Konusunu Oylayın.: Kürsü hakkında bilgi verir misiniz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Kürsü hakkında bilgi verir misiniz?
  1. 01.Mart.2011, 12:08
    1
    Misafir

    Kürsü hakkında bilgi verir misiniz?






    Kürsü hakkında bilgi verir misiniz? Mumsema Kürsü ile ilgili bilgiler verir misiniz? Kürsü hakkında eğitici bilgiler paylaşabilir misiniz ?


  2. 01.Mart.2011, 12:08
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 01.Mart.2011, 12:25
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Kürsü hakkında bilgi verir misiniz?




    LEVH-İ MAHV İSPAT
    Bediüzzaman’ın ifadesiyle,
    Levh-i Mahv-İsbat ise, sabit ve daim olan Levh-i Mahfuz-u A’zam’ın daire-i mümkinatta, yani mevt ve hayata, vücud ve fenaya daima mazhar olan eşyada mütebeddil bir defteri ve yazar bozar bir tahtasıdır ki, hakikat-ı zaman odur.”
    Cenab-ı Hak, ilmindeki manalardan bir kısmını zamanın sayfasında yazmakta, daha sonra ölüm kanunuyla bunları silip yenilerini göstermektedir.
    Eşyanın Allah’ın ilmindeki halinde zaman söz konusu değildir. Ezel-ebed beraberdir. Bunların vücuda gelmeleri belli bir tertip ve sıra iledir, böylece zaman ortaya çıkmaktadır.
    Ezbere bildiğimiz bir şiirin başı ve sonu ilmimizde beraberce bulunur. Ama bunu söylemeye veya yazmaya başladığımızda, belli bir sıra ortaya çıkar.
    ARŞ
    Yüksek yer. Tavan. Dam. Çardak. Hükümdarın tahtı. Hükümdarlık. Saltanat. Bütün âlemleri kuşatan yüce bir makam.
    Arş, kâinatın ve bütün varlık âlemlerinin sağını, solunu, üstünü, altını kaplamış ve hükmü altına almıştır. Yani baştan sona, dıştan içe her şeyi kuşatmıştır.
    Fahreddin-i Râzi’nin ifadesine göre, arş, “İlâhî emirlerin ilk muhatapları olan meleklerin bulunduğu âlemdir.” Tabiri caizse, arş bütün varlık âleminin idaresiyle, tanzimiyle ilgili hükümlerin meleklere tebliğ edildiği ulvî makamdır.
    Arş, İlahi tasarrufların emir ve irade merkezi olup, saltanat-ı İlâhiyeden kinayedir.
    Üstad Bediüzzaman, “Kalb de bir arştır, fakat ben de Arş gibiyim diyemez.” diyerek hem insana haddini bilme dersi veriyor, hem de Arşla ilgili bazı sırların yine insanın manevî kalbinde aranması gerektiğine işaret ediyor.
    Beden ülkesi kalpten idare edilir. Gözler, kalbin istediği yöne bakarlar; ayaklar ona göre hareket ederler. Bunun gibi, bütün alemler de arştan idare edilirler. İşte, vücudun idaresinde kalb bir merkez olduğu gibi, arş-ı azam dahi âlemin idare merkezidir.
    İslâm âlimleri, Arş ve Kürsînin mecaz ve teşbih yönü olduğunu ifade etmekle birlikte, bu âlemlerin mevcut olduklarına da bilhassa dikkat çekerler. Bu hususta şu güzel misali verirler: Nasıl Kâbe’ye Beytullah yâni Allah’ın evi denilmesi mecazdır, ama Kâbenin varlığı da bir hakikattir. Arş ve Kürsîyi de böyle değerlendirmek gerekir.
    Her bir varlığın mahiyeti de Allah’ın isim ve sıfatlarının hükmettiği birer taht veya birer arş hükmündedir. Bu manaya göre, toprak, su, kalp, çiçek, hayvan, dağ, taş, yer, gök ve bütün varlıklar birer arştırlar.


    KÜRSÎ
    Oturulacak yüksekçe yer. Taht. Koltuk Hâkimiyet, kudret, saltanat.
    Kürsî, “Bir kişinin oturduğu yüksek sandalye, taht” mânâsına gelir.
    Mecazî olarak, ilim, hâkimiyet, kudret, saltanat, azamet mânâlarını ifade eder.
    Bir Hadis-i Şerifte şöyle buyurulur:
    “Yedi gök, Kürsî içinde bir kalkanın içine atılmış yedi para gibidir.”
    Bir başka Hadiste de, Kürsînin Arş içindeki küçüklüğü şöyle tasvir edilir:
    “Arş içinde Kürsî, bir çöle atılmış demir bir halka kadardır."
    Kürsî için, “Arşın altında, yedi kat semanın üstünde” şeklinde bir tarif getiriliyor. Buna göre kürsi, bütün madde âlemini kuşatan esir maddesini de içine almakta, kuşatmaktadır. Kürsî, bütün semaları ve arzı kuşatmakta, bütün cismanî âlemleri içine almaktadır. Buna göre, Arşın Kürsîyi içine alması bir maddenin bir başka maddeyi içine alması gibi düşünülemez. Arş madde ötesi ve mahiyeti meçhul olan bir makamdır. Bediüzzaman’ın “Kalb de bir arştır.” ifadesinin ışığında şöyle söyleyebiliriz:
    Kalbin ve ruhun bedeni kaplaması nasıl maddî bir kaplama değilse, Arşın Kürsiyi içine alması da maddî değildir; “onu idare etme, onda tasarrufta bulunma” manasınadır.
    Bazı âlimler, Arş ile Kürsîyi aynı kabul ederler.
    (Prof. Dr. Alaaddin Başar, Kavramlar Lügatı)


  4. 01.Mart.2011, 12:25
    2
    Silent and lonely rains



    LEVH-İ MAHV İSPAT
    Bediüzzaman’ın ifadesiyle,
    Levh-i Mahv-İsbat ise, sabit ve daim olan Levh-i Mahfuz-u A’zam’ın daire-i mümkinatta, yani mevt ve hayata, vücud ve fenaya daima mazhar olan eşyada mütebeddil bir defteri ve yazar bozar bir tahtasıdır ki, hakikat-ı zaman odur.”
    Cenab-ı Hak, ilmindeki manalardan bir kısmını zamanın sayfasında yazmakta, daha sonra ölüm kanunuyla bunları silip yenilerini göstermektedir.
    Eşyanın Allah’ın ilmindeki halinde zaman söz konusu değildir. Ezel-ebed beraberdir. Bunların vücuda gelmeleri belli bir tertip ve sıra iledir, böylece zaman ortaya çıkmaktadır.
    Ezbere bildiğimiz bir şiirin başı ve sonu ilmimizde beraberce bulunur. Ama bunu söylemeye veya yazmaya başladığımızda, belli bir sıra ortaya çıkar.
    ARŞ
    Yüksek yer. Tavan. Dam. Çardak. Hükümdarın tahtı. Hükümdarlık. Saltanat. Bütün âlemleri kuşatan yüce bir makam.
    Arş, kâinatın ve bütün varlık âlemlerinin sağını, solunu, üstünü, altını kaplamış ve hükmü altına almıştır. Yani baştan sona, dıştan içe her şeyi kuşatmıştır.
    Fahreddin-i Râzi’nin ifadesine göre, arş, “İlâhî emirlerin ilk muhatapları olan meleklerin bulunduğu âlemdir.” Tabiri caizse, arş bütün varlık âleminin idaresiyle, tanzimiyle ilgili hükümlerin meleklere tebliğ edildiği ulvî makamdır.
    Arş, İlahi tasarrufların emir ve irade merkezi olup, saltanat-ı İlâhiyeden kinayedir.
    Üstad Bediüzzaman, “Kalb de bir arştır, fakat ben de Arş gibiyim diyemez.” diyerek hem insana haddini bilme dersi veriyor, hem de Arşla ilgili bazı sırların yine insanın manevî kalbinde aranması gerektiğine işaret ediyor.
    Beden ülkesi kalpten idare edilir. Gözler, kalbin istediği yöne bakarlar; ayaklar ona göre hareket ederler. Bunun gibi, bütün alemler de arştan idare edilirler. İşte, vücudun idaresinde kalb bir merkez olduğu gibi, arş-ı azam dahi âlemin idare merkezidir.
    İslâm âlimleri, Arş ve Kürsînin mecaz ve teşbih yönü olduğunu ifade etmekle birlikte, bu âlemlerin mevcut olduklarına da bilhassa dikkat çekerler. Bu hususta şu güzel misali verirler: Nasıl Kâbe’ye Beytullah yâni Allah’ın evi denilmesi mecazdır, ama Kâbenin varlığı da bir hakikattir. Arş ve Kürsîyi de böyle değerlendirmek gerekir.
    Her bir varlığın mahiyeti de Allah’ın isim ve sıfatlarının hükmettiği birer taht veya birer arş hükmündedir. Bu manaya göre, toprak, su, kalp, çiçek, hayvan, dağ, taş, yer, gök ve bütün varlıklar birer arştırlar.


    KÜRSÎ
    Oturulacak yüksekçe yer. Taht. Koltuk Hâkimiyet, kudret, saltanat.
    Kürsî, “Bir kişinin oturduğu yüksek sandalye, taht” mânâsına gelir.
    Mecazî olarak, ilim, hâkimiyet, kudret, saltanat, azamet mânâlarını ifade eder.
    Bir Hadis-i Şerifte şöyle buyurulur:
    “Yedi gök, Kürsî içinde bir kalkanın içine atılmış yedi para gibidir.”
    Bir başka Hadiste de, Kürsînin Arş içindeki küçüklüğü şöyle tasvir edilir:
    “Arş içinde Kürsî, bir çöle atılmış demir bir halka kadardır."
    Kürsî için, “Arşın altında, yedi kat semanın üstünde” şeklinde bir tarif getiriliyor. Buna göre kürsi, bütün madde âlemini kuşatan esir maddesini de içine almakta, kuşatmaktadır. Kürsî, bütün semaları ve arzı kuşatmakta, bütün cismanî âlemleri içine almaktadır. Buna göre, Arşın Kürsîyi içine alması bir maddenin bir başka maddeyi içine alması gibi düşünülemez. Arş madde ötesi ve mahiyeti meçhul olan bir makamdır. Bediüzzaman’ın “Kalb de bir arştır.” ifadesinin ışığında şöyle söyleyebiliriz:
    Kalbin ve ruhun bedeni kaplaması nasıl maddî bir kaplama değilse, Arşın Kürsiyi içine alması da maddî değildir; “onu idare etme, onda tasarrufta bulunma” manasınadır.
    Bazı âlimler, Arş ile Kürsîyi aynı kabul ederler.
    (Prof. Dr. Alaaddin Başar, Kavramlar Lügatı)





+ Yorum Gönder