Konusunu Oylayın.: Hadislere iman hakkında bilgi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Hadislere iman hakkında bilgi
  1. 02.Ocak.2012, 01:28
    1
    Misafir

    Hadislere iman hakkında bilgi






    Hadislere iman hakkında bilgi Mumsema Hadislere iman ile ilgili bilgiler yazar mısınız ? Dinimizde Hadislere iman hakkında bilgiler paylaşabilir misiniz?


  2. 02.Ocak.2012, 11:07
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,670
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Hadislere iman hakkında bilgi




    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN - Hadislerle iman
    BUHARİDEN

    |İslâm esasları;Oruç;Zekât|"İSLÂM BEŞ ŞEY ÜZERİNE BİNÂ OLUNMUŞTUR" HADÎSİ|Abdullâh b. Ömer|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: İslâm beş şey üzerine binâ olunmuştur: Allâh'dan başka ilâl olmadığına ve Muhammed'in (salla'llâhu aleyhi ve sellem) Allâh'ın Resûlü olduğuna Şahâdet etmek, Namaz kılmak, Zekât vermek, Haccetmek, Ramazan orucunu tutmak.|8
    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Hayâ|ÎMÂNIN ŞU'BELERİ|Ebû Hüreyre|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Muhterem salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Îmân altmış bu kadar şu'bedir. Hayâ da îmânın bir şu'besidir.|9

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Gerçek müslüman;Muhâcir|PEYGAMBER (S.A. VE S.) İN MÜSLÜMAN VE MUHÂCİR'İ TÂRİFLERİ|Abdullâh b. Amr b. Âs|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Muhterem salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Müslüman, dilinden, elinden müslümanlar selâmette kalan kimsedir. Muhâcir de Allâh'ın nehyettiğini terkedendir.|10
    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Gerçek müslüman|MÜSLÜMANLARIN HANGİSİ EFDALDİR|Ebû Mûsâ el-Eş'arî|Şöyle demiştir: "Yâ Resûlâ'llâh, müslümanların hangisi efdaldir?" diye suâl ettiler. "Müslümanlar; dilinden elinden selâmette kalandır." cevâbını verdiler.|11

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Gerçek müslüman;Selâmlaşmak;Yoksulları doyurmak|İSLÂM'IN EMRETTİĞİ HASLETLERİN EN HAYIRLISININ HANGİSİ OLDUĞU|Abdullâh b. Amr b. Âs|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'e biri: "İslâm'ın en hayırlısı hangisidir?" diye sordu. "İt'âm-ı taâm etmen ve tanıdığına, tanımadığına selâm vermendir." cevâbını verdiler.|12

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|İlk vahyin gelişi;Kendi istediğini başkaları için de istemek|İSLÂM'IN EMRETTİĞİ HASLETLERİN EN HAYIRLISININ HANGİSİ OLDUĞU;(KÂMİL) ÎMÂNIN ŞARTLARI|Enes b. Mâlik|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Muhterem salla'llâhu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki: Hiç biriniz, kendiniz için arzu ettiğiniz kardeşiniz için de arzu etmedikce îmân etmiş olmaz.|13

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Hz. Peygamber'i sevmek|PEYGAMBER (S.A. VE S.) E SEVGİ|Ebû Hüreyre|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Nefsim yed-i kudretinde olan Allâhu Zü'l-Celâl'e kasem ederim ki hiç biriniz ben ona pederinden de, evlâdından da daha sevgili olmadıkca îmân etmiş olmaz.|14

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Hz. Peygamber'i sevmek|PEYGAMBER (S.A. VE S.) E SEVGİ|Enes b. Mâlik|Enes radiya'llâhu anh'den de bâlâdaki hadîs-i şerîf rivâyet edilmiş olup şu kadar ki sonunda "Pederinden, evlâdından ve bütün halkdan daha sevgili" ziyâdesi vardır.|15

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Allah için sevmek;Allah sevgisi;Hz. Peygamber'i sevmek;Küfre dönmemek|HALÂVET-İ ÎMÂNI TATMANIN YOLLARI|Enes b. Mâlik|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Mükerrem salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Kimde üç şey bulunursa halâvet-i îmânı tatmış olur. Allâh ile Resûlu'llâh kendisine mâadâlarından daha sevgili olmak; bir kimseyi sevmek, fakat yalnız Allâh için sevmek; (Allâh, onu küfürden kurtardıktan sonra) yine küfre dönmekten ateşe atılacakmışcasına hoşlanmamak.|16

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Ensârı sevmek|(KÂMİL) ÎMÂN İLE NİFÂKIN ALÂMETLERİ|Enes b. Mâlik|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Mükerrem salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: (Kâmil) îmânın alâmeti Ensâr'a mehabbet, nifâkın alâmeti de Ensâr'a buğzetmektir.|17

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Allâh'a şirk koşmamak;Bî'at;Çocukları diri diri gömmek;Hırsızlık;İftira etmek;İsyan;Zinâ|AKABE-İ ÛLÂ (BİRİNCİ AKABE) BÎATI;RESÛLULLÂH (S.A. VE S.), ASHÂBINA, YAPABİLECEKLERİ AMELLERİ EMREDERDİ|Ubâde b. es-Sâmit|(Akabe-i ûlâ gecesinde bîat eden ve on iki nakîbin biri bulunan) Ubâde b. es-Sâmit (el-Ensârî el-Bedrî) radiya'llâhu anh'den: Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem, etrâfında Ashâbından bir cemâat mevcûd olduğu halde buyurdu ki: "Allâh'a (ibâdette) hiçbir şeyi şerîk etmemek, sirkat etmemek, zinâ eylememek, evlâdınızı öldürmemek, kendiliğinizden uyduracağınız hiçbir yalanla (kimseyi) büthân etmemek, hiçbir (emr-i) ma'rûfda isyân etmemek üzere bana bîat ediniz (yâni benimle ahdediniz.) İçinizden sözünde duran olursa ecri (ve mükâfâtı) Allâh'ın zimmet-i fazl u keremindedir. Bu dediklerimden birini yapıp da ondan dolayı dünyâda düçâr-ı ıkâb olursa bu ıkâb ona keffârettir. Bunlardan birini yapıp da yaptığı fi'li Allâhu Teâlâ setrederse işi Allâh'a kalır: İsterse onu afv, dilerse onu ıkâb eder." Biz de bu şart üzere ona (yâni Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'e) bîat ettik.|18

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Fitneden kaçmak|RESÛLULLÂH (S.A. VE S.), ASHÂBINA, YAPABİLECEKLERİ AMELLERİ EMREDERDİ|Ebû Saîd-i Hudrî|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Çok sürmez (öyle fenâlıklar tahaddüs edecek ki) bir Müslümanın en hayırlı malı -kendi dînini fitnelerden selâmete çıkarmak için- dağ başlarında gezdirip (birikmiş) yağmur suyu başlarında güttüğü davarlar (dan ibâret) olacaktır.|19

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN||RESÛLULLÂH (S.A. VE S.), ASHÂBINA, YAPABİLECEKLERİ AMELLERİ EMREDERDİ|Ümmü'l-mü'minîn Âişe|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem Ashâbına emrettiği zaman (dâimâ) ellerinden gelebilecek amelleri emrederdi. (O zaman Ashâb-ı Kirâm'ı): "Yâ Resûlâ'llâh, biz Senin gibi değiliz. Allâhu Teâlâ Senin olmuş ve olacak günahlarına meydan vermemiştir." derlerdi de (âsâr-ı) gazab vech-i mübârekinde belirecek kadar kızar ve ondan sonra da: "En ziyâde sâhib-i takvânız, Allâh'ı en çok bileniniz şüphesiz ki benim." buyururlardı.|20

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN||MÜ'MİNİN EBEDİYYEN CEHENNEM'DE KALMIYACAĞINA DÂİR EBÛ SAÎD HADÎSİ|Ebû Saîd-i Hudrî|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Mükerrem salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Ehl-i Cennet Cennet'e, ehl-i Dûzah Dûzah'a girdikten sonra Allâhu Teâlâ Azze ve Celle: "Kimin kalbinde bir hardal tânesi ağırlığınca îmân varsa (ateşden) çıkarınız." diye ferman buyuracaktır. Bunun üzerine (bu gibiler) simsiyah kesilmiş oldukları halde çıkarılıp Nehr-i hayât (yâhud Nehr-i hayâ, yâhud da Nehr-i hayâ') içine atılacaklar ve (orada) sel uğrağında kalan yabânî reyhan tohumları nasıl (sür'atle) biterse öylece biteceklerdir. Görmezmisin, bunlar (ne güzel) sapsarı olarak (ve iki tarafına) salınarak sürer?|21

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Rüyâ|PEYGAMBER (S.A. VE S.) İN "...HAYÂ ÎMANDANDIR." HADÎSİ|Ebû Saîd-i Hudrî|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Uyuduğum esnâda gördüm ki halk bana arzolunuyordu. Üstlerinde gömlekler vardı. Bu gömleklerin kimi memelere varıyor, kimi daha kısa idi. Ömer b. el-Hattâb da bana arzolundu. Üstünde (eteklerini yerde) sürüdüğü bir gömlek vardı. "Yâ Resûlâ'llâh, bunu ne ile te'vîl (yâni ta'bîr) ettin?" diye sordular. "Dîn ile." cevâbını verdi.|22
    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Hayâ|PEYGAMBER (S.A. VE S.) İN "...HAYÂ ÎMANDANDIR." HADÎSİ|Abdullâh b. Ömer|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem (bir gün) Ensâr'dan bir kimsenin yanından geçiyordu. Ensârî, kardeşini hayâdan menediyordu. Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem: "Ona ilişme. Hayâ îmândandır." buyurdu.|23

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Zekât|EHL-İ KÜFÜR İLE, KÜFÜRLERİNDEN DÖNÜNCEYE KADAR, MUHÂREBE ETMENİN FARZİYETİNE DÂİR ABDULLÂH İBN-İ ÖMER HADÎSİ|Abdullâh b. Ömer|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Allâh'dan başka hak İlâh olmadığına ve Muhammed'in Resûlu'llâh olduğuna (zâhirde) şahâdet, salâtı ikâme, zekâtı edâ edinceye kadar nâs ile muhârebe etmek bana emrolundu. Onlar, bunları yapınca -müslümanlık hakkının muktezâsı (olan hudûd) müstesnâ- hakk-ı İslâm olmak üzere canlarını ve mallarını benim elimden kurtarırlar. (bâtınlarından dolayı olan) hesaplarına gelince o (hesâbı görmek) Allâh'a kalmıştır.|24

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Allah yolunda savaş;Allâh'a îman;Amellerin efdâli;cihat;Hacc-ı Mebrûr|AMELLERİN EN FAZÎLETLİSİNİ BEYÂNA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ|Ebû Hüreyre|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh sall'llâhu aleyhi ve sellem'e: "Amelin hangisi efdâldir?" diye sordular. "Allâha ve Resûlüne îmân." buyurdu. "Ondan sonra hangisi?" dediler. "Allah yolunda cihâd." buyurdu. "Ondan sonra da hangisi?" diye sordular. "Makbûl (olmuş, içine günah ve riyâ karışmamış) Hac." cevâbını verdi.|25

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Düşündüğünü açıkça söylemek;İman-İslâm|MASLAHATA BİNÂEN İYİLİK YAPMANIN MEŞRÛİYETİNE DÂİR SA'D İBN-İ EBÎ VAKKÂS HADÎSİ|Sa'd b. Ebî Vakkâs|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem (Müellefetü'l-Kulûb'dan) bir takım kimselere (dünyâlık) veriyordu. Bu, Sa'd da (orada) oturuyordu. Derken Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem içlerinden en ziyâde beğendiğim birini bıraktı. (Bir şey vermedi.) Bunun üzerine: "Yâ Resûlâ'llâh, filânı ne için bıraktın? Vallâhi onu ben mü'min biliyorum." dedim. "Öyle deme, Müslim (de.)" buyurdu. Bir müddet sustum. Nihâyet o adam hakkındaki ilmim bana galebe etti de (dayanamadım,) yine sözümü tekrâr ederek: "Filânı niçin mahrum bıraktın? Vallâhi onu ben, mü'min biliyorum." dedim. Yine "Öyle deme, müslim (de.)" buyurdu. Ben yine sustum. Lâkin o adam hakkındaki ilmim bana galabe etti. (Dayanamadım,) sözümü tekrâr ettim. Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem yine o sözü tekrâr ettikden sonra buyurdu ki: Ey Sa'd, bir adama, Allah onu yüzü koyu ateşe atmasın diye başkasını daha ziyâde sevdiğim halde atâ (ve ihsân) 'da bulunduğum olur.|26

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Kadınların kocasına karşı vazifeleri;Nankörlük|KADINDA KÜFRAN DUYGUSUNUN GÂLİP OLDUĞUNA DÂİR İBN-İ ABBÂS HADÎSİ|Abdullâh b. Abbâs|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Muhterem salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Bana Cehennem gösterildi. Bir de gördüm ki ehl-i Cehennem'in ekseri kadınlardır. Onlar küfrederler." (bunun üzerine): "(Yâ Resûlâ'llâh,) Allâh'a mı küfrederler?" diye soruldu. (Cevâben) buyurdu ki: Onlar kocalarına (karşı) küfrân ederler. İhsâna (karşı) küfrân ederler. Birisine dünyâ, dünyâ oldukça ihsân etsen de sonra senden (hoşuna gitmiyen) bir şey görse "Ben senden hiç bir hayır görmedim." der.|27

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Din kardeşliği|HER HANGİ BİR KİMSEYE KÖTÜ SÖZ SÖYLEMENİN NEHYİNE DÂİR EBÛ ZER HADÎSİ|Ebû Zerr-i Gıfârî|Şöyle demiştir: (Bir kere) bir adamla sövüştük de onu anasından dolayı ayıpladımdı. Nebiyy-i Mükerrem salla'llâhu aleyhi ve sellem bana buyurdu ki: Ey Ebû Zer, onu sen anasından dolayı mı ayıplıyorsun? (Demekki) sen, içinde (henüz) Câhiliyyet (ahlâkı) kalmış bir kimse imişsin. (Ondan sonra buyurdu ki:) Zîr-i destânınız, sizin öyle kardeşlerinizdir ki Allâhu Teâlâ onları sizin yed (mülk ve kudret) inize tevdî' etmiştir. Her kimin eli altında kardeşi bulunursa ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Onlara güçleri yetmiyecek (zahmetli) bir iş yüklemeyiniz. Şâyed yüklerseniz onlara yardım ediniz.|28

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Adam öldürmek|KATLİN VE KATLE TEŞEBBÜSÜN NEHYİNE DÂİR EBÛ BEKRE HADÎSİ|Ebû Bekre Nufey' b. Hâris|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'den işittim, "İki müslüman kılıçlariyle karşılaştıkları zaman kâtil de maktûl de Cehennem'dedir." buyuruyordu. "Yâ Resûlâ'llâh, kâtil böyle, ya maktûle ne oluyor?" diye sordum. "(Maktûl) arkadaşını öldürmeğe harîs idi de ondan." buyurdu.|29

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Şirk|LOKMAN SURESİNİN 31 NOLU ÂYET-İ KERÎMESİNİN SEBEB-İ NÜZÛLÜ|Abdullâh b. Mes'ûd|Şöyle demiştir: ... Âyet-i Kerîme'si nâzil olduğu zaman Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in Ashâb'ı "Hangimiz nefsine zulmetmemiştir?" dediler. Bunun üzerine ... Âyet-i Kerîme'is nâzil oldu.|30
    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Ahdi bozmak (ahde vefâsızlık);Emânete hıyânet;Münâfığın alâmetleri;Verdiği sözü tutmamak;Yalancılar|MÜNÂFIK'IN ALÂMETLERİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE VE ABDULLÂH İBN-İ AMR HADÎSLERİ|Ebû Hüreyre|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Muhterem salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Münâfık'ın alâmetleri üçtür. Söz söylerken yalan söyler. Va'd ettiği vakit sözünde durmaz. Kendisine bir şey emniyet edildiği zaman hıyânet eder.|31

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Ahdi bozmak (ahde vefâsızlık);Emânete hıyânet;Husumet;Münâfığın alâmetleri;Verdiği sözü tutmamak;Yalancılar|MÜNÂFIK'IN ALÂMETLERİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE VE ABDULLÂH İBN-İ AMR HADÎSLERİ|Abdullâh b. Amr b. Âs|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Mükerrem salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Dört şey, her kimde bulunursa hâlis münâfık olur. Her kimde bunların bir parçası bulunursa onu bırakıncaya kadar kendisinde münâfıklıkdan bir haslet kalmış olur. (Bunlar da) kendisine bir şey emniyet edildiği zaman hıyânet etmek, söz söylerken yalan söylemek, ahdettiğinde ahdini tutmamak, husûmet (iddiâ ve mürâfaa) zamânında da hakdan ayrılmaktır.|32

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Kadir gecesi|KADİR GECESİ'NİN FAZÎLETİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ|Ebû Hüreyre|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Îmânından dolayı ve (yalnız Allâh'dan ecrini umarak) li-vechi'llâh her kim Kadir Gecesi'ni tâatla geçirirse geçmiş günahları mağfûr olur.|33


  3. 02.Ocak.2012, 11:07
    2
    Moderatör



    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN - Hadislerle iman
    BUHARİDEN

    |İslâm esasları;Oruç;Zekât|"İSLÂM BEŞ ŞEY ÜZERİNE BİNÂ OLUNMUŞTUR" HADÎSİ|Abdullâh b. Ömer|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: İslâm beş şey üzerine binâ olunmuştur: Allâh'dan başka ilâl olmadığına ve Muhammed'in (salla'llâhu aleyhi ve sellem) Allâh'ın Resûlü olduğuna Şahâdet etmek, Namaz kılmak, Zekât vermek, Haccetmek, Ramazan orucunu tutmak.|8
    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Hayâ|ÎMÂNIN ŞU'BELERİ|Ebû Hüreyre|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Muhterem salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Îmân altmış bu kadar şu'bedir. Hayâ da îmânın bir şu'besidir.|9

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Gerçek müslüman;Muhâcir|PEYGAMBER (S.A. VE S.) İN MÜSLÜMAN VE MUHÂCİR'İ TÂRİFLERİ|Abdullâh b. Amr b. Âs|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Muhterem salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Müslüman, dilinden, elinden müslümanlar selâmette kalan kimsedir. Muhâcir de Allâh'ın nehyettiğini terkedendir.|10
    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Gerçek müslüman|MÜSLÜMANLARIN HANGİSİ EFDALDİR|Ebû Mûsâ el-Eş'arî|Şöyle demiştir: "Yâ Resûlâ'llâh, müslümanların hangisi efdaldir?" diye suâl ettiler. "Müslümanlar; dilinden elinden selâmette kalandır." cevâbını verdiler.|11

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Gerçek müslüman;Selâmlaşmak;Yoksulları doyurmak|İSLÂM'IN EMRETTİĞİ HASLETLERİN EN HAYIRLISININ HANGİSİ OLDUĞU|Abdullâh b. Amr b. Âs|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'e biri: "İslâm'ın en hayırlısı hangisidir?" diye sordu. "İt'âm-ı taâm etmen ve tanıdığına, tanımadığına selâm vermendir." cevâbını verdiler.|12

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|İlk vahyin gelişi;Kendi istediğini başkaları için de istemek|İSLÂM'IN EMRETTİĞİ HASLETLERİN EN HAYIRLISININ HANGİSİ OLDUĞU;(KÂMİL) ÎMÂNIN ŞARTLARI|Enes b. Mâlik|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Muhterem salla'llâhu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki: Hiç biriniz, kendiniz için arzu ettiğiniz kardeşiniz için de arzu etmedikce îmân etmiş olmaz.|13

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Hz. Peygamber'i sevmek|PEYGAMBER (S.A. VE S.) E SEVGİ|Ebû Hüreyre|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Nefsim yed-i kudretinde olan Allâhu Zü'l-Celâl'e kasem ederim ki hiç biriniz ben ona pederinden de, evlâdından da daha sevgili olmadıkca îmân etmiş olmaz.|14

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Hz. Peygamber'i sevmek|PEYGAMBER (S.A. VE S.) E SEVGİ|Enes b. Mâlik|Enes radiya'llâhu anh'den de bâlâdaki hadîs-i şerîf rivâyet edilmiş olup şu kadar ki sonunda "Pederinden, evlâdından ve bütün halkdan daha sevgili" ziyâdesi vardır.|15

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Allah için sevmek;Allah sevgisi;Hz. Peygamber'i sevmek;Küfre dönmemek|HALÂVET-İ ÎMÂNI TATMANIN YOLLARI|Enes b. Mâlik|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Mükerrem salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Kimde üç şey bulunursa halâvet-i îmânı tatmış olur. Allâh ile Resûlu'llâh kendisine mâadâlarından daha sevgili olmak; bir kimseyi sevmek, fakat yalnız Allâh için sevmek; (Allâh, onu küfürden kurtardıktan sonra) yine küfre dönmekten ateşe atılacakmışcasına hoşlanmamak.|16

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Ensârı sevmek|(KÂMİL) ÎMÂN İLE NİFÂKIN ALÂMETLERİ|Enes b. Mâlik|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Mükerrem salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: (Kâmil) îmânın alâmeti Ensâr'a mehabbet, nifâkın alâmeti de Ensâr'a buğzetmektir.|17

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Allâh'a şirk koşmamak;Bî'at;Çocukları diri diri gömmek;Hırsızlık;İftira etmek;İsyan;Zinâ|AKABE-İ ÛLÂ (BİRİNCİ AKABE) BÎATI;RESÛLULLÂH (S.A. VE S.), ASHÂBINA, YAPABİLECEKLERİ AMELLERİ EMREDERDİ|Ubâde b. es-Sâmit|(Akabe-i ûlâ gecesinde bîat eden ve on iki nakîbin biri bulunan) Ubâde b. es-Sâmit (el-Ensârî el-Bedrî) radiya'llâhu anh'den: Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem, etrâfında Ashâbından bir cemâat mevcûd olduğu halde buyurdu ki: "Allâh'a (ibâdette) hiçbir şeyi şerîk etmemek, sirkat etmemek, zinâ eylememek, evlâdınızı öldürmemek, kendiliğinizden uyduracağınız hiçbir yalanla (kimseyi) büthân etmemek, hiçbir (emr-i) ma'rûfda isyân etmemek üzere bana bîat ediniz (yâni benimle ahdediniz.) İçinizden sözünde duran olursa ecri (ve mükâfâtı) Allâh'ın zimmet-i fazl u keremindedir. Bu dediklerimden birini yapıp da ondan dolayı dünyâda düçâr-ı ıkâb olursa bu ıkâb ona keffârettir. Bunlardan birini yapıp da yaptığı fi'li Allâhu Teâlâ setrederse işi Allâh'a kalır: İsterse onu afv, dilerse onu ıkâb eder." Biz de bu şart üzere ona (yâni Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'e) bîat ettik.|18

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Fitneden kaçmak|RESÛLULLÂH (S.A. VE S.), ASHÂBINA, YAPABİLECEKLERİ AMELLERİ EMREDERDİ|Ebû Saîd-i Hudrî|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Çok sürmez (öyle fenâlıklar tahaddüs edecek ki) bir Müslümanın en hayırlı malı -kendi dînini fitnelerden selâmete çıkarmak için- dağ başlarında gezdirip (birikmiş) yağmur suyu başlarında güttüğü davarlar (dan ibâret) olacaktır.|19

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN||RESÛLULLÂH (S.A. VE S.), ASHÂBINA, YAPABİLECEKLERİ AMELLERİ EMREDERDİ|Ümmü'l-mü'minîn Âişe|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem Ashâbına emrettiği zaman (dâimâ) ellerinden gelebilecek amelleri emrederdi. (O zaman Ashâb-ı Kirâm'ı): "Yâ Resûlâ'llâh, biz Senin gibi değiliz. Allâhu Teâlâ Senin olmuş ve olacak günahlarına meydan vermemiştir." derlerdi de (âsâr-ı) gazab vech-i mübârekinde belirecek kadar kızar ve ondan sonra da: "En ziyâde sâhib-i takvânız, Allâh'ı en çok bileniniz şüphesiz ki benim." buyururlardı.|20

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN||MÜ'MİNİN EBEDİYYEN CEHENNEM'DE KALMIYACAĞINA DÂİR EBÛ SAÎD HADÎSİ|Ebû Saîd-i Hudrî|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Mükerrem salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Ehl-i Cennet Cennet'e, ehl-i Dûzah Dûzah'a girdikten sonra Allâhu Teâlâ Azze ve Celle: "Kimin kalbinde bir hardal tânesi ağırlığınca îmân varsa (ateşden) çıkarınız." diye ferman buyuracaktır. Bunun üzerine (bu gibiler) simsiyah kesilmiş oldukları halde çıkarılıp Nehr-i hayât (yâhud Nehr-i hayâ, yâhud da Nehr-i hayâ') içine atılacaklar ve (orada) sel uğrağında kalan yabânî reyhan tohumları nasıl (sür'atle) biterse öylece biteceklerdir. Görmezmisin, bunlar (ne güzel) sapsarı olarak (ve iki tarafına) salınarak sürer?|21

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Rüyâ|PEYGAMBER (S.A. VE S.) İN "...HAYÂ ÎMANDANDIR." HADÎSİ|Ebû Saîd-i Hudrî|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Uyuduğum esnâda gördüm ki halk bana arzolunuyordu. Üstlerinde gömlekler vardı. Bu gömleklerin kimi memelere varıyor, kimi daha kısa idi. Ömer b. el-Hattâb da bana arzolundu. Üstünde (eteklerini yerde) sürüdüğü bir gömlek vardı. "Yâ Resûlâ'llâh, bunu ne ile te'vîl (yâni ta'bîr) ettin?" diye sordular. "Dîn ile." cevâbını verdi.|22
    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Hayâ|PEYGAMBER (S.A. VE S.) İN "...HAYÂ ÎMANDANDIR." HADÎSİ|Abdullâh b. Ömer|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem (bir gün) Ensâr'dan bir kimsenin yanından geçiyordu. Ensârî, kardeşini hayâdan menediyordu. Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem: "Ona ilişme. Hayâ îmândandır." buyurdu.|23

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Zekât|EHL-İ KÜFÜR İLE, KÜFÜRLERİNDEN DÖNÜNCEYE KADAR, MUHÂREBE ETMENİN FARZİYETİNE DÂİR ABDULLÂH İBN-İ ÖMER HADÎSİ|Abdullâh b. Ömer|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Allâh'dan başka hak İlâh olmadığına ve Muhammed'in Resûlu'llâh olduğuna (zâhirde) şahâdet, salâtı ikâme, zekâtı edâ edinceye kadar nâs ile muhârebe etmek bana emrolundu. Onlar, bunları yapınca -müslümanlık hakkının muktezâsı (olan hudûd) müstesnâ- hakk-ı İslâm olmak üzere canlarını ve mallarını benim elimden kurtarırlar. (bâtınlarından dolayı olan) hesaplarına gelince o (hesâbı görmek) Allâh'a kalmıştır.|24

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Allah yolunda savaş;Allâh'a îman;Amellerin efdâli;cihat;Hacc-ı Mebrûr|AMELLERİN EN FAZÎLETLİSİNİ BEYÂNA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ|Ebû Hüreyre|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh sall'llâhu aleyhi ve sellem'e: "Amelin hangisi efdâldir?" diye sordular. "Allâha ve Resûlüne îmân." buyurdu. "Ondan sonra hangisi?" dediler. "Allah yolunda cihâd." buyurdu. "Ondan sonra da hangisi?" diye sordular. "Makbûl (olmuş, içine günah ve riyâ karışmamış) Hac." cevâbını verdi.|25

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Düşündüğünü açıkça söylemek;İman-İslâm|MASLAHATA BİNÂEN İYİLİK YAPMANIN MEŞRÛİYETİNE DÂİR SA'D İBN-İ EBÎ VAKKÂS HADÎSİ|Sa'd b. Ebî Vakkâs|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem (Müellefetü'l-Kulûb'dan) bir takım kimselere (dünyâlık) veriyordu. Bu, Sa'd da (orada) oturuyordu. Derken Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem içlerinden en ziyâde beğendiğim birini bıraktı. (Bir şey vermedi.) Bunun üzerine: "Yâ Resûlâ'llâh, filânı ne için bıraktın? Vallâhi onu ben mü'min biliyorum." dedim. "Öyle deme, Müslim (de.)" buyurdu. Bir müddet sustum. Nihâyet o adam hakkındaki ilmim bana galebe etti de (dayanamadım,) yine sözümü tekrâr ederek: "Filânı niçin mahrum bıraktın? Vallâhi onu ben, mü'min biliyorum." dedim. Yine "Öyle deme, müslim (de.)" buyurdu. Ben yine sustum. Lâkin o adam hakkındaki ilmim bana galabe etti. (Dayanamadım,) sözümü tekrâr ettim. Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem yine o sözü tekrâr ettikden sonra buyurdu ki: Ey Sa'd, bir adama, Allah onu yüzü koyu ateşe atmasın diye başkasını daha ziyâde sevdiğim halde atâ (ve ihsân) 'da bulunduğum olur.|26

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Kadınların kocasına karşı vazifeleri;Nankörlük|KADINDA KÜFRAN DUYGUSUNUN GÂLİP OLDUĞUNA DÂİR İBN-İ ABBÂS HADÎSİ|Abdullâh b. Abbâs|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Muhterem salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Bana Cehennem gösterildi. Bir de gördüm ki ehl-i Cehennem'in ekseri kadınlardır. Onlar küfrederler." (bunun üzerine): "(Yâ Resûlâ'llâh,) Allâh'a mı küfrederler?" diye soruldu. (Cevâben) buyurdu ki: Onlar kocalarına (karşı) küfrân ederler. İhsâna (karşı) küfrân ederler. Birisine dünyâ, dünyâ oldukça ihsân etsen de sonra senden (hoşuna gitmiyen) bir şey görse "Ben senden hiç bir hayır görmedim." der.|27

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Din kardeşliği|HER HANGİ BİR KİMSEYE KÖTÜ SÖZ SÖYLEMENİN NEHYİNE DÂİR EBÛ ZER HADÎSİ|Ebû Zerr-i Gıfârî|Şöyle demiştir: (Bir kere) bir adamla sövüştük de onu anasından dolayı ayıpladımdı. Nebiyy-i Mükerrem salla'llâhu aleyhi ve sellem bana buyurdu ki: Ey Ebû Zer, onu sen anasından dolayı mı ayıplıyorsun? (Demekki) sen, içinde (henüz) Câhiliyyet (ahlâkı) kalmış bir kimse imişsin. (Ondan sonra buyurdu ki:) Zîr-i destânınız, sizin öyle kardeşlerinizdir ki Allâhu Teâlâ onları sizin yed (mülk ve kudret) inize tevdî' etmiştir. Her kimin eli altında kardeşi bulunursa ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Onlara güçleri yetmiyecek (zahmetli) bir iş yüklemeyiniz. Şâyed yüklerseniz onlara yardım ediniz.|28

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Adam öldürmek|KATLİN VE KATLE TEŞEBBÜSÜN NEHYİNE DÂİR EBÛ BEKRE HADÎSİ|Ebû Bekre Nufey' b. Hâris|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'den işittim, "İki müslüman kılıçlariyle karşılaştıkları zaman kâtil de maktûl de Cehennem'dedir." buyuruyordu. "Yâ Resûlâ'llâh, kâtil böyle, ya maktûle ne oluyor?" diye sordum. "(Maktûl) arkadaşını öldürmeğe harîs idi de ondan." buyurdu.|29

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Şirk|LOKMAN SURESİNİN 31 NOLU ÂYET-İ KERÎMESİNİN SEBEB-İ NÜZÛLÜ|Abdullâh b. Mes'ûd|Şöyle demiştir: ... Âyet-i Kerîme'si nâzil olduğu zaman Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in Ashâb'ı "Hangimiz nefsine zulmetmemiştir?" dediler. Bunun üzerine ... Âyet-i Kerîme'is nâzil oldu.|30
    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Ahdi bozmak (ahde vefâsızlık);Emânete hıyânet;Münâfığın alâmetleri;Verdiği sözü tutmamak;Yalancılar|MÜNÂFIK'IN ALÂMETLERİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE VE ABDULLÂH İBN-İ AMR HADÎSLERİ|Ebû Hüreyre|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Muhterem salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Münâfık'ın alâmetleri üçtür. Söz söylerken yalan söyler. Va'd ettiği vakit sözünde durmaz. Kendisine bir şey emniyet edildiği zaman hıyânet eder.|31

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Ahdi bozmak (ahde vefâsızlık);Emânete hıyânet;Husumet;Münâfığın alâmetleri;Verdiği sözü tutmamak;Yalancılar|MÜNÂFIK'IN ALÂMETLERİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE VE ABDULLÂH İBN-İ AMR HADÎSLERİ|Abdullâh b. Amr b. Âs|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Mükerrem salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Dört şey, her kimde bulunursa hâlis münâfık olur. Her kimde bunların bir parçası bulunursa onu bırakıncaya kadar kendisinde münâfıklıkdan bir haslet kalmış olur. (Bunlar da) kendisine bir şey emniyet edildiği zaman hıyânet etmek, söz söylerken yalan söylemek, ahdettiğinde ahdini tutmamak, husûmet (iddiâ ve mürâfaa) zamânında da hakdan ayrılmaktır.|32

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Kadir gecesi|KADİR GECESİ'NİN FAZÎLETİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ|Ebû Hüreyre|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Îmânından dolayı ve (yalnız Allâh'dan ecrini umarak) li-vechi'llâh her kim Kadir Gecesi'ni tâatla geçirirse geçmiş günahları mağfûr olur.|33


  4. 02.Ocak.2012, 11:08
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,670
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Hadislere iman hakkında bilgi

    iman ile ilgili buharide geçen hadisler 2

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN||CİHÂD'IN FAZÎLETİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ|Ebû Hüreyre|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Allâhu Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri kendi yolunda (cihâda) çıkan kimseye: "Onu (evinden) çıkaran şey yalnız bana îmân ve Peygamberlerimi tasdîk ise nâil olduğu ecir veya ganîmetle (sâlimen yurduna) geri getireyim, yâhud da Cennet'e ithâl edeyim." diye tekeffül etmiştir. Ümmetime meşakkate bâis olacağını bilmesem hiç bir seriyye (yâni cihad müfrezesine refâkat etmek) den geri kalmazdım. Allah bilir ki Allah yolunda katlolunup dirilmeyi, ondan sonra katlolunup dirilmeyi, ondan sonra katlolunmayı ne kadar isterdim!|34

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Ramazan ibâdeti|RAMAZAN'IN FAZÎLETİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSLERİ|Ebû Hüreyre|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Her kim Ramazan'da îmânı sebebiyle ve (ecrini yalnız Allah'dan umarak) li-vechi'llâh (Terâvih ve sâire gibi) namaz kılarsa geçmiş günahları mağfûr olur.|35

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Oruç|RAMAZAN'IN FAZÎLETİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSLERİ|Ebû Hüreyre|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Her kim Ramazan orucunu îmânı sebebiyle ve (yalnız Fazl-ı İlâhî'yi umarak) li-vechi'llâh tutarsa geçmiş günahları mağfûr olur.|36

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Îtidâlli hareket;Kolaylık göstermek|İSLÂM KOLAYLIK DÎNİDİR|Ebû Hüreyre|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Muhterem salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Bu din (ayni) yüsürdür. Hiçbir kimse yoktur ki (bu) din hususunda (amellerim eksiksiz olsun diye) kendini zorlasın da din, ona galebe etmesin (ve ezilip büsbütün amelden kesilmesin). Öyle olunca ortalama gidin. (Matlûbunuz olan ameli tamam îfâ edemediğiniz vakit de O'na şükretmekle kanâat ediniz. Böyle yaparsanız) size müjde olsun (amelin azına da pek çok ecir verilir.) (Yola çıkarken) sabah, akşam seferinden, biraz da gece yürüyüşünden istiâne ed(iniz de kendinizi yokmay)iniz.|37

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Ehl-i kitap;Kıble|KIBLENİN TAHVÎLİ HAKKINDA BERÂ' HADÎSİ|Berâ' b. Âzib|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Mükerrem salla'llâhu aleyhi ve sellem Medîne'ye ilk teşrîfinde Ensâr'dan olan ecdâd (ı, yâhud diğer lâfza göre dayıları yurd) ına misâfir oldu ve on altı, on yedi ay Beytü'l-Makdi'se doğru namaz kıldı. Halbuki kıblesinin Beytü'l-Harâm'a doğru olmasını arzu ederdi. (Kâ'be'ye müteveccihen) ilk kıldığı namaz İkindi namazı olmuştu. Bir cemâat de onunla birlikte kıldılar. Ondan sonra birlikde namaz kılanlardan biri (namazdan) çıktı. Mescidin birinde bulunan bir cemâate namazdalar iken yolu uğradı. (onlara): "Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Mekke'ye doğru namaz kıldığıma Allah için şahâdet ederim." deyince (namazlarını bozmadan) oldukları gibi Beyt-i Şerîf'e döndüler. Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem Beyt-i Makdis'e doğru namaz kıldıkları sırada Yahûdîlerle (diğer) Ehl-i Kitâb ondan hoşlanırlardı. Beyt-i Şerîfe doğru yüzünü döndürünce bu fi'lini beğenmediler. -Berâ' b. Âzib radiya'llâhu anh bu hadîsinde diyor ki: Kıble tahvîl edilmeden evvel (ilk) kıbleye doğru (namaz kılarak) vefât etmiş, katlolunmuş kimseler de vardı. Bunlar hakkında nasıl bir hüküm vereceğimizi bilemedik.|38

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Güzel ahlâk;İyiliğin mükâfâtı|MÜSLÜMAN OLMANIN, KÜFÜR HÂLİNDE İŞLENEN GÜNAHLARI GİDERECEĞİNE DÂİR EBÛ SAÎD HADÎSİ|Ebû Saîd-i Hudrî|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'den işittim, buyurdu ki: Bir kul Müslüman olursa, İslâm'ı sağlama olursa Allâhu Teâlâ (Hazretleri) evvelce kendisinden sâdır olmuş her seyyiesini tekfîr eder (yâni örter). Ondan sonra sıra kısâsa (yâni mükâfât ve mücâzâta) gelir: Bir hasene ondan yedi yüz kat büyük hasene ile, bir seyyie ise (yalnız kendi) misli (derecesinde mücâzât) ile karşılanır. Meğer ki o seyyieyi Allah affede.|39

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Tâatte devam|AMELİN -AZ DA OLSA- DEVAMLI OLANININ FAZÎLETİNE DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ|Ümmü'l-mü'minîn Âişe|Şöyle demiştir: Yanımda bir kadın varken Nebiyy-i Mükerrem salla'llâhu aleyhi ve sellem hücreme girdi. "Bu kadın kimdir?" diye sordu. "Filâncadır." dedim. Ve kıldığı namaz(lar)ı anlatmağa başladım. Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem ise "(Bu sözü) bırak. (Dâimâ) elinizden gelecek şeyleri yapınız. Yoksa Allâh hakkı için siz usanmadıkca Allah usanmaz." buyurdu. Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in en ziyâde sevdiği din (yâni tâat), sâhibi tarafından devâm üzere yapılanlar idi.|40

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|İman-İslâm|ÎMÂNIN ZİYÂDE VE NOKSAN KABÛL ETTİĞİNE VE MÜ'MİNİNİN CEHENNEMDE EBEDİYYEN KALMIYACAĞINA DÂİR ENES HADÎSİ|Enes b. Mâlik|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Muhterem salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Lâ İlâhe İllâ'llâh deyib de kalbinde bir arpa ağırlığınca hayır (yâni îmân) bulunan kimse Cehennem'den çıkacaktır. Lâ İlâhe İllâ'llâh deyib de kalbinde bir buğday ağırlığınca hayır (yâni îmân) bulunan kimse Cehennem'den çıkacaktır. Lâ İlâhe İllâ'llâh deyip de kalbinde bir zerre ağırlığınca hayır (yâni îmân) bulunan kimse Cehennem'den çıkacaktır.|41

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN||MAİDE ÜÇ NOLU ÂYET-İ CELÎLESİNİN SEBEB-İ NÜZÛLÜ HAKKINDA HAZRET-İ ÖMER HADÎSİ|Ömer b. el-Hattâb|Şöyle demiştir: Tâife-i Yehûddan bir kimse ona: "Yâ Emîre'l-Mü'minîn, sizin Kitâbınızda okumakda olduğunuz bir âyet var ki biz Yahûdîlere nâzil olmuş olaydı yevm-i nüzûlünü bayram ederdik." demiş. (Ömer radiya'llâhu anh.): "Hangi âyettir o?" diye sormuş. (Yahûdî) ... cevâbını vermiş. (Bunun üzerine) Ömer (radiyallahu anh) demiş ki biz, bu Âyet-i Kerîme'nin nâzil olduğu günü de yeri de (hakkıyle) biliyor (,kıymetini takdîr ediyor)uz. (Bu Âyet-i Kerîme) Nebiyy-i Mükerrem salla'llâhu aleyhi ve sellem'e bir cum'a günü Arefe'de (vakfede) kâim iken nâzil olmuştur.|42

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Farzları edâ;İslâm esasları;Nâfile ibâdet;Namaz kılmak;Oruç;Zekât|İSLÂM'IN TEMELLERİNİ BİLDİREN TALHA HADÎSİ|Talha b. Ubeydi'llâh|Şöyle demiştir: Necid ahâlîsinden saçı, darmadağın (fakîr) bir kimse (huzûr-ı) Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'e geldi. Uzaktan sesini karmakarışık duyuyor, fakat ne söylediğini anlamıyorduk. Nihâyet yaklaştı. Meğer İslâm'ın ne olduğunu soruyormuş. (Bu suâline karşı) Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem: "Bir gün, bir gece içinde beş namaz." buyurdu. (Adamcağız): "Üzerimde bu namazlardan başkası da olacak mı?" diye sordu. "Hayır, meğer ki tatavvu' edersin (yâni kendiliğinden kılasın.)" cevâbını verdi. Ondan sonra Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem: "Bir de Ramazan orucu." buyurdu. (Adamcağız yine): "Üzerimde bundan başkası da olacak mı?" diye sordu. O da : "Hayır. Meğer ki tatavvu' edesin." cevâbını verdi. -Talha radiya'llâhu anh der ki: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem, zekâtı da ona söyledi. (Adamcağız, yine): "Üzerimde bundan başkası da olacak mı?" diye sordu. yine Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem: "Hayır, meğer ki tatavvu' edesin." cevâbını verdi. Bunun üzerine (Necid'li fakîr): "Vallâhi bundan ne artık, ne eksik bir şey yapacak değilim." diyerek ve arkasını dönerek gitti. (Bunu duyunca) Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem: "Eğer doğru söylüyorsa felâh buldu gitti." buyurdu.|43

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Cenâze namazı;Cenâzeye gitmek|CENÂZE TÖRENİNE KATILMANIN VE NAMAZINI KILMANIN FAZÎLETİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ|Ebû Hüreyre|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Her kim îmânı sebebiyle ve (ecrini yalnız Allah'dan umarak) li-vechi'llâh bir müslümân cenâzesi arkasından gider ve üzerine namaz kılıp defninden ferâgat edilinceye kadar berâber bulunursa iki kîrât ecir ile döner ki kîrâtların her biri Uhud (dağı) gibidir, her kim o cenâze üzerine namaz kılar da defnolunmadan evvel dönerse (yalnız) bir kîrât ecir ile dönmüş olur.|44

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Adam öldürmek;Müslümana söğmek|MÜSLÜMANA SÖVMENİN VE ONUNLA DÖĞÜŞMENİN NEHYİNE DÂİR ABDULLÂH İBN-İ MES'ÛD HADÎSİ|Abdullâh b. Mes'ûd|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Muhterem salla'llâhu aleyhi ve sellem: "Müslümana sövmek fısk, onunla kıtâl etmek küfürdür." buyurdu.|45
    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Kadir gecesi;Nizâ (anlaşmazlık)|KADİR GECESİ'Nİ RAMAZAN'IN YİRMİSİNDEN SONRAKİ GECELERDE ARAMAK|Ubâde b. es-Sâmit|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem, Kadir Gecesi'ni haber vermek üzere (Hâne-i Saâdetinden) çıktı. Derken Müslümanlardan iki kişi kavga ettiler. Buyurdular ki: Ben, size Kadir Gecesi'ni haber vermek üzere çıkmıştım. Filân ile filân kavga ettiler de (ona dâir olan bilgi) ref' olundu. İhtimâlki de hakkınzda bu daha hayırlıdır. Artık siz, Kadir Gecesi'ni (yirmiden sonraki) yedinci veya dokuzuncu veya beşinci gecelerde arayınız.|46

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Allâh'a şirk koşmamak;İhsan;İman-İslâm;Kıyâmet alâmetleri;Rü'yetullah;Zekât|HALKA DİNLERİNİ ÖĞRETMEK İÇİN GELEN CİBRÎL İLE PEYGAMBER ALEYHİ'S-SELÂM'IN KONUŞMASI (İHSÂN HADÎSİ)|Ebû Hüreyre|Şöyle demiştir: Bir gün Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem açıkta oturuyordu. (yanına) biri gelip: "Îmân nedir?" diye sordu. "Îmân; Allâha, Meleklerine, Allâh'a mülâkî olmağa (yâni Rü'yetu'llâh'a), Peygamberlerine inanmak, kezâlik (öldükten sonra) dirilmeğe inanmaktır." cevâbını verdi. "Ya İslâm nedir?" dedi. "İslâm; Allâh'a ibâdet edip (hiçbir şeyi) O'na şerîk ittihâz etmemek, namazı ikâme ve farz edilmiş zekâtı edâ etmek, Ramazanda da oruç tutmaktır." buyurdu. (Ondan sonra) "Ya ihsân nedir?" diye sordu. "Allâh'a sanki görüyormuş gibi ibâdet etmendir. Eğer sen, Allâh'ı görmüyorsan şüphesiz O, seni görür." buyurdu. "Kıyâmet ne zaman?" dedi. (Bunun üzerine) buyurdu ki: "Bu mes'elede sorulan, sorandan daha âlim değildir. (Şu kadar var ki Kıyâmet'den evvel zuhûr edecek) alâmetlerini sana haber vereyim: Ne zaman (satılmış) câriye, sâhibini (yâni efendisini) doğurur, kim idikleri belirsiz deve çobanları (yüksek) binâ kurmakta birbiriyle yarışa çıkarlarsa (Kıyâmet'den evvelki alâmetler görünmüş olur. Kıyâmet'in vakti) Allâh'dan başka kimsenin bilmediği beş şeyden biridir." Ondan sonra Nebiyy-i Muhterem salla'llâhu aleyhi ve sellem ... Âyet-i Kerîme'sini tilâvet buyurdu. Sonra (gelen adam) arkasını döndü (gitti). Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem "Onu çevirin." diye emrettiyse de izini bulamadılar. Bunun üzerine buyurdu ki işte bu, Cibrîl (aleyhi's-selâm)dir. Halka dinlerini öğretmek için geldi.|47

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Şüpheli şeylerden kaçınmak|ŞÜPHELİ ŞEYLERDEN KAÇINMAĞI TERGÎB EDEN NU'MÂN İBN-İ BEŞÎR HADÎSİ|Nu'mân b. Beşîr|Şöyle demiştir: (kulağımla) işittim, Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Helâl belli, harâm da bellidir. İkisi arasında da (helâl mi, harâm mı belli olmayan bir takım) şüpheli şeyler vardır ki çok kimseler onları bilmezler. Şüpheli şeylerden her kim sakınırsa ırzını (yâni haysiyetini) da, dînini de kurtarmış olur. Her kim şüpheli şeylere dalarsa (içine girmek yasak olan beylik) koru etrâfında (davarlarını) otlatan bir çoban gibi çok sürmez içeriye dalabilir. Haberiniz olsun, her Pâdişâhın (kendine mahsûs) bir korusu olur. Gözünüzü açın, Allâh'ın yeryüzündeki korusu da harâm ettiği şeylerdir. Âgâh olunuz, cismin içinde bir lokmacık et (parçası) vardır ki iyi olursa bütün cesed iyi olur, bozuk olursa bütün cesed bozulur. İşte o (et parçası) kalbdir.|48
    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Allâh'a îman;Elçilik;Hz. Peygamber'e gelen elçiler;İçki;Zekât|NİYYET HADÎSİ|Abdullâh b. Abbâs|Şöyle demiştir: Abdü'l-Kays Vefd'i (Bahreyn taralarından) Nebiyy-i Muhterem salla'llâhu aleyhi ve sellem'in huzûruna geldikleri zaman: "Siz kimlerdensizin?" yâhud "Nerenin vefdisiniz?" diye sordu. "Biz Rebîa (kabâilin) danız." dediler. "Hoş geldiniz. (Allâh sizi) utandırmasın, pişmân etmesin." buyurdu. Bunun üzerine "Yâ Resûlâ'llâh, biz sana yalnız şehr-i Harâm'da gelebiliriz. (Bilirsin ki) aramızda kâfir olan (kabâil-i) Mudar'dan şu cemâat vardır. O halde bize kesdirme bir şey emret de geride kalanlarımıza haber verelim, o sebeple de Cennet'e girelim." dediler. (Nebî aleyhi's-salâtü ve's-selâm'a) içkileri (yâhud içki kaplarını) de sordular. (Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem) onlara dört şey emretti, dört şeyden de nehyetti. Onlara yalnız Allâh'a îmân ile emrettikten sonra "Bilirmisiniz yalnız Allâh'a îmân etmek ne demektir?" diye sordu. "Allâh ve Resûlü a'lemdir." dediler. "Allâh'dan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Resûlu'llâh olduğuna şahâdet, Namaz'ı ikâme, Zekât'ı edâ etmek, Ramazan orucunu tutmak, ganîmetin humsunu vermektir." buyurdu. Kezâlik onları (dört şeyden, yâni) hantem, dubbâ', nakîr, müzeffet (denilen kaplara hurma, yâhud üzüm şırası koymak)den nehyetti. (İbn-i Abbâs radiya'llâhu anhümâ'nın) müzeffet yerine mukayyer dediği de mervîdir.|49
    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Âile nafakası;Hicret;Niyet|NİYYET HADÎSİ|Ömer b. el-Hattâb|... hadîs-i şerîfi rivâyet olunuyor ki kitabın evvelinde zikrolundu. Ancak burada ... dan sonra ... ziyâdesi vardır. Hadîs'in bakiyyesi bu ziyâdeden sonra serdedilmiştir ki ziyâdenin ma'nâ-yı şerîfi: "Her kimin hicreti Allâh'a ve Resûlüne müteveccih ise hicreti, Allâh'a ve Resûlüne müntehîdir." olmuş olur.|50
    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN||ÇOLUK ÇOCUĞUNUN GEÇİMİNİ SAĞLAMAK İÇİN ÇALIŞMANIN FAZÎLETİ HAKKINDA EBÛ MES'ÛD HADÎSİ|Ebû Mes'ûd Ukbe İbn-i Amr|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Mükerrem salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Bir kimse, ıyâline li-vechi'llâh (yâni ecrini yalnız Allah'dan umarak) infâk etse bu nafakası kendisi için (sevâbca) sadaka (gibi) olur.|51
    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Namaz kılmak;Nasîhat;Zekât|DÎNİN NASÎHATTAN İBÂRET BULUNDUĞUNA DÂİR CERÎR HADÎSLERİ|Cerîr b. Abdullâh el-Becelî|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'e namazı ikâme etmek, zekât vermek, her müslümana hayırhâh (ve gıl ve ğışden âzâde) olmak üzere bîat ettim.|52
    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Bî'at;Nasîhat|DÎNİN NASÎHATTAN İBÂRET BULUNDUĞUNA DÂİR CERÎR HADÎSLERİ|Cerîr b. Abdullâh el-Becelî|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'e gelip: "(Yâ Resûlâ'llâh), Sana Müslümân olmak üzere bîat edeceğim." dedim. Şart ettiği şeyler meyânında her Müslümân'a hayırhâh (ve gıll ü ğışdan âzâde) olmağı da şart etti. Ben de bu şart üzerine bîat ettim.|53


  5. 02.Ocak.2012, 11:08
    3
    Moderatör
    iman ile ilgili buharide geçen hadisler 2

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN||CİHÂD'IN FAZÎLETİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ|Ebû Hüreyre|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Allâhu Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri kendi yolunda (cihâda) çıkan kimseye: "Onu (evinden) çıkaran şey yalnız bana îmân ve Peygamberlerimi tasdîk ise nâil olduğu ecir veya ganîmetle (sâlimen yurduna) geri getireyim, yâhud da Cennet'e ithâl edeyim." diye tekeffül etmiştir. Ümmetime meşakkate bâis olacağını bilmesem hiç bir seriyye (yâni cihad müfrezesine refâkat etmek) den geri kalmazdım. Allah bilir ki Allah yolunda katlolunup dirilmeyi, ondan sonra katlolunup dirilmeyi, ondan sonra katlolunmayı ne kadar isterdim!|34

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Ramazan ibâdeti|RAMAZAN'IN FAZÎLETİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSLERİ|Ebû Hüreyre|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Her kim Ramazan'da îmânı sebebiyle ve (ecrini yalnız Allah'dan umarak) li-vechi'llâh (Terâvih ve sâire gibi) namaz kılarsa geçmiş günahları mağfûr olur.|35

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Oruç|RAMAZAN'IN FAZÎLETİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSLERİ|Ebû Hüreyre|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Her kim Ramazan orucunu îmânı sebebiyle ve (yalnız Fazl-ı İlâhî'yi umarak) li-vechi'llâh tutarsa geçmiş günahları mağfûr olur.|36

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Îtidâlli hareket;Kolaylık göstermek|İSLÂM KOLAYLIK DÎNİDİR|Ebû Hüreyre|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Muhterem salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Bu din (ayni) yüsürdür. Hiçbir kimse yoktur ki (bu) din hususunda (amellerim eksiksiz olsun diye) kendini zorlasın da din, ona galebe etmesin (ve ezilip büsbütün amelden kesilmesin). Öyle olunca ortalama gidin. (Matlûbunuz olan ameli tamam îfâ edemediğiniz vakit de O'na şükretmekle kanâat ediniz. Böyle yaparsanız) size müjde olsun (amelin azına da pek çok ecir verilir.) (Yola çıkarken) sabah, akşam seferinden, biraz da gece yürüyüşünden istiâne ed(iniz de kendinizi yokmay)iniz.|37

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Ehl-i kitap;Kıble|KIBLENİN TAHVÎLİ HAKKINDA BERÂ' HADÎSİ|Berâ' b. Âzib|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Mükerrem salla'llâhu aleyhi ve sellem Medîne'ye ilk teşrîfinde Ensâr'dan olan ecdâd (ı, yâhud diğer lâfza göre dayıları yurd) ına misâfir oldu ve on altı, on yedi ay Beytü'l-Makdi'se doğru namaz kıldı. Halbuki kıblesinin Beytü'l-Harâm'a doğru olmasını arzu ederdi. (Kâ'be'ye müteveccihen) ilk kıldığı namaz İkindi namazı olmuştu. Bir cemâat de onunla birlikte kıldılar. Ondan sonra birlikde namaz kılanlardan biri (namazdan) çıktı. Mescidin birinde bulunan bir cemâate namazdalar iken yolu uğradı. (onlara): "Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Mekke'ye doğru namaz kıldığıma Allah için şahâdet ederim." deyince (namazlarını bozmadan) oldukları gibi Beyt-i Şerîf'e döndüler. Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem Beyt-i Makdis'e doğru namaz kıldıkları sırada Yahûdîlerle (diğer) Ehl-i Kitâb ondan hoşlanırlardı. Beyt-i Şerîfe doğru yüzünü döndürünce bu fi'lini beğenmediler. -Berâ' b. Âzib radiya'llâhu anh bu hadîsinde diyor ki: Kıble tahvîl edilmeden evvel (ilk) kıbleye doğru (namaz kılarak) vefât etmiş, katlolunmuş kimseler de vardı. Bunlar hakkında nasıl bir hüküm vereceğimizi bilemedik.|38

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Güzel ahlâk;İyiliğin mükâfâtı|MÜSLÜMAN OLMANIN, KÜFÜR HÂLİNDE İŞLENEN GÜNAHLARI GİDERECEĞİNE DÂİR EBÛ SAÎD HADÎSİ|Ebû Saîd-i Hudrî|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'den işittim, buyurdu ki: Bir kul Müslüman olursa, İslâm'ı sağlama olursa Allâhu Teâlâ (Hazretleri) evvelce kendisinden sâdır olmuş her seyyiesini tekfîr eder (yâni örter). Ondan sonra sıra kısâsa (yâni mükâfât ve mücâzâta) gelir: Bir hasene ondan yedi yüz kat büyük hasene ile, bir seyyie ise (yalnız kendi) misli (derecesinde mücâzât) ile karşılanır. Meğer ki o seyyieyi Allah affede.|39

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Tâatte devam|AMELİN -AZ DA OLSA- DEVAMLI OLANININ FAZÎLETİNE DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ|Ümmü'l-mü'minîn Âişe|Şöyle demiştir: Yanımda bir kadın varken Nebiyy-i Mükerrem salla'llâhu aleyhi ve sellem hücreme girdi. "Bu kadın kimdir?" diye sordu. "Filâncadır." dedim. Ve kıldığı namaz(lar)ı anlatmağa başladım. Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem ise "(Bu sözü) bırak. (Dâimâ) elinizden gelecek şeyleri yapınız. Yoksa Allâh hakkı için siz usanmadıkca Allah usanmaz." buyurdu. Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in en ziyâde sevdiği din (yâni tâat), sâhibi tarafından devâm üzere yapılanlar idi.|40

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|İman-İslâm|ÎMÂNIN ZİYÂDE VE NOKSAN KABÛL ETTİĞİNE VE MÜ'MİNİNİN CEHENNEMDE EBEDİYYEN KALMIYACAĞINA DÂİR ENES HADÎSİ|Enes b. Mâlik|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Muhterem salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Lâ İlâhe İllâ'llâh deyib de kalbinde bir arpa ağırlığınca hayır (yâni îmân) bulunan kimse Cehennem'den çıkacaktır. Lâ İlâhe İllâ'llâh deyib de kalbinde bir buğday ağırlığınca hayır (yâni îmân) bulunan kimse Cehennem'den çıkacaktır. Lâ İlâhe İllâ'llâh deyip de kalbinde bir zerre ağırlığınca hayır (yâni îmân) bulunan kimse Cehennem'den çıkacaktır.|41

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN||MAİDE ÜÇ NOLU ÂYET-İ CELÎLESİNİN SEBEB-İ NÜZÛLÜ HAKKINDA HAZRET-İ ÖMER HADÎSİ|Ömer b. el-Hattâb|Şöyle demiştir: Tâife-i Yehûddan bir kimse ona: "Yâ Emîre'l-Mü'minîn, sizin Kitâbınızda okumakda olduğunuz bir âyet var ki biz Yahûdîlere nâzil olmuş olaydı yevm-i nüzûlünü bayram ederdik." demiş. (Ömer radiya'llâhu anh.): "Hangi âyettir o?" diye sormuş. (Yahûdî) ... cevâbını vermiş. (Bunun üzerine) Ömer (radiyallahu anh) demiş ki biz, bu Âyet-i Kerîme'nin nâzil olduğu günü de yeri de (hakkıyle) biliyor (,kıymetini takdîr ediyor)uz. (Bu Âyet-i Kerîme) Nebiyy-i Mükerrem salla'llâhu aleyhi ve sellem'e bir cum'a günü Arefe'de (vakfede) kâim iken nâzil olmuştur.|42

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Farzları edâ;İslâm esasları;Nâfile ibâdet;Namaz kılmak;Oruç;Zekât|İSLÂM'IN TEMELLERİNİ BİLDİREN TALHA HADÎSİ|Talha b. Ubeydi'llâh|Şöyle demiştir: Necid ahâlîsinden saçı, darmadağın (fakîr) bir kimse (huzûr-ı) Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'e geldi. Uzaktan sesini karmakarışık duyuyor, fakat ne söylediğini anlamıyorduk. Nihâyet yaklaştı. Meğer İslâm'ın ne olduğunu soruyormuş. (Bu suâline karşı) Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem: "Bir gün, bir gece içinde beş namaz." buyurdu. (Adamcağız): "Üzerimde bu namazlardan başkası da olacak mı?" diye sordu. "Hayır, meğer ki tatavvu' edersin (yâni kendiliğinden kılasın.)" cevâbını verdi. Ondan sonra Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem: "Bir de Ramazan orucu." buyurdu. (Adamcağız yine): "Üzerimde bundan başkası da olacak mı?" diye sordu. O da : "Hayır. Meğer ki tatavvu' edesin." cevâbını verdi. -Talha radiya'llâhu anh der ki: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem, zekâtı da ona söyledi. (Adamcağız, yine): "Üzerimde bundan başkası da olacak mı?" diye sordu. yine Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem: "Hayır, meğer ki tatavvu' edesin." cevâbını verdi. Bunun üzerine (Necid'li fakîr): "Vallâhi bundan ne artık, ne eksik bir şey yapacak değilim." diyerek ve arkasını dönerek gitti. (Bunu duyunca) Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem: "Eğer doğru söylüyorsa felâh buldu gitti." buyurdu.|43

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Cenâze namazı;Cenâzeye gitmek|CENÂZE TÖRENİNE KATILMANIN VE NAMAZINI KILMANIN FAZÎLETİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ|Ebû Hüreyre|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Her kim îmânı sebebiyle ve (ecrini yalnız Allah'dan umarak) li-vechi'llâh bir müslümân cenâzesi arkasından gider ve üzerine namaz kılıp defninden ferâgat edilinceye kadar berâber bulunursa iki kîrât ecir ile döner ki kîrâtların her biri Uhud (dağı) gibidir, her kim o cenâze üzerine namaz kılar da defnolunmadan evvel dönerse (yalnız) bir kîrât ecir ile dönmüş olur.|44

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Adam öldürmek;Müslümana söğmek|MÜSLÜMANA SÖVMENİN VE ONUNLA DÖĞÜŞMENİN NEHYİNE DÂİR ABDULLÂH İBN-İ MES'ÛD HADÎSİ|Abdullâh b. Mes'ûd|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Muhterem salla'llâhu aleyhi ve sellem: "Müslümana sövmek fısk, onunla kıtâl etmek küfürdür." buyurdu.|45
    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Kadir gecesi;Nizâ (anlaşmazlık)|KADİR GECESİ'Nİ RAMAZAN'IN YİRMİSİNDEN SONRAKİ GECELERDE ARAMAK|Ubâde b. es-Sâmit|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem, Kadir Gecesi'ni haber vermek üzere (Hâne-i Saâdetinden) çıktı. Derken Müslümanlardan iki kişi kavga ettiler. Buyurdular ki: Ben, size Kadir Gecesi'ni haber vermek üzere çıkmıştım. Filân ile filân kavga ettiler de (ona dâir olan bilgi) ref' olundu. İhtimâlki de hakkınzda bu daha hayırlıdır. Artık siz, Kadir Gecesi'ni (yirmiden sonraki) yedinci veya dokuzuncu veya beşinci gecelerde arayınız.|46

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Allâh'a şirk koşmamak;İhsan;İman-İslâm;Kıyâmet alâmetleri;Rü'yetullah;Zekât|HALKA DİNLERİNİ ÖĞRETMEK İÇİN GELEN CİBRÎL İLE PEYGAMBER ALEYHİ'S-SELÂM'IN KONUŞMASI (İHSÂN HADÎSİ)|Ebû Hüreyre|Şöyle demiştir: Bir gün Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem açıkta oturuyordu. (yanına) biri gelip: "Îmân nedir?" diye sordu. "Îmân; Allâha, Meleklerine, Allâh'a mülâkî olmağa (yâni Rü'yetu'llâh'a), Peygamberlerine inanmak, kezâlik (öldükten sonra) dirilmeğe inanmaktır." cevâbını verdi. "Ya İslâm nedir?" dedi. "İslâm; Allâh'a ibâdet edip (hiçbir şeyi) O'na şerîk ittihâz etmemek, namazı ikâme ve farz edilmiş zekâtı edâ etmek, Ramazanda da oruç tutmaktır." buyurdu. (Ondan sonra) "Ya ihsân nedir?" diye sordu. "Allâh'a sanki görüyormuş gibi ibâdet etmendir. Eğer sen, Allâh'ı görmüyorsan şüphesiz O, seni görür." buyurdu. "Kıyâmet ne zaman?" dedi. (Bunun üzerine) buyurdu ki: "Bu mes'elede sorulan, sorandan daha âlim değildir. (Şu kadar var ki Kıyâmet'den evvel zuhûr edecek) alâmetlerini sana haber vereyim: Ne zaman (satılmış) câriye, sâhibini (yâni efendisini) doğurur, kim idikleri belirsiz deve çobanları (yüksek) binâ kurmakta birbiriyle yarışa çıkarlarsa (Kıyâmet'den evvelki alâmetler görünmüş olur. Kıyâmet'in vakti) Allâh'dan başka kimsenin bilmediği beş şeyden biridir." Ondan sonra Nebiyy-i Muhterem salla'llâhu aleyhi ve sellem ... Âyet-i Kerîme'sini tilâvet buyurdu. Sonra (gelen adam) arkasını döndü (gitti). Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem "Onu çevirin." diye emrettiyse de izini bulamadılar. Bunun üzerine buyurdu ki işte bu, Cibrîl (aleyhi's-selâm)dir. Halka dinlerini öğretmek için geldi.|47

    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Şüpheli şeylerden kaçınmak|ŞÜPHELİ ŞEYLERDEN KAÇINMAĞI TERGÎB EDEN NU'MÂN İBN-İ BEŞÎR HADÎSİ|Nu'mân b. Beşîr|Şöyle demiştir: (kulağımla) işittim, Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Helâl belli, harâm da bellidir. İkisi arasında da (helâl mi, harâm mı belli olmayan bir takım) şüpheli şeyler vardır ki çok kimseler onları bilmezler. Şüpheli şeylerden her kim sakınırsa ırzını (yâni haysiyetini) da, dînini de kurtarmış olur. Her kim şüpheli şeylere dalarsa (içine girmek yasak olan beylik) koru etrâfında (davarlarını) otlatan bir çoban gibi çok sürmez içeriye dalabilir. Haberiniz olsun, her Pâdişâhın (kendine mahsûs) bir korusu olur. Gözünüzü açın, Allâh'ın yeryüzündeki korusu da harâm ettiği şeylerdir. Âgâh olunuz, cismin içinde bir lokmacık et (parçası) vardır ki iyi olursa bütün cesed iyi olur, bozuk olursa bütün cesed bozulur. İşte o (et parçası) kalbdir.|48
    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Allâh'a îman;Elçilik;Hz. Peygamber'e gelen elçiler;İçki;Zekât|NİYYET HADÎSİ|Abdullâh b. Abbâs|Şöyle demiştir: Abdü'l-Kays Vefd'i (Bahreyn taralarından) Nebiyy-i Muhterem salla'llâhu aleyhi ve sellem'in huzûruna geldikleri zaman: "Siz kimlerdensizin?" yâhud "Nerenin vefdisiniz?" diye sordu. "Biz Rebîa (kabâilin) danız." dediler. "Hoş geldiniz. (Allâh sizi) utandırmasın, pişmân etmesin." buyurdu. Bunun üzerine "Yâ Resûlâ'llâh, biz sana yalnız şehr-i Harâm'da gelebiliriz. (Bilirsin ki) aramızda kâfir olan (kabâil-i) Mudar'dan şu cemâat vardır. O halde bize kesdirme bir şey emret de geride kalanlarımıza haber verelim, o sebeple de Cennet'e girelim." dediler. (Nebî aleyhi's-salâtü ve's-selâm'a) içkileri (yâhud içki kaplarını) de sordular. (Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem) onlara dört şey emretti, dört şeyden de nehyetti. Onlara yalnız Allâh'a îmân ile emrettikten sonra "Bilirmisiniz yalnız Allâh'a îmân etmek ne demektir?" diye sordu. "Allâh ve Resûlü a'lemdir." dediler. "Allâh'dan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Resûlu'llâh olduğuna şahâdet, Namaz'ı ikâme, Zekât'ı edâ etmek, Ramazan orucunu tutmak, ganîmetin humsunu vermektir." buyurdu. Kezâlik onları (dört şeyden, yâni) hantem, dubbâ', nakîr, müzeffet (denilen kaplara hurma, yâhud üzüm şırası koymak)den nehyetti. (İbn-i Abbâs radiya'llâhu anhümâ'nın) müzeffet yerine mukayyer dediği de mervîdir.|49
    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Âile nafakası;Hicret;Niyet|NİYYET HADÎSİ|Ömer b. el-Hattâb|... hadîs-i şerîfi rivâyet olunuyor ki kitabın evvelinde zikrolundu. Ancak burada ... dan sonra ... ziyâdesi vardır. Hadîs'in bakiyyesi bu ziyâdeden sonra serdedilmiştir ki ziyâdenin ma'nâ-yı şerîfi: "Her kimin hicreti Allâh'a ve Resûlüne müteveccih ise hicreti, Allâh'a ve Resûlüne müntehîdir." olmuş olur.|50
    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN||ÇOLUK ÇOCUĞUNUN GEÇİMİNİ SAĞLAMAK İÇİN ÇALIŞMANIN FAZÎLETİ HAKKINDA EBÛ MES'ÛD HADÎSİ|Ebû Mes'ûd Ukbe İbn-i Amr|Şöyle demiştir: Nebiyy-i Mükerrem salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Bir kimse, ıyâline li-vechi'llâh (yâni ecrini yalnız Allah'dan umarak) infâk etse bu nafakası kendisi için (sevâbca) sadaka (gibi) olur.|51
    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Namaz kılmak;Nasîhat;Zekât|DÎNİN NASÎHATTAN İBÂRET BULUNDUĞUNA DÂİR CERÎR HADÎSLERİ|Cerîr b. Abdullâh el-Becelî|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'e namazı ikâme etmek, zekât vermek, her müslümana hayırhâh (ve gıl ve ğışden âzâde) olmak üzere bîat ettim.|52
    KİTÂBÜ'L-ÎMÂN|Bî'at;Nasîhat|DÎNİN NASÎHATTAN İBÂRET BULUNDUĞUNA DÂİR CERÎR HADÎSLERİ|Cerîr b. Abdullâh el-Becelî|Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'e gelip: "(Yâ Resûlâ'llâh), Sana Müslümân olmak üzere bîat edeceğim." dedim. Şart ettiği şeyler meyânında her Müslümân'a hayırhâh (ve gıll ü ğışdan âzâde) olmağı da şart etti. Ben de bu şart üzerine bîat ettim.|53





+ Yorum Gönder