Konusunu Oylayın.: Fuzûli Bağdadî hakkında bilgi verebilir misiniz, itikadî mezhebi neydi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Fuzûli Bağdadî hakkında bilgi verebilir misiniz, itikadî mezhebi neydi?
  1. 04.Mart.2011, 08:23
    1
    Misafir

    Fuzûli Bağdadî hakkında bilgi verebilir misiniz, itikadî mezhebi neydi?






    Fuzûli Bağdadî hakkında bilgi verebilir misiniz, itikadî mezhebi neydi? Mumsema Fuzûli Bağdadî hakkında bilgi verebilir misiniz, itikadî mezhebi neydi?


  2. 04.Mart.2011, 11:26
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Fuzûli Bağdadî hakkında bilgi verebilir misiniz, itikadî mezhebi neydi?




    FUZÛLİ (ö. 963/1556)
    Klasik Türk edebiyatının en büyük şairlerinden.
    Hayatıyla ilgili bilgiler çok azdır. Asıl adının Mehmed, babasının adının Süley­man olduğu bilinmekle beraber hangi tarihte ve nerede doğduğu hakkında ke­sin bilgi yoktur. Mevcut kaynaklar onun Bağdat civarında doğduğunu kaydederse de belli bir yer üzerinde birleşemezler.
    Fuzûlî'nin hangi itikadî ekolü benimsediği sorusuna özellikle hayatı, eserleri, fikrî ve edebî şahsiyeti etrafında araştırma yapan ilim adamlarıyla edebiyat tarihçileri tarafından farklı cevapların verildiği görülmektedir. Onun Sünnîliğini hararetle savunanlar bulunduğu gibi Şiî olduğunu söyleyenler de vardır. Ancak meseleye herkes tarafından kabul edilebilir bir çözüm getirilmesi mümkün olmamıştır. (Geniş bilgi için bk. Kara-han, Fuzulî: Muhiti, Hayatı ve Şahsiyeti, s. 126-144)
    M. Fuad Köprülü, Fuzûlî'nin itikadî mezhebini belirlemenin tarihî bir meseleyi halletmekten ziyade şairin psikolojisinin ve edebî şahsiyetinin anlaşılması bakımından önem taşıdığını belirtir. Köprülü'nün Külliyyât-ı Dîvân-ı Fuzûlî'ye yazdığı mukaddimede bazı tarihî vesikalara ve şairin eserlerindeki önemli sayılabilecek delillere dayanarak onun İmâmiyye Şîası'na mensup olduğunu söylemesi üzerine (s. 16-18) o dönemde karşı görüşler ileri sürülerek şairin Sünnîliği savunulmuştu.
    Fuzûlî'nin akidesini tartışan gruplardan onun Şiî olduğu görüşünü benimseyenler, şairin edebî eserlerinden hareket ettikten başka o güne kadar nüshası henüz tesbit edilememiş olan Matla'u'l-i'tikâd adlı risalesinin bulunması halinde kendi görüşlerinin açıklık kazanacağını umuyorlardı.
    Onları bu kanaate sevkeden şey, Kâtib Çelebi'nin Matla'u'l- İ'tikad'ın "hükemâ ve İmâmiyye mesleklerine göre telif edildiği" şeklindeki ifadesi olmalıdır. Ayrıca Fuzûlî'nin Şiî İmâmî olduğunu savunanlar, Hasan Çelebi tarafından verilen, babası Kınalızâde Ali Çelebi'nin çağdaşı olan Fuzûlî'yi Râfizî addettiği yolundaki bilgiyi de kendi görüşlerini pekiştiren önemli bir delil olarak kabul ediyor, Kınalızâde'nin bu kanaatinin ancak Matla-u'l-i'tikâd'ı okumuş olmasından kaynaklanabileceğini düşünüyorlardı.
    Fakat Matla'u'l- İ'tikad'ın neşrinden sonra şairin bu eserde yer verdiği bütün akaid konularını Ehl-i Sünnet'in umumi ölçüleri çerçevesinde işlediği görülmüştür. Hatta Şiî akîdesini belirgin bir şekilde yansıtabileceği imamet bahsinde bile Şîa'nın görüşlerine temas etmemesi dikkat çekicidir.
    Matla'u'l- İ'tikad'ı yayınlayan Muhammed Tancî, Şiîliğiyle tanınan Fuzûlî'nin kendi inancına bir kelime ile bile olsa işaret etmemesinin Şîa'nın takıyye ilkesiyle açıklanabileceğini ifade etmektedir (s. XXI).
    Köprülü'nün, Külliyyât-ı Dîvân-ı Fuzûlî için yazdığı mukaddimeden sonra günümüze kadar tartışılan Fuzûlî'nin Şiîliği meselesi, onun mutedil bir Şîa-i İmâmiyye mensubu olduğu noktasında yoğunlaşmaktadır. Bazı eserlerinde ve Arapça kasidelerinde görülen bir kısım harflerin açıklanması hususu onu Hurûfi sayanları haklı çıkarmaz. Aynı şekilde Bâtınî olduğu, Bektaşî şeyhlerine hizmet ettiği, Seb'iyye (İsmâilî) fırkasına mensup bulunduğu iddiaları da doğru değildir.
    Tasavvufi temayülleri bakımından Fuzûlî'nin bir tarikata mensup olduğunu düşünmek mümkündür; ancak eserlerinde belirli bir tarikata bağlı olduğuna dair herhangi bir ipucu yoktur. Hemşehrisi Ahdî onun bir tarikata bağlı olduğundan bahsetmiş, fakat mensup olduğu tarikatın adını vermemiştir.
    Âlim bir şair olan Fuzûlî şiir hakkındaki görüşlerini Türkçe divanının önsözünde şu şekilde açıklamıştır: "İlimsiz şiir esası yok dîvar olur ve esassız dîvar gayette bî-i'tibâr olur." Mukaddimede daha sonra aşk şiirleri yazdığını, fakat bunların uzun ömürlü olmayacaklarını anlayınca gece gündüz çalışarak bütün ilimleri öğrendiğini söyler. Fuzülî'ye göre şiir insanı yücelten ilâhî bir lutuftur.
    Allah şiir kabiliyetini çok az kuluna nasip etmiş, süse ihtiyaçları olmadığı için peygamberlerine bile vermemiştir. Güzellik ve aşk anlayışıyla birlikte devrinin ruh ve bedenle ilgili düşüncelerini Sıhhat u Maraz'da, tasavvufî nitelikte nasihatçiliğini Rind ü Zâhid'de, tasavvuf felsefesiyle dünya ve hayat görüşünü ise bunun yanında başta Leylâ vü Mecnûn mesnevisi olmak üzere divanlarındaki çeşitli şiirlerde ortaya koymuştur.
    Fuzûlî'yi Türk edebiyatının en büyük simalarından biri yapan husus samimiyeti, coşkunluğu, sadeliği, duyarlılığı ve ifade kudretidir. Fuzûlî aşkı, ıstırabı, dünyevî zevk ve zenginliklerin boşluğunu ve hiç kimsenin pençesinden kurtulamayacağı ölüm düşüncesini olağanüstü bir lirizm ve sanat gücüyle ifade etmiştir.
    (bk. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, İstanbul 1996, c.13, FUZULİ mad. s.242)


  3. 04.Mart.2011, 11:26
    2
    Silent and lonely rains



    FUZÛLİ (ö. 963/1556)
    Klasik Türk edebiyatının en büyük şairlerinden.
    Hayatıyla ilgili bilgiler çok azdır. Asıl adının Mehmed, babasının adının Süley­man olduğu bilinmekle beraber hangi tarihte ve nerede doğduğu hakkında ke­sin bilgi yoktur. Mevcut kaynaklar onun Bağdat civarında doğduğunu kaydederse de belli bir yer üzerinde birleşemezler.
    Fuzûlî'nin hangi itikadî ekolü benimsediği sorusuna özellikle hayatı, eserleri, fikrî ve edebî şahsiyeti etrafında araştırma yapan ilim adamlarıyla edebiyat tarihçileri tarafından farklı cevapların verildiği görülmektedir. Onun Sünnîliğini hararetle savunanlar bulunduğu gibi Şiî olduğunu söyleyenler de vardır. Ancak meseleye herkes tarafından kabul edilebilir bir çözüm getirilmesi mümkün olmamıştır. (Geniş bilgi için bk. Kara-han, Fuzulî: Muhiti, Hayatı ve Şahsiyeti, s. 126-144)
    M. Fuad Köprülü, Fuzûlî'nin itikadî mezhebini belirlemenin tarihî bir meseleyi halletmekten ziyade şairin psikolojisinin ve edebî şahsiyetinin anlaşılması bakımından önem taşıdığını belirtir. Köprülü'nün Külliyyât-ı Dîvân-ı Fuzûlî'ye yazdığı mukaddimede bazı tarihî vesikalara ve şairin eserlerindeki önemli sayılabilecek delillere dayanarak onun İmâmiyye Şîası'na mensup olduğunu söylemesi üzerine (s. 16-18) o dönemde karşı görüşler ileri sürülerek şairin Sünnîliği savunulmuştu.
    Fuzûlî'nin akidesini tartışan gruplardan onun Şiî olduğu görüşünü benimseyenler, şairin edebî eserlerinden hareket ettikten başka o güne kadar nüshası henüz tesbit edilememiş olan Matla'u'l-i'tikâd adlı risalesinin bulunması halinde kendi görüşlerinin açıklık kazanacağını umuyorlardı.
    Onları bu kanaate sevkeden şey, Kâtib Çelebi'nin Matla'u'l- İ'tikad'ın "hükemâ ve İmâmiyye mesleklerine göre telif edildiği" şeklindeki ifadesi olmalıdır. Ayrıca Fuzûlî'nin Şiî İmâmî olduğunu savunanlar, Hasan Çelebi tarafından verilen, babası Kınalızâde Ali Çelebi'nin çağdaşı olan Fuzûlî'yi Râfizî addettiği yolundaki bilgiyi de kendi görüşlerini pekiştiren önemli bir delil olarak kabul ediyor, Kınalızâde'nin bu kanaatinin ancak Matla-u'l-i'tikâd'ı okumuş olmasından kaynaklanabileceğini düşünüyorlardı.
    Fakat Matla'u'l- İ'tikad'ın neşrinden sonra şairin bu eserde yer verdiği bütün akaid konularını Ehl-i Sünnet'in umumi ölçüleri çerçevesinde işlediği görülmüştür. Hatta Şiî akîdesini belirgin bir şekilde yansıtabileceği imamet bahsinde bile Şîa'nın görüşlerine temas etmemesi dikkat çekicidir.
    Matla'u'l- İ'tikad'ı yayınlayan Muhammed Tancî, Şiîliğiyle tanınan Fuzûlî'nin kendi inancına bir kelime ile bile olsa işaret etmemesinin Şîa'nın takıyye ilkesiyle açıklanabileceğini ifade etmektedir (s. XXI).
    Köprülü'nün, Külliyyât-ı Dîvân-ı Fuzûlî için yazdığı mukaddimeden sonra günümüze kadar tartışılan Fuzûlî'nin Şiîliği meselesi, onun mutedil bir Şîa-i İmâmiyye mensubu olduğu noktasında yoğunlaşmaktadır. Bazı eserlerinde ve Arapça kasidelerinde görülen bir kısım harflerin açıklanması hususu onu Hurûfi sayanları haklı çıkarmaz. Aynı şekilde Bâtınî olduğu, Bektaşî şeyhlerine hizmet ettiği, Seb'iyye (İsmâilî) fırkasına mensup bulunduğu iddiaları da doğru değildir.
    Tasavvufi temayülleri bakımından Fuzûlî'nin bir tarikata mensup olduğunu düşünmek mümkündür; ancak eserlerinde belirli bir tarikata bağlı olduğuna dair herhangi bir ipucu yoktur. Hemşehrisi Ahdî onun bir tarikata bağlı olduğundan bahsetmiş, fakat mensup olduğu tarikatın adını vermemiştir.
    Âlim bir şair olan Fuzûlî şiir hakkındaki görüşlerini Türkçe divanının önsözünde şu şekilde açıklamıştır: "İlimsiz şiir esası yok dîvar olur ve esassız dîvar gayette bî-i'tibâr olur." Mukaddimede daha sonra aşk şiirleri yazdığını, fakat bunların uzun ömürlü olmayacaklarını anlayınca gece gündüz çalışarak bütün ilimleri öğrendiğini söyler. Fuzülî'ye göre şiir insanı yücelten ilâhî bir lutuftur.
    Allah şiir kabiliyetini çok az kuluna nasip etmiş, süse ihtiyaçları olmadığı için peygamberlerine bile vermemiştir. Güzellik ve aşk anlayışıyla birlikte devrinin ruh ve bedenle ilgili düşüncelerini Sıhhat u Maraz'da, tasavvufî nitelikte nasihatçiliğini Rind ü Zâhid'de, tasavvuf felsefesiyle dünya ve hayat görüşünü ise bunun yanında başta Leylâ vü Mecnûn mesnevisi olmak üzere divanlarındaki çeşitli şiirlerde ortaya koymuştur.
    Fuzûlî'yi Türk edebiyatının en büyük simalarından biri yapan husus samimiyeti, coşkunluğu, sadeliği, duyarlılığı ve ifade kudretidir. Fuzûlî aşkı, ıstırabı, dünyevî zevk ve zenginliklerin boşluğunu ve hiç kimsenin pençesinden kurtulamayacağı ölüm düşüncesini olağanüstü bir lirizm ve sanat gücüyle ifade etmiştir.
    (bk. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, İstanbul 1996, c.13, FUZULİ mad. s.242)





+ Yorum Gönder