Konusunu Oylayın.: Eğitim -Öğretim İslâmda nasıl olmalıdır?, Eğitim-Öğretim Hakkında Bilgi Verirmisiniz..

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Eğitim -Öğretim İslâmda nasıl olmalıdır?, Eğitim-Öğretim Hakkında Bilgi Verirmisiniz..
  1. 29.Kasım.2011, 08:43
    1
    Misafir

    Eğitim -Öğretim İslâmda nasıl olmalıdır?, Eğitim-Öğretim Hakkında Bilgi Verirmisiniz..






    Eğitim -Öğretim İslâmda nasıl olmalıdır?, Eğitim-Öğretim Hakkında Bilgi Verirmisiniz.. Mumsema Eğitim -Öğretim İslâmda nasıl olmalıdır?, Eğitim-Öğretim Hakkında Bilgi Verirmisiniz..


  2. 29.Kasım.2011, 08:43
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 29.Kasım.2011, 10:02
    2
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Cevap: Eğitim -Öğretim İslâmda nasıl olmalıdır?, Eğitim-Öğretim Hakkında Bilgi Verirmisiniz..




    EĞİTİM VE ÖĞRETİM

    Eğitim ve öğretim konusunda Peygamberimiz (sav)


    Rasulullah(s)’ın aile ocağı aynı zaman da bir mekteptir. Bu mektep, meselesi olan kadın-erkek bütün Medine’lilere açık idiyse de talebe olarak, öncelikle ümmühat-ı müminine aitti. Onlar buranın devamlı ve asli talebeleri idiler. Bu mektebe, nikahla yapılan kayıtla talim başlıyordu. Nitekim Rasulullah(s) hanımlarla evlenir evlenmez, gerekiyorsa ismini değiştirmiştir. Cüveyriye, Meymune isim değiştirenlerdendi. Hz.Peygamber(s) uygunsuz ismi sevmez, hanımlarına hoşlanmayacakları lakaplarla hitap etmezdi. Normal isimleri ne ise onunla hitap ederdi. “Ey Aişe!”, “Ey Zeyneb!” gibi. Rivayetler, Şifa adlı, muhacirundan, okuma yazma bilen bir kadını Hz.Peygamber(s)’in Hz.Hafsa’ya yazı ve bazı tedavi usullerini öğretmek üzere muallime olarak istihdam ettiğini haber verir.

    Hz.Peygamber(s), hanımlarının yetişmesine gayret eder, hepsinin beraber olduğu akşam toplantılarında eğitici sohbetler yaparlardı. Ve Rasulullah(s)’ın refakatinde bilgilenen hanımlar, bilgi ve tecrübelerini diğer kadınlara (hatta Hz.Peygamber(s)’in vefatından sonra, kadın-erkek herkese) aktarmaya hazır hale gelirlerdi. Hz.Peygamber(s)’in ev halkı, şehir dahilinde ve haricindeki kadınları kabul eder, itikadi konularla ilgili Hz.Peygamber(s)’in talimini onlara bildirerek, din eğitimindeki rollerini yerine getirirlerdi.

    Rasulullah(s) ailede gördüğü veya işittiği menfi durumlara her seferinde müdahale ederdi. Bir seferinde Hz.Aişe kız kardeşi Esma ile otururken, Rasulullah(s) içeri girer. Esma’nın üzerinde geniş kollu( yukarı sıyrılıp açılabilen ) bir elbise mevcuttur. Rasulullah(s) Esma’yı görür görmez derhal çıkar. Hz.Aişe Esma’ya : “uzaklaş, Rasulullah(s) sende hoşlanmadığı bir şey gördü” der. Esma çıkar. Rasulullah(s) tekrar gelince Hz.Aişe niçin çıktığını sorar. Hz.Peygamber(s) “görmüyor musun durumu, müslüman bir kadının şu kadarı görülebilir” der ve elleri ile yenlerini tutup, parmaklara kadar kısmını örter, sonra da elleri ile şakaklarını örter. Sadece yüzünü açık bırakır.” Dikkati çekmesi gereken husus, hoşlanmadığı bu manzara karşısında bağırıp- çağırmamış, öfkelenmemiş, bunu eğitim fırsatı olarak değerlendirmiştir.

    Rasulullah(s)’ın ailesinde çocukların talimi mühim meselelerden biridir. Doğumla birlikte çocuğun kulaklarına ezanın okunması, talim işinin ne kadar erken ele alınması gerektiğini sembolize eder. Fiilen talime konuşma yaşında ve Kur'an'ı Kerim’den ayetler ezberletilerek başlandığını şu rivayetler haber vermektedir: İbn-u Şuayb der ki, “Abdulmuttalip oğullarından bir çocuk konuşmaya başlayınca Hz.Peygamber(s) “ el hamdülillahi’llezi lem yettehir veleden ve lem yekun lehu şerike fi’l mülki” ayetini yedi sefer okutarak talim ederdi.
    İlk öğretilecek şeyin Lailahe illellah olmasını da emreden Hz.Peygamber(s), akıl ve muhakemeye müteallik talimin temyiz yaşından itibaren sistematize edilmesini irşat buyurur. Bundan dolayı yedi yaşında çocuk namaza alıştırılır, on yaşından itibaren düzenli kılması beklenir. Aile bu noktada öyle hassas olmalıdır ki, çocuğu dövmeye mahal kalmayacak şekilde, on yaşına gelinceye dek namaz eğitimini tamamlamış olmalıdır. Ayrıca çocuğa yazı, yüzme, ata binme gibi diğer bilgilerin öğretilmesi de Hz.Peygamber(s)’in emirleri arasındadır.

    Terbiyesinde olan çocuklara karşı davranışlarını, sevgi ve müsamaha üzerine bina etmiştir. Hatalarını tashihte de aynı yolda devam etmiş, azar, tenkit, tahkir, surat ekşitme gibi yollara baş vurmamıştır. Hz.Enes on yıl boyunca Hz.peygamber(s)’e hizmet ettiğini, hataları, yanlışları olduğunda bile hiç azar işitmediğini, bir kere olsun “of be” demediğini, “niçin böyle yaptın?, şöyle yapsaydın..” şeklinde eleştirmediğini rivayet eder.

    Abdullah İbnu Amir anlatıyor: "Bir gün, Rasulullah (s), evimizde otururken, annem beni çağırdı ve:"Hele bir gel sana ne vereceğim!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm anneme: “Çocuğa ne vermek istemiştin?” diye sordu. “Ona bir hurma vermek istemiştim” deyince, Aleyhissalâtu vesselâm: “Dikkat et! Eğer ona bir şey vermeyecek olursan üzerine bir yalan yazılacak!” buyurdular.” (Ebu Davud)

    Bu hadisin çocuk terbiyesiyle sıkı alâkası vardır. Yüce mürebbimiz, terbiyede hiçbir surette yalana yer verilmemesini irşat buyurmaktadır. Bilhassa ağlayan çocuklara bazen yapılmayacak veya verilmeyecek şey vaat edilir, yahut da olmayacak şeyle korkutulur. Bunların hepsi neticede "yalan" olmakta birleşir. Rasulullah(s) bütün bunların haram olduğunu, çocuk terbiyesinde hiçbir surette yalana yer verilmemesi gerektiğini ifade buyurmaktadır. Hadis, çocuğun, böyle basit durumda bile yalandan uzak tutulmasını vurguladığına göre, ciddi durumlarda yalana yer vermenin nasıl büyük bir hata ve yanlış olduğunu ifadede beliğ bir örnektir.

    Hz.Peygamber(s) çocukların cemiyet şartları içerisinde yetişmesine dikkat ederek, aile dışı temaslara imkan vermiştir. Çocukların bir kısım hizmetlere koşulması, bayram, düğün, ziyafet, mescidin cemaati gibi içtimai tezahürlere iştirak ettirilmeleri, çocukların aile dışı kimselerle karşılaşmasına imkan vermekte, böylece içtimaileşmeleri gerçekleştirilmektedir. Bunların sünnette örneği çoktur.




  4. 29.Kasım.2011, 10:02
    2
    Hüvel Baki..



    EĞİTİM VE ÖĞRETİM

    Eğitim ve öğretim konusunda Peygamberimiz (sav)


    Rasulullah(s)’ın aile ocağı aynı zaman da bir mekteptir. Bu mektep, meselesi olan kadın-erkek bütün Medine’lilere açık idiyse de talebe olarak, öncelikle ümmühat-ı müminine aitti. Onlar buranın devamlı ve asli talebeleri idiler. Bu mektebe, nikahla yapılan kayıtla talim başlıyordu. Nitekim Rasulullah(s) hanımlarla evlenir evlenmez, gerekiyorsa ismini değiştirmiştir. Cüveyriye, Meymune isim değiştirenlerdendi. Hz.Peygamber(s) uygunsuz ismi sevmez, hanımlarına hoşlanmayacakları lakaplarla hitap etmezdi. Normal isimleri ne ise onunla hitap ederdi. “Ey Aişe!”, “Ey Zeyneb!” gibi. Rivayetler, Şifa adlı, muhacirundan, okuma yazma bilen bir kadını Hz.Peygamber(s)’in Hz.Hafsa’ya yazı ve bazı tedavi usullerini öğretmek üzere muallime olarak istihdam ettiğini haber verir.

    Hz.Peygamber(s), hanımlarının yetişmesine gayret eder, hepsinin beraber olduğu akşam toplantılarında eğitici sohbetler yaparlardı. Ve Rasulullah(s)’ın refakatinde bilgilenen hanımlar, bilgi ve tecrübelerini diğer kadınlara (hatta Hz.Peygamber(s)’in vefatından sonra, kadın-erkek herkese) aktarmaya hazır hale gelirlerdi. Hz.Peygamber(s)’in ev halkı, şehir dahilinde ve haricindeki kadınları kabul eder, itikadi konularla ilgili Hz.Peygamber(s)’in talimini onlara bildirerek, din eğitimindeki rollerini yerine getirirlerdi.

    Rasulullah(s) ailede gördüğü veya işittiği menfi durumlara her seferinde müdahale ederdi. Bir seferinde Hz.Aişe kız kardeşi Esma ile otururken, Rasulullah(s) içeri girer. Esma’nın üzerinde geniş kollu( yukarı sıyrılıp açılabilen ) bir elbise mevcuttur. Rasulullah(s) Esma’yı görür görmez derhal çıkar. Hz.Aişe Esma’ya : “uzaklaş, Rasulullah(s) sende hoşlanmadığı bir şey gördü” der. Esma çıkar. Rasulullah(s) tekrar gelince Hz.Aişe niçin çıktığını sorar. Hz.Peygamber(s) “görmüyor musun durumu, müslüman bir kadının şu kadarı görülebilir” der ve elleri ile yenlerini tutup, parmaklara kadar kısmını örter, sonra da elleri ile şakaklarını örter. Sadece yüzünü açık bırakır.” Dikkati çekmesi gereken husus, hoşlanmadığı bu manzara karşısında bağırıp- çağırmamış, öfkelenmemiş, bunu eğitim fırsatı olarak değerlendirmiştir.

    Rasulullah(s)’ın ailesinde çocukların talimi mühim meselelerden biridir. Doğumla birlikte çocuğun kulaklarına ezanın okunması, talim işinin ne kadar erken ele alınması gerektiğini sembolize eder. Fiilen talime konuşma yaşında ve Kur'an'ı Kerim’den ayetler ezberletilerek başlandığını şu rivayetler haber vermektedir: İbn-u Şuayb der ki, “Abdulmuttalip oğullarından bir çocuk konuşmaya başlayınca Hz.Peygamber(s) “ el hamdülillahi’llezi lem yettehir veleden ve lem yekun lehu şerike fi’l mülki” ayetini yedi sefer okutarak talim ederdi.
    İlk öğretilecek şeyin Lailahe illellah olmasını da emreden Hz.Peygamber(s), akıl ve muhakemeye müteallik talimin temyiz yaşından itibaren sistematize edilmesini irşat buyurur. Bundan dolayı yedi yaşında çocuk namaza alıştırılır, on yaşından itibaren düzenli kılması beklenir. Aile bu noktada öyle hassas olmalıdır ki, çocuğu dövmeye mahal kalmayacak şekilde, on yaşına gelinceye dek namaz eğitimini tamamlamış olmalıdır. Ayrıca çocuğa yazı, yüzme, ata binme gibi diğer bilgilerin öğretilmesi de Hz.Peygamber(s)’in emirleri arasındadır.

    Terbiyesinde olan çocuklara karşı davranışlarını, sevgi ve müsamaha üzerine bina etmiştir. Hatalarını tashihte de aynı yolda devam etmiş, azar, tenkit, tahkir, surat ekşitme gibi yollara baş vurmamıştır. Hz.Enes on yıl boyunca Hz.peygamber(s)’e hizmet ettiğini, hataları, yanlışları olduğunda bile hiç azar işitmediğini, bir kere olsun “of be” demediğini, “niçin böyle yaptın?, şöyle yapsaydın..” şeklinde eleştirmediğini rivayet eder.

    Abdullah İbnu Amir anlatıyor: "Bir gün, Rasulullah (s), evimizde otururken, annem beni çağırdı ve:"Hele bir gel sana ne vereceğim!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm anneme: “Çocuğa ne vermek istemiştin?” diye sordu. “Ona bir hurma vermek istemiştim” deyince, Aleyhissalâtu vesselâm: “Dikkat et! Eğer ona bir şey vermeyecek olursan üzerine bir yalan yazılacak!” buyurdular.” (Ebu Davud)

    Bu hadisin çocuk terbiyesiyle sıkı alâkası vardır. Yüce mürebbimiz, terbiyede hiçbir surette yalana yer verilmemesini irşat buyurmaktadır. Bilhassa ağlayan çocuklara bazen yapılmayacak veya verilmeyecek şey vaat edilir, yahut da olmayacak şeyle korkutulur. Bunların hepsi neticede "yalan" olmakta birleşir. Rasulullah(s) bütün bunların haram olduğunu, çocuk terbiyesinde hiçbir surette yalana yer verilmemesi gerektiğini ifade buyurmaktadır. Hadis, çocuğun, böyle basit durumda bile yalandan uzak tutulmasını vurguladığına göre, ciddi durumlarda yalana yer vermenin nasıl büyük bir hata ve yanlış olduğunu ifadede beliğ bir örnektir.

    Hz.Peygamber(s) çocukların cemiyet şartları içerisinde yetişmesine dikkat ederek, aile dışı temaslara imkan vermiştir. Çocukların bir kısım hizmetlere koşulması, bayram, düğün, ziyafet, mescidin cemaati gibi içtimai tezahürlere iştirak ettirilmeleri, çocukların aile dışı kimselerle karşılaşmasına imkan vermekte, böylece içtimaileşmeleri gerçekleştirilmektedir. Bunların sünnette örneği çoktur.







+ Yorum Gönder