Konusunu Oylayın.: Şiilerin Kur'an anlayışı hakkında bilgi ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Şiilerin Kur'an anlayışı hakkında bilgi ?
  1. 27.Ocak.2012, 05:24
    1
    Misafir

    Şiilerin Kur'an anlayışı hakkında bilgi ?






    Şiilerin Kur'an anlayışı hakkında bilgi ? Mumsema Şiilerin Kur'an anlayışı hakkında eğitici güzel bilgiler içeren bir yazı yazar mısınız ?


  2. 27.Ocak.2012, 05:24
    1
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir



  3. 28.Ocak.2012, 00:12
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Şiilerin Kur'an anlayışı hakkında bilgi ?




    ŞİA’NIN KURAN ANLAYIŞI

    Ehli Sünnet’in bütün diğer zümreler gibi, Şia ile ihtilaf ettiği en önemli mesele Kuran hususundadır. Ehli Sünnet’e göre Kuran, Allah tarafından Peygamberimiz Hz. Muhammed’e sav. nazil olan, bütün insanlığa gönderilen son kitaptır; asla bozulmamış ve değişmemiştir; kıyamete kadarda bozulmayacak ve değişmeyecektir. Kuran, Hz. İbrahim ve Hz. Musa’nın sahifelerinin, Zebur’un, İncil’in ve önceki diğer semavi kitapların aksine, her türlü tağyirden, tahriften, noksanlıktan ve ziyadelikten uzak, Yüce Allah tarafından muhafaza edildiği ve korunduğu için, iki kapak arasında, Mushaflara yazılı olduğu şekliyle günümüze kadar gelmiştir. Daha önceki semavi kitaplar, Resullerin vefatından sonra ziyade ve noksandan kurtulamamıştır. Halbuki Kuranı Kerim hakkında Yüce Allah şöyle buyuruyor: <>

    Kuranı Kerim’in Allah tarafından korunduğuna ve muhafaza edildiğine inanmamak, Kuran’ı inkar etmek ve Hz. Peygamber’in getirmiş olduğu Şeriatı kabul etmemek demektir. Zira böyle bir anlayış, Kuran’ın bütün ayetlerinde tebdil ve tahrifin mevcut olabileceği ihtimalini doğurur. Böyle ihtimaller baş gösterince de, inanç esasları batıl olur. Halbuki iman, ancak yakinle gerçekleşir; asla zanlar ve ihtimallere yer dayanmaz.

    Şiiler, genellikle, Müslümanların ellerinde bulunan ve Allah tarafından muhafaza edilmiş olan Kuran’ın sahih olduğuna inanmazlar. Onlar, bu anlayışla, bütün Müslüman fıkralara ve İslam mezheplerine ters düşerler. Kuran’da ve Sünnet’de yer alan bütün sahih nassları inkar ederler; akıl ve müşadenin doğru kabul ettiği hususlara karşı çıkarlar; hakka karşı büyüklenerek, gerçek olanı terk ederler.

    İşte sunilerle Şiiler arasında ki esas ihtilaf, Kuran’a bakış açısından kaynaklanmaktadır. İnsan, ancak Kuran’ın Allah’ın emri üzerine Hz. Peygamber’in Müslümanlara tebliğ ettiği ilahi kelam olduğuna inandığı zaman Müslüman olur. Bunun içindir ki, Kuran-ı Kerim’i inkar etmek, Resulullah’ı inkar etmek demektir.

    Eş-Seyyid Muhibbuddin el-Hatib el-Hututul Arida isimli risalesindeki şu sözü ne kadar doğrudur: “Onlar, dinin esasını teşkil eden Kurana gerçek manada inanmadıkları halde, yakınlaşma ve birlik davasında olurlar”.

    Şiilerin, Kuranla ilgili inançlarını aksettiren delillerden bazıları şunlardır: Şiilerin Buhari ayarındaki gördükleri büyük muhaddisleri el-Kuleyni, el-Kafi adlı eserinde, Hişam b. Salim’den, Ebu ABdillah’ın şu sözünü nakleder: <>

    Bilindiği üzere Kuranı Kerim’in ayetleri, 6000 aeyetin biraz üzerindedir. Şii müfessir Ebu Ali et-Tabersi, Dehr suresinin bir ayetinin tefsirinde “Kuran ayetlerinin toplamı 6236’dır” der.

    Bu rivayetler, Şia’ın üç ayrı Kuran’ın varlığını kabul ettiğini göstermektedir. Nitekim el-Kafi’de Ebu Basir’den nakledilen şu rivayet, buna delil teşkil eder: <<< el-Camia >> bizim yanımızdadır; sen onun ne olduğunu bilirmisin? Diye sordu. Ben de, canım sana feda olsun, << el-Camia>> nedir? dedim. Ebu Abdillah, şöyle dedi: O, boyu resulullah’ın karışı ile yetmiş karış olan, Resulullah tarafından parça parça yazdırılan, Hz.Ali’nin sağ eli ile yazdığı, içersinden yaralama diyetine kadar , helal ve haramla ilgili insanların ihtiyaç duyduğu her şeyin bulunduğu bir sahifedir. Eliyle bana dokunarak, hazır mısın, ey Ebu Muhammed, dedi. Ben de canım sana feda olsun, ben seninleyim istediğini yap, dedim. Ebu Abdillah, eliyle bana dürterek <> dedi. Bunu söylerken öfkelenmiş gibiydi. Ben, Allah’a yemin olsun ki, bu ilimdir, dedim. Ebu Abdillah, bu ilimdir; fakat senin bildiğin gibi bir ilim değildir, dedi. Bir müddet sustuktan sonra, <> bizdedir; sen <> in ne olduğunu bilirmisin? dedi. Cifr nedir? diye sorduğumda: O Ademden itibaren, bütün nebilerin ve vasilerinin ilminin, aynı şekilde İsrail Oğullarından gelmiş geçmiş bütün ulemanın ilminin bulunduğu bir kaptır, dedi. Ben, işte ilim budur, dediğimde, o, evet ilimdir; fakat senin bildiğin ilimlerden değildir, dedi. Ebu ABdillah, bir süre sustuktan sonra, <> da bizdedir; sen Fatıma’nın Mushafını bilirmisin? dedi. Ben de, Fatıma’nın Mushafı’nın ne olduğunu sordum, şöyle cevap verdi: O, sizin elinizde bulunan Kuran’dan üç defa daha büyüktür ve ondan sizdekinden bir harf dahi yoktur, dedi.>>

    Şii akidenin dayandığı bu hataları, batıl şeyleri ve hurafeleri bir yana atsak bile, bu rivayet, Şia’nın bütün Müslümanalrın doğruluğunu kesinlikle kabul ettikleri mevcut mushaftan dörtte üçünün hazfedildiğine inandığını ortaya koymaktadır. Kuran’da tahrif olduğunu idda eden bir kimseye, takıyye adına, yani Müslümanları kandırmak için, görünüşte karşı çıkan Şia, Sefirler vasıtasıyla Sahibul Emir’le yani Mehdi el-Mezum’la görüştüğünü söyleyen el-Kuleyni’nin, sefirler aracılığı ile Gaybeti Suğra döneminde bulunan Sahibul Emr’e sunduğu ve onun rızasına nail olduğu el-Kafi adlı kitabında yer alan bu iki rivayet hakkında da demektedir?


  4. 28.Ocak.2012, 00:12
    2
    Özel Üye



    ŞİA’NIN KURAN ANLAYIŞI

    Ehli Sünnet’in bütün diğer zümreler gibi, Şia ile ihtilaf ettiği en önemli mesele Kuran hususundadır. Ehli Sünnet’e göre Kuran, Allah tarafından Peygamberimiz Hz. Muhammed’e sav. nazil olan, bütün insanlığa gönderilen son kitaptır; asla bozulmamış ve değişmemiştir; kıyamete kadarda bozulmayacak ve değişmeyecektir. Kuran, Hz. İbrahim ve Hz. Musa’nın sahifelerinin, Zebur’un, İncil’in ve önceki diğer semavi kitapların aksine, her türlü tağyirden, tahriften, noksanlıktan ve ziyadelikten uzak, Yüce Allah tarafından muhafaza edildiği ve korunduğu için, iki kapak arasında, Mushaflara yazılı olduğu şekliyle günümüze kadar gelmiştir. Daha önceki semavi kitaplar, Resullerin vefatından sonra ziyade ve noksandan kurtulamamıştır. Halbuki Kuranı Kerim hakkında Yüce Allah şöyle buyuruyor: <>

    Kuranı Kerim’in Allah tarafından korunduğuna ve muhafaza edildiğine inanmamak, Kuran’ı inkar etmek ve Hz. Peygamber’in getirmiş olduğu Şeriatı kabul etmemek demektir. Zira böyle bir anlayış, Kuran’ın bütün ayetlerinde tebdil ve tahrifin mevcut olabileceği ihtimalini doğurur. Böyle ihtimaller baş gösterince de, inanç esasları batıl olur. Halbuki iman, ancak yakinle gerçekleşir; asla zanlar ve ihtimallere yer dayanmaz.

    Şiiler, genellikle, Müslümanların ellerinde bulunan ve Allah tarafından muhafaza edilmiş olan Kuran’ın sahih olduğuna inanmazlar. Onlar, bu anlayışla, bütün Müslüman fıkralara ve İslam mezheplerine ters düşerler. Kuran’da ve Sünnet’de yer alan bütün sahih nassları inkar ederler; akıl ve müşadenin doğru kabul ettiği hususlara karşı çıkarlar; hakka karşı büyüklenerek, gerçek olanı terk ederler.

    İşte sunilerle Şiiler arasında ki esas ihtilaf, Kuran’a bakış açısından kaynaklanmaktadır. İnsan, ancak Kuran’ın Allah’ın emri üzerine Hz. Peygamber’in Müslümanlara tebliğ ettiği ilahi kelam olduğuna inandığı zaman Müslüman olur. Bunun içindir ki, Kuran-ı Kerim’i inkar etmek, Resulullah’ı inkar etmek demektir.

    Eş-Seyyid Muhibbuddin el-Hatib el-Hututul Arida isimli risalesindeki şu sözü ne kadar doğrudur: “Onlar, dinin esasını teşkil eden Kurana gerçek manada inanmadıkları halde, yakınlaşma ve birlik davasında olurlar”.

    Şiilerin, Kuranla ilgili inançlarını aksettiren delillerden bazıları şunlardır: Şiilerin Buhari ayarındaki gördükleri büyük muhaddisleri el-Kuleyni, el-Kafi adlı eserinde, Hişam b. Salim’den, Ebu ABdillah’ın şu sözünü nakleder: <>

    Bilindiği üzere Kuranı Kerim’in ayetleri, 6000 aeyetin biraz üzerindedir. Şii müfessir Ebu Ali et-Tabersi, Dehr suresinin bir ayetinin tefsirinde “Kuran ayetlerinin toplamı 6236’dır” der.

    Bu rivayetler, Şia’ın üç ayrı Kuran’ın varlığını kabul ettiğini göstermektedir. Nitekim el-Kafi’de Ebu Basir’den nakledilen şu rivayet, buna delil teşkil eder: <<< el-Camia >> bizim yanımızdadır; sen onun ne olduğunu bilirmisin? Diye sordu. Ben de, canım sana feda olsun, << el-Camia>> nedir? dedim. Ebu Abdillah, şöyle dedi: O, boyu resulullah’ın karışı ile yetmiş karış olan, Resulullah tarafından parça parça yazdırılan, Hz.Ali’nin sağ eli ile yazdığı, içersinden yaralama diyetine kadar , helal ve haramla ilgili insanların ihtiyaç duyduğu her şeyin bulunduğu bir sahifedir. Eliyle bana dokunarak, hazır mısın, ey Ebu Muhammed, dedi. Ben de canım sana feda olsun, ben seninleyim istediğini yap, dedim. Ebu Abdillah, eliyle bana dürterek <> dedi. Bunu söylerken öfkelenmiş gibiydi. Ben, Allah’a yemin olsun ki, bu ilimdir, dedim. Ebu Abdillah, bu ilimdir; fakat senin bildiğin gibi bir ilim değildir, dedi. Bir müddet sustuktan sonra, <> bizdedir; sen <> in ne olduğunu bilirmisin? dedi. Cifr nedir? diye sorduğumda: O Ademden itibaren, bütün nebilerin ve vasilerinin ilminin, aynı şekilde İsrail Oğullarından gelmiş geçmiş bütün ulemanın ilminin bulunduğu bir kaptır, dedi. Ben, işte ilim budur, dediğimde, o, evet ilimdir; fakat senin bildiğin ilimlerden değildir, dedi. Ebu ABdillah, bir süre sustuktan sonra, <> da bizdedir; sen Fatıma’nın Mushafını bilirmisin? dedi. Ben de, Fatıma’nın Mushafı’nın ne olduğunu sordum, şöyle cevap verdi: O, sizin elinizde bulunan Kuran’dan üç defa daha büyüktür ve ondan sizdekinden bir harf dahi yoktur, dedi.>>

    Şii akidenin dayandığı bu hataları, batıl şeyleri ve hurafeleri bir yana atsak bile, bu rivayet, Şia’nın bütün Müslümanalrın doğruluğunu kesinlikle kabul ettikleri mevcut mushaftan dörtte üçünün hazfedildiğine inandığını ortaya koymaktadır. Kuran’da tahrif olduğunu idda eden bir kimseye, takıyye adına, yani Müslümanları kandırmak için, görünüşte karşı çıkan Şia, Sefirler vasıtasıyla Sahibul Emir’le yani Mehdi el-Mezum’la görüştüğünü söyleyen el-Kuleyni’nin, sefirler aracılığı ile Gaybeti Suğra döneminde bulunan Sahibul Emr’e sunduğu ve onun rızasına nail olduğu el-Kafi adlı kitabında yer alan bu iki rivayet hakkında da demektedir?





+ Yorum Gönder