Konusunu Oylayın.: Maliki mezhebine göre seferilikte cem-i takdim, cem-i tehir hakkında bilgi verir misiniz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Maliki mezhebine göre seferilikte cem-i takdim, cem-i tehir hakkında bilgi verir misiniz?
  1. 13.Eylül.2011, 06:50
    1
    Misafir

    Maliki mezhebine göre seferilikte cem-i takdim, cem-i tehir hakkında bilgi verir misiniz?

  2. 13.Eylül.2011, 13:27
    2
    m.deniz
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Ocak.2011
    Üye No: 83734
    Mesaj Sayısı: 1,194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: .......

    Cevap: Maliki mezhebine göre seferilikte cem-i takdim, cem-i tehir hakkında bilgi verir misiniz?




    Malikilere göre;
    Namazları cemetmenin sebepleri şunlardır:
    1. Seferîlik.
    2. Hastalık.
    3. Yağmur.
    4. Karanlıkla birlikte (yolların) çamurlu olması.
    5. Hac ibâdetini edâ etmekte olan kişinin Arafat’ta veya Müzdelife’de bulunması.
    Şimdi de bu sebeplerin izahına geçelim:
    1. Seferîlik: Bundan maksat, namazın kısaltılmasını gerekli kılan veya kılmayan mutlak mânâdaki seferdir. Yalnız, bu seferin haram, ya da mekruh amaçlı olmaması şarttır. Mubah amaçlı bir seferde bulunan kişinin ikindi namazını öne alarak öğleyle birlikte cem-i takdim şeklinde kılması iki şartla caiz olur:
    a. Mola verilecek yere inmesi esnasında, güneş zevale ermiş olmalıdır.
    b. İkindi vaktinin girmesinden önce hareket etmeye, ikinci molayı ise güneşin batmasından sonra yapmaya niyet etmelidir. Eğer ikinci molayı güneşin sararmasından önce yapmaya niyet ederse, hareketten önce öğle namazını kılmalı, ikindi namazını ise ikinci molaya bırakmalıdır ki, bu vâcibtir. -Çünkü ikinci mola, ihtiyarî vakit içinde yapılmış olacaktır. Durum böyle olunca ikindi namazını öne alarak öğleyle birlikte kılmaya sebep kalmamaktadır. Cemedilerek öğleyle birlikte kılınırsa, günahkâr olmakla birlikte yine de sahîh olur. İkinci molada da ihtiyarî vakit içinde ikindiyi iade etmek mendub olur. Güneşin sararmasından sonra ve gurubundan önce ikinci molaya niyet ederse, öğle namazını hareketten önce kılar. İkindiyi ise dilerse öne alarak öğleyle birlikte kılar dilerse ikinci molada kılmak üzere erteler. Çünkü ikinci mola, her halükârda zarurî vakitte vukûbulmuş olacaktır. Cemedip etmemek arasında serbest bırakılması şundan ileri gelmektedir: Bu durumdaki bir kimse ikindiyi öne alıp öğleyle birlikte kılarsa, sefer nedeniyle ilk zarûrî vakitte kılmış olur. İkinci molaya ertelerse meşrû-zarûrî vakitte kılmış olur.
    Seferde bulunan kişi seyir halindeyken öğle namazının vakti girerse -ki bu da güneşin zevâliyle olur-, eğer güneşin sararması esnasında veya daha önce mola vermeye niyet etmişse, öğle namazını mola esnasında ikindiyle birlikte cem-i tehîr etmek üzere erteleyebilir. Eğer mola vermeye güneşin batmasından sonra niyet ederse, öğleyi ikindiyle birlikte kılmak üzere tehir etmesi caiz olmaz. Molası güneşin batmasından sonra olacağına göre, ikindi namazını da molaya kadar ertelemesi caiz olmaz. Çünkü böyle yaparsa her iki namazı da vakitleri dışına çıkarmış olacaktır. Bu kişi ancak sûreten iki namazı cemedip kılacaktır. Öğle namazı ihtiyarî vaktinin sonunda, ikindi namazı da ihtiyarî vaktinin başında kılınmış olacaktır. Akşam namazıyla yatsı namazı da bu detaylar açısından tıpkı öğle ve ikindi namazlarıyla aynı hükümlere tabidirler. Şu farkla ki: Akşam namazının ilk vakti olan güneşin batma anı, öğle namazına nisbetle güneşin zevale ermesi gibidir. Gecenin ilk üçte biri de, ikindi namazından sonra güneşin sararması mesâbesindedir. Buna göre, akşam namazının vakti yolcunun mola verdiği sırada girmişse ve yatsının girmesinden önce hareket etmeye, fecrin doğmasından sonra da ikinci molaya niyet etmişse, bu takdirde hareketten önce yatsıyı öne alarak akşam namazıyla birlikte cem-i takdim şeklinde kılar. Eğer ikinci molayı gecenin ilk üçte birinin sona ermesinden önce vermeye niyet ederse, yatsıyı o zamana ertelemelidir. Eğer ikinci molayı gecenin ilk üçte birinden sonra vermeye niyet ederse, hareketten önce akşam namazını kılar. Yatsıyı ise dilerse akşam namazıyla birlikte cem-i takdim şeklinde kılar, dilerse ikinci molada kılmak üzere erteler. Kıyas, bu doğrultudadır. Misafirlikte namazları cemederek kılmak caiz olmakla birlikte evlâ olan hükme ters düşmektedir ve yapılmaması daha iyidir. Ayrıca namazları cem’ederek kılmak, sadece kara yoluyla yapılan seferlerde caiz olur. Deniz yolculuğundaysa caiz değildir. Zîrâ namazları cemetme ruhsatı, sadece karada yapılan yolculuklar için geçerlidir.
    2. Hastalık: Eğer hasta kimsenin her namaz için ayrı ayrı abdest alıp ayakta durması zor oluyorsa, meselâ karın ağrısına tutulmuş bir kimsenin öğle ve ikindiyi, akşam ve yatsıyı sûreten cemederek kılması caiz olur. Sûreten, cemden kasıt: Öğle namazını ihtiyarî vaktinin sonunda, ikindiyi ise ihtiyarî vaktinin başında; akşam namazını ufuktaki şafağın az öncesinde, yatsıyı da bu şafağın kayboluşunun başlangıcında kılmaktır. Bu namazların bu şekilde cemedilişleri, gerçek anlamda bir cemediş değildir. Zîrâ bu namazların her biri, kendi vaktinde kılınmış olmaktadır ve bu da kerâhetsiz olarak caizdir. Böyle yapan kişi, vaktin başlangıcında namaz kılma faziletini elde eder. Ama mazereti olmayanların durumu bunun tersinedir. Mazereti olmayan bir kişi için sûreten cemediş her ne kadar caizse de, vaktin başlangıcında namaz kılma faziletini kaçırmış olur. Sıhhatli kişi, eğer bulunduğu vakitten sonra gelecek olan vaktin girmesi esnasında; meselâ öğledeyken ikindi vaktinin girmesi esnasında istenilen şekilde namaz kılmasını engelleyen bir baskının veya namaz kılmasına mâni bir baygınlığın vukû bulacağından korkarsa, ikinci vaktin namazını öne alıp bulunduğu vaktin namazıyla cemederek kılabilir. Bunu yaptıktan sonra korktuğu şeyle karşılaşmazsa, zarurî vakitte olsa bile, öne alarak kıldığı namazı iade etmesi müstehab olur.
    3/4. Yağmur ve karanlıkla birlikte çamur: Sağanak hâlinde yağmur yağar da, normal insanları başlarını örtmeye zorlarsa ve karanlıkla birlikte yollarda fazla miktarda çamur bulunup da normal bir insanı, ayakkabılarını çıkarmaya zorlarsa, yatsı namazını sıkıntı çekmeksizin cemaatle kılabilmek için, akşam namazıyla birlikte cem-i takdim ederek kılmak caiz olur. Bu durumda akşam namazının vaktinde mescide gidip akşamla yatsıyı birlikte kılmak caizdir. Bu cem’ediş, evlâ olan hükmün tersi anlamında caizdir. Sadece mescidlere özgü olup evlerde yapılması caiz olmayan bu cem-i takdimin uygulanışı şu keyfiyetle olur:
    Önce âdet olduğu gibi akşam namazı için yüksek sesle ezan okunur. Ezandan sonra üç rek’at namaz kılacak kadar bir süre beklemek mendub olur. Bundan sonra akşam namazı kılınır. Daha sonra da mendub olarak, minare üzerinde değil de, mescid içinde yatsı ezanı okunur. Minare üzerinde okunmayışının sebepi, halkın, yatsı vaktinin girdiğini zannetmemesi içindir. Bu ezan hafif sesle okunduktan sonra yatsı namazı kılınır. İki namaz arasında nafile kılarak fasıla yapmamalıdır. Cemedilen diğer namazlar arasında da nafile kılmak mekruhtur. Arada nafile kılarak da iki namazı cemetmek mümkündür. Yağmur nedeniyle yatsı namazının akşam namazıyla birlikte kılınması hâlinde yatsı namazından sonra da nafile kılınmaz. Vitir namazı ise, ufuktaki şafağın kaybolması zamanına dek ertelenir. Çünkü vitir, ancak bu vakitten sonra sahîh olur. Mescidde tek başına namaz kılan kişinin, iki namazı birleştirerek kılması caiz olmaz. Ancak bu tek kişi, mescidin görevli imamı olur ve kendine mahsus çekileceği bir odası bulunursa, yalnız başına iki namazı cemetmesi caiz olur. Bunu yapmak için de hem imamlığa hem cem’e niyet eder. Çünkü o, aynı zamanda cemaat mertebesine inmiş sayılmaktadır. Mescidde itikâfa girmiş olan kişinin de, iki namazı cemedip kılan kimseleri bulması hâlinde onlarla birlikte cemedip kılması caiz olur.
    Birleştirilerek kılınan namazların ilkine başladıktan sonra yağmur kesilecek olursa cemetmek câîz olur. Ama ilkine başlamadan önce yağmur kesilecek olursa cemetmek caiz olmaz.
    5. Arafat’ta bulunmak; Hacıların Arafat’ta ikindiyi öne alarak öğleyle birlikte cem-i takdîm şeklinde kılmaları sünnettir. Hacının Arafat halkından veya Minâ, ya da Müzdelife gibi hac ibâdetinin edâ edildiği diğer mıntıkalardan birinin halkından olması veyahut da o bölge dışındaki uzak yerlerden birinin halkından olması, cemediş açısından aynı hükme tâbidir. Arafat’a tâbi yerlerden birinde ikâmet eden bir hacının, ikâmet yeriyle Arafat arasındaki mesafe, namazı kısaltmayı gerekli kılan bir mesafe olmasa bile, namazı kısaltarak kılması sünnet olur.
    6. Müzdelife’de bulunmak: Hac ibadetini edâ eden kişinin, Arafat’tan ayrıldıktan sonra Müzdelife’ye ulaşıncaya kadar akşam namazını ertelemesi sünnet olur. Müzdelife’de akşam namazını tehir ederek yatsıyla birlikte cem-i te’hîr şeklinde kılar. Arafat’ta imamla birlikte namaza durmuş olan kişiler, bu namazları ancak cemederek kılabilirler. Aksi takdirde her bir namazı kendi vakti içinde edâ etmek gerekir. Müzdelife halkı dışındaki diğer kimselerin o gecenin yatsı namazım kısaltarak kılmaları sünnet olur. Çünkü kurala göre her hacının cemederek kılmaları sünnettir. Yatsıyı ise içinde bulunulan mıntıkanın ahâlisi dışındaki kimseler kısaltarak kılabilirler.
    (Dört Mezhebe Göre İslam Fıkhı)


  3. 13.Eylül.2011, 13:27
    2
    Devamlı Üye



    Malikilere göre;
    Namazları cemetmenin sebepleri şunlardır:
    1. Seferîlik.
    2. Hastalık.
    3. Yağmur.
    4. Karanlıkla birlikte (yolların) çamurlu olması.
    5. Hac ibâdetini edâ etmekte olan kişinin Arafat’ta veya Müzdelife’de bulunması.
    Şimdi de bu sebeplerin izahına geçelim:
    1. Seferîlik: Bundan maksat, namazın kısaltılmasını gerekli kılan veya kılmayan mutlak mânâdaki seferdir. Yalnız, bu seferin haram, ya da mekruh amaçlı olmaması şarttır. Mubah amaçlı bir seferde bulunan kişinin ikindi namazını öne alarak öğleyle birlikte cem-i takdim şeklinde kılması iki şartla caiz olur:
    a. Mola verilecek yere inmesi esnasında, güneş zevale ermiş olmalıdır.
    b. İkindi vaktinin girmesinden önce hareket etmeye, ikinci molayı ise güneşin batmasından sonra yapmaya niyet etmelidir. Eğer ikinci molayı güneşin sararmasından önce yapmaya niyet ederse, hareketten önce öğle namazını kılmalı, ikindi namazını ise ikinci molaya bırakmalıdır ki, bu vâcibtir. -Çünkü ikinci mola, ihtiyarî vakit içinde yapılmış olacaktır. Durum böyle olunca ikindi namazını öne alarak öğleyle birlikte kılmaya sebep kalmamaktadır. Cemedilerek öğleyle birlikte kılınırsa, günahkâr olmakla birlikte yine de sahîh olur. İkinci molada da ihtiyarî vakit içinde ikindiyi iade etmek mendub olur. Güneşin sararmasından sonra ve gurubundan önce ikinci molaya niyet ederse, öğle namazını hareketten önce kılar. İkindiyi ise dilerse öne alarak öğleyle birlikte kılar dilerse ikinci molada kılmak üzere erteler. Çünkü ikinci mola, her halükârda zarurî vakitte vukûbulmuş olacaktır. Cemedip etmemek arasında serbest bırakılması şundan ileri gelmektedir: Bu durumdaki bir kimse ikindiyi öne alıp öğleyle birlikte kılarsa, sefer nedeniyle ilk zarûrî vakitte kılmış olur. İkinci molaya ertelerse meşrû-zarûrî vakitte kılmış olur.
    Seferde bulunan kişi seyir halindeyken öğle namazının vakti girerse -ki bu da güneşin zevâliyle olur-, eğer güneşin sararması esnasında veya daha önce mola vermeye niyet etmişse, öğle namazını mola esnasında ikindiyle birlikte cem-i tehîr etmek üzere erteleyebilir. Eğer mola vermeye güneşin batmasından sonra niyet ederse, öğleyi ikindiyle birlikte kılmak üzere tehir etmesi caiz olmaz. Molası güneşin batmasından sonra olacağına göre, ikindi namazını da molaya kadar ertelemesi caiz olmaz. Çünkü böyle yaparsa her iki namazı da vakitleri dışına çıkarmış olacaktır. Bu kişi ancak sûreten iki namazı cemedip kılacaktır. Öğle namazı ihtiyarî vaktinin sonunda, ikindi namazı da ihtiyarî vaktinin başında kılınmış olacaktır. Akşam namazıyla yatsı namazı da bu detaylar açısından tıpkı öğle ve ikindi namazlarıyla aynı hükümlere tabidirler. Şu farkla ki: Akşam namazının ilk vakti olan güneşin batma anı, öğle namazına nisbetle güneşin zevale ermesi gibidir. Gecenin ilk üçte biri de, ikindi namazından sonra güneşin sararması mesâbesindedir. Buna göre, akşam namazının vakti yolcunun mola verdiği sırada girmişse ve yatsının girmesinden önce hareket etmeye, fecrin doğmasından sonra da ikinci molaya niyet etmişse, bu takdirde hareketten önce yatsıyı öne alarak akşam namazıyla birlikte cem-i takdim şeklinde kılar. Eğer ikinci molayı gecenin ilk üçte birinin sona ermesinden önce vermeye niyet ederse, yatsıyı o zamana ertelemelidir. Eğer ikinci molayı gecenin ilk üçte birinden sonra vermeye niyet ederse, hareketten önce akşam namazını kılar. Yatsıyı ise dilerse akşam namazıyla birlikte cem-i takdim şeklinde kılar, dilerse ikinci molada kılmak üzere erteler. Kıyas, bu doğrultudadır. Misafirlikte namazları cemederek kılmak caiz olmakla birlikte evlâ olan hükme ters düşmektedir ve yapılmaması daha iyidir. Ayrıca namazları cem’ederek kılmak, sadece kara yoluyla yapılan seferlerde caiz olur. Deniz yolculuğundaysa caiz değildir. Zîrâ namazları cemetme ruhsatı, sadece karada yapılan yolculuklar için geçerlidir.
    2. Hastalık: Eğer hasta kimsenin her namaz için ayrı ayrı abdest alıp ayakta durması zor oluyorsa, meselâ karın ağrısına tutulmuş bir kimsenin öğle ve ikindiyi, akşam ve yatsıyı sûreten cemederek kılması caiz olur. Sûreten, cemden kasıt: Öğle namazını ihtiyarî vaktinin sonunda, ikindiyi ise ihtiyarî vaktinin başında; akşam namazını ufuktaki şafağın az öncesinde, yatsıyı da bu şafağın kayboluşunun başlangıcında kılmaktır. Bu namazların bu şekilde cemedilişleri, gerçek anlamda bir cemediş değildir. Zîrâ bu namazların her biri, kendi vaktinde kılınmış olmaktadır ve bu da kerâhetsiz olarak caizdir. Böyle yapan kişi, vaktin başlangıcında namaz kılma faziletini elde eder. Ama mazereti olmayanların durumu bunun tersinedir. Mazereti olmayan bir kişi için sûreten cemediş her ne kadar caizse de, vaktin başlangıcında namaz kılma faziletini kaçırmış olur. Sıhhatli kişi, eğer bulunduğu vakitten sonra gelecek olan vaktin girmesi esnasında; meselâ öğledeyken ikindi vaktinin girmesi esnasında istenilen şekilde namaz kılmasını engelleyen bir baskının veya namaz kılmasına mâni bir baygınlığın vukû bulacağından korkarsa, ikinci vaktin namazını öne alıp bulunduğu vaktin namazıyla cemederek kılabilir. Bunu yaptıktan sonra korktuğu şeyle karşılaşmazsa, zarurî vakitte olsa bile, öne alarak kıldığı namazı iade etmesi müstehab olur.
    3/4. Yağmur ve karanlıkla birlikte çamur: Sağanak hâlinde yağmur yağar da, normal insanları başlarını örtmeye zorlarsa ve karanlıkla birlikte yollarda fazla miktarda çamur bulunup da normal bir insanı, ayakkabılarını çıkarmaya zorlarsa, yatsı namazını sıkıntı çekmeksizin cemaatle kılabilmek için, akşam namazıyla birlikte cem-i takdim ederek kılmak caiz olur. Bu durumda akşam namazının vaktinde mescide gidip akşamla yatsıyı birlikte kılmak caizdir. Bu cem’ediş, evlâ olan hükmün tersi anlamında caizdir. Sadece mescidlere özgü olup evlerde yapılması caiz olmayan bu cem-i takdimin uygulanışı şu keyfiyetle olur:
    Önce âdet olduğu gibi akşam namazı için yüksek sesle ezan okunur. Ezandan sonra üç rek’at namaz kılacak kadar bir süre beklemek mendub olur. Bundan sonra akşam namazı kılınır. Daha sonra da mendub olarak, minare üzerinde değil de, mescid içinde yatsı ezanı okunur. Minare üzerinde okunmayışının sebepi, halkın, yatsı vaktinin girdiğini zannetmemesi içindir. Bu ezan hafif sesle okunduktan sonra yatsı namazı kılınır. İki namaz arasında nafile kılarak fasıla yapmamalıdır. Cemedilen diğer namazlar arasında da nafile kılmak mekruhtur. Arada nafile kılarak da iki namazı cemetmek mümkündür. Yağmur nedeniyle yatsı namazının akşam namazıyla birlikte kılınması hâlinde yatsı namazından sonra da nafile kılınmaz. Vitir namazı ise, ufuktaki şafağın kaybolması zamanına dek ertelenir. Çünkü vitir, ancak bu vakitten sonra sahîh olur. Mescidde tek başına namaz kılan kişinin, iki namazı birleştirerek kılması caiz olmaz. Ancak bu tek kişi, mescidin görevli imamı olur ve kendine mahsus çekileceği bir odası bulunursa, yalnız başına iki namazı cemetmesi caiz olur. Bunu yapmak için de hem imamlığa hem cem’e niyet eder. Çünkü o, aynı zamanda cemaat mertebesine inmiş sayılmaktadır. Mescidde itikâfa girmiş olan kişinin de, iki namazı cemedip kılan kimseleri bulması hâlinde onlarla birlikte cemedip kılması caiz olur.
    Birleştirilerek kılınan namazların ilkine başladıktan sonra yağmur kesilecek olursa cemetmek câîz olur. Ama ilkine başlamadan önce yağmur kesilecek olursa cemetmek caiz olmaz.
    5. Arafat’ta bulunmak; Hacıların Arafat’ta ikindiyi öne alarak öğleyle birlikte cem-i takdîm şeklinde kılmaları sünnettir. Hacının Arafat halkından veya Minâ, ya da Müzdelife gibi hac ibâdetinin edâ edildiği diğer mıntıkalardan birinin halkından olması veyahut da o bölge dışındaki uzak yerlerden birinin halkından olması, cemediş açısından aynı hükme tâbidir. Arafat’a tâbi yerlerden birinde ikâmet eden bir hacının, ikâmet yeriyle Arafat arasındaki mesafe, namazı kısaltmayı gerekli kılan bir mesafe olmasa bile, namazı kısaltarak kılması sünnet olur.
    6. Müzdelife’de bulunmak: Hac ibadetini edâ eden kişinin, Arafat’tan ayrıldıktan sonra Müzdelife’ye ulaşıncaya kadar akşam namazını ertelemesi sünnet olur. Müzdelife’de akşam namazını tehir ederek yatsıyla birlikte cem-i te’hîr şeklinde kılar. Arafat’ta imamla birlikte namaza durmuş olan kişiler, bu namazları ancak cemederek kılabilirler. Aksi takdirde her bir namazı kendi vakti içinde edâ etmek gerekir. Müzdelife halkı dışındaki diğer kimselerin o gecenin yatsı namazım kısaltarak kılmaları sünnet olur. Çünkü kurala göre her hacının cemederek kılmaları sünnettir. Yatsıyı ise içinde bulunulan mıntıkanın ahâlisi dışındaki kimseler kısaltarak kılabilirler.
    (Dört Mezhebe Göre İslam Fıkhı)





+ Yorum Gönder