Konusunu Oylayın.: Muhyiddin Ârabi Hazretleri'nin Fususul Hikem kitabı hakkında bilgi verir misiniz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Muhyiddin Ârabi Hazretleri'nin Fususul Hikem kitabı hakkında bilgi verir misiniz?
  1. 13.Nisan.2011, 20:42
    1
    Misafir

    Muhyiddin Ârabi Hazretleri'nin Fususul Hikem kitabı hakkında bilgi verir misiniz?






    Muhyiddin Ârabi Hazretleri'nin Fususul Hikem kitabı hakkında bilgi verir misiniz? Mumsema muhyiddin arabi hznin fususul hikem kitabı hakkında bilgi verir misiniz?


  2. 13.Nisan.2011, 20:42
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 13.Nisan.2011, 21:25
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: muhyiddin arabi hznin fususul hikem kitabı hakkında bilgi verir misiniz?




    Muhiddin-i Arabi tarafından kaleme alınan "Hikmetlerin Özü" olarak adlandırabileceğimiz Fusus'ül Hikem, yazarın çeşitli dillere çevrilen en önemli eserlerinin arasındadır. Eserin ilgi çekici yanı, Muhiddin-i Arabi'nin, kitabın içindeki bilgilerin rüyasına giren Hz. Muhammed tarafından ona birebir aktarılmış olduğunu kitabın başında ifade etmesidir. Muhiddin-i Arabi kitabında olağanüstü bilgiler verirken, birçok peygamber ve veliyle görüştüğünü belirtir. Verdiği bilgilere göre bu görüşmeler rüyada görerek, onları dünyaya davet ederek ve bedenini terk edip onların bulunduğu yere ulaşarak gerçekleşmiştir. Muhiddin-i Arabi, Fusus'ül Hikem'i yazma nedenini "Hicret'in 627. yılı, Muharrem ayının son günlerinde Şam'dayken Hz. Muhammed'i gerçek bir rüya anlamında gördüm. Elinde bir kitap tutuyordu. Bana dedi ki, bu Fusus'ül-Hikem kitabıdır. Bunun al ve halka açıkla. Bu bilgilerden herkes yararlansın" diyerek açıklamıştır. Muhiddin-i Arabi'nin inançlarının merkezini Vahdet-i Vücut ve dinlerin birliği düşüncesi oluşturur. İlk defa nüve şeklinde Tirmizi'de açığa çıkan Vahdet-i Vücut insanı, Muhiddin-i Arabi'de zirvesine ulaşır. Bu son duruma göre Yaratan ve yaratılan iki varlık vardır. Ancak bu ayrılık sadece isimdedir. Gerçekte bunlar aynı varlıklardır. Allah ile Kâinat bütünleşmiş tek varlık halindedir. Bu nedenle Vahdet-i Vücut'çu için görünen, hissedilen âlemden başka varlık yoktur. Buna ise Tabiat veya Allah denmesi fark etmez. İki ayrı isim de aynı şeyi ifade ederler. Kabul etmemiz gerekir ki ontoloji bu olağanüstü zatın düşüncesinin yalnızca bir veçhesidir. Bu düşünce sisteminin, hep birlikte göz önüne alındığında, orijinal ve derin bir dünya görüşünü ortaya koyan ve ontolojiden hiç de daha az önemli olmayan psikoloji, epistemoloji, sembolizm gibi daha başka veçheleri de vardır. Fakat "Vücut" kavramı, göreceğimiz gibi, onun felsefi düşüncesinin gerçek temeli olup "Vücut Teorisi" de hiç kuşkusuz öylesine orijinaldir ve öylesine geniş kapsamlı bir tarihi öneme sahiptir ki bunu tamamen ayrı bir yerde incelemek gerekir. Muhiddin-i Arabi'nin Fusus'ül Hikem'deki Temel Kavramları


  4. 13.Nisan.2011, 21:25
    2
    Silent and lonely rains



    Muhiddin-i Arabi tarafından kaleme alınan "Hikmetlerin Özü" olarak adlandırabileceğimiz Fusus'ül Hikem, yazarın çeşitli dillere çevrilen en önemli eserlerinin arasındadır. Eserin ilgi çekici yanı, Muhiddin-i Arabi'nin, kitabın içindeki bilgilerin rüyasına giren Hz. Muhammed tarafından ona birebir aktarılmış olduğunu kitabın başında ifade etmesidir. Muhiddin-i Arabi kitabında olağanüstü bilgiler verirken, birçok peygamber ve veliyle görüştüğünü belirtir. Verdiği bilgilere göre bu görüşmeler rüyada görerek, onları dünyaya davet ederek ve bedenini terk edip onların bulunduğu yere ulaşarak gerçekleşmiştir. Muhiddin-i Arabi, Fusus'ül Hikem'i yazma nedenini "Hicret'in 627. yılı, Muharrem ayının son günlerinde Şam'dayken Hz. Muhammed'i gerçek bir rüya anlamında gördüm. Elinde bir kitap tutuyordu. Bana dedi ki, bu Fusus'ül-Hikem kitabıdır. Bunun al ve halka açıkla. Bu bilgilerden herkes yararlansın" diyerek açıklamıştır. Muhiddin-i Arabi'nin inançlarının merkezini Vahdet-i Vücut ve dinlerin birliği düşüncesi oluşturur. İlk defa nüve şeklinde Tirmizi'de açığa çıkan Vahdet-i Vücut insanı, Muhiddin-i Arabi'de zirvesine ulaşır. Bu son duruma göre Yaratan ve yaratılan iki varlık vardır. Ancak bu ayrılık sadece isimdedir. Gerçekte bunlar aynı varlıklardır. Allah ile Kâinat bütünleşmiş tek varlık halindedir. Bu nedenle Vahdet-i Vücut'çu için görünen, hissedilen âlemden başka varlık yoktur. Buna ise Tabiat veya Allah denmesi fark etmez. İki ayrı isim de aynı şeyi ifade ederler. Kabul etmemiz gerekir ki ontoloji bu olağanüstü zatın düşüncesinin yalnızca bir veçhesidir. Bu düşünce sisteminin, hep birlikte göz önüne alındığında, orijinal ve derin bir dünya görüşünü ortaya koyan ve ontolojiden hiç de daha az önemli olmayan psikoloji, epistemoloji, sembolizm gibi daha başka veçheleri de vardır. Fakat "Vücut" kavramı, göreceğimiz gibi, onun felsefi düşüncesinin gerçek temeli olup "Vücut Teorisi" de hiç kuşkusuz öylesine orijinaldir ve öylesine geniş kapsamlı bir tarihi öneme sahiptir ki bunu tamamen ayrı bir yerde incelemek gerekir. Muhiddin-i Arabi'nin Fusus'ül Hikem'deki Temel Kavramları





+ Yorum Gönder