Konusunu Oylayın.: Arş hakkında bilgi verir misiniz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Arş hakkında bilgi verir misiniz?
  1. 01.Mart.2011, 12:07
    1
    Misafir

    Arş hakkında bilgi verir misiniz?






    Arş hakkında bilgi verir misiniz? Mumsema Arş Nedir Arş ne anlama gelmektedir Arş hakkında bilgi verir misiniz?


  2. 01.Mart.2011, 12:07
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 01.Mart.2011, 12:27
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Arş hakkında bilgi verir misiniz?




    Arş, “yükseklik, yüksek yer, tavan, çardak. hükümdarın tahtı., saltanat,” manalarına geliyor.

    Fahreddin-i Râzi`nin ifadesine göre, Arş, İlâhî emirlerin ilk muhatapları olan meleklerin bulunduğu âlemdir. Tabiri caizse, bütün varlık âleminin idaresiyle, tanzimiyle ilgili hükümlerin meleklere tebliğ edildiği ulvî makamdır.

    Mahiyetinin bilinemeyeceği konusunda bütün İslâm alimleri ittifak etmişlerdir. Maddî ve cismanî ne kadar âlem varsa hepsi Kürsî`nin içinde kalıyor; Arş ise Kürsî`nin üstündedir, onu kaylamıştır.

    Maddî âlemler Kürsî`nin içinde kalınca, Arş’ın Kürsî`yi kaplaması ve içine alması, onun üstünde bulunması, elbette cismen değildir.

    Resulûllah Efendimiz (asm.) yedi kat semanın, Kürsî`nin içinde, bir kalkanın içine atılmış yedi para gibi kaldığını ifade buyurmakla, Kürsîyi ve Arşı anlamamızın mümkün olmadığını bize ders veriyorlar.

    Bediüzzaman Hazretleri, “Kalb de bir arştır, fakat ben de Arş gibiyim diyemez” buyurarak hem insana haddini bilme dersi veriyor, hem de arşla ilgili bazı sırların yine insan kalbinde aranması gerektiğine işaret ediyor. Elbette ki bu sırlar Arşın mahiyetiyle değil, varlığıyla ilgili olabilir. Zira arşın mahiyetinin bilinmezliği de kalbden okunmaktadır.

    Ruhun bir sıfatı olan hayat, bedenin her noktasında mevcuttur. Demek ki ruh, bu sıfatıyla bedeni kaplamış, kuşatmış, ihata etmiştir. Bir diğer sıfatı ilimdir. Ruh, saçtan da haberdardıd, ayak parmağından da. Akciğerin de vazifesini bilir, akyuvarların da... Demek ki ruh, ilim sıfatıyla da bedeni kuşatmıştır. Fakat, ruhun bu kuşatması, ceketimizin gövdemizi kaplamasına benzemediği gibi, onun bedenden üstünlüğü de başın gövdeden üstünlüğü gibi değildir.

    Kürsî`nin cismanî âlemi içine alması belki hava unsurunun bedenimizi kaplamasına benzetilebilir. Ama arşın Kürsî`yi kaplaması ve onun üstünde olması maddî hiçbir misâlle ifade edilemez. Onun cüz’î bir misâli ruhun bedeni kaplamasıdır ve bu kaplayış gibi, o kaplayış da insan idrakinin çok ötesindedir ve beşer ifadesinden çok yücedir.

    “Arş; Zâhir, Bâtın, Evvel, Âhir isimlerinin halita ve karışığıdır.” (Mesnevî-i Nuriye)

    Arş bütün mahlûkattan evveldir. Bütün âlemler, sistemler onun altında cereyan ederler, parlar sönerler, doğar ölürler. O ise onlardan evvel var olduğu gibi onlardan sonra da varlığını devam ettirir. Arşın varlığı şu görünen alemin varlığından daha zahirdir, zira bu alemde olan bütün faaliyetler oradan idare edilmektedir. Bu, ruhun varlığı bedenden daha zahirdir dememiz gibidir. Yine arşın mahiyeti bilinmez, bu da onun Batın ismine mazhariyetidir. Bunun da en güzel misali, ruhun mahiyetinin bilinmeyişidir.

    İslâm âlimleri, Arş ve Kürsî isimlerinin mecaz ve teşbih yönü olduğunu ifade etmekle birlikte, bu âlemlerin mevcut olduklarına da bilhassa dikkat çekerler. Bu hususta şu güzel misali de vererek bizi ikaz ederler. Nasıl Kâbe`ye beytullah yâni Allah’ın evi denilmesi mecazdır, ama Kâbe`nin varlığı da bir hakikattir. Arş ve Kürsî`yi de böyle değerlendirmek ve mahiyetlerini de anlaşılmaz olarak bilmek gerekir.


  4. 01.Mart.2011, 12:27
    2
    Silent and lonely rains



    Arş, “yükseklik, yüksek yer, tavan, çardak. hükümdarın tahtı., saltanat,” manalarına geliyor.

    Fahreddin-i Râzi`nin ifadesine göre, Arş, İlâhî emirlerin ilk muhatapları olan meleklerin bulunduğu âlemdir. Tabiri caizse, bütün varlık âleminin idaresiyle, tanzimiyle ilgili hükümlerin meleklere tebliğ edildiği ulvî makamdır.

    Mahiyetinin bilinemeyeceği konusunda bütün İslâm alimleri ittifak etmişlerdir. Maddî ve cismanî ne kadar âlem varsa hepsi Kürsî`nin içinde kalıyor; Arş ise Kürsî`nin üstündedir, onu kaylamıştır.

    Maddî âlemler Kürsî`nin içinde kalınca, Arş’ın Kürsî`yi kaplaması ve içine alması, onun üstünde bulunması, elbette cismen değildir.

    Resulûllah Efendimiz (asm.) yedi kat semanın, Kürsî`nin içinde, bir kalkanın içine atılmış yedi para gibi kaldığını ifade buyurmakla, Kürsîyi ve Arşı anlamamızın mümkün olmadığını bize ders veriyorlar.

    Bediüzzaman Hazretleri, “Kalb de bir arştır, fakat ben de Arş gibiyim diyemez” buyurarak hem insana haddini bilme dersi veriyor, hem de arşla ilgili bazı sırların yine insan kalbinde aranması gerektiğine işaret ediyor. Elbette ki bu sırlar Arşın mahiyetiyle değil, varlığıyla ilgili olabilir. Zira arşın mahiyetinin bilinmezliği de kalbden okunmaktadır.

    Ruhun bir sıfatı olan hayat, bedenin her noktasında mevcuttur. Demek ki ruh, bu sıfatıyla bedeni kaplamış, kuşatmış, ihata etmiştir. Bir diğer sıfatı ilimdir. Ruh, saçtan da haberdardıd, ayak parmağından da. Akciğerin de vazifesini bilir, akyuvarların da... Demek ki ruh, ilim sıfatıyla da bedeni kuşatmıştır. Fakat, ruhun bu kuşatması, ceketimizin gövdemizi kaplamasına benzemediği gibi, onun bedenden üstünlüğü de başın gövdeden üstünlüğü gibi değildir.

    Kürsî`nin cismanî âlemi içine alması belki hava unsurunun bedenimizi kaplamasına benzetilebilir. Ama arşın Kürsî`yi kaplaması ve onun üstünde olması maddî hiçbir misâlle ifade edilemez. Onun cüz’î bir misâli ruhun bedeni kaplamasıdır ve bu kaplayış gibi, o kaplayış da insan idrakinin çok ötesindedir ve beşer ifadesinden çok yücedir.

    “Arş; Zâhir, Bâtın, Evvel, Âhir isimlerinin halita ve karışığıdır.” (Mesnevî-i Nuriye)

    Arş bütün mahlûkattan evveldir. Bütün âlemler, sistemler onun altında cereyan ederler, parlar sönerler, doğar ölürler. O ise onlardan evvel var olduğu gibi onlardan sonra da varlığını devam ettirir. Arşın varlığı şu görünen alemin varlığından daha zahirdir, zira bu alemde olan bütün faaliyetler oradan idare edilmektedir. Bu, ruhun varlığı bedenden daha zahirdir dememiz gibidir. Yine arşın mahiyeti bilinmez, bu da onun Batın ismine mazhariyetidir. Bunun da en güzel misali, ruhun mahiyetinin bilinmeyişidir.

    İslâm âlimleri, Arş ve Kürsî isimlerinin mecaz ve teşbih yönü olduğunu ifade etmekle birlikte, bu âlemlerin mevcut olduklarına da bilhassa dikkat çekerler. Bu hususta şu güzel misali de vererek bizi ikaz ederler. Nasıl Kâbe`ye beytullah yâni Allah’ın evi denilmesi mecazdır, ama Kâbe`nin varlığı da bir hakikattir. Arş ve Kürsî`yi de böyle değerlendirmek ve mahiyetlerini de anlaşılmaz olarak bilmek gerekir.





+ Yorum Gönder