Konusunu Oylayın.: Kur'an da Allah ve Evren ilişkisi hakkında bilgi edinmek istiyorum

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 14 kişi
Kur'an da Allah ve Evren ilişkisi hakkında bilgi edinmek istiyorum
  1. 30.Nisan.2011, 17:46
    1
    Misafir

    Kur'an da Allah ve Evren ilişkisi hakkında bilgi edinmek istiyorum






    Kur'an da Allah ve Evren ilişkisi hakkında bilgi edinmek istiyorum Mumsema Kur'an da Allah ve Evren ilişkisi hakkında bilgi edinmek istiyorum
    yazılsın lutfen


  2. 30.Nisan.2011, 17:46
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 30.Nisan.2011, 20:17
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Kur'an da Allah ve Evren ilişkisi hakkında bilgi edinmek istiyorum




    Evrende canlı cansız, görünen görünmeyen, bilinen bilinmeyen ne varsa hepsini yaratan, sonsuz gücü ve ilmi olan Allah’tır. Rabb kelimesi de yaratan, terbiye eden, gözeten ve koruyan anlamlarına gelir. Aynı zamanda Yüce Allah, sadece yaratmakla kalmamış, yarattığı düzenin uyumlu bir şekilde işleyişini de üzerine almıştır. Bu konuda Kur’anı Kerim şöyle buyurmuştur;

    “Yaratıp düzene koyan, takdir edip yol gösteren Rabbinin adını tesbih et” (A'la 1-5),

    “O, her an yaratma halindedir” (Rahman 29)

    Yeryüzüne baktığımızda akıllara durgunluk veren pek çok şey görürüz. Dağlar, tepeler, ırmaklar, pınarlar, denizler, göller, ovalar, çöller. Buralarda yaşayan binlerce hayvan. Birbirine benzemeyen ağaçlar, çiçekler, otlar, ormanlar. Güneş, ay, yıldızlar, bulutlar, yağmurlar, karlar...

    Bu dünyayı, denizleri, sayısız şeyleri kim yaratmış?

    Bir düzen içinde yörüngelerinde dönüp dolaşan, güneş, ay, yıldız ve gezegenleri var eden kim? Yağmurla birlikte ölmüş topraklara yeniden yaşam veren kim?

    Bunların düzenini bozmadan bir idare eden var mı, yoksa her şey tesadüf mü?

    Nasıl sınıfımızdaki sıraları, masayı, tahtayı, panoyu bir kişi ayarlamış ve düzene koymuşsa -ki öyledir- bu saydığımız şeylerin de kendiliğinden olduğunu söylemek mantıklı ve doğru değildir.

    Ayetlerde; “Acaba onlar, herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar, yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar” (Tur 35-36)

    “İnkâr edenler, gökler ile yer bitişik bir halde iken bizim, onları birbirinden kopardığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı düşünmediler mi?” ( Enbiya 30) buyurulmuştur. O halde bunların bir yapanı ve yaratanı vardır; o da Allah’tır.


    Dünya hakkında Kur’an’da verilen bilgiler, insanın ufkunu açmakta ve onda bir şükür duygusu uyandırmaktadır. İnsan dünya nimetlerinden yararlanmalı, mutlu olmalı, yaşamını sürdürürken de bilgisini artırmaya çalışmalıdır. Evrendeki işleyiş ve bu işleyişi sağlayan varlığı kavrayabilmek akla ve bilgiye dayanır. Bütün bunları göz önüne aldığımızda Allah, evren ve insan ilişkisini doğru bir şekilde anlayabiliriz. Evrenin yaratıcısının ve yöneticisinin Allah olduğu bilgisini kabul etmek ise bir Müslümanın atacağı ilk ve en önemli adımlardan biridir.

    Özetle söylersek:

    Allah evrenin ve evrende bulunanların yaratıcısıdır; aynı zamanda onları belirli bir süreç içinde geliştirir; onları korur ve yönetir. Bütün varlıklar Alah'a muhtaçtır.

    Allah evreni ve evrende bulunanları boş bir amaçla veya oyun eğlence olsun diye yaratmamamıştır. Yaratılmış olan her bir şeyin amacı vardır.

    Evrende Allah'ın izni ve dilemesi olmaksızın hiçbir şey gerçekleşmez. Bütün varlıklar, Allah'ın hakimiyeti altındadırlar.

    Dr. Mustafa Akman
    ________________


    Kur'an'da Allah ve Tabiat İlişkisi



    İçinde bulunduğumuz fizîkî gerçeklikleri ve buna bağlı olarak tabi'atta meydana gelen olayları Hıristiyan dünyasından devşirilen dünyevî - uhrevî ayrım ve pozitivist düşünce ekseninde açıklama gayreti, bu düşüncelerin peydâ olduğu coğrafyada bile îtibar kaybına uğrarken, bizde hâlâ devam ettirilmektedir. Allah'ı hakkıyla takdir edemeyen ve bir anlamda neo-antropomorfizm diyebileceğimiz bu sınırlayıcı bakış açısının, iktisâdî, sosyal, siyâsî, eğitim gibi alanlarında da izdüşümlerini görmek mümkündür. Şüphesiz, İslâm'ın öngördüğü Allah tasavvurundan habersiz olma ve bunun verdiği hafiflikle kutsala kafa tutan düşünce rüzgârlarına kapılma, bu tür söylemlerin altında yatan en büyük nedendir. Bunun çarpıcı örneklerinden birini daha deprem hadiselerinin ardında görmüştük. Kimi yazılı ve görsel basında, yaşanan deprem olayının bilimsel îzahları yapılırken, âdeta "Allah, bu işin içinde yoktur" mesajı da verilmeye çalışılıyordu. Hemen belirtelim ki, biz burada özel olarak, Allah'a dünyadan el etek çektiren Deist görüşün eleştirisini ele alıyor değiliz. Verdiğimiz örnekle, zikredilen sınırlayıcı bakış açısının pratiğe yansımasını göstermek istiyoruz. Bu bakımdan biz makalemizde, hem Allah'ın tabi'atla hem de tabi'atın Allah'la ilişkisini konu edinmiş bulunmaktayız. Varlığın Allah'la ilişkisi ne derecededir? Acaba Allah evreni yaratıp onu kendi haline mi bırakmıştır? Yani evren, başı boş, sahipsiz bir yığından mı ibarettir? Şimdi Kur'an bu konuda bize ne diyor ona bakalım.


    A-Tabi'at'ın Allah'la İlişkisi

    Varlık sahnesinde ilâhî mesaja ve ilgiye insanoğlu mahatap olmuş olsa bile onun dışındaki varlıkların (cemâdât, hayvânât, nebâtât) da Allah'la ilişkisi şuurlu ve inkıtasızdır. Yaratıcı - yaratılmış eksenindeki bu ilişkinin müşahhas örneklerini K.Kerim'de görüyoruz. Allah (c.c.) ?öyle buyuruyor:

    "Yedi gök ile yer ve bunlarda bulunanlar O'nu tesbih ederler. Hiç bir şey yoktur ki O'nu hamd ile tesbih etmesin! Lâkin siz onların tesbihini anlamazsınız..."1

    "Görmedin mi, gökte olanlar, yerdekiler, havada kanat çırpıp süzülen kuşlar, hep Allah'ı tesbih ediyorlar? Her biri duasını ve tesbihini bilmiştir. Allah'da onların bütün yaptıklarını bilicidir." Nûr, 24/41

    Bir başka yerde şöyle buyrulur:

    "Göklerde ve yerde olan şeyler Allah'a secde ederler."2
    Ayeti kerimelerde cemâdât ve hayvanâtın Allah'ı tesbih ettiği ve O'na secde ettiği belirtilmektedir. Aslen secde (sücûd); "boyun eğme, kendini alçaltma" gibi anlamlara geldiğinden3 bunun "söz konusu varlıkların Allah'ın koyduğu fizîkî kurallara bağlı olmak ve onları aşmamak zorunda oldukları" şeklinde anlaşılması mümkün görünmektedir.4 Ancak tesbih kavramını gerek içerdiği anlam ve gerekse Kur'an'da kullanıldığı şekliyle aynı doğrultuda açıklamak mümkün görünmemektedir. Çünkü tesbih; Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etme anlamına gelmektedir. Ve Kur'an'da kavlî, fiilî ve niyet bakımından yapılan ibadetleri kapsamaktadır.5 Ve öyle anlaşılıyor ki, tesbih, varlıkların konumları itibarıyla (lisânı halleriyle) buna delâlet etmelerinden öte, onu bizzat kendi lisanlarıyla (lisânı kavlleriyle) fiilen gerçekleştirdikleri anlamını karşılamaktadır. Kur'an eşyanın dili diyebileceğimiz bu muhteşem tevhîdî ikrâra muttalî kılınan Peygamberlerden örnekler vermektedir. Ayeti Kerimede "Gerçekten biz, dağları O'nun (Dâvud'un) emrine vermiştik. Akşamleyin ve kuşluk vakti onunla tesbih ederlerdi. Kuşları da toplu olarak O'nun emrine vermiştik. Her biri Allah'a yöneliyordu."6 buyurulmuştur. Yukarıda zikri geçen ayeti kerimede ise "Siz onların tesbihini anlayamazsınız" buyurularak müşahhas bir eylemin varlığına işâret edilmiştir. Bir başka yerde "Gök gürültüsü, O'na hamd ile tesbih eder." denilmektedir. Bunlar gösteriyor ki, bizim dışımızdaki varlıklar, aslında cansız ve ruhsuz bir maddeden ibâret değiller ve hepsi bizim anlamadığımız bir dille yüce Yaratıcı'yı tanımaktadırlar. Nitekim Kuran-ı Kerim'de Süleyman (a.s.)'ın Hüdhüd kuşuna tâlimatlar verdiğinden,7 karıncaların aralarında konuşmalarından ve Süleyman (a.s.)'ın da bu konuşmalara gülmesinden8 bahsedilmektedir.

    Öte yandan Kur'an'a göre her bir varlık ve oluşum, kendilerini meydana getiren Yaratıcıya işâret eden anlamına gelen "ayet" niteliğindedir.9 Bütün bunları bir arada düşündüğümüzde tabiatın Allah'la kulluk (ubûdiyyet) dâiresinde gâyet dinamik bir irtibâtının var olduğu anlaşılmaktadır.


    B- Allah'ın Tabiatla İlişkisi
    Hallâk ve Alîm ism-i şerifleri gereğince her şeyi yaratan O'dur ve O yarattığı şeylerden gâfil değildir.10 O'nun yaratması süreklidir11 ve daha bizim bilmediğimiz şeyler de yaratacaktır.12 Bu gibi ayetler tabiata her an müdâhil olan bir Allah düşüncesini ifade etmektedirler. Yine K.Kerim'in bir çok yerinde tabiat hâdiselerine değinilmekte ve bunlar bizzat Allah (c.c.)'a nispet edilmektedir. O, göğü izni olmaksızın yere düşmekten korumaktadır.13 Kuşları gök boşluğunda tutan Allah'dan başkası değildir.14 Yağmurun oluşum aşamalarının fâili ve onunla envâî çeşit bitkiler bitiren hep Allah (c.c.)'tır.15 Güneşi doğudan getiren ve batıdan batıran yine Allah'tır.16 Bütün bu gönderme yapılan ayeti kerimelerden, Kur'an'ın fizik kurallarını yok saydığı düşünülmemelidir. Zira K.Kerim bu noktada kendi üslûbunca bir din dili kullanmaktadır. Bu anlamda Kur'an bir bilim kitabı hüviyeti taşmamakta, ancak hidâyet rehberi olarak tabiattaki fizîkî sâbitelerin yaratıcısının Allah (c.c.) olduğu mesajını vermektedir. Örneğin Kur'an'a göre güneş ve ay bir yörüngede akıp gitmektedir. Ne gece gündüzü, ne de gündüz geceyi geçebilir. Yani bu durum bir fizîkî sâbitedir. Ancak bunlara ilk hareketi veren Allah olduğu gibi, hiç şaşmadan düzenlerini devam ettirmelerini sağlayan da Allah (c.c.)'tır. Yine Rahman sûresinde yıldızların ve ayın Allah'a secde etmesinden ve Allah'ın göğü yükseltip dengeye koymasından bahsedildikten hemen sonra insanlardan ölçü ve tartıya riâyet etmeleri emredilmektedir. Bu da göstermektedir ki Kur'an'ın tabiata ilişkin verdiği örnekler ilk planda hidâyet eksenlidir. Ancak hemen belirtelim ki, kâinâtın belli bir ölçü ve muvâzene üzerine yaratıldığını bildiren benzeri ayeti kerimelerden, onların fizik kurallarının varlığına ilişkin delâletler taşıdığını anlamak da mümkündür. Bu onların "kün" emri celîlinin mazharı olmalarına engel değildir.

    Burada şunu ekleyelim ki, fizîkî kuralların biz insanlar açısından bağlayıcılığı söz konusu olmakla beraber Allah için aynı durum söz konusu değildir. O, dilediği zaman tabiattaki olaylara yön verebilmektedir. Bazı azgın kavimlerin (Ad, Semûd, Eyke halkı...) tabiat olaylarıyla helâkı, peygamberlere verilen mu'cizeler de bu kabildendir.

    Sonuç; Kâinatın tek yaratıcısı ve idârecisi Allah (c.c.)'tır. O, bizim zâhirde salt maddeden ibaret gördüğümüz hiç bir nesneyi kendi ulûhiyyet ve kudret dâiresinin dışında bırakmamıştır. Maddeyle Zâtı arasında bizim anlayamadığımız, ama gerçekte var olduğuna inandığımız bir râbıta vardır. O'nun izni ve buyruğu olmasa varlığımızdan bahsedemeyiz. Tek ve yüce Yaratıcının şânına da zaten bu yakışır!...

    Hiç şüphesiz eşyadaki bu esrarı bildirmekle Kur'an, âkıl ve îrâdi bir varlık olan insanoğlundan, tabiatın topyekün tevhidi ikrarına ortak olmasını ve Rabbi'nin kudretini anlamasını istemektedir.

    Kaynak:Altınoluk


    Recep Orhan ÖZEL


    Dipnotlar: 1. İsrâ, 17/44

    2. Nahl, 16/49
    3. Râğıb el-İsfehânî, Müfredât, s. 396, (Beyrut, 1997)
    4. Mevdûdî, Tefhîmü'l-Kur'an, c.3 - s.31; Muhammed Esat, Kur'an Mesajı, s.538
    5. Râğıb el-İsfehânî, a.g.e s. 392
    6. Sâd, 38/18-19; Enbiyâ, 21/79
    7. Neml, 27/19-24
    8. Neml, 27/17-18
    9. İsrâ, 17/12; Yasin, 36/37; Rûm, 30/20-25
    10. Mü'minûn, 23/17; 67/14; Yâsin, 36/68; Hicr, 15/86
    11. Yûnus, 10/4,34; Neml, 27/64; Ankebût, 29/19-20 Rûm, 30/11,27
    12. Nahl, 16/18
    13. Hac, 22/65
    14. Nahl, 16/79
    15. Nûr, 24/43; Rûm, 30/24; Gâfir, 40/13; En'am, 6/99
    16. Bakara, 2/207; En'am, 6/97; A'raf, 7/54





  4. 30.Nisan.2011, 20:17
    2
    Silent and lonely rains



    Evrende canlı cansız, görünen görünmeyen, bilinen bilinmeyen ne varsa hepsini yaratan, sonsuz gücü ve ilmi olan Allah’tır. Rabb kelimesi de yaratan, terbiye eden, gözeten ve koruyan anlamlarına gelir. Aynı zamanda Yüce Allah, sadece yaratmakla kalmamış, yarattığı düzenin uyumlu bir şekilde işleyişini de üzerine almıştır. Bu konuda Kur’anı Kerim şöyle buyurmuştur;

    “Yaratıp düzene koyan, takdir edip yol gösteren Rabbinin adını tesbih et” (A'la 1-5),

    “O, her an yaratma halindedir” (Rahman 29)

    Yeryüzüne baktığımızda akıllara durgunluk veren pek çok şey görürüz. Dağlar, tepeler, ırmaklar, pınarlar, denizler, göller, ovalar, çöller. Buralarda yaşayan binlerce hayvan. Birbirine benzemeyen ağaçlar, çiçekler, otlar, ormanlar. Güneş, ay, yıldızlar, bulutlar, yağmurlar, karlar...

    Bu dünyayı, denizleri, sayısız şeyleri kim yaratmış?

    Bir düzen içinde yörüngelerinde dönüp dolaşan, güneş, ay, yıldız ve gezegenleri var eden kim? Yağmurla birlikte ölmüş topraklara yeniden yaşam veren kim?

    Bunların düzenini bozmadan bir idare eden var mı, yoksa her şey tesadüf mü?

    Nasıl sınıfımızdaki sıraları, masayı, tahtayı, panoyu bir kişi ayarlamış ve düzene koymuşsa -ki öyledir- bu saydığımız şeylerin de kendiliğinden olduğunu söylemek mantıklı ve doğru değildir.

    Ayetlerde; “Acaba onlar, herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar, yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar” (Tur 35-36)

    “İnkâr edenler, gökler ile yer bitişik bir halde iken bizim, onları birbirinden kopardığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı düşünmediler mi?” ( Enbiya 30) buyurulmuştur. O halde bunların bir yapanı ve yaratanı vardır; o da Allah’tır.


    Dünya hakkında Kur’an’da verilen bilgiler, insanın ufkunu açmakta ve onda bir şükür duygusu uyandırmaktadır. İnsan dünya nimetlerinden yararlanmalı, mutlu olmalı, yaşamını sürdürürken de bilgisini artırmaya çalışmalıdır. Evrendeki işleyiş ve bu işleyişi sağlayan varlığı kavrayabilmek akla ve bilgiye dayanır. Bütün bunları göz önüne aldığımızda Allah, evren ve insan ilişkisini doğru bir şekilde anlayabiliriz. Evrenin yaratıcısının ve yöneticisinin Allah olduğu bilgisini kabul etmek ise bir Müslümanın atacağı ilk ve en önemli adımlardan biridir.

    Özetle söylersek:

    Allah evrenin ve evrende bulunanların yaratıcısıdır; aynı zamanda onları belirli bir süreç içinde geliştirir; onları korur ve yönetir. Bütün varlıklar Alah'a muhtaçtır.

    Allah evreni ve evrende bulunanları boş bir amaçla veya oyun eğlence olsun diye yaratmamamıştır. Yaratılmış olan her bir şeyin amacı vardır.

    Evrende Allah'ın izni ve dilemesi olmaksızın hiçbir şey gerçekleşmez. Bütün varlıklar, Allah'ın hakimiyeti altındadırlar.

    Dr. Mustafa Akman
    ________________


    Kur'an'da Allah ve Tabiat İlişkisi



    İçinde bulunduğumuz fizîkî gerçeklikleri ve buna bağlı olarak tabi'atta meydana gelen olayları Hıristiyan dünyasından devşirilen dünyevî - uhrevî ayrım ve pozitivist düşünce ekseninde açıklama gayreti, bu düşüncelerin peydâ olduğu coğrafyada bile îtibar kaybına uğrarken, bizde hâlâ devam ettirilmektedir. Allah'ı hakkıyla takdir edemeyen ve bir anlamda neo-antropomorfizm diyebileceğimiz bu sınırlayıcı bakış açısının, iktisâdî, sosyal, siyâsî, eğitim gibi alanlarında da izdüşümlerini görmek mümkündür. Şüphesiz, İslâm'ın öngördüğü Allah tasavvurundan habersiz olma ve bunun verdiği hafiflikle kutsala kafa tutan düşünce rüzgârlarına kapılma, bu tür söylemlerin altında yatan en büyük nedendir. Bunun çarpıcı örneklerinden birini daha deprem hadiselerinin ardında görmüştük. Kimi yazılı ve görsel basında, yaşanan deprem olayının bilimsel îzahları yapılırken, âdeta "Allah, bu işin içinde yoktur" mesajı da verilmeye çalışılıyordu. Hemen belirtelim ki, biz burada özel olarak, Allah'a dünyadan el etek çektiren Deist görüşün eleştirisini ele alıyor değiliz. Verdiğimiz örnekle, zikredilen sınırlayıcı bakış açısının pratiğe yansımasını göstermek istiyoruz. Bu bakımdan biz makalemizde, hem Allah'ın tabi'atla hem de tabi'atın Allah'la ilişkisini konu edinmiş bulunmaktayız. Varlığın Allah'la ilişkisi ne derecededir? Acaba Allah evreni yaratıp onu kendi haline mi bırakmıştır? Yani evren, başı boş, sahipsiz bir yığından mı ibarettir? Şimdi Kur'an bu konuda bize ne diyor ona bakalım.


    A-Tabi'at'ın Allah'la İlişkisi

    Varlık sahnesinde ilâhî mesaja ve ilgiye insanoğlu mahatap olmuş olsa bile onun dışındaki varlıkların (cemâdât, hayvânât, nebâtât) da Allah'la ilişkisi şuurlu ve inkıtasızdır. Yaratıcı - yaratılmış eksenindeki bu ilişkinin müşahhas örneklerini K.Kerim'de görüyoruz. Allah (c.c.) ?öyle buyuruyor:

    "Yedi gök ile yer ve bunlarda bulunanlar O'nu tesbih ederler. Hiç bir şey yoktur ki O'nu hamd ile tesbih etmesin! Lâkin siz onların tesbihini anlamazsınız..."1

    "Görmedin mi, gökte olanlar, yerdekiler, havada kanat çırpıp süzülen kuşlar, hep Allah'ı tesbih ediyorlar? Her biri duasını ve tesbihini bilmiştir. Allah'da onların bütün yaptıklarını bilicidir." Nûr, 24/41

    Bir başka yerde şöyle buyrulur:

    "Göklerde ve yerde olan şeyler Allah'a secde ederler."2
    Ayeti kerimelerde cemâdât ve hayvanâtın Allah'ı tesbih ettiği ve O'na secde ettiği belirtilmektedir. Aslen secde (sücûd); "boyun eğme, kendini alçaltma" gibi anlamlara geldiğinden3 bunun "söz konusu varlıkların Allah'ın koyduğu fizîkî kurallara bağlı olmak ve onları aşmamak zorunda oldukları" şeklinde anlaşılması mümkün görünmektedir.4 Ancak tesbih kavramını gerek içerdiği anlam ve gerekse Kur'an'da kullanıldığı şekliyle aynı doğrultuda açıklamak mümkün görünmemektedir. Çünkü tesbih; Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etme anlamına gelmektedir. Ve Kur'an'da kavlî, fiilî ve niyet bakımından yapılan ibadetleri kapsamaktadır.5 Ve öyle anlaşılıyor ki, tesbih, varlıkların konumları itibarıyla (lisânı halleriyle) buna delâlet etmelerinden öte, onu bizzat kendi lisanlarıyla (lisânı kavlleriyle) fiilen gerçekleştirdikleri anlamını karşılamaktadır. Kur'an eşyanın dili diyebileceğimiz bu muhteşem tevhîdî ikrâra muttalî kılınan Peygamberlerden örnekler vermektedir. Ayeti Kerimede "Gerçekten biz, dağları O'nun (Dâvud'un) emrine vermiştik. Akşamleyin ve kuşluk vakti onunla tesbih ederlerdi. Kuşları da toplu olarak O'nun emrine vermiştik. Her biri Allah'a yöneliyordu."6 buyurulmuştur. Yukarıda zikri geçen ayeti kerimede ise "Siz onların tesbihini anlayamazsınız" buyurularak müşahhas bir eylemin varlığına işâret edilmiştir. Bir başka yerde "Gök gürültüsü, O'na hamd ile tesbih eder." denilmektedir. Bunlar gösteriyor ki, bizim dışımızdaki varlıklar, aslında cansız ve ruhsuz bir maddeden ibâret değiller ve hepsi bizim anlamadığımız bir dille yüce Yaratıcı'yı tanımaktadırlar. Nitekim Kuran-ı Kerim'de Süleyman (a.s.)'ın Hüdhüd kuşuna tâlimatlar verdiğinden,7 karıncaların aralarında konuşmalarından ve Süleyman (a.s.)'ın da bu konuşmalara gülmesinden8 bahsedilmektedir.

    Öte yandan Kur'an'a göre her bir varlık ve oluşum, kendilerini meydana getiren Yaratıcıya işâret eden anlamına gelen "ayet" niteliğindedir.9 Bütün bunları bir arada düşündüğümüzde tabiatın Allah'la kulluk (ubûdiyyet) dâiresinde gâyet dinamik bir irtibâtının var olduğu anlaşılmaktadır.


    B- Allah'ın Tabiatla İlişkisi
    Hallâk ve Alîm ism-i şerifleri gereğince her şeyi yaratan O'dur ve O yarattığı şeylerden gâfil değildir.10 O'nun yaratması süreklidir11 ve daha bizim bilmediğimiz şeyler de yaratacaktır.12 Bu gibi ayetler tabiata her an müdâhil olan bir Allah düşüncesini ifade etmektedirler. Yine K.Kerim'in bir çok yerinde tabiat hâdiselerine değinilmekte ve bunlar bizzat Allah (c.c.)'a nispet edilmektedir. O, göğü izni olmaksızın yere düşmekten korumaktadır.13 Kuşları gök boşluğunda tutan Allah'dan başkası değildir.14 Yağmurun oluşum aşamalarının fâili ve onunla envâî çeşit bitkiler bitiren hep Allah (c.c.)'tır.15 Güneşi doğudan getiren ve batıdan batıran yine Allah'tır.16 Bütün bu gönderme yapılan ayeti kerimelerden, Kur'an'ın fizik kurallarını yok saydığı düşünülmemelidir. Zira K.Kerim bu noktada kendi üslûbunca bir din dili kullanmaktadır. Bu anlamda Kur'an bir bilim kitabı hüviyeti taşmamakta, ancak hidâyet rehberi olarak tabiattaki fizîkî sâbitelerin yaratıcısının Allah (c.c.) olduğu mesajını vermektedir. Örneğin Kur'an'a göre güneş ve ay bir yörüngede akıp gitmektedir. Ne gece gündüzü, ne de gündüz geceyi geçebilir. Yani bu durum bir fizîkî sâbitedir. Ancak bunlara ilk hareketi veren Allah olduğu gibi, hiç şaşmadan düzenlerini devam ettirmelerini sağlayan da Allah (c.c.)'tır. Yine Rahman sûresinde yıldızların ve ayın Allah'a secde etmesinden ve Allah'ın göğü yükseltip dengeye koymasından bahsedildikten hemen sonra insanlardan ölçü ve tartıya riâyet etmeleri emredilmektedir. Bu da göstermektedir ki Kur'an'ın tabiata ilişkin verdiği örnekler ilk planda hidâyet eksenlidir. Ancak hemen belirtelim ki, kâinâtın belli bir ölçü ve muvâzene üzerine yaratıldığını bildiren benzeri ayeti kerimelerden, onların fizik kurallarının varlığına ilişkin delâletler taşıdığını anlamak da mümkündür. Bu onların "kün" emri celîlinin mazharı olmalarına engel değildir.

    Burada şunu ekleyelim ki, fizîkî kuralların biz insanlar açısından bağlayıcılığı söz konusu olmakla beraber Allah için aynı durum söz konusu değildir. O, dilediği zaman tabiattaki olaylara yön verebilmektedir. Bazı azgın kavimlerin (Ad, Semûd, Eyke halkı...) tabiat olaylarıyla helâkı, peygamberlere verilen mu'cizeler de bu kabildendir.

    Sonuç; Kâinatın tek yaratıcısı ve idârecisi Allah (c.c.)'tır. O, bizim zâhirde salt maddeden ibaret gördüğümüz hiç bir nesneyi kendi ulûhiyyet ve kudret dâiresinin dışında bırakmamıştır. Maddeyle Zâtı arasında bizim anlayamadığımız, ama gerçekte var olduğuna inandığımız bir râbıta vardır. O'nun izni ve buyruğu olmasa varlığımızdan bahsedemeyiz. Tek ve yüce Yaratıcının şânına da zaten bu yakışır!...

    Hiç şüphesiz eşyadaki bu esrarı bildirmekle Kur'an, âkıl ve îrâdi bir varlık olan insanoğlundan, tabiatın topyekün tevhidi ikrarına ortak olmasını ve Rabbi'nin kudretini anlamasını istemektedir.

    Kaynak:Altınoluk


    Recep Orhan ÖZEL


    Dipnotlar: 1. İsrâ, 17/44

    2. Nahl, 16/49
    3. Râğıb el-İsfehânî, Müfredât, s. 396, (Beyrut, 1997)
    4. Mevdûdî, Tefhîmü'l-Kur'an, c.3 - s.31; Muhammed Esat, Kur'an Mesajı, s.538
    5. Râğıb el-İsfehânî, a.g.e s. 392
    6. Sâd, 38/18-19; Enbiyâ, 21/79
    7. Neml, 27/19-24
    8. Neml, 27/17-18
    9. İsrâ, 17/12; Yasin, 36/37; Rûm, 30/20-25
    10. Mü'minûn, 23/17; 67/14; Yâsin, 36/68; Hicr, 15/86
    11. Yûnus, 10/4,34; Neml, 27/64; Ankebût, 29/19-20 Rûm, 30/11,27
    12. Nahl, 16/18
    13. Hac, 22/65
    14. Nahl, 16/79
    15. Nûr, 24/43; Rûm, 30/24; Gâfir, 40/13; En'am, 6/99
    16. Bakara, 2/207; En'am, 6/97; A'raf, 7/54





  5. 18.Mart.2017, 21:43
    3
    Misafir

    Yorum: Kur'an da Allah ve Evren ilişkisi hakkında bilgi edinmek istiyorum

    Siteyi çok beğenmedim ama yazanın eline sağlık çok güzel yazmış ama benim istediğim bu değildi ana yinede çok teşekkürler😉😉


  6. 18.Mart.2017, 21:43
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Siteyi çok beğenmedim ama yazanın eline sağlık çok güzel yazmış ama benim istediğim bu değildi ana yinede çok teşekkürler😉😉





+ Yorum Gönder