. Nitekim, ümmî olan, yaşadığı coğrafya ve içinde yetiştiği kültür itibariyle de Yunan mitolojisi ürünleriyle karşılaşma imkanı neredeyse imkansız olan İki Cihan Güneşi Hz. Muhammed (asv)’in saf ve temiz, asla insan bilincinin bulanık suyunun karışmadığı yüksek vahyi olan Kur’an’ı, bu mitolojiden etkilenmekle suçlama girişiminin hiçbir bilimsel dayanağı yoktur ve ispatı imkansızdır.

    Sorularla islamiyet


  4. 06.Şubat.2012, 15:22
    2
    Moderatör



    Evvela, Yunan mitolojisinin Hz. İsa (as) ve Hz. Musa (as)’ın dininden etkilenmemiş olduğunu iddia etmek mümkün değildir. O dinler de semavîdir. Onlarda da vahyin mesajları bulunduğu bir gerçektir. Yunan Mitolojisinin muhtevasında / içeriğinde bu hakikatlerden bazı hususların olması, o semavî dinlerden etkilendiğini göstermektedir. Dolayısıyla, Allah’ın değişik zamanlarda gönderdiği vahiylerin benzer yönlerinin -olmaması değil-, olması bir zorunluluktur. Kur’an’da bu kitaplara atıfta bulunulması bu gerçeğin açık ifadesidir.

    İnsanlık camiasının ilk atası olan Hz. Adem (as) aynı zamanda ilk peygamberdir. Ve Allah her dönemde peygamberler yollamıştır. Bu sebeple, hangi zaman diliminde olursa olsun, insanlık camiasında şifahî ve kitabî kültürde yer almış bazı hukukî, edebî, ictimaî ürünlerin hepsi mutlaka semavî dinlerden etkilenmiştir. Onun için herhangi bir mitolojinin ihtiva ettiği gerçeklerin asıl kaynağı yine semavî vahiylerdir.

    Kısacası, mitoloji-vahiy etkileşimi ille de söz konusu edilecekse, vahiylerin mitolojilerden değil, ancak mitolojilerin vahiylerden etkilenmesinin söz konusu olacağı açık bir hakikattir. Bu hakikate olan inancımız, sadece dini hislerin duyarlılığıyla hissi bir inanç değil, tam tersine aşağıda delillerini sunacağımız aklî gerekçeler ve delillerledir.

    Mitolojik eserlerin ortaya çıktığı destanların oluştuğu dönemlerde, vahiy ve dinin hakikatlerinin ortaya çıktığı bölge ile mitolojik ürünlerin ve inançların ortaya çıktığı bölgeler arasında insanlar birbirinden etkilenmemiş ve bu karşılaşma gerçekleşmemiş olsa bile, yine de, bu durum; mitolojilerin vahiyden etkilenmediğini göstermez. Çünkü direkt bir karşılaşma ve etkileşim söz konusu olmasa da, bir peygamberle, bir vahiy ürünüyle ve hak bir din ile karşılaşılmamış olsa bile, filozofun, bilge kişilerin Allah’ın sünnetullahı olan evrensel yasanın hakikatlerinden bir yansımayı keşfedip yakalamış olması ve bunu edebî bir sembolizmle ifade etmesi mümkündür.

    Ancak vahiylerin üslubuna, diline ve manevi etkisine bakıldığında bunların evrensel bir hakikati ifade etmekte ne denli yüksek bir etkiye sahip olduğu ve mitolojilerde de bu hakikatlerden küçük bir parça ifade ediliyor olsa dahi, bunun vahye kıyasla ne denli düşük ve yetersiz olduğu işin uzmanlarınca anlaşılmaktadır.

    Dolayısıyla, vahiy-mitoloji karşılaşmasının tarihsel gerçekliği konusunda, bunun gerçekleşmediği iddia edilecek olsa dahi, mitolojinin vahiyden habersiz olması mümkünse de, etkilenmemiş olmasının imkansızlığı, aksi ispat edilmesi zor bir gerçektir.

    Öte yandan vahyin mitolojiden etkilendiğini iddia etmek ise, bilimsel ve aklî kanıtları sunulamayacak bir safsatadan ibarettir.

    İçinde hikmetler barındıran mitolojik ürünlerin bulunması, onların ortaya çıktığı dönemde yeryüzünde hüküm süren bir vahiy kültüründen etkilenmediğini göstermez. Bu mitolojik ürünler, tahayyül edilen yahut bilinen tüm semavi dinlerin vahiylerinin ulaşmadığı bir dönem ve bölgede ortaya çıkmış olduğunu ve bu dinlerden tarihsel olarak eski bir geçmişe sahip olduğunu bir varsayım olarak kabul etsek bile, yine de bunların vahyi etkilediği iddia edilemez. Çünkü, iki ürün karşılaştırıldığında, yani mitolojik ürün ve vahiy ürünü karşılaştırıldığında, bu ürünlerin içerdiği hakikatlerin yüksekliği, üslubu, hakikatleri katman katman ifade ediş sembolizmi, tek bir insan ve tüm bir insanlıkta meydana getirdiği değişim ve dönüşüm, dolayısıyla yeryüzünde ve kainatta oluşan manevi etki, işte tüm bunlara bakıldığında ve kıyaslandığında (aslında kıyas kabul etmemekle birlikte) mitolojiler hakikatin cüzi bir parçasının yansıdığı zayıf bir ışığın yansıması gibi kalırken, vahiy ürünleri insanı ve kainatı aydınlatan yüksek birer hakikat güneşi gibi durmaktadır.

    Hal böyle olunca, Yunan mitolojisindeki bir destan Kur’an’dan çok önce de ortaya çıkmış olsa bile, Kur’an’ın mitolojiden etkilenmiş olma ihtimalinin imkansız olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum, güneşin; ışığı içermek ve yansıtmak bakımından, güneşten aldığı cüzî ışığı, cüzî bir biçimde yansıtan yerdeki bir cam parçasıyla kıyaslanmasına benzer ki bu anlamsızdır. Aynen öyle de Kur’an vahyinin güneşini de bir mitolojiyle kıyaslamak da o derece anlamsızdır.

    Son olarak, tarihsel gerçeklerin de yukarıda söz konusu ettiğimiz hakikatleri desteklediğini söylemek istiyoruz. Nitekim, ümmî olan, yaşadığı coğrafya ve içinde yetiştiği kültür itibariyle de Yunan mitolojisi ürünleriyle karşılaşma imkanı neredeyse imkansız olan İki Cihan Güneşi Hz. Muhammed (asv)’in saf ve temiz, asla insan bilincinin bulanık suyunun karışmadığı yüksek vahyi olan Kur’an’ı, bu mitolojiden etkilenmekle suçlama girişiminin hiçbir bilimsel dayanağı yoktur ve ispatı imkansızdır.

    Sorularla islamiyet





+ Yorum Gönder