Konusunu Oylayın.: Cebriyye ve Kaderiyye mezhepleri hakkında bilgi

5 üzerinden 3.67 | Toplam : 3 kişi
Cebriyye ve Kaderiyye mezhepleri hakkında bilgi
  1. 17.Ocak.2012, 01:04
    1
    Misafir

    Cebriyye ve Kaderiyye mezhepleri hakkında bilgi






    Cebriyye ve Kaderiyye mezhepleri hakkında bilgi Mumsema Cebriyye ve Kaderiyye mezhepleri hakkında eğitici bilgiler paylaşabilir misiniz?


  2. 17.Ocak.2012, 01:04
    1
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir
  3. 28.Ocak.2012, 09:45
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Cebriyye ve Kaderiyye mezhepleri hakkında bilgi




    CEBRIYYE

    Hicrî birinci asirda ortaya çikmis sapik bir firka.


    Kader ve irade konusunda Kaderiyye firkasinin tam aksine görüsler ileri sürmüstür. Islâm âleminde kader konusunu tartisma gündemine getiren ilk sahsin Ma'bed b. Hâlid el-Cühenî (öl. 85/704) oldugu nakledilir. Onu Geylân ed-Dimaskî takip etmis ve kaderle ilgili görüslerini daha da gelistirmistir. Ma'bed, Allah tarafindan önceden tayin edilmis bir kaderin bulunmadigini, insanin fiil ve tavirlarinda tamamen serbest oldugunu savunmustur.


    Muhtemelen o, Emevîlerin zulüm ve haksizliklarina karsi kaderci bir tevekküle saplanmis kimselere bakarak, Emevî zulmünün bir kader olmadigini söylemekle ise baslamis ve nihayet kaderi inkâr etmeye kadar varmistir. Nitekim Emevî iktidarina muhalefeti sebebiyle Haccac tarafindan öldürülmüstür. Ne var ki ifrat tefriti dognrur. Onun kaderi nefyetmesine karsi, bir reaksiyon olarak Cehm b. Safvan (öl. 128/745) da cebr akidesini, yani insanin yaptigi islerde bir ihtiyarinin olmadigi; yaptigi isleri zorunlu olarak yaptigi görüsünü ileri sürmüstür. Cehm'in ileri sürdügü bu akîdeye göre insan mecburdur; ihtiyari ve kudreti yoktur. Yaptigindan baskasini yapmaya asla gücü olmaz. Kul, rüzgârin önünde sürüklenen yaprak gibidir. Yapragin yönünü kendisi degil, rüzgâr belirler. Onun için insanin yaptigi isleri Allah takdir etmistir. Allah gelecegi bildiginden, meydana gelecek olaylari da tamamen ve önceden kendi iradesine göre tespit etmistir. Allah, cansiz bitkinin hareketlerini yarattigi gibi, insanin fiillerini de yaratir. Yukariya firlatilan bir tas nasil düsmege mahkûmsa, insan da yaptigini yapmaga mahkûmdur. Kul ibadeti de günahi da, elinde olmaksizin isler. Bu görüste olan Cebriyye'ye cebriye-i hâlisa denir ve zümrenin mümessili Cehm b. Safvân oldugundan Cehmiyye' diye de isimlendirilir. Cebriye-i mutavassita diye adlandirilan ikinci zümreye gelince, bunlar, kulda bir kudretin oldugunu kabul etmekle birlikte, bu kudretin insanin fiilleri üzerinde bir etkisinin bulunmadigini kabul ederler. (Sehristânî, el-Milel ve'n-Nihal, Beyrut 1975, I, 85).


    Cebriyye'nin görüsleri söyle özetlenebilir: 1) Insan bir sey yapmaya kadir degildir; Allah tarafindan yazilmis ve yaratilmis fiilleri yapmaya mecburdur. Insanin iradesi de hürriyeti de yoktur. 2) Allah, yaratiklarin vasiflandigi sifatlarla vasiflanmaz. (Bu sebeple Allah'in sifatlarini reddederler.) 3) Allah'in ilmi ve kelâmi hâdistir. 4) Sevap ve cezanin vukûu zorunludur. 5) Cennet ve Cehennemin'in sonu vardir. 6) Iman, Allah'i bilmektir. 7) Allah görülmez.


    Ehl-i Sünnet ise, kullarin ihtiyarî ve gayr-i ihtiyârî bütün fiillerinin, Allali tarafindan yaratildigini kabul etmekle birlikte; Allah'in insana verdigi irade-i cüz'iyyeyi herhangi bir yöne yönlendirebilecegini söyleyerek Kaderiyye ile Cebriyye arasinda orta bir yol izlemistir. Eger gerçekten insan, yaptigi seylerde bir irade ve kudrete sahip bulunmasaydi, yaptigi seylerden dolayi Allah'in kendisini cezalandirmasi bir zulüm olurdu.


    Kur'an'in müteaddid yerlerinde "Yaptiginiza karsilik olarak.. " buyurulmakta fiil insana nisbet edilmektedir. Insanin ne yapacaginin önceden Allali tarafindan bilinmesi ve onu kaderine yazmasi, insanin mecbur oldugu anlamina gelmez. Aksine, insan kendi ihtiyari ite o isi yapmaktadir. Fakat Allah, onun ihtiyar ve iradesini hangi tarafa yönlendirecegini ve ne yapacagini önceden bildigi için, o isi yapacagini kaderine yazmistir.


    Dikkatimizi çeken bir husus, kaderi nefyeden Ma'bed gibi, cebri ileri süren Cehm'in de Emevî muhalifi bir siyaset izledigidir. Hatta kendisi de Ma'bed gibi Emevîler tarafindan öldürülmüstür. Emevîler'in, idarelerini zulüm ve baskiya dayadiklari bilinen bir gerçektir. Toplumun bir çok kesimi Emevîler'den memnun degildi.


    Baskici idareler, kaderi reddetmeye de, kadere teslim olmaya da zemin hazirlarlar. Onlara karsi olanlar, toplumun içinde bulundugu durumun Allah'in bir takdiri olmadigini; bundan kurtulmanin, toplumun elinde oldugunu söyleyerek toplumu idarecilere karsi kiskirtmaga çalisirlar. Bazen bu düsünceyi o kadar ileri götürürler ki, kural tanimaz bir tavir içerisine girerler. Bu mücadelede yorgun düsen ya da karsi gelme cesaretini kendilerin de bulamayanlar ise, bunun önceden tayin edilmis bir kader oldugunu söyleyerek kaderci bir teslimiyet zihniyetine kapilirlar. Bu psikolojik durum, zamanla onlari her hususta Cebriyeci bir görüse sürükler.


    Cebriyeci düsünce, insanin sorumlulugunun dayanagi; yaptiklari karsisinda mükâfat ya da ceza görmesinin nedeni konusuna cevap vermekte güçlük çeker. Bu nedenle bir firka olarak uzun müddet devam etmeyip tarihe karismistir. En azindan bilgin ve düsünürler arasinda yok olup gitmistir.
    __________________________________________________ _
    KADERİYYE FIRKASI


    Kader inancini reddeden düsünce ve inanç akimi. Ilk bakista mantik disi görünen bu adlandirma, akim üyelerinin Allah'in belirledigi kader yerine insanin belirledigi bir kadere inanmalari ve fiilleri Allah'a degil insana isnad etmelerinden dolayi yapilmistir. Tam bir düsünce ve inanç okulu durumuna gelmesini saglayacak bir sistematige sahip olmayan Kaderiyye akiminin görüsleri çesitli kisilerce temsil edildi ve giderek Mutezile okulunun temel tezleri arasina girerek varligini sürdürdü.
    Islâm mezhepler tarihçilerine göre Kaderiyye akimina Emevi halîfelerinden Abdülmelik Ibn Mervan döneminde Haccâc tarafindan öldürülen Ma'bed ibn Halid el-Cüheni (ö.80/699) öncülük etti. Tabiûn bilginlerinden olan ve Hasan Basrî'nin derslerini izleyen el-Cüheni'nin Kader konusundaki düsüncelerinin yayginlik kazanmasinda ünlü Mutezile bilginlerinden Amr b. Ubeyd'in önemli etkisi oldu. Kaderî düsüncelere yön veren etken, ilmî olmaktan çok siyasî niteliklidir. Emevîlerin yönetimlerini mesrulastirmak amaciyla Cebr düsüncesinden yararlanmaya, çalismalarina karsilik, bu yönetime muhalif kisiler onlarin anladiklari anlamda bir kadere, dolayisiyla onlarin yönetimine karsi çikiyorlardi. Nitekim el-Cüheni'nin öldürülmesine kader konusundaki düsünceleri degil, Abdurrahman b. Es'as'in Emevîlere karsi baslattigi isyana katilmasi neden olmustu. Mevcut yönetime karsi muhalefet, eylemlerini Allah'in takdiri ile açiklayan Emevilerin uygulamalarindan dolayi sorumlu olduklarim savunan tüm ilk kaderilerin ortak özelligidir.
    Kaderiyye inançlari el-Cühenî'den sonra, Hisam b. Abdülmelik (H.105-123) tarafindan önce dili, sonra bas kestirilerek öldürülen Gaylan b. Müslim el-Kiptî ed-Dimaskî tarafindan daha sistemli bir biçimde savunuldu. Bu nedenle Gaylan, Kaderiyye'nin gerçek kurucusu sayilir. Gaylan'in öldürülmesinden sonra Kaderiyye bagimsiz bir akim olarak varligini sürdüremedi, ancak kadere iliskin düsünceleri kismen degistirilerek Mutezile tarafindan savunuldu. Bu nedenle Kaderiyye kimi zaman Mutezile içinde bir kol gibi görülmüs; kimi zaman da Mutezile, Kaderiyye olarak adlandirilmistir.
    Kaderiyye bagimsiz bir okul durumuna gelemedigi için bir düsünce sisteminden söz edilemez. Ancak bu akim içinde yer alan kisilerin kader ve buna bagli olarak insanin özgürlük ve iradesi, Allah'in iradesinin insanin fiilleri üzerindeki etkisi gibi konularda birlestikleri söylenebilir. Buna göre insan özgür ve irade sahibi bir varliktir. Bu nedenle eylemlerinden sorumludur. Ne Allah'in irade etmesi ve yaratmasi anlaminda, ne de bilmesi ve takdir etmesi anlaminda bir kader vardir. Insan eylemini bilgisiyle kendisi seçer, sonra iradesi ile seçtigi eyleme yönelir ve yapabilme gücüyle yaratir. Allah bu eylemi önceden belirlemez., iradesinin bu eylemle bir ilgisi, gücünün de ortaya çikisinda bir etkisi yoktur. Allah insanin eylemlerini ancak ortaya çiktiktan sonra bilebilir.
    Kader konusu çevresindeki bu ortak inançlarin disinda Kaderiyyeye baglanan kimi farkli gorüsler de bulunmaktadir. Ne ki bunlar bir akim olarak Kaderiyyeye degil, kaderi inançlari benimseyen farkli kisilere ait görüsler durumundadir. Mezhepler tarihine iliskin eserlerde Kaderiyye'den ayrilan kollara ait görüsler gibi sunulan bu düsünceler de söyle özetlenebilir: Kaderiyye'den bazilarina göre iyi isler (hasenât) ve iyilik (hayr) Allah'tandir, ancak kötü isler (seyyiât) ve günahlar (masiyet) Allah'a isnad edilemez. Mufavvida adiyla anilan bazi kaderilere göre, insan Allah'in hiçbir yardimi ve yönlendirmesi (hidâyet) olmaksizin iyi olan herseyi yapabilme gücüne sahiptir. Allah insana yapabilme gücünü (istitaat) tam ve mükemmel olarak vermistir. Bu güçle insan inanmak-inkâr etmek, yemek-içmek, oturmak-kalkmak, uyumak-uyanmak gibi istedigi her isi yapabilir. Bazi kaderiler Allah'in zina çocugunu yaratmasini veya onu takdir etmesini veya dilemesini veya onu önceden bilmesini inkâr ederler. Bunlar bütün hayatini hirsizlik eden ve haram kilinmis seyleri yiyen bir insanin bunu Allah'in rizki olarak elde ettigini kabul etmez ve Allah'in helâl olanin disinda rizik vermeyecegini savunurlar. Kimi kaderîler de Allah'in insanlarin ecellerini ve rizklarini belirledigini kabul ederler. Bunlara göre, bir insani öldüren kisi, o insani ecelinin gelmedigi bir vakitte öldürmekle, eceline kavusmasina engel olmustur. Bu durumda ölen insanin rizki, elde edilmemis bir durumda kalmistir.
    Basta bazi tabiûn bilgini olmak üzere çesitli Islâm ilimlerinde isim yapmis birçok ünlü bilgin Kaderiyye akimi içinde sayilmistir. Bir bölümünün sonradan kaderî düsüncelerden vazgeçtigi söylenilen bu ünlü isimlerden bazilari söyle siralanabilir: Benzeyen harfleri birbirinden ayirmak üzere tek ve çift nokta usulünü bulan dil bilgini Nasr b. Asim, Kur'an üzerindeki çalismalari ile taninan Medineli bilgin Ata b. Yesâr, Kur'an'in hiziblere bölünmesi üzerinde çalismis Halid b. Midan, basta tarih olmak üzere birçok alanda eserler yazan Vehb b. Münebbih, ilimde Hasan Basri ile karsilastirilan Mekhûl, tefsir alaninda otorite sayilari Katâde, tefsirde Mücâhid'in ravisi olan Ibn Ebi Necih, ünlü tarihçi ibn ishâk, Amr bin Fa'id, Fazl er-Rakasi, Abbad bin Mansur.
    Ahmed ÖZALP


  4. 28.Ocak.2012, 09:45
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    CEBRIYYE

    Hicrî birinci asirda ortaya çikmis sapik bir firka.


    Kader ve irade konusunda Kaderiyye firkasinin tam aksine görüsler ileri sürmüstür. Islâm âleminde kader konusunu tartisma gündemine getiren ilk sahsin Ma'bed b. Hâlid el-Cühenî (öl. 85/704) oldugu nakledilir. Onu Geylân ed-Dimaskî takip etmis ve kaderle ilgili görüslerini daha da gelistirmistir. Ma'bed, Allah tarafindan önceden tayin edilmis bir kaderin bulunmadigini, insanin fiil ve tavirlarinda tamamen serbest oldugunu savunmustur.


    Muhtemelen o, Emevîlerin zulüm ve haksizliklarina karsi kaderci bir tevekküle saplanmis kimselere bakarak, Emevî zulmünün bir kader olmadigini söylemekle ise baslamis ve nihayet kaderi inkâr etmeye kadar varmistir. Nitekim Emevî iktidarina muhalefeti sebebiyle Haccac tarafindan öldürülmüstür. Ne var ki ifrat tefriti dognrur. Onun kaderi nefyetmesine karsi, bir reaksiyon olarak Cehm b. Safvan (öl. 128/745) da cebr akidesini, yani insanin yaptigi islerde bir ihtiyarinin olmadigi; yaptigi isleri zorunlu olarak yaptigi görüsünü ileri sürmüstür. Cehm'in ileri sürdügü bu akîdeye göre insan mecburdur; ihtiyari ve kudreti yoktur. Yaptigindan baskasini yapmaya asla gücü olmaz. Kul, rüzgârin önünde sürüklenen yaprak gibidir. Yapragin yönünü kendisi degil, rüzgâr belirler. Onun için insanin yaptigi isleri Allah takdir etmistir. Allah gelecegi bildiginden, meydana gelecek olaylari da tamamen ve önceden kendi iradesine göre tespit etmistir. Allah, cansiz bitkinin hareketlerini yarattigi gibi, insanin fiillerini de yaratir. Yukariya firlatilan bir tas nasil düsmege mahkûmsa, insan da yaptigini yapmaga mahkûmdur. Kul ibadeti de günahi da, elinde olmaksizin isler. Bu görüste olan Cebriyye'ye cebriye-i hâlisa denir ve zümrenin mümessili Cehm b. Safvân oldugundan Cehmiyye' diye de isimlendirilir. Cebriye-i mutavassita diye adlandirilan ikinci zümreye gelince, bunlar, kulda bir kudretin oldugunu kabul etmekle birlikte, bu kudretin insanin fiilleri üzerinde bir etkisinin bulunmadigini kabul ederler. (Sehristânî, el-Milel ve'n-Nihal, Beyrut 1975, I, 85).


    Cebriyye'nin görüsleri söyle özetlenebilir: 1) Insan bir sey yapmaya kadir degildir; Allah tarafindan yazilmis ve yaratilmis fiilleri yapmaya mecburdur. Insanin iradesi de hürriyeti de yoktur. 2) Allah, yaratiklarin vasiflandigi sifatlarla vasiflanmaz. (Bu sebeple Allah'in sifatlarini reddederler.) 3) Allah'in ilmi ve kelâmi hâdistir. 4) Sevap ve cezanin vukûu zorunludur. 5) Cennet ve Cehennemin'in sonu vardir. 6) Iman, Allah'i bilmektir. 7) Allah görülmez.


    Ehl-i Sünnet ise, kullarin ihtiyarî ve gayr-i ihtiyârî bütün fiillerinin, Allali tarafindan yaratildigini kabul etmekle birlikte; Allah'in insana verdigi irade-i cüz'iyyeyi herhangi bir yöne yönlendirebilecegini söyleyerek Kaderiyye ile Cebriyye arasinda orta bir yol izlemistir. Eger gerçekten insan, yaptigi seylerde bir irade ve kudrete sahip bulunmasaydi, yaptigi seylerden dolayi Allah'in kendisini cezalandirmasi bir zulüm olurdu.


    Kur'an'in müteaddid yerlerinde "Yaptiginiza karsilik olarak.. " buyurulmakta fiil insana nisbet edilmektedir. Insanin ne yapacaginin önceden Allali tarafindan bilinmesi ve onu kaderine yazmasi, insanin mecbur oldugu anlamina gelmez. Aksine, insan kendi ihtiyari ite o isi yapmaktadir. Fakat Allah, onun ihtiyar ve iradesini hangi tarafa yönlendirecegini ve ne yapacagini önceden bildigi için, o isi yapacagini kaderine yazmistir.


    Dikkatimizi çeken bir husus, kaderi nefyeden Ma'bed gibi, cebri ileri süren Cehm'in de Emevî muhalifi bir siyaset izledigidir. Hatta kendisi de Ma'bed gibi Emevîler tarafindan öldürülmüstür. Emevîler'in, idarelerini zulüm ve baskiya dayadiklari bilinen bir gerçektir. Toplumun bir çok kesimi Emevîler'den memnun degildi.


    Baskici idareler, kaderi reddetmeye de, kadere teslim olmaya da zemin hazirlarlar. Onlara karsi olanlar, toplumun içinde bulundugu durumun Allah'in bir takdiri olmadigini; bundan kurtulmanin, toplumun elinde oldugunu söyleyerek toplumu idarecilere karsi kiskirtmaga çalisirlar. Bazen bu düsünceyi o kadar ileri götürürler ki, kural tanimaz bir tavir içerisine girerler. Bu mücadelede yorgun düsen ya da karsi gelme cesaretini kendilerin de bulamayanlar ise, bunun önceden tayin edilmis bir kader oldugunu söyleyerek kaderci bir teslimiyet zihniyetine kapilirlar. Bu psikolojik durum, zamanla onlari her hususta Cebriyeci bir görüse sürükler.


    Cebriyeci düsünce, insanin sorumlulugunun dayanagi; yaptiklari karsisinda mükâfat ya da ceza görmesinin nedeni konusuna cevap vermekte güçlük çeker. Bu nedenle bir firka olarak uzun müddet devam etmeyip tarihe karismistir. En azindan bilgin ve düsünürler arasinda yok olup gitmistir.
    __________________________________________________ _
    KADERİYYE FIRKASI


    Kader inancini reddeden düsünce ve inanç akimi. Ilk bakista mantik disi görünen bu adlandirma, akim üyelerinin Allah'in belirledigi kader yerine insanin belirledigi bir kadere inanmalari ve fiilleri Allah'a degil insana isnad etmelerinden dolayi yapilmistir. Tam bir düsünce ve inanç okulu durumuna gelmesini saglayacak bir sistematige sahip olmayan Kaderiyye akiminin görüsleri çesitli kisilerce temsil edildi ve giderek Mutezile okulunun temel tezleri arasina girerek varligini sürdürdü.
    Islâm mezhepler tarihçilerine göre Kaderiyye akimina Emevi halîfelerinden Abdülmelik Ibn Mervan döneminde Haccâc tarafindan öldürülen Ma'bed ibn Halid el-Cüheni (ö.80/699) öncülük etti. Tabiûn bilginlerinden olan ve Hasan Basrî'nin derslerini izleyen el-Cüheni'nin Kader konusundaki düsüncelerinin yayginlik kazanmasinda ünlü Mutezile bilginlerinden Amr b. Ubeyd'in önemli etkisi oldu. Kaderî düsüncelere yön veren etken, ilmî olmaktan çok siyasî niteliklidir. Emevîlerin yönetimlerini mesrulastirmak amaciyla Cebr düsüncesinden yararlanmaya, çalismalarina karsilik, bu yönetime muhalif kisiler onlarin anladiklari anlamda bir kadere, dolayisiyla onlarin yönetimine karsi çikiyorlardi. Nitekim el-Cüheni'nin öldürülmesine kader konusundaki düsünceleri degil, Abdurrahman b. Es'as'in Emevîlere karsi baslattigi isyana katilmasi neden olmustu. Mevcut yönetime karsi muhalefet, eylemlerini Allah'in takdiri ile açiklayan Emevilerin uygulamalarindan dolayi sorumlu olduklarim savunan tüm ilk kaderilerin ortak özelligidir.
    Kaderiyye inançlari el-Cühenî'den sonra, Hisam b. Abdülmelik (H.105-123) tarafindan önce dili, sonra bas kestirilerek öldürülen Gaylan b. Müslim el-Kiptî ed-Dimaskî tarafindan daha sistemli bir biçimde savunuldu. Bu nedenle Gaylan, Kaderiyye'nin gerçek kurucusu sayilir. Gaylan'in öldürülmesinden sonra Kaderiyye bagimsiz bir akim olarak varligini sürdüremedi, ancak kadere iliskin düsünceleri kismen degistirilerek Mutezile tarafindan savunuldu. Bu nedenle Kaderiyye kimi zaman Mutezile içinde bir kol gibi görülmüs; kimi zaman da Mutezile, Kaderiyye olarak adlandirilmistir.
    Kaderiyye bagimsiz bir okul durumuna gelemedigi için bir düsünce sisteminden söz edilemez. Ancak bu akim içinde yer alan kisilerin kader ve buna bagli olarak insanin özgürlük ve iradesi, Allah'in iradesinin insanin fiilleri üzerindeki etkisi gibi konularda birlestikleri söylenebilir. Buna göre insan özgür ve irade sahibi bir varliktir. Bu nedenle eylemlerinden sorumludur. Ne Allah'in irade etmesi ve yaratmasi anlaminda, ne de bilmesi ve takdir etmesi anlaminda bir kader vardir. Insan eylemini bilgisiyle kendisi seçer, sonra iradesi ile seçtigi eyleme yönelir ve yapabilme gücüyle yaratir. Allah bu eylemi önceden belirlemez., iradesinin bu eylemle bir ilgisi, gücünün de ortaya çikisinda bir etkisi yoktur. Allah insanin eylemlerini ancak ortaya çiktiktan sonra bilebilir.
    Kader konusu çevresindeki bu ortak inançlarin disinda Kaderiyyeye baglanan kimi farkli gorüsler de bulunmaktadir. Ne ki bunlar bir akim olarak Kaderiyyeye degil, kaderi inançlari benimseyen farkli kisilere ait görüsler durumundadir. Mezhepler tarihine iliskin eserlerde Kaderiyye'den ayrilan kollara ait görüsler gibi sunulan bu düsünceler de söyle özetlenebilir: Kaderiyye'den bazilarina göre iyi isler (hasenât) ve iyilik (hayr) Allah'tandir, ancak kötü isler (seyyiât) ve günahlar (masiyet) Allah'a isnad edilemez. Mufavvida adiyla anilan bazi kaderilere göre, insan Allah'in hiçbir yardimi ve yönlendirmesi (hidâyet) olmaksizin iyi olan herseyi yapabilme gücüne sahiptir. Allah insana yapabilme gücünü (istitaat) tam ve mükemmel olarak vermistir. Bu güçle insan inanmak-inkâr etmek, yemek-içmek, oturmak-kalkmak, uyumak-uyanmak gibi istedigi her isi yapabilir. Bazi kaderiler Allah'in zina çocugunu yaratmasini veya onu takdir etmesini veya dilemesini veya onu önceden bilmesini inkâr ederler. Bunlar bütün hayatini hirsizlik eden ve haram kilinmis seyleri yiyen bir insanin bunu Allah'in rizki olarak elde ettigini kabul etmez ve Allah'in helâl olanin disinda rizik vermeyecegini savunurlar. Kimi kaderîler de Allah'in insanlarin ecellerini ve rizklarini belirledigini kabul ederler. Bunlara göre, bir insani öldüren kisi, o insani ecelinin gelmedigi bir vakitte öldürmekle, eceline kavusmasina engel olmustur. Bu durumda ölen insanin rizki, elde edilmemis bir durumda kalmistir.
    Basta bazi tabiûn bilgini olmak üzere çesitli Islâm ilimlerinde isim yapmis birçok ünlü bilgin Kaderiyye akimi içinde sayilmistir. Bir bölümünün sonradan kaderî düsüncelerden vazgeçtigi söylenilen bu ünlü isimlerden bazilari söyle siralanabilir: Benzeyen harfleri birbirinden ayirmak üzere tek ve çift nokta usulünü bulan dil bilgini Nasr b. Asim, Kur'an üzerindeki çalismalari ile taninan Medineli bilgin Ata b. Yesâr, Kur'an'in hiziblere bölünmesi üzerinde çalismis Halid b. Midan, basta tarih olmak üzere birçok alanda eserler yazan Vehb b. Münebbih, ilimde Hasan Basri ile karsilastirilan Mekhûl, tefsir alaninda otorite sayilari Katâde, tefsirde Mücâhid'in ravisi olan Ibn Ebi Necih, ünlü tarihçi ibn ishâk, Amr bin Fa'id, Fazl er-Rakasi, Abbad bin Mansur.
    Ahmed ÖZALP





+ Yorum Gönder