Konusunu Oylayın.: İmam Zehebi hakkında bilgi verebilir misiniz, itikadî mezhebi neydi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İmam Zehebi hakkında bilgi verebilir misiniz, itikadî mezhebi neydi?
  1. 07.Mart.2011, 22:27
    1
    Misafir

    İmam Zehebi hakkında bilgi verebilir misiniz, itikadî mezhebi neydi?






    İmam Zehebi hakkında bilgi verebilir misiniz, itikadî mezhebi neydi? Mumsema İmam Zehebi hakkında bilgi verebilir misiniz, itikadî mezhebi neydi?


  2. 07.Mart.2011, 22:27
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 08.Mart.2011, 02:34
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: İmam Zehebi hakkında bilgi verebilir misiniz, itikadî mezhebi neydi?




    ZEHEBİ hakkında bilgi , ansiklopedik kaynak. Nedir, kimdir, nerededir, nasıl çalışır, nedenler, ne zaman sorularına cevap arayanlara, zehebi hakkında bilgi .

    Fıkıh, hadis ve tarih alimi. İsmi, Muhammed bin Ahmed bin Osman bin Kaymaz bin Abdullah et-Türkmani el-Mısri, künyesi Ebu Abdullah, lakabı ise Şemsüddin’dir. Babası Şihabüddin Ahmed’in kuyumculuk sanatındaki maharetinden dolayı, Zehebi, yani ’kuyumcu’ diye meşhur oldu. Zehebi, aslen Türkmaniyye ailesinden olup, dedesi Diyarbekir’e bağlı Meyyafarikin şehrindendi. Dedesi Fahrüddin Ebu Ahmed Osman, ticaret ve sanatla meşgul olurdu. Fakat marifet ve hüsn-ül-yakin sahibiydi. 1274 (H.673) senesi Rebiülahir ayında Şam’da doğdu. 1348 (H.748) senesi Zilkade ayının üçünde, Mısır’da vefat etti. Babüssagir denilen yere defnedildi. Çocukluğu, dinine bağlı olan ailesinin himayesinde geçti. Çocuk terbiyesini çok iyi bilen, El-Basbas diye meşhur Alaeddin Ali bin Muhammed el-Halebi isimli bir mürebbinin elinde yetişti. Onun mektebinde dört sene okudu ve terbiye gördü. Daha sonra Şagur Mescidinin imam ve hatibi olan Mes’ud bin Abdullah es-Salihi’den, Kur’an-ı kerimi öğrendi ve huzurunda tam kırk hatim indirdi. Ondan sonra oradaki bazı alimlerin meclislerine gidip, derslerini dinledi. Meşhur Iraklı alim İzzüddin el-Farusi, 1291 senesinde Dımaşk’a geldiği zaman, Zehebi onun meclisine gidip, hadis-i şerif dinledi. Zehebi on sekiz yaşındayken, kıraat ve hadis-i şerif ilmine yöneldi. 1292 senesinde Şeyh-ul-Kurra (kıraat alimlerinin reisi) Cemaleddin Ebu İshak İbrahim bin Davud el-Askalani’den kıraat ilmini okudu. Bundan başka, Mecdüddin Ebi Bekr bin Muhammed el-Mürsi, Şemsüddin Ebu Abdullah Muhammed bin Mensur el-Halebi ve Ebu Hafs Ömer bin Kavvas’tan da kıraat ilmini öğrendi ve genç yaşta bu ilimde yüksek derecelere kavuştu. Sonra da Şemsüddin Ebu Abdullah Muhammed bin Abdülaziz ed-Dimyati’den okudu. Zehebi, kıraat ilmi yanında, hadis ilmine de çok önem verdi. Birçok hadis alimiyle görüştü. Bizzat kendisi, Şihabüddin Gazi bin Abdurrahman ed-Dımaşki, Ebu Abdullah Muhammed bin Ahmed el-Makdisi, Mahmud bin Yahya et-Temimi ed-Dımaşki, Muhammed bin Nasırüddin el-Müezzin, Mahmud bin Muhammed el-Haraiti’den hadis-i şerif dinlediğini haber verdi. Zehebi’de ilim öğrenmek, alimlerle görüşüp onlardan istifade etmek arzusu çoktu. Fakat babasından ilim öğrenmek için seyahate çıkma teşviki görmedi. Babası da yanından ayırmak istemedi. Fakat 20 yaşına basınca, babası, yakın yerlere gidip gelmesine izin verdi. 1294 senesi, Zehebi’nin ilmi yolculuklara başlama senesi olarak kabul edilir. Zehebi, ilk seyahatini 1294 senesinde Baalbek’e yaptı. Orada el-Muvaffak en-Nasibi’den kıraat ilmi öğrendi ve Kur’an-ı kerimin tamamını okudu. Hadis alimi İmam Tacüddin Ebu Muhammed el-Magribi’den hadis-i şerif dinledi. Bu seyahatinde birçok alimle görüştü. Daha sonra Haleb’e gitti. Orada Alaüddin Ebu Sa’id el-Emevi ile görüşüp, derslerini dinledi. Ayrıca Haleb ve civarında birçok alimden ilim ve ahlak öğrendi. Hama, Humus, Trablus, Kerk, Maaria, Basra, Nablus, Remle, Kudüs, Tebük ve o civardaki birçok şehre ilim öğrenmek için yolculuklarda bulundu. Zehebi, 1296 senesi Receb ayında Filistin’e oradan da Mısır’a gitti. İlk önce İbn-üz-Zahiri diye bilinen Cemalüddin Ebü’l-Abbas Ahmed bin Muhammed el-Halebi ile görüştü. Ondan hadis-i şerif dinledi. 62 Ayrıca, birçok zatla görüştü. Orada Ebü’l-Meali Ahmed bin İshak el-Ebrekuhi, Şeyh-ül-İslam Kadı’l-Kudat Takıyyüddin Ebü’l-Feth, Muhammed bin Ali ve Allame Şerefüddin Abdülmü’min bin Halef ed-Dimyati’den ilim öğrendi. Daha sonra İskenderiye’ye gitti. Orada Ebi’l-Haccac Yusuf bin Hasan et-Teymi el-Kabisi el-İskenderani ile görüştü ve ondan Tecrid adlı eserini dinledi. Ayrıca kıraat alimlerinden İmam Şerefüddin Ebi’l-Hüseyin Yahya bin Ahmed el-Cüzami el-İskenderani’den kıraat ilmini okudu. Sahnun adıyla meşhur İmam-ül-Mukri Sadrüddin Ebi’l-Kasım Abdurrahman bin Abdülhalim ile görüştü. Sonra Belbis’e gitti ve orada hadis-i şerif dinledi. 1298 senesinde, babasının vefatının akabinde, hac farizasını yerine getirmek için yolculuğa çıktı. Mekke ve Medine’de birçok alimden hadis-i şerif dinledi. Nahiv, Arap dili ve edebiyatının inceliklerini Mavaffakuddin Ebu Abdullah Muhammed bin Ebi’l-Ala en-Nasibi el-Ba’lbeki’den ve Şeyh Behaüddin Muhammed bin İbrahim’den öğrendi. Ayrıca meğazi, siyer ve umumi tarih hakkında hocalarından çok şey dinledi. Zehebi, ders aldığı İbn-i Teymiyye’ye bazı itikat ve fıkıh meselelerinde uymayıp, muhalefet etti ve nasihatlerde bulundu. Bazı görüşlerinin yanlış olduğunu söyledi. 1328 senesinde Zahiriyye Medresesinin Hadis Külliyesine müderris oldu. Medrese-i Nesefiyye’de ders okuttu. Ayrıca Meşhed-i Urve, Dar-ül-hadis-it-Tenkiziyye, Dar-ül-Hadis-il-Fadiliyye ve Ümmü Salih Mescidi gibi yerlerde hadis bölümü başkanlığı yaptı. Zehebi’nin son zamanlarında gözleri görmez oldu. Buna rağmen ders vermeye devam etti. 1348 (H.748) senesi Zilkade ayının üçünde, Pazartesi gecesi, gece yarısından önce Mısır’da vefat etti. Babüssagir denilen kabristana defnedildi. Zamanın büyük alimleri cenaze namazında bulundu. Tacüddin Sübki bunlardandı. Talebeleri, sevenleri, hakkında mersiyeler söylediler. Zehebi, çeşitli ilimlerde meşhur olması yanında, zühd, vera ve sağlam itikat sahibiydi. Zaman zaman tasavvuf erbabı ile görüşerek sohbetlerinde bulundu. Talebesi Takıyyüddin bin Rafi es-Selami; ’Zehebi, salih, hayırlı, mütevazi, güzel ahlak sahibi, sohbeti tatlı bir zattı. Zamanlarını, eser yazmak ve ibadetle geçirdi. Çok cömertti’ diye bildirdi. Eserleri: Zehebi, çeşitli ilimlere ait birçok eser yazdı. Eserleri, zamanında ve daha sonraki asırlarda okundu. Eserlerinden bazıları şunlardır: El-Erbeun-el-Büldaniyye: Taberani’nin Mu’cem-üs-Sagir’inden derlenmiştir. Er-Risalet-üz-Zehebiyyetü ila İbn-i Teymiyye: Zehebi, hocası ve arkadaşı olan İbn-i Teymiyye’ye nasihat etmekte ve bazı hareketlerini ayıplamaktadır. Tarih-ül-İslam ve Vefeyat-ül-Meşahiri vel-A’lam: İslamın başlangıcından, 9. asrın başlarına kadar sene sene vak’aları anlatmıştır. Kitabını yetmiş tabakaya bölmüş, her tabakanın sonunda meşhur kimselerin hal tercümelerini de vermiştir. Zehebi’nin en meşhur eserlerindendir. Eserine birçok nadir rivayetleri de kaydetmiştir. Bu eser matbudur. 4. Düvel-ül-İslam: Zehebi bu eserini, Tarih’inden derlemiştir. Et-Tarih-üs-Sagir diye tanınır.
    Matbudur. Siyeru A’lam-in-Nübela: Zehebi’nin en meşhur eserlerindendir. Bu eserini de tabakalara göre tertib etmiştir. İslamiyetin başlangıcından, Hicri 700 senesine kadar yazmıştır. Peygamber efendimizi ve Hulefa-i Raşidini ayrı iki cilt halinde toplamıştır. Bu eseri son zamanlarda neşredilmiştir. İslam tarihi araştırmaları için mühim bir kaynaktır. El-İber fi Haberi men Aber: Tarih-ül-Evsat diye de bilinen bu eserini Et-Tarih-ül-Kebir’inden derlemiştir. Yalnız bazı ilavelerde bulunmuştur. Daha sonra bu tarihine bir de zeyl yazmıştır. Et-Tıbb-ün-Nebevi: Çok faydalı bir eserdir. İbrahim Ezrak’ın yadığı Teshil-ül-Menafi kenarında Mısır’da basılmış, ayrıca 1976 yılında ofset yoluyla Hakikat Kitabevi tarafından basılmıştır. El-Müstedrek ala Müstedrek-il-Hakim, 9. Ehadis-üs-Sıfat, 10. El-İ’lam bi Vefeyat-il-A’lam, 11. Tabakat-üş-Şüyuh, 12. Tezkiret-ül-Huffaz. ZEHİR; Alm. Gitt, Fr. Poison, İng. Poison. İnsan veya canlı vücuduna girince kimyevi tesiriyle, organların vazifesini bozan, hatta öldürebilen maddelere verilen genel ad. Aslında zehirin umumi bir tarifi yapılamaz. Keçi, yirmi gram morfin yiyip, sıçramasına devam eder. Oysa morfin zehirdir. Ada tavşanları zevkle belladon yer de müteessir olmaz. Tuz ruhu da zehir olamaz. Zira insan midesi bizzat bunu yapıyor ve hiçbir zararı olmuyor. Zehirli ve faydalı maddelerin tam tarifini yapmak çok güçtür. Çünkü: Zehir, bunu alan canlının türüne tabidir. Keçiye zehir olmayan morfin insan için zehirdir. Zehir, aynı cinse mensup canlıların şahsiyetine tabidir. Babaya zararsız olan sigara, üç yaşındaki çocuğunu öldürür. Zehir, alınan doza tabidir. Her cismin bir dayanabilecek miktarı vardır. Ancak bu miktardan fazlası zehirdir. En şiddetli zehir bildiğimiz siyanürlerin kanda dolaşan miktarı zehirlemez. Mideye doldurulan beş litre su ise, insanı öldüren zehirdir. Hatta yeni doğan bir bebek için bir bardak su zehirdir. Zehir alışmaya da tabidir. Alışmış bir ihtiyara dokunmayan sigara miktarı, ilk defa içen ihtiyarı öldürebilir. Zehir, zamana da tabidir. Sabah aç karna içilen bir sigaranın zehir tesiri, öğle yemeğinden sonra içilen aynı sigaranın tesirinin on katıdır. Zehir, beraber alındığı diğer maddelere de tabidir. Aynı miktar kafeini havi çay ve kahvenin tesirleri başka başkadır. Aynı miktarda ispirto bulunduran absent ile şarabın zehir tesirleri de farklıdır. Amerika’daki vahşilerin oklarının ucuna sürdükleri kürar ismindeki zehir, adaleyi hareket ettiren sinir uçlarını felce uğratır. Adale hareket edemez. Kürar zehirlerin en fenasıdır. Ağrı yapmadığından, insan zehirlendiğini anlamaz. Elini, ayağını oynatamayarak yere yıkılır veya taş gibi dikilip kalır. Görür ve işitir ise de, gözünü kırpamaz, dilini oynatıp, bağıramaz. En son teneffüs adaleleri uyuşarak, ses çıkaramadan ölür. Zehirlenme akut veya kronik olabilir. Mesela tek doz fosfor, cıva klorür veya arsenik alınmasından kısa süre sonra ortaya çıkan belirtiler akut zehirlenmedir. Bunun tersine günlerce düşük dozda arsenik alan kişide sindirim bozukluğu, deri döküntüsü, kol ve bacak sinirlerinde vazife bozukluğundan başka belirtiler görülmeyebilir. Bu tür zehirlenmeye kronik zehirlenme denir.


  4. 08.Mart.2011, 02:34
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    ZEHEBİ hakkında bilgi , ansiklopedik kaynak. Nedir, kimdir, nerededir, nasıl çalışır, nedenler, ne zaman sorularına cevap arayanlara, zehebi hakkında bilgi .

    Fıkıh, hadis ve tarih alimi. İsmi, Muhammed bin Ahmed bin Osman bin Kaymaz bin Abdullah et-Türkmani el-Mısri, künyesi Ebu Abdullah, lakabı ise Şemsüddin’dir. Babası Şihabüddin Ahmed’in kuyumculuk sanatındaki maharetinden dolayı, Zehebi, yani ’kuyumcu’ diye meşhur oldu. Zehebi, aslen Türkmaniyye ailesinden olup, dedesi Diyarbekir’e bağlı Meyyafarikin şehrindendi. Dedesi Fahrüddin Ebu Ahmed Osman, ticaret ve sanatla meşgul olurdu. Fakat marifet ve hüsn-ül-yakin sahibiydi. 1274 (H.673) senesi Rebiülahir ayında Şam’da doğdu. 1348 (H.748) senesi Zilkade ayının üçünde, Mısır’da vefat etti. Babüssagir denilen yere defnedildi. Çocukluğu, dinine bağlı olan ailesinin himayesinde geçti. Çocuk terbiyesini çok iyi bilen, El-Basbas diye meşhur Alaeddin Ali bin Muhammed el-Halebi isimli bir mürebbinin elinde yetişti. Onun mektebinde dört sene okudu ve terbiye gördü. Daha sonra Şagur Mescidinin imam ve hatibi olan Mes’ud bin Abdullah es-Salihi’den, Kur’an-ı kerimi öğrendi ve huzurunda tam kırk hatim indirdi. Ondan sonra oradaki bazı alimlerin meclislerine gidip, derslerini dinledi. Meşhur Iraklı alim İzzüddin el-Farusi, 1291 senesinde Dımaşk’a geldiği zaman, Zehebi onun meclisine gidip, hadis-i şerif dinledi. Zehebi on sekiz yaşındayken, kıraat ve hadis-i şerif ilmine yöneldi. 1292 senesinde Şeyh-ul-Kurra (kıraat alimlerinin reisi) Cemaleddin Ebu İshak İbrahim bin Davud el-Askalani’den kıraat ilmini okudu. Bundan başka, Mecdüddin Ebi Bekr bin Muhammed el-Mürsi, Şemsüddin Ebu Abdullah Muhammed bin Mensur el-Halebi ve Ebu Hafs Ömer bin Kavvas’tan da kıraat ilmini öğrendi ve genç yaşta bu ilimde yüksek derecelere kavuştu. Sonra da Şemsüddin Ebu Abdullah Muhammed bin Abdülaziz ed-Dimyati’den okudu. Zehebi, kıraat ilmi yanında, hadis ilmine de çok önem verdi. Birçok hadis alimiyle görüştü. Bizzat kendisi, Şihabüddin Gazi bin Abdurrahman ed-Dımaşki, Ebu Abdullah Muhammed bin Ahmed el-Makdisi, Mahmud bin Yahya et-Temimi ed-Dımaşki, Muhammed bin Nasırüddin el-Müezzin, Mahmud bin Muhammed el-Haraiti’den hadis-i şerif dinlediğini haber verdi. Zehebi’de ilim öğrenmek, alimlerle görüşüp onlardan istifade etmek arzusu çoktu. Fakat babasından ilim öğrenmek için seyahate çıkma teşviki görmedi. Babası da yanından ayırmak istemedi. Fakat 20 yaşına basınca, babası, yakın yerlere gidip gelmesine izin verdi. 1294 senesi, Zehebi’nin ilmi yolculuklara başlama senesi olarak kabul edilir. Zehebi, ilk seyahatini 1294 senesinde Baalbek’e yaptı. Orada el-Muvaffak en-Nasibi’den kıraat ilmi öğrendi ve Kur’an-ı kerimin tamamını okudu. Hadis alimi İmam Tacüddin Ebu Muhammed el-Magribi’den hadis-i şerif dinledi. Bu seyahatinde birçok alimle görüştü. Daha sonra Haleb’e gitti. Orada Alaüddin Ebu Sa’id el-Emevi ile görüşüp, derslerini dinledi. Ayrıca Haleb ve civarında birçok alimden ilim ve ahlak öğrendi. Hama, Humus, Trablus, Kerk, Maaria, Basra, Nablus, Remle, Kudüs, Tebük ve o civardaki birçok şehre ilim öğrenmek için yolculuklarda bulundu. Zehebi, 1296 senesi Receb ayında Filistin’e oradan da Mısır’a gitti. İlk önce İbn-üz-Zahiri diye bilinen Cemalüddin Ebü’l-Abbas Ahmed bin Muhammed el-Halebi ile görüştü. Ondan hadis-i şerif dinledi. 62 Ayrıca, birçok zatla görüştü. Orada Ebü’l-Meali Ahmed bin İshak el-Ebrekuhi, Şeyh-ül-İslam Kadı’l-Kudat Takıyyüddin Ebü’l-Feth, Muhammed bin Ali ve Allame Şerefüddin Abdülmü’min bin Halef ed-Dimyati’den ilim öğrendi. Daha sonra İskenderiye’ye gitti. Orada Ebi’l-Haccac Yusuf bin Hasan et-Teymi el-Kabisi el-İskenderani ile görüştü ve ondan Tecrid adlı eserini dinledi. Ayrıca kıraat alimlerinden İmam Şerefüddin Ebi’l-Hüseyin Yahya bin Ahmed el-Cüzami el-İskenderani’den kıraat ilmini okudu. Sahnun adıyla meşhur İmam-ül-Mukri Sadrüddin Ebi’l-Kasım Abdurrahman bin Abdülhalim ile görüştü. Sonra Belbis’e gitti ve orada hadis-i şerif dinledi. 1298 senesinde, babasının vefatının akabinde, hac farizasını yerine getirmek için yolculuğa çıktı. Mekke ve Medine’de birçok alimden hadis-i şerif dinledi. Nahiv, Arap dili ve edebiyatının inceliklerini Mavaffakuddin Ebu Abdullah Muhammed bin Ebi’l-Ala en-Nasibi el-Ba’lbeki’den ve Şeyh Behaüddin Muhammed bin İbrahim’den öğrendi. Ayrıca meğazi, siyer ve umumi tarih hakkında hocalarından çok şey dinledi. Zehebi, ders aldığı İbn-i Teymiyye’ye bazı itikat ve fıkıh meselelerinde uymayıp, muhalefet etti ve nasihatlerde bulundu. Bazı görüşlerinin yanlış olduğunu söyledi. 1328 senesinde Zahiriyye Medresesinin Hadis Külliyesine müderris oldu. Medrese-i Nesefiyye’de ders okuttu. Ayrıca Meşhed-i Urve, Dar-ül-hadis-it-Tenkiziyye, Dar-ül-Hadis-il-Fadiliyye ve Ümmü Salih Mescidi gibi yerlerde hadis bölümü başkanlığı yaptı. Zehebi’nin son zamanlarında gözleri görmez oldu. Buna rağmen ders vermeye devam etti. 1348 (H.748) senesi Zilkade ayının üçünde, Pazartesi gecesi, gece yarısından önce Mısır’da vefat etti. Babüssagir denilen kabristana defnedildi. Zamanın büyük alimleri cenaze namazında bulundu. Tacüddin Sübki bunlardandı. Talebeleri, sevenleri, hakkında mersiyeler söylediler. Zehebi, çeşitli ilimlerde meşhur olması yanında, zühd, vera ve sağlam itikat sahibiydi. Zaman zaman tasavvuf erbabı ile görüşerek sohbetlerinde bulundu. Talebesi Takıyyüddin bin Rafi es-Selami; ’Zehebi, salih, hayırlı, mütevazi, güzel ahlak sahibi, sohbeti tatlı bir zattı. Zamanlarını, eser yazmak ve ibadetle geçirdi. Çok cömertti’ diye bildirdi. Eserleri: Zehebi, çeşitli ilimlere ait birçok eser yazdı. Eserleri, zamanında ve daha sonraki asırlarda okundu. Eserlerinden bazıları şunlardır: El-Erbeun-el-Büldaniyye: Taberani’nin Mu’cem-üs-Sagir’inden derlenmiştir. Er-Risalet-üz-Zehebiyyetü ila İbn-i Teymiyye: Zehebi, hocası ve arkadaşı olan İbn-i Teymiyye’ye nasihat etmekte ve bazı hareketlerini ayıplamaktadır. Tarih-ül-İslam ve Vefeyat-ül-Meşahiri vel-A’lam: İslamın başlangıcından, 9. asrın başlarına kadar sene sene vak’aları anlatmıştır. Kitabını yetmiş tabakaya bölmüş, her tabakanın sonunda meşhur kimselerin hal tercümelerini de vermiştir. Zehebi’nin en meşhur eserlerindendir. Eserine birçok nadir rivayetleri de kaydetmiştir. Bu eser matbudur. 4. Düvel-ül-İslam: Zehebi bu eserini, Tarih’inden derlemiştir. Et-Tarih-üs-Sagir diye tanınır.
    Matbudur. Siyeru A’lam-in-Nübela: Zehebi’nin en meşhur eserlerindendir. Bu eserini de tabakalara göre tertib etmiştir. İslamiyetin başlangıcından, Hicri 700 senesine kadar yazmıştır. Peygamber efendimizi ve Hulefa-i Raşidini ayrı iki cilt halinde toplamıştır. Bu eseri son zamanlarda neşredilmiştir. İslam tarihi araştırmaları için mühim bir kaynaktır. El-İber fi Haberi men Aber: Tarih-ül-Evsat diye de bilinen bu eserini Et-Tarih-ül-Kebir’inden derlemiştir. Yalnız bazı ilavelerde bulunmuştur. Daha sonra bu tarihine bir de zeyl yazmıştır. Et-Tıbb-ün-Nebevi: Çok faydalı bir eserdir. İbrahim Ezrak’ın yadığı Teshil-ül-Menafi kenarında Mısır’da basılmış, ayrıca 1976 yılında ofset yoluyla Hakikat Kitabevi tarafından basılmıştır. El-Müstedrek ala Müstedrek-il-Hakim, 9. Ehadis-üs-Sıfat, 10. El-İ’lam bi Vefeyat-il-A’lam, 11. Tabakat-üş-Şüyuh, 12. Tezkiret-ül-Huffaz. ZEHİR; Alm. Gitt, Fr. Poison, İng. Poison. İnsan veya canlı vücuduna girince kimyevi tesiriyle, organların vazifesini bozan, hatta öldürebilen maddelere verilen genel ad. Aslında zehirin umumi bir tarifi yapılamaz. Keçi, yirmi gram morfin yiyip, sıçramasına devam eder. Oysa morfin zehirdir. Ada tavşanları zevkle belladon yer de müteessir olmaz. Tuz ruhu da zehir olamaz. Zira insan midesi bizzat bunu yapıyor ve hiçbir zararı olmuyor. Zehirli ve faydalı maddelerin tam tarifini yapmak çok güçtür. Çünkü: Zehir, bunu alan canlının türüne tabidir. Keçiye zehir olmayan morfin insan için zehirdir. Zehir, aynı cinse mensup canlıların şahsiyetine tabidir. Babaya zararsız olan sigara, üç yaşındaki çocuğunu öldürür. Zehir, alınan doza tabidir. Her cismin bir dayanabilecek miktarı vardır. Ancak bu miktardan fazlası zehirdir. En şiddetli zehir bildiğimiz siyanürlerin kanda dolaşan miktarı zehirlemez. Mideye doldurulan beş litre su ise, insanı öldüren zehirdir. Hatta yeni doğan bir bebek için bir bardak su zehirdir. Zehir alışmaya da tabidir. Alışmış bir ihtiyara dokunmayan sigara miktarı, ilk defa içen ihtiyarı öldürebilir. Zehir, zamana da tabidir. Sabah aç karna içilen bir sigaranın zehir tesiri, öğle yemeğinden sonra içilen aynı sigaranın tesirinin on katıdır. Zehir, beraber alındığı diğer maddelere de tabidir. Aynı miktar kafeini havi çay ve kahvenin tesirleri başka başkadır. Aynı miktarda ispirto bulunduran absent ile şarabın zehir tesirleri de farklıdır. Amerika’daki vahşilerin oklarının ucuna sürdükleri kürar ismindeki zehir, adaleyi hareket ettiren sinir uçlarını felce uğratır. Adale hareket edemez. Kürar zehirlerin en fenasıdır. Ağrı yapmadığından, insan zehirlendiğini anlamaz. Elini, ayağını oynatamayarak yere yıkılır veya taş gibi dikilip kalır. Görür ve işitir ise de, gözünü kırpamaz, dilini oynatıp, bağıramaz. En son teneffüs adaleleri uyuşarak, ses çıkaramadan ölür. Zehirlenme akut veya kronik olabilir. Mesela tek doz fosfor, cıva klorür veya arsenik alınmasından kısa süre sonra ortaya çıkan belirtiler akut zehirlenmedir. Bunun tersine günlerce düşük dozda arsenik alan kişide sindirim bozukluğu, deri döküntüsü, kol ve bacak sinirlerinde vazife bozukluğundan başka belirtiler görülmeyebilir. Bu tür zehirlenmeye kronik zehirlenme denir.





+ Yorum Gönder