Konusunu Oylayın.: Ebu Talibin Eşi kimdir? Sahabe miydi? Bilgi aryorum

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Ebu Talibin Eşi kimdir? Sahabe miydi? Bilgi aryorum
  1. 16.Aralık.2011, 10:57
    1
    Misafir

    Ebu Talibin Eşi kimdir? Sahabe miydi? Bilgi aryorum

  2. 27.Aralık.2011, 16:12
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Ebu Talibin Eşi kimdir? Sahabe miydi? Bilgi aryorum




    Efendimiz’e Annelik Yaptı; Ebu Talib’in Eşi Fatıma Binti Esed

    Hz. Ali’nin annesi, Efendimiz’in amcası Ebu Talib’in eşi Fatıma binti Esed Mekke’deki Haşimoğulları kabilesindendi. Amcasının oğlu Ebu Talib ile evlenmiş, bu evlilikten Talib, Akil, Cafer ve Ali adında dört oğlu; Ümmü Hani, Cümane, Rayta ve Esma adında da dört kızı dünyaya gelmişti. Henüz sekiz yaşındayken dedesi vefat eden Efendimiz (s.a.v), amcası Ebu Talib’in himayesi altındaydı. Gerek amcası gerekse yengesi Fatıma (r.a), Efendimiz’e manevi bir baba ve annelik yaparak yetimlik acısını tattırmamaya gayret ediyorlardı.

    Yengesi Fatıma, daha ilk günden Efendimiz’i kendi çocuklarından ayırt etmemiş, hatta ona daha çok ilgi, sevgi ve şefkat göstermişti. Onda diğer çocuklarda olmayan bir hal olduğu hemen her gün dikkatini çekiyordu. Yemeğe oturduklarında kendi çocukları önlerindekini çekiştirirken, o yemeğini edeple yiyordu. Fatıma, bazen onun bir şey yemediğini görünce yemeği beğenmediğini düşünüyor ve onun beğeneceği yemekleri yapıyordu. Efendimiz evde yokken onun yemeğini ayırmaya dikkat ederdi. Öyle ki, karı koca, kendi çocuklarından önce onu doyurup gözetirlerdi. Her konuda onu çocuklarına tercih ederlerdi. Efendimiz’in (s.a.v), amcasının çocuklarıyla yemek yediğinde, az olmasına rağmen yemeğin bereketlendiği de amcası ve eşinin dikkatinden kaçmamıştı. Günler geçtikçe Muhammed (s.a.v) yaşıtlarının üstünde bir gelişme göstererek büyüyordu. Hira Dağı’nda gelen ilk vahiyle Allah’ın Rasulü olarak görevlendirilen Efendimiz’e önce yakın akraba ve hısımlarını Allah’a davet etmesi emrolundu. Efendimiz, aile ve akrabalarını bir araya toplandığında yengesi Fatıma ve oğlu Ali de onların arasındaydı.

    Efendimiz’e iman eden Fatıma binti Esed, Ebu Talib’e “Ey kavminin efendisi; Allah, Muhammed’i (s.a.v) tek olan Allah’a davet eden bir elçi göndermiştir. O, doğrudur, emindir. Ona icabete en layık sensin” diyerek soran gözlerle bakar. Ebu Talib “Kavmimin dininden ayrılmayacağım ama Muhammed bana oğlumdan daha sevimlidir. Benim onun doğruluğundan en küçük bir şüphem yoktur” der. Fatıma binti Esed yine bir ümitle eşine “Ey kavminin efendisi; sen, Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğunu biliyorsun. Rahip Bahira ve Lehebli kahin sana anlattı” diyerek eşini bir an yıllar öncesine götürür ve Ebu Talib’in ağzından şu sözler dökülür: “Söylediğin doğru.”

    Ebu Talib ve hanımı Fatıma binti Esed sevgili yeğenlerine arka çıktılar; çocukluğunda olduğu gibi yine onu himayeleri altına aldılar. Artık Mekkeli müşrikler Efendimiz’e karşı savaş başlatmış, eza ve cefaların sonu gelmez olmuştu. Eşini kaybeden yengesi İslam’ı kabul etmiş ve Efendimiz’in yoluna gönül vermişti. Haksızlıklara maruz kalmasına üzülüyordu. Nihayet Medine’ye hicret gerçekleşti. Efendimiz de ailesiyle Medine’ye göçtü. Mekke’de kalan Fatıma ise bu ayrılığa dayanamadı ve diğer Müslümanlar gibi Medine’ye hicret etti.

    Ev işlerinin paylaşımı

    Efendimiz’in yengesi aynı zamanda “Fatıma benden bir parçadır” dediği sevgili kızı Hz. Fatıma’nın kayınvalidesiydi. Hz. Ali (r.a), annesi Fatıma binti Esed’e “Anne, su taşıma ve dışarıdaki ihtiyaçları temin etme görevi sana ait. Ama un öğütme ve hamur yoğurma işi Fatıma’ya aittir” diyerek evdeki görev paylaşımını düzenlemişti. Bu şekilde devam eden gelin kayınvalide ilişkileri asırlar sonraya bile en güzel örnek olur. Efendimiz yengesi Hz. Fatıma binti Esed’in iyiliklerini hiç unutmaz. Ona karşı vefasını, ona olan kadirbilirliğini her fırsatta göstermeye çalışırdı. Medine’deki evinde devamlı ziyaretine gider, halini, hatırını sorar; çeşitli yardımlarda bulunarak onu gözetirdi. Bir evladın annesine yapması gereken hizmeti ona yapmaya gayret ederdi. Ona “anne” diye hitap etti ve hep o şekilde yad etti. Zaman zaman öğle üzeri onu ziyaret eder, yanında kaylule (öğle istirahati) yapardı.

    Bugün annem vefat etti

    Medine’ye yerleşmesinin üzerinden dört sene geçtiğinde Efendimiz yengesi Hz. Fatıma’nın vefat haberini alır. O gün o kadar üzülür ki “İşte annem bugün vefat etti” buyurur. Efendimiz kendisine annelik yapan bu muhterem hanıma, vefanın en güzel örneğini gösterir. Kendi sırtındaki gömleği çıkarıp annesine kefen yapması için Hz. Ali’ye verir. Cenaze namazını da bizzat kendisi kıldırır. Onun kabrine iner ve yanı üzerine biraz uzanır. Gözyaşları içerisinde kabirden çıktığında, yaşların kabri ıslattığı görülür. Sonra Hz. Fatıma binti Esed’in (r.a) nazik bedeni kabre konur. Ashab-ı kiram o güne kadar böyle bir şey görmemiştir. Merakla Efendimiz’e “Ya Rasulallah! Sizin bu kadına tutumunuzu başka hiç bir kimseye gösterdiğinizi görmedik” dediklerinde Fahr-i Kainat Efendimiz “O benim annemden sonra annemdi. Amcam Ebu Talib’ten sonra, bu kadıncağız kadar bana iyiliği dokunan bir kimse olmamıştı. Ona cennet elbiselerinden giydirilsin diye gömleğimi kefen olarak verdim. Kabir hayatı kendisine kolay ve rahat gelsin diye de bir müddet kabrinde uzandım” buyurur.

    Hz. Fatıma binti Esed’in (r.a) kabri üzerine toprak atıldıktan sonra Rasul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz sevgili annesi için dua etti ve son vazifesini yaptıktan sonra tebessüm etmeye başladı. Ashabına dönerek “Cebrail geldi ve ‘Bu kadın cennetliklerdendir’ diye bana haber getirdi. Ayrıca yüce Allah meleklerinden yetmiş binine bu kadının cenaze namazına katılmalarını emretti. Melekler de onun cenaze namazını kıldılar” buyurdu.


  3. 27.Aralık.2011, 16:12
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    Efendimiz’e Annelik Yaptı; Ebu Talib’in Eşi Fatıma Binti Esed

    Hz. Ali’nin annesi, Efendimiz’in amcası Ebu Talib’in eşi Fatıma binti Esed Mekke’deki Haşimoğulları kabilesindendi. Amcasının oğlu Ebu Talib ile evlenmiş, bu evlilikten Talib, Akil, Cafer ve Ali adında dört oğlu; Ümmü Hani, Cümane, Rayta ve Esma adında da dört kızı dünyaya gelmişti. Henüz sekiz yaşındayken dedesi vefat eden Efendimiz (s.a.v), amcası Ebu Talib’in himayesi altındaydı. Gerek amcası gerekse yengesi Fatıma (r.a), Efendimiz’e manevi bir baba ve annelik yaparak yetimlik acısını tattırmamaya gayret ediyorlardı.

    Yengesi Fatıma, daha ilk günden Efendimiz’i kendi çocuklarından ayırt etmemiş, hatta ona daha çok ilgi, sevgi ve şefkat göstermişti. Onda diğer çocuklarda olmayan bir hal olduğu hemen her gün dikkatini çekiyordu. Yemeğe oturduklarında kendi çocukları önlerindekini çekiştirirken, o yemeğini edeple yiyordu. Fatıma, bazen onun bir şey yemediğini görünce yemeği beğenmediğini düşünüyor ve onun beğeneceği yemekleri yapıyordu. Efendimiz evde yokken onun yemeğini ayırmaya dikkat ederdi. Öyle ki, karı koca, kendi çocuklarından önce onu doyurup gözetirlerdi. Her konuda onu çocuklarına tercih ederlerdi. Efendimiz’in (s.a.v), amcasının çocuklarıyla yemek yediğinde, az olmasına rağmen yemeğin bereketlendiği de amcası ve eşinin dikkatinden kaçmamıştı. Günler geçtikçe Muhammed (s.a.v) yaşıtlarının üstünde bir gelişme göstererek büyüyordu. Hira Dağı’nda gelen ilk vahiyle Allah’ın Rasulü olarak görevlendirilen Efendimiz’e önce yakın akraba ve hısımlarını Allah’a davet etmesi emrolundu. Efendimiz, aile ve akrabalarını bir araya toplandığında yengesi Fatıma ve oğlu Ali de onların arasındaydı.

    Efendimiz’e iman eden Fatıma binti Esed, Ebu Talib’e “Ey kavminin efendisi; Allah, Muhammed’i (s.a.v) tek olan Allah’a davet eden bir elçi göndermiştir. O, doğrudur, emindir. Ona icabete en layık sensin” diyerek soran gözlerle bakar. Ebu Talib “Kavmimin dininden ayrılmayacağım ama Muhammed bana oğlumdan daha sevimlidir. Benim onun doğruluğundan en küçük bir şüphem yoktur” der. Fatıma binti Esed yine bir ümitle eşine “Ey kavminin efendisi; sen, Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğunu biliyorsun. Rahip Bahira ve Lehebli kahin sana anlattı” diyerek eşini bir an yıllar öncesine götürür ve Ebu Talib’in ağzından şu sözler dökülür: “Söylediğin doğru.”

    Ebu Talib ve hanımı Fatıma binti Esed sevgili yeğenlerine arka çıktılar; çocukluğunda olduğu gibi yine onu himayeleri altına aldılar. Artık Mekkeli müşrikler Efendimiz’e karşı savaş başlatmış, eza ve cefaların sonu gelmez olmuştu. Eşini kaybeden yengesi İslam’ı kabul etmiş ve Efendimiz’in yoluna gönül vermişti. Haksızlıklara maruz kalmasına üzülüyordu. Nihayet Medine’ye hicret gerçekleşti. Efendimiz de ailesiyle Medine’ye göçtü. Mekke’de kalan Fatıma ise bu ayrılığa dayanamadı ve diğer Müslümanlar gibi Medine’ye hicret etti.

    Ev işlerinin paylaşımı

    Efendimiz’in yengesi aynı zamanda “Fatıma benden bir parçadır” dediği sevgili kızı Hz. Fatıma’nın kayınvalidesiydi. Hz. Ali (r.a), annesi Fatıma binti Esed’e “Anne, su taşıma ve dışarıdaki ihtiyaçları temin etme görevi sana ait. Ama un öğütme ve hamur yoğurma işi Fatıma’ya aittir” diyerek evdeki görev paylaşımını düzenlemişti. Bu şekilde devam eden gelin kayınvalide ilişkileri asırlar sonraya bile en güzel örnek olur. Efendimiz yengesi Hz. Fatıma binti Esed’in iyiliklerini hiç unutmaz. Ona karşı vefasını, ona olan kadirbilirliğini her fırsatta göstermeye çalışırdı. Medine’deki evinde devamlı ziyaretine gider, halini, hatırını sorar; çeşitli yardımlarda bulunarak onu gözetirdi. Bir evladın annesine yapması gereken hizmeti ona yapmaya gayret ederdi. Ona “anne” diye hitap etti ve hep o şekilde yad etti. Zaman zaman öğle üzeri onu ziyaret eder, yanında kaylule (öğle istirahati) yapardı.

    Bugün annem vefat etti

    Medine’ye yerleşmesinin üzerinden dört sene geçtiğinde Efendimiz yengesi Hz. Fatıma’nın vefat haberini alır. O gün o kadar üzülür ki “İşte annem bugün vefat etti” buyurur. Efendimiz kendisine annelik yapan bu muhterem hanıma, vefanın en güzel örneğini gösterir. Kendi sırtındaki gömleği çıkarıp annesine kefen yapması için Hz. Ali’ye verir. Cenaze namazını da bizzat kendisi kıldırır. Onun kabrine iner ve yanı üzerine biraz uzanır. Gözyaşları içerisinde kabirden çıktığında, yaşların kabri ıslattığı görülür. Sonra Hz. Fatıma binti Esed’in (r.a) nazik bedeni kabre konur. Ashab-ı kiram o güne kadar böyle bir şey görmemiştir. Merakla Efendimiz’e “Ya Rasulallah! Sizin bu kadına tutumunuzu başka hiç bir kimseye gösterdiğinizi görmedik” dediklerinde Fahr-i Kainat Efendimiz “O benim annemden sonra annemdi. Amcam Ebu Talib’ten sonra, bu kadıncağız kadar bana iyiliği dokunan bir kimse olmamıştı. Ona cennet elbiselerinden giydirilsin diye gömleğimi kefen olarak verdim. Kabir hayatı kendisine kolay ve rahat gelsin diye de bir müddet kabrinde uzandım” buyurur.

    Hz. Fatıma binti Esed’in (r.a) kabri üzerine toprak atıldıktan sonra Rasul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz sevgili annesi için dua etti ve son vazifesini yaptıktan sonra tebessüm etmeye başladı. Ashabına dönerek “Cebrail geldi ve ‘Bu kadın cennetliklerdendir’ diye bana haber getirdi. Ayrıca yüce Allah meleklerinden yetmiş binine bu kadının cenaze namazına katılmalarını emretti. Melekler de onun cenaze namazını kıldılar” buyurdu.





+ Yorum Gönder