Konusunu Oylayın.: Kur'an'ın yaşantımızdaki yeri ve önemi hakkında bilgi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Kur'an'ın yaşantımızdaki yeri ve önemi hakkında bilgi
  1. 29.Aralık.2011, 18:40
    1
    Misafir

    Kur'an'ın yaşantımızdaki yeri ve önemi hakkında bilgi






    Kur'an'ın yaşantımızdaki yeri ve önemi hakkında bilgi Mumsema Kuran'ın yaşantımızdaki yeri ve önemiyle ilgili açıklayıcı bir yazı yazar mısınız ?


  2. 29.Aralık.2011, 18:40
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 31.Aralık.2011, 22:43
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Kur'an'ın yaşantımızdaki yeri ve önemi hakkında bilgi




    kuran ın hayatımızdakı yerı ve onunla hayat bulmamızın onundekı engeller ve çözum yolları

    Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a.... Guzel sonuc takva sahiplerinindir. Allah'tan başka tapılacak yoktur. O, öncekilerin ve sonrakilerin ilahı, göklerin ve yerlerin idarecisi, din gününün sahibidir. Kurtuluş, O'na itaattedir. Üstünlük O'nun azametine boyun eğmek; zenginlik, O'nun rahmetine ihtiyaç duymaktır. Doğru yol, ancak O'nun nuruyla aranırsa bulunur. Hayat, O'nun hoşnutluğunu elde etmekle mümkündür.
    Tanıklık ederim ki, Hz. Muhammed şüphesiz O'nun kulu ve rasûlü’dür; vahyini güvenip teslim ettiği, yaratıkları arasından seçtiği, kendisi ile kullan arasında elçisidir; sağlam bir din ve dosdoğru bir yol ile gönderilmiştir. Allah onu âlemlere bir rahmet, Allah'tan korkanlara bir lider ve bütün insanlara bir hüccet olarak göndermiştir. (zadul mead)


    Kur’an, Allahu teala tarafından, Cebrail as vasıtasıyla resulullah (sav) in kalbine indirdigi ve ,insanları şirkin karanlıgından tevhidin nuruna ulaştırdıgı kitabıdır.
    Kur’an Allah’ın şeriatı, yeryuzundeki hukuk sistemi, bir hayat rehberi, kendisi ile hesaba cekilecegimiz ve yine kendisi sebebi ile cennetin ve cehennemin dolduruldugu bir kitab.
    Yine O, Hayata hakim olması ve hukumlerinin yeryuzunde tatbik edilmesi icin muvahhidlerin kılıclarını kuşandıgı bir kitap..

    Bundan sonra,

    İlk İslam toplumuna baktıgımızda Rablerinden gelen vahyin etkisi ile hayatları bir anda degişen, vahye teslimiyet gosteren bir toplum goruyoruz. öyleki; kainatı, canlıların nasıl yaratıldıgını, olumu, tekrar dirilişi, kıyameti, cennet ve cehennemi anlatan sureler ve peygamber kıssaları. Bu sureler ilk muslumanlara alemlerin rabbini tanıtıyor, O’nun tek ilah, Yerlerin ve goklerin hukumdarı, ve Tek kanun koyucu oldugu gercegini ogretiyordu. Kuran hem ferdi hemde toplumsal hayatı hızla degiştiriyordu.

    Ne yazikki onceki ummetlerde gorulen, -ıslah olmalarından sonra bozgunculuk- bu ummette de gorulmeye başlandı. Ve fitneler.. Bu fitnelerden birine deginmek gerekirse, Kur’anın anlaşılmasında onemli bir rolu olan sunnet uzerinde







    oyunlar oynanmaya başlandı. Sunnet devreden cıkarılırsa kuran artık anlaşılmayacak ve İslam duzeni harap olacaktı.
    Bir tarafta yirmidort saat yururlukte olan şirk yasaları..Buna karşın insanı yaratan, rızıklandıran, hayat veren ve olduren, yerin ve gogun rabbi olan Allah ‘ın kitabı olan ve hukumleri hice sayılan Kur’an..

    Bunun nedeni Muslumanların Allah’ın dininden uzaklaşması, dunya zevklerine dalmaları, Allaha ve ahiret gunune inanclarının azalması ve en onemlisi fitnecilere karşı din ugrunda cihadı( dil, mal,ve can ile) tek etmesidir.Bu sayede duşmanlarımızın emellerine ulaştıgını, şirkin butun yeryuzune yayılmış olmasından anlayabiliyoruz. (Allah onlara lanet etsin…)

    Kurana verdigimiz onemden bahsetmek gerekirse;
    Kimimizin evinde duvardan inmezken, kimimizde sadece belirli gun ve gecelerde manası bilinmeksizin okunması, ve kimimizde sadece oluler uzerine okunan bir kitap oldugunun zan edilmesi, kimimizin dunya metaı icin eline alması, kimimizin sırf bilgi sahibi olmak icin inceleme ve araştırma kitabı olarak gormesi.
    Bu saydıklarımızdan farklı olarak ise bazımız kuranı manasını bilerek okumakta fakat okudugu bogazından ote gecmeyip kalblere inmemekte. Ve dahası..
    Peki Allah kitabında bizden ne istiyordu? İlk emri olan Oku buyrugu ile vahyi okumamızı, tefekkur etmemiz gereken kısmlarını tefekkur etmemizi, akletmemiz gereken yelerini akletmemizi, vahiy ile urpermemizi, itaat etmemiz gereken hukumlerine itaat etmemizi, ve inanmayanlarına karşı ise mucadele etmemizi emretmiyormuydu?



    Hadis-i Şerifte ise "Sizden biriniz hevasını benim getirdiğime (Kur’an’a) tabi kılmadıkça gerçek mümin olamaz[1] buyurulmuştur. (Buhari,i’tisam:21.)


  4. 31.Aralık.2011, 22:43
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    kuran ın hayatımızdakı yerı ve onunla hayat bulmamızın onundekı engeller ve çözum yolları

    Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a.... Guzel sonuc takva sahiplerinindir. Allah'tan başka tapılacak yoktur. O, öncekilerin ve sonrakilerin ilahı, göklerin ve yerlerin idarecisi, din gününün sahibidir. Kurtuluş, O'na itaattedir. Üstünlük O'nun azametine boyun eğmek; zenginlik, O'nun rahmetine ihtiyaç duymaktır. Doğru yol, ancak O'nun nuruyla aranırsa bulunur. Hayat, O'nun hoşnutluğunu elde etmekle mümkündür.
    Tanıklık ederim ki, Hz. Muhammed şüphesiz O'nun kulu ve rasûlü’dür; vahyini güvenip teslim ettiği, yaratıkları arasından seçtiği, kendisi ile kullan arasında elçisidir; sağlam bir din ve dosdoğru bir yol ile gönderilmiştir. Allah onu âlemlere bir rahmet, Allah'tan korkanlara bir lider ve bütün insanlara bir hüccet olarak göndermiştir. (zadul mead)


    Kur’an, Allahu teala tarafından, Cebrail as vasıtasıyla resulullah (sav) in kalbine indirdigi ve ,insanları şirkin karanlıgından tevhidin nuruna ulaştırdıgı kitabıdır.
    Kur’an Allah’ın şeriatı, yeryuzundeki hukuk sistemi, bir hayat rehberi, kendisi ile hesaba cekilecegimiz ve yine kendisi sebebi ile cennetin ve cehennemin dolduruldugu bir kitab.
    Yine O, Hayata hakim olması ve hukumlerinin yeryuzunde tatbik edilmesi icin muvahhidlerin kılıclarını kuşandıgı bir kitap..

    Bundan sonra,

    İlk İslam toplumuna baktıgımızda Rablerinden gelen vahyin etkisi ile hayatları bir anda degişen, vahye teslimiyet gosteren bir toplum goruyoruz. öyleki; kainatı, canlıların nasıl yaratıldıgını, olumu, tekrar dirilişi, kıyameti, cennet ve cehennemi anlatan sureler ve peygamber kıssaları. Bu sureler ilk muslumanlara alemlerin rabbini tanıtıyor, O’nun tek ilah, Yerlerin ve goklerin hukumdarı, ve Tek kanun koyucu oldugu gercegini ogretiyordu. Kuran hem ferdi hemde toplumsal hayatı hızla degiştiriyordu.

    Ne yazikki onceki ummetlerde gorulen, -ıslah olmalarından sonra bozgunculuk- bu ummette de gorulmeye başlandı. Ve fitneler.. Bu fitnelerden birine deginmek gerekirse, Kur’anın anlaşılmasında onemli bir rolu olan sunnet uzerinde







    oyunlar oynanmaya başlandı. Sunnet devreden cıkarılırsa kuran artık anlaşılmayacak ve İslam duzeni harap olacaktı.
    Bir tarafta yirmidort saat yururlukte olan şirk yasaları..Buna karşın insanı yaratan, rızıklandıran, hayat veren ve olduren, yerin ve gogun rabbi olan Allah ‘ın kitabı olan ve hukumleri hice sayılan Kur’an..

    Bunun nedeni Muslumanların Allah’ın dininden uzaklaşması, dunya zevklerine dalmaları, Allaha ve ahiret gunune inanclarının azalması ve en onemlisi fitnecilere karşı din ugrunda cihadı( dil, mal,ve can ile) tek etmesidir.Bu sayede duşmanlarımızın emellerine ulaştıgını, şirkin butun yeryuzune yayılmış olmasından anlayabiliyoruz. (Allah onlara lanet etsin…)

    Kurana verdigimiz onemden bahsetmek gerekirse;
    Kimimizin evinde duvardan inmezken, kimimizde sadece belirli gun ve gecelerde manası bilinmeksizin okunması, ve kimimizde sadece oluler uzerine okunan bir kitap oldugunun zan edilmesi, kimimizin dunya metaı icin eline alması, kimimizin sırf bilgi sahibi olmak icin inceleme ve araştırma kitabı olarak gormesi.
    Bu saydıklarımızdan farklı olarak ise bazımız kuranı manasını bilerek okumakta fakat okudugu bogazından ote gecmeyip kalblere inmemekte. Ve dahası..
    Peki Allah kitabında bizden ne istiyordu? İlk emri olan Oku buyrugu ile vahyi okumamızı, tefekkur etmemiz gereken kısmlarını tefekkur etmemizi, akletmemiz gereken yelerini akletmemizi, vahiy ile urpermemizi, itaat etmemiz gereken hukumlerine itaat etmemizi, ve inanmayanlarına karşı ise mucadele etmemizi emretmiyormuydu?



    Hadis-i Şerifte ise "Sizden biriniz hevasını benim getirdiğime (Kur’an’a) tabi kılmadıkça gerçek mümin olamaz[1] buyurulmuştur. (Buhari,i’tisam:21.)





+ Yorum Gönder