Konusunu Oylayın.: Fiil fail ve meful hakkında bilgiler

5 üzerinden 4.50 | Toplam : 12 kişi
Fiil fail ve meful hakkında bilgiler
  1. 01.Kasım.2011, 22:49
    1
    Misafir

    Fiil fail ve meful hakkında bilgiler






    Fiil fail ve meful hakkında bilgiler Mumsema Fiil fail ve meful nedir Fiil fail ve meful ne anlama gelmektedir Fiil fail ve meful hakkında bilgiler verir misiniz ?


  2. 02.Kasım.2011, 01:11
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Fiil fail ve meful hakkında bilgiler




    Fiil Cümlesi, FİİL, Fâil ve Meful ( Mefulün bih, Mefulün bih gayri sarih, Mafulün fih, Mefulün leh, Mefülün maah ) Hakkındaki Bilgiler: (İlgili dosyalar: Mamuller sayfası, Zamirler-5 dosyası. Âmiller sayfası, Fiil ve unsurları dosyası ve Mutlak fiili dosyaları ve Tam fiili - Nâkıs fiil dosyası. İ'râb sayfası, Fiil dosyaları)

    1) Fiil cümlesi, bir fiil ile başlar. Fiil, fâil ve mef'ûl olmak üzere üç unsurdan meydana gelir. Fâil; mamuldur, merfudur ve fiilde saklı olan hükümleri idrak ettikten sonra; yaşamakla yükümlüdür, görevlidir ve sorumludur. (MAMUL: Nahiv'de "Âmil" ismiyle tanımlanan 60 adet kelimenin (isim, fiil ve harfin) doğrudan veya vasıtalı olarak tesir ettiği kelimeye, mamul denir. ÂMİL: İlâhi sıfat, izafi sıfat, aslî vasıf, izafi vasıfları görülür, bilinir, sezilir veya anlaşılır hâle getiren kelimelerin genel ismidir.
    Önemli notlar :

    (A) Mazi fiili gâibesiyle yapılan cümledeki tâ ( تْ ) fâil değildir. Fâilin müennes olduğunu gösterir ve sâkindir. ( قَرَأَتْ عَائِشَةُ اْكِتَابَ ) "Ayşe kitabı okudu" terkibindeki gibi. Ancak kendisinden sonra hemze-i vasıl geldiğinde kesre ile harekelenir. ( قَرَأَتِ الطَّالِبَةُ اْكِتَابَ ) "Kız öğrenci kitabı okudu" terkibindeki gibi.

    (B) Tâu'l fâil (et-tâu'l-müteharrike) olan ( تِ ) ve ( تَ ) ve ( تُ ) muttasıl zamiri'nin sakladığı anlam, fâil ve nâibu fâil'in anlamlarından çok farklıdır. Çünkü et-tâu'l-müteharrike, Osmanlıca lügata göre : Harekete geçen, kımıldanan, yerinde duramayıp hareket eden, devir ve hareket eden fâil anlamlarını kapsamaktadır.
    (C) Hz. Rasûlullah (a.s.v)'a tâbi olanın varlığı ( 01 = 1) eşitliğindeki sıfırın varlığı gibi olduğu takdirdeki fâile, Tâu'l fâil denir diye tanımlanabilir. Tâu'l fâil olan ( تِ ) ve ( تَ ) ve ( تُ ) muttasıl zamirleri, bir kişinin üç farklı hâli hakkında bilgi verir. Müzekker, müennes, mütekellim vahde gibi üç farklı kişiyi kastedmez. Ek bilgi için bakınız : İ'râb sayfası, Yâsîn Sûresinin İ'râbı dosyasına.
    (D) Bir fiil, kendisinden sonra gelen fiile ( اَنْ ) ile bağlanır (müevvel masdar olarak gelir). Zarf olan ( عِنْدَ ) den sonra fiil gelecekse araya ( مَا ) gelir.

    2) Kur'an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerdeki fiil cümlelerinde, (a) “Sebepler, sebebi yaratanın iradesine bağlıdır. Bunun aksi de olmaz” ilkesinin, (b) "fiil, fâilin şahididir" haberinin, (c) "fiilin, öncesini ve sonrasını gördükten sonra ya hayır konuş ya da sus" ikâzının, (d) "fiilleri gözlemleyerek, Esma-ül Hüsna'lar hakkında marifet sahibi olmak, Hz. Resulullah asv'mın yaşadığı ilk sünnetullahtır. Çünkü, ilk beş ayetten sonra üç sene başka ayet nazil olmamıştır." imâsının, (e) "müteaddi fiilinin mânası, mefülde görülür ve bilinir" kaidesinin, (f) "Yapanı değil de yaptıranı gör (Çünkü müteaddi fiilin mânası, mefulde görülür.)" atasözünün, (g) fiil; teklik, çokluk, müzekkerlik, müenneslik açısından fâile tâbi olduğu için “fiil, fâile tâbidir ve onun şahididir”, saklı bilgisinin ve .... vb ifadelerin anlamları saklıdır.

    (h) Fiil cümlesi tefsir edilir, isim cümlesi tefsir edilmez (Bakınız: Furkan Suresi,33). Çünkü, isim cümlesindeki hüküm açıktır ve sadece buradaki hükümler uygulanır ve sonuçlarına da şahidlik edilir. (NOT: Tefsir kelimesi 25/33'de Tef'il bab'nın masdarıdır. Fiilde, fâilde ve mefuldeki çoklukları ve ... bildirir.Bu ayeti kerimede Allah Teala; "Ey kulum ! en güzel tefsiri sana (okuyan ve dinleyene) bizzat ben yaparım" diyor. Bu nedenle tefsir; ya hadis-i şeriflerle yapılır veya Rehber'e sorulur ve edeple cevabı beklenir veya Allah Teala ile sohbet ederken (Kur'an-ı Kerimi okurken) O'na sorulur. Açıklama için bakınız : Mamuller sayfası, Zamirler-6'daki 16.cı paragraf. Bu üç açıklama şeklinin dışında kalanlar, "Tefsir" anlamına girmez.)

    (i) Masdar edatlarından birinin önüne geldiği cümlenin mânasını masdara çevirmesine "masdar-ı müevvel" denir. Bu masdar edatlarından ( أَنْ), fiil cümlesini ve ( أَنَّ ) de, isim cümlesini masdara çevirir ve Sarf ilmine göre cümlelerin mânalarında bir değişiklik olmaz. Fakat Nahiv ilmine göre ise, önemli mâna değişiklikleri olur ancak bu değişiklikler saklı olarak okuyana ve dinleyenlere hitabeder. (NOT-1: Aşağıdaki üç cümlenin Türkçe anlamları aynı olmasına rağmen, sakladıkları bilgiler üçünde de çok farklıdır. NOT-2: Yusuf suresi,15'deki masdar cümlesinin açıklaması aşağıdaki açıklamaya benzer.)

    A. ( يَسُرُ ّنِي صَدْقُكَ Doğru olman beni sevindirir.) Bu cümle, olaydan önce ve muhatabına öğüt vermek için kullanılır.

    B. ( يَسُرُ ّنِي أَنْ تَصْدُقَ Doğru olman beni sevindirir.) Bu cümle, olaydan sonra ve muhatabına (okuyan ve dinleyen her bir kişiye) "kendisine yalan söylendiğini imâ ederek" şevkatle bir daha böyle yapma diye ikaz için kullanılır. (NOT: Fiil cümlesi masdarlaşmış)

    C. ( يَسُرُ ّنِي أَنَّكَ صَدْقٌ Doğru olman beni sevindirir.) Burada ( أَنَّ ) nin ismi ve haberi ( أَنَّكَ صَدْقٌ ) olan isim cümlesi, (... يَسُرُ ّ ) fiil cümlesinin mef'ûlü bih'idir. Bu cümle, olaydan sonra ve muhatabına (okuyan ve dinleyen her bir kişiye) "doğruluğunun mükafatını kazanırsın, adaletin tecellisi kaçınılmazdır." müjdesi için kullanılır bilgileri saklıdır. Çünkü ma'mûlün bihi ( مَعْمُولٌ بِهِ ), kendisi ile amel olunan Allah Teala'nın hukukudur ve ihsân ile ifâ edilir. İhsân ise; Allah Teala'ya O'nu görüyormuş gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen O'nu göremiyorsan da, O seni görmektedir. olarak açıklanmıştır. (NOT: İsim cümlesi masdarlaşmış).
    Kâide: (a) Mübtedâ ve haberden oluşan isim cümlesi, doğrudan doğruya bir durumu haber verir. (b) Başında ( إِنَّ ) olan isim cümlesi, bir sorunun cevabı olur. (c) Mübtedânın başında ( إِنَّ ) ve haberin başında ( لَ ) olan isim cümlesi, bir inkârcının inkârına cevap olur. (NOT: haber başa geçerse, ( لَ ) mübtedânın başında olur ve yine haberdeki kattiyeti ifâde eder.)
    ( أَنْ ) Cümlenin başına geldiğinde muzari fiili NASB eder ve mazi fiili de mahallen NASB eder. Masdar cümlesi, temel cümleye "..en, ..in, ..an, ..ın" gibi şahıslara göre değişen takıları alarak bağlanır. Cümle içinde ise; fâil, naib-i fâil, mefulün bih veya harfi cer ile mefulün bih gayri sarih (mecrur) olarak gelebilir. Emir fiilini ise, mahallen NASB ederek mânasını masdara çevirir ve bu masdar cümlesi, temel cümleye "..diye" eki ile bağlanır.

    Örnek: Şuarâ, 63 (Musa'ya "asânı denize vur" diye vahyettik.)
    ( أَنَّ ) yalnız isim cümlesinin başına gelir, cümleye masdar mânasını kazandırır ve onu tek bir unsur haline getirir. Şöyle de söylenebilir: Masdarlaşmış isim cümlesi tek başına: mübteda veya haber veya fâil veya naibu fâil veya mefulün bih, veya m.b.gayri sarih (car - mecrur) olabilir. Türkçe'ye "..en, ..an, ..dığı, ..diği, ..düğü, ..duğu" şeklinde tercüme edilir.

    3) Surelerin başlarındaki Besmele-i Şerife, harfi cer ile başladığı için bir şibhi cümledir. Şibhi cümle (a) mübtedası saklı isim cümlesi olabilir, (b) fiili ve fâili saklı, fiil cümlesinin mefulü olabilir. Delilleri:
    Hud suresi, 41 (... وَ قَالَ ارْكَبُوا فِيهَا بِسْمِ اللهِ مَجْرَيهَا وَ مُرْسَيهَا ) "Dedi ki: Allah'ın ismiyle gemiye binin ve dururken de ve giderken de besmele çekin...." Ayeti Kerimesinde, fiil cümlesinin mefulüdür.
    Neml suresi, 30 ( وَ إِنَّهُ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَانِ الرَّحِيمِ ...) (Gerçekten o mektub "Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle başlarım" ifadesi ile yazılmış.) Ayeti Kerimesinde, isim cümlesinin haberidir.
    Besmele-i Şerifenin, mahzuf olarak geldiği takdir edilen bir fiil ile başlayan fiil cümlesinin mefulün bih gayri sarihi olması durumunda şu bilgi saklı olabilir. NASB halinde olduğu için de, açıkça söylenmeli ve herkes tarafından bilinmeli anlamı saklıdır (Şâfi Mezhebinde). Aşk ehlinin Allah Teala'ya hitap şeklidir. Sakli olarak geldiği takdir edilen fiiller:
    ( يَقْرَاُ ) ise, okuyanda ve dinleyenlerde; hayret hâli, cezbe hâli görülebilir. Hz. Reaulullah asv'ın Hira dağında ilk olarak nazil olan Alak suresinin 1-5 ayetlerini okurken yaşadığı hâle karşılık gelir.
    ( نَتْلُو ) ise, okuyanda ve dinleyenlerde; hayranlık hâli, ürperme, gözün nemlenmesi, gözyaşı görülebilir. El-Furkan, 32 ve Fâtır,29-30 ayeti kerimelerindeki okuyuş şekline karşılık gelir.
    ( اَبْتَدِئُ ) ise, okuyanda ve dinleyenlerde; boyun bükme, utanma, sevinme gibi çok çeşitli duyguların hissedilmesine karşılık gelir.

    4) Fiil ve fâil den meydana gelen en küçük cümleye “cümle-i fiiliye” denir. Mesela; ( قَالَ ) gibi. "Fâil, fiilin zahir olduğu yerdir" de denebilir. Ayet-i Kerimelerdeki ( قَالَ ) cümlesini sadece fâil bilir, başkası duymaz bilemez. Türkçemizdeki "Aklından şöyle geçirmiş, içinden ne konuşuyor bilinmez, içimden şunları söyledim, ..." gibi ifadelerle anlattıklarımıza karşılık gelir. Yoksa, sesli olarak şunları dedi anlamına gelmez.

    5) Fiil cümlesini oluşturan tüm unsurların tamamı, Kur'an-ı kerim'deki her fiil cümlesinde mevcuttur, ancak bu unsurların çoğu hazf edilmiştir. KİM fiildeki hükümleri (saklı emirleri) ihyâ etmeye çabalarsa, hazf edilmiş unsunlar kendi kıssalarıyla (yaşadığı olaylarla) öğretilir.
    Fiil neyin zuhuru : Kendi aslî vasfının / izâfi vasfının / izâfi sıfatının mı zuhurudur?
    Fiili yapan : KİM yaptı ? … (Fâil)
    Fiile maruz kalan : KİME / NEYE yaptı? … (Mefulün bih)
    Fiilin işlendiği zaman: NE ZAMAN yaptı? … (Mefulun fih)
    Fiilin işlendiği mekan: NEREDE yaptı ? … (Mefulün fih)
    Fiilin işleniş gerekçesi: NİÇİN yaptı? … (Mefulün lieclih)
    Fiilin işleniş araçları : NASIL / NE İLE yaptı? (mefulün bih gayri sarih)


    Bu yedi unsuru da takdir eden ve yaratanın tek bir Zat olduğu idrak edilirse, o fiil Zat'ın zuhur yeri olur. Zat, beden gözüyle görülmese de varlığını kayıtsız şartsız kabul edersin. O fiile da Zat'ın "fiili sıfatı" denir. Şöyle de söylenebilir: Bir fiilin yedi unsurundan her birini ayrı ayrı yüce Hakk’a bağlayabilecek zahiri ve batınî bilgiye sahip olan kişi, Hakk Tealayı fiilinde müşahade etmiş demektir. Buna “fiillerin tecellisi” de denir. (Örnek: Âl-i İmran Suresi, 123. Açıklaması için Bina sayfası / 1.Bab'a bakınız)
    Mef'ulün bih ve mef'ulün bih gayri sarih'in sakladıkları bilgiler:
    Mef'ulün bih'e, sadece ehli olan şâhidlik eder. Örnek, 87/6 : ( سَنُقْرِئُكَ فَلَا تَنْسَى ) "Seni okutacağız, artık sen unutmayacaksın." Ayet-i Kerimesinin i'râbı ; ( سَ ) : İstikbal (gelecek zaman harfidir. ( نُقْرِؤُ ) : Fiil-i muzâri olup, fâili ( نَحْنُ ) olarak takdir edilen müstetir (gizli) zamirdir. ( كَ ) : Mef'ulün bih olup, muttasıl zamir NASB mahallindedir.
    Mef'ulün bih gayrı sarih'e, herkes şâhidlik eder. Örnek, 87/8 : ( وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرَى ) "ve seni en kolay (olan) için başarılı kılacağız." Ayet-i Kerimesinin i'râbı ; ( وَ ) : Atıf harfidir. ( نُيَسِّرُ ) : Fiil-i muzâri olup, fâili ( نَحْنُ ) olarak takdir edilen müstetir (gizli) zamirdir. ( كَ ) : Mef'ulün bih olup, muttasıl zamir NASB mahallindedir. ( لِلْيُسْرَى ) : Mef'ulün bih gayrı sarih olup ; ( لِ ) : Harf-i cerdir. ( الْيُسْرَى ) : Maksur isim olduğu için, takdir edilen kesra ile mecrûrdur.
    Sevgide fâil (seven) - mef'ul (sevilen) ilişkisini özetleyen çok güzel bir kıssa:
    Şah-ı Nakşibend (kaddesallahu Sırrahu), sayfa 291, Semerkant Yayını: Hace Alâüddin ksa anlatmıştı: "Şah-ı Nakşibend hazretlerine bağlanmış olduğum ilk günlerdi.... Onun beni kabul etmesiyle şereflenmiştim. Kendisine çok muhabbet duyuyor, sohbetlerinden bir an olsun ayrılmak istemiyordum. Ama bir gün, bana şöyle dedi:
    Sen mi beni seviyorsun, yoksa ben mi seni seviyorum ?
    Efendim, ben sizi çok seviyorum, dedim. Benim bu cevabım üzerine:
    Peki bir süre bekle, kimin daha fazla muhabbet duyduğunu anlarsın, buyurdu.
    Bir müddet sonra, bende Hace hazretlerine yönelik o eski muhabbetten hiç eser kalmamıştı. Bunun üzerine Hace Hazretleri, "Şimdi muhabbet ve dostluğun kimden kaynaklandığını anladın mı ? dedi ve şu şiiri söyledi:
    Mâşuktan, âşıka bir meyil olmazsa
    Zavallı âşıkta, arzu meydana gelmez.



  3. 02.Kasım.2011, 01:11
    2
    Silent and lonely rains



    Fiil Cümlesi, FİİL, Fâil ve Meful ( Mefulün bih, Mefulün bih gayri sarih, Mafulün fih, Mefulün leh, Mefülün maah ) Hakkındaki Bilgiler: (İlgili dosyalar: Mamuller sayfası, Zamirler-5 dosyası. Âmiller sayfası, Fiil ve unsurları dosyası ve Mutlak fiili dosyaları ve Tam fiili - Nâkıs fiil dosyası. İ'râb sayfası, Fiil dosyaları)

    1) Fiil cümlesi, bir fiil ile başlar. Fiil, fâil ve mef'ûl olmak üzere üç unsurdan meydana gelir. Fâil; mamuldur, merfudur ve fiilde saklı olan hükümleri idrak ettikten sonra; yaşamakla yükümlüdür, görevlidir ve sorumludur. (MAMUL: Nahiv'de "Âmil" ismiyle tanımlanan 60 adet kelimenin (isim, fiil ve harfin) doğrudan veya vasıtalı olarak tesir ettiği kelimeye, mamul denir. ÂMİL: İlâhi sıfat, izafi sıfat, aslî vasıf, izafi vasıfları görülür, bilinir, sezilir veya anlaşılır hâle getiren kelimelerin genel ismidir.
    Önemli notlar :

    (A) Mazi fiili gâibesiyle yapılan cümledeki tâ ( تْ ) fâil değildir. Fâilin müennes olduğunu gösterir ve sâkindir. ( قَرَأَتْ عَائِشَةُ اْكِتَابَ ) "Ayşe kitabı okudu" terkibindeki gibi. Ancak kendisinden sonra hemze-i vasıl geldiğinde kesre ile harekelenir. ( قَرَأَتِ الطَّالِبَةُ اْكِتَابَ ) "Kız öğrenci kitabı okudu" terkibindeki gibi.

    (B) Tâu'l fâil (et-tâu'l-müteharrike) olan ( تِ ) ve ( تَ ) ve ( تُ ) muttasıl zamiri'nin sakladığı anlam, fâil ve nâibu fâil'in anlamlarından çok farklıdır. Çünkü et-tâu'l-müteharrike, Osmanlıca lügata göre : Harekete geçen, kımıldanan, yerinde duramayıp hareket eden, devir ve hareket eden fâil anlamlarını kapsamaktadır.
    (C) Hz. Rasûlullah (a.s.v)'a tâbi olanın varlığı ( 01 = 1) eşitliğindeki sıfırın varlığı gibi olduğu takdirdeki fâile, Tâu'l fâil denir diye tanımlanabilir. Tâu'l fâil olan ( تِ ) ve ( تَ ) ve ( تُ ) muttasıl zamirleri, bir kişinin üç farklı hâli hakkında bilgi verir. Müzekker, müennes, mütekellim vahde gibi üç farklı kişiyi kastedmez. Ek bilgi için bakınız : İ'râb sayfası, Yâsîn Sûresinin İ'râbı dosyasına.
    (D) Bir fiil, kendisinden sonra gelen fiile ( اَنْ ) ile bağlanır (müevvel masdar olarak gelir). Zarf olan ( عِنْدَ ) den sonra fiil gelecekse araya ( مَا ) gelir.

    2) Kur'an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerdeki fiil cümlelerinde, (a) “Sebepler, sebebi yaratanın iradesine bağlıdır. Bunun aksi de olmaz” ilkesinin, (b) "fiil, fâilin şahididir" haberinin, (c) "fiilin, öncesini ve sonrasını gördükten sonra ya hayır konuş ya da sus" ikâzının, (d) "fiilleri gözlemleyerek, Esma-ül Hüsna'lar hakkında marifet sahibi olmak, Hz. Resulullah asv'mın yaşadığı ilk sünnetullahtır. Çünkü, ilk beş ayetten sonra üç sene başka ayet nazil olmamıştır." imâsının, (e) "müteaddi fiilinin mânası, mefülde görülür ve bilinir" kaidesinin, (f) "Yapanı değil de yaptıranı gör (Çünkü müteaddi fiilin mânası, mefulde görülür.)" atasözünün, (g) fiil; teklik, çokluk, müzekkerlik, müenneslik açısından fâile tâbi olduğu için “fiil, fâile tâbidir ve onun şahididir”, saklı bilgisinin ve .... vb ifadelerin anlamları saklıdır.

    (h) Fiil cümlesi tefsir edilir, isim cümlesi tefsir edilmez (Bakınız: Furkan Suresi,33). Çünkü, isim cümlesindeki hüküm açıktır ve sadece buradaki hükümler uygulanır ve sonuçlarına da şahidlik edilir. (NOT: Tefsir kelimesi 25/33'de Tef'il bab'nın masdarıdır. Fiilde, fâilde ve mefuldeki çoklukları ve ... bildirir.Bu ayeti kerimede Allah Teala; "Ey kulum ! en güzel tefsiri sana (okuyan ve dinleyene) bizzat ben yaparım" diyor. Bu nedenle tefsir; ya hadis-i şeriflerle yapılır veya Rehber'e sorulur ve edeple cevabı beklenir veya Allah Teala ile sohbet ederken (Kur'an-ı Kerimi okurken) O'na sorulur. Açıklama için bakınız : Mamuller sayfası, Zamirler-6'daki 16.cı paragraf. Bu üç açıklama şeklinin dışında kalanlar, "Tefsir" anlamına girmez.)

    (i) Masdar edatlarından birinin önüne geldiği cümlenin mânasını masdara çevirmesine "masdar-ı müevvel" denir. Bu masdar edatlarından ( أَنْ), fiil cümlesini ve ( أَنَّ ) de, isim cümlesini masdara çevirir ve Sarf ilmine göre cümlelerin mânalarında bir değişiklik olmaz. Fakat Nahiv ilmine göre ise, önemli mâna değişiklikleri olur ancak bu değişiklikler saklı olarak okuyana ve dinleyenlere hitabeder. (NOT-1: Aşağıdaki üç cümlenin Türkçe anlamları aynı olmasına rağmen, sakladıkları bilgiler üçünde de çok farklıdır. NOT-2: Yusuf suresi,15'deki masdar cümlesinin açıklaması aşağıdaki açıklamaya benzer.)

    A. ( يَسُرُ ّنِي صَدْقُكَ Doğru olman beni sevindirir.) Bu cümle, olaydan önce ve muhatabına öğüt vermek için kullanılır.

    B. ( يَسُرُ ّنِي أَنْ تَصْدُقَ Doğru olman beni sevindirir.) Bu cümle, olaydan sonra ve muhatabına (okuyan ve dinleyen her bir kişiye) "kendisine yalan söylendiğini imâ ederek" şevkatle bir daha böyle yapma diye ikaz için kullanılır. (NOT: Fiil cümlesi masdarlaşmış)

    C. ( يَسُرُ ّنِي أَنَّكَ صَدْقٌ Doğru olman beni sevindirir.) Burada ( أَنَّ ) nin ismi ve haberi ( أَنَّكَ صَدْقٌ ) olan isim cümlesi, (... يَسُرُ ّ ) fiil cümlesinin mef'ûlü bih'idir. Bu cümle, olaydan sonra ve muhatabına (okuyan ve dinleyen her bir kişiye) "doğruluğunun mükafatını kazanırsın, adaletin tecellisi kaçınılmazdır." müjdesi için kullanılır bilgileri saklıdır. Çünkü ma'mûlün bihi ( مَعْمُولٌ بِهِ ), kendisi ile amel olunan Allah Teala'nın hukukudur ve ihsân ile ifâ edilir. İhsân ise; Allah Teala'ya O'nu görüyormuş gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen O'nu göremiyorsan da, O seni görmektedir. olarak açıklanmıştır. (NOT: İsim cümlesi masdarlaşmış).
    Kâide: (a) Mübtedâ ve haberden oluşan isim cümlesi, doğrudan doğruya bir durumu haber verir. (b) Başında ( إِنَّ ) olan isim cümlesi, bir sorunun cevabı olur. (c) Mübtedânın başında ( إِنَّ ) ve haberin başında ( لَ ) olan isim cümlesi, bir inkârcının inkârına cevap olur. (NOT: haber başa geçerse, ( لَ ) mübtedânın başında olur ve yine haberdeki kattiyeti ifâde eder.)
    ( أَنْ ) Cümlenin başına geldiğinde muzari fiili NASB eder ve mazi fiili de mahallen NASB eder. Masdar cümlesi, temel cümleye "..en, ..in, ..an, ..ın" gibi şahıslara göre değişen takıları alarak bağlanır. Cümle içinde ise; fâil, naib-i fâil, mefulün bih veya harfi cer ile mefulün bih gayri sarih (mecrur) olarak gelebilir. Emir fiilini ise, mahallen NASB ederek mânasını masdara çevirir ve bu masdar cümlesi, temel cümleye "..diye" eki ile bağlanır.

    Örnek: Şuarâ, 63 (Musa'ya "asânı denize vur" diye vahyettik.)
    ( أَنَّ ) yalnız isim cümlesinin başına gelir, cümleye masdar mânasını kazandırır ve onu tek bir unsur haline getirir. Şöyle de söylenebilir: Masdarlaşmış isim cümlesi tek başına: mübteda veya haber veya fâil veya naibu fâil veya mefulün bih, veya m.b.gayri sarih (car - mecrur) olabilir. Türkçe'ye "..en, ..an, ..dığı, ..diği, ..düğü, ..duğu" şeklinde tercüme edilir.

    3) Surelerin başlarındaki Besmele-i Şerife, harfi cer ile başladığı için bir şibhi cümledir. Şibhi cümle (a) mübtedası saklı isim cümlesi olabilir, (b) fiili ve fâili saklı, fiil cümlesinin mefulü olabilir. Delilleri:
    Hud suresi, 41 (... وَ قَالَ ارْكَبُوا فِيهَا بِسْمِ اللهِ مَجْرَيهَا وَ مُرْسَيهَا ) "Dedi ki: Allah'ın ismiyle gemiye binin ve dururken de ve giderken de besmele çekin...." Ayeti Kerimesinde, fiil cümlesinin mefulüdür.
    Neml suresi, 30 ( وَ إِنَّهُ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَانِ الرَّحِيمِ ...) (Gerçekten o mektub "Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle başlarım" ifadesi ile yazılmış.) Ayeti Kerimesinde, isim cümlesinin haberidir.
    Besmele-i Şerifenin, mahzuf olarak geldiği takdir edilen bir fiil ile başlayan fiil cümlesinin mefulün bih gayri sarihi olması durumunda şu bilgi saklı olabilir. NASB halinde olduğu için de, açıkça söylenmeli ve herkes tarafından bilinmeli anlamı saklıdır (Şâfi Mezhebinde). Aşk ehlinin Allah Teala'ya hitap şeklidir. Sakli olarak geldiği takdir edilen fiiller:
    ( يَقْرَاُ ) ise, okuyanda ve dinleyenlerde; hayret hâli, cezbe hâli görülebilir. Hz. Reaulullah asv'ın Hira dağında ilk olarak nazil olan Alak suresinin 1-5 ayetlerini okurken yaşadığı hâle karşılık gelir.
    ( نَتْلُو ) ise, okuyanda ve dinleyenlerde; hayranlık hâli, ürperme, gözün nemlenmesi, gözyaşı görülebilir. El-Furkan, 32 ve Fâtır,29-30 ayeti kerimelerindeki okuyuş şekline karşılık gelir.
    ( اَبْتَدِئُ ) ise, okuyanda ve dinleyenlerde; boyun bükme, utanma, sevinme gibi çok çeşitli duyguların hissedilmesine karşılık gelir.

    4) Fiil ve fâil den meydana gelen en küçük cümleye “cümle-i fiiliye” denir. Mesela; ( قَالَ ) gibi. "Fâil, fiilin zahir olduğu yerdir" de denebilir. Ayet-i Kerimelerdeki ( قَالَ ) cümlesini sadece fâil bilir, başkası duymaz bilemez. Türkçemizdeki "Aklından şöyle geçirmiş, içinden ne konuşuyor bilinmez, içimden şunları söyledim, ..." gibi ifadelerle anlattıklarımıza karşılık gelir. Yoksa, sesli olarak şunları dedi anlamına gelmez.

    5) Fiil cümlesini oluşturan tüm unsurların tamamı, Kur'an-ı kerim'deki her fiil cümlesinde mevcuttur, ancak bu unsurların çoğu hazf edilmiştir. KİM fiildeki hükümleri (saklı emirleri) ihyâ etmeye çabalarsa, hazf edilmiş unsunlar kendi kıssalarıyla (yaşadığı olaylarla) öğretilir.
    Fiil neyin zuhuru : Kendi aslî vasfının / izâfi vasfının / izâfi sıfatının mı zuhurudur?
    Fiili yapan : KİM yaptı ? … (Fâil)
    Fiile maruz kalan : KİME / NEYE yaptı? … (Mefulün bih)
    Fiilin işlendiği zaman: NE ZAMAN yaptı? … (Mefulun fih)
    Fiilin işlendiği mekan: NEREDE yaptı ? … (Mefulün fih)
    Fiilin işleniş gerekçesi: NİÇİN yaptı? … (Mefulün lieclih)
    Fiilin işleniş araçları : NASIL / NE İLE yaptı? (mefulün bih gayri sarih)


    Bu yedi unsuru da takdir eden ve yaratanın tek bir Zat olduğu idrak edilirse, o fiil Zat'ın zuhur yeri olur. Zat, beden gözüyle görülmese de varlığını kayıtsız şartsız kabul edersin. O fiile da Zat'ın "fiili sıfatı" denir. Şöyle de söylenebilir: Bir fiilin yedi unsurundan her birini ayrı ayrı yüce Hakk’a bağlayabilecek zahiri ve batınî bilgiye sahip olan kişi, Hakk Tealayı fiilinde müşahade etmiş demektir. Buna “fiillerin tecellisi” de denir. (Örnek: Âl-i İmran Suresi, 123. Açıklaması için Bina sayfası / 1.Bab'a bakınız)
    Mef'ulün bih ve mef'ulün bih gayri sarih'in sakladıkları bilgiler:
    Mef'ulün bih'e, sadece ehli olan şâhidlik eder. Örnek, 87/6 : ( سَنُقْرِئُكَ فَلَا تَنْسَى ) "Seni okutacağız, artık sen unutmayacaksın." Ayet-i Kerimesinin i'râbı ; ( سَ ) : İstikbal (gelecek zaman harfidir. ( نُقْرِؤُ ) : Fiil-i muzâri olup, fâili ( نَحْنُ ) olarak takdir edilen müstetir (gizli) zamirdir. ( كَ ) : Mef'ulün bih olup, muttasıl zamir NASB mahallindedir.
    Mef'ulün bih gayrı sarih'e, herkes şâhidlik eder. Örnek, 87/8 : ( وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرَى ) "ve seni en kolay (olan) için başarılı kılacağız." Ayet-i Kerimesinin i'râbı ; ( وَ ) : Atıf harfidir. ( نُيَسِّرُ ) : Fiil-i muzâri olup, fâili ( نَحْنُ ) olarak takdir edilen müstetir (gizli) zamirdir. ( كَ ) : Mef'ulün bih olup, muttasıl zamir NASB mahallindedir. ( لِلْيُسْرَى ) : Mef'ulün bih gayrı sarih olup ; ( لِ ) : Harf-i cerdir. ( الْيُسْرَى ) : Maksur isim olduğu için, takdir edilen kesra ile mecrûrdur.
    Sevgide fâil (seven) - mef'ul (sevilen) ilişkisini özetleyen çok güzel bir kıssa:
    Şah-ı Nakşibend (kaddesallahu Sırrahu), sayfa 291, Semerkant Yayını: Hace Alâüddin ksa anlatmıştı: "Şah-ı Nakşibend hazretlerine bağlanmış olduğum ilk günlerdi.... Onun beni kabul etmesiyle şereflenmiştim. Kendisine çok muhabbet duyuyor, sohbetlerinden bir an olsun ayrılmak istemiyordum. Ama bir gün, bana şöyle dedi:
    Sen mi beni seviyorsun, yoksa ben mi seni seviyorum ?
    Efendim, ben sizi çok seviyorum, dedim. Benim bu cevabım üzerine:
    Peki bir süre bekle, kimin daha fazla muhabbet duyduğunu anlarsın, buyurdu.
    Bir müddet sonra, bende Hace hazretlerine yönelik o eski muhabbetten hiç eser kalmamıştı. Bunun üzerine Hace Hazretleri, "Şimdi muhabbet ve dostluğun kimden kaynaklandığını anladın mı ? dedi ve şu şiiri söyledi:
    Mâşuktan, âşıka bir meyil olmazsa
    Zavallı âşıkta, arzu meydana gelmez.



  4. 17.Nisan.2014, 18:31
    3
    Misafir

    Cevap: Fiil fail ve meful hakkında bilgiler

    Ödevim için gerekli bilgileri aldım. Bu siteyi çok seviyorum. Din ödevlerimi yapmamda bana yardımcı oluyor.


  5. 17.Nisan.2014, 18:31
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Ödevim için gerekli bilgileri aldım. Bu siteyi çok seviyorum. Din ödevlerimi yapmamda bana yardımcı oluyor.


  6. 04.Nisan.2017, 20:14
    4
    Misafir

    Yorum:uşak islami ilimler

    uşak islami ilimler arapça okunacak en iyi fakülte


  7. 04.Nisan.2017, 20:14
    4
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    uşak islami ilimler arapça okunacak en iyi fakülte





+ Yorum Gönder