Konusunu Oylayın.: İffet hakkında bilgi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İffet hakkında bilgi
  1. 09.Şubat.2011, 16:07
    1
    Misafir

    İffet hakkında bilgi






    İffet hakkında bilgi Mumsema İffet Nedir İffet Ne Anlama Gelmektedir İffet hakkında bilgi verir misiniz


  2. 09.Şubat.2011, 16:07
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 10.Şubat.2011, 20:57
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: iffet hakında bilgi




    İffet


    İffet, Allah’ın yasakladığı ve nefsin hoşuna giden şeylerden nefsi alıkoymak anlamına gelir. Kur’an’da kullanılan bir diğer anlamı da, fakirliğini ve zaruretini gizleyip çok muhtaç bir hale düşmedikçe halini kimselere açmamadır.

    İffet, peygamber ahlakıdır, Yusufca bir tavırdır. İffet, müslümanın şahsiyeti, kimliğidir. İffet, cemiyetin emniyet sibobu, aile yuvasının kal’ası, sevgi ve muhabbetin istinad noktasıdır. İffet, Hakk’a saygının, emre itaatin, söze sadakatin en güzel göstergesidir.
    İffetle vasıflanmış insanlar etraflarına kokuların en güzelini, edanın en tatlısını, misalin en çarpıcısını sergilerler.

    İffetsiz insanlar ise, kokunun en kötüsünü, pespayeliğin en aşağısını, karaktersizliğin en adisini ve en fena bir numuneyi ortaya koyarlar.
    İffet, Hak Teâlâ tarafından senâ edilen, Habib-i Edîbi tarafından tatbik edilen, yüce kametlerin en mümtaz vasıflarından birisidir.
    Tarih, başta Efendiler Efendisi olmak üzere nice has kulların iffetlerini muhafaza adına ortaya koydukları harika hadiselerle doludur. Efendiler Efendisinin elinin hiçbir yabancı kadının eline değmediğini bizzat Hazreti Aişe rivayet eder. Siyer kitapları O’nu insanlarla konuşurken edebinden buram buram terleyen, haramlara karşı da perde arkasındaki bir bakire kız gibi alabildiğine dikkatli olan bir iffet abidesi olarak anlatır.

    Hazreti Yusuf’un yaşadığı hadise, hiç önemli olmasaydı Kur’an onu en güzel bir kıssa olarak, en güzel bir anlatımla dillendirir miydi? Bu hadise alelade bir hadise olsaydı bir sûreye isim olur, uzun uzun anlatılır mıydı?

    Evet, Hazreti Yusuf bir imtihan verdi. İffetin muhafazasının ne kadar mühim olduğunu, Rabbin bu durumdan ne kadar memnun kaldığını gösterdi. Rabbi de onun iradesinin hakkını vermesini karşılıksız bırakmadı ve “burhan”la imdadına yetişti.
    Kim bilir daha nice iffet abideleri bu tarz imtihanları başarı ile vermişlerdir. Meselâ, tarih bir büyük zattan daha bahseder. Adı, Süleyman b. Yesar. O da, Hazreti Yusuf gibi imtihan olur. Kaynaklar bu imtihanı şöyle haber verirler.
    Süleyman bin Yesâr, sîmâca çok yakışıklı birisi idi. Bu sebeple de sürekli imtihana maruz kalıyordu. Bir gün bir arkadaşıyla “Ebva” denen yerde konaklamışlardı. Arkadaşı yakındaki alışveriş yerinden bir şeyler almak üzere çadırdan ayrıldığı sırada Süleyman’ı geriden gözetleyen bir bedevi kadın hemen çadırın kapısına gelerek:
    “Buraya kadar gelir misin? diye seslendi. Süleyman, serili sofradan yiyecek isteyeceğini düşünerek bazı şeyleri alıp da kadına doğru yürürken kadının ikazı farklı oldu: “Ben yiyecek falan istemiyorum, seni istiyorum seni. Yakışıklılığın hoşuma gitti. Karşı çadıra gel. Kimsecikler yok yanımda!” Süleyman, bir imtihana tabi tutulduğunu düşünerek bağırmaya başladı: “Defol buradan şeytanın elçisi. Şimdi arkadaşım gelir, ikimiz de rezil oluruz! Kadın, beklemediği bu karşılıktan ürkerek peçesini yüzüne kapayıp çadırına dönerken, Süleyman da içeriye girip ağlamaya başladı. Bu sırada çarşıdan aldığı şeylerle gelen arkadaşı Süleyman’dan yaşadığı durumu dinleyince o da ağlamaya başladı. Süleyman şaşırmıştı. “Sen niçin ağlıyorsun? diye sordu. Aldığı cevap şöyle oldu: “Kardeşim, sen gerçekten de bir iffet abidesiymişsin. İyi ki ben muhatap olmadım böyle bir imtihana. Muhtemeldir ki kaybedebilirdim. Allah sana senin güzelliğin kadar iman kuvveti de lütfeylemiş.” Süleyman oradan kalkıp Medine’ye varır, o gece rüyasında Yusuf aleyhisselamı görür. Karşıdan kucağını açarak gelen Hazreti Yusuf ona şöyle hitap eder: “Gel seni kucaklayayım iffet abidesi kardeşim. Güzelliğin de kendine göre imtihanı vardır. Sen de benim gibi bu konuda imtihanlara tabi tutuldun, ama kazandın. Tebrik ederim seni…”
    İffetin günümüzde de temsilcileri var hamdolsun. Meselâ, lise çağlarında iken birini tanıdım. Bu arkadaş, edepli olduğu kadar iffetine de çok düşkündü. Yolda giderken kafasını kaldırıp etrafı seyretmez, sürekli başı önde yürürdü. Bir keresinde arkadan yaklaştım ve elimle omuzuna dokundum. Bana dönüşünü ve bakışını hala unutamam. Sanki uykudan yeni uyanmış gibi gözleri mahmur bir halde, sükûnet, huzur ve itminan soluklayan bir nazarla baktı ki, o nazar benim ruhumun en derinliklerine tesir etmiştir. Bu arkadaşım, üniversiteye hazırlık kursuna gidiyordu. Evleri kalabalıktı. Büyük abisi evlenmiş ve anne-babaları ile beraber kalıyorlardı. Anne ve babası umreye gitmişlerdi. Abisi çalışıyor ve akşam 8-9 gibi eve geliyordu. Bu arkadaş abisiyle beraber sabah evden çıkıyor, dersaneye gidiyor ve akşam üzeri 4-5 gibi dönüyordu. Fakat evde yengesi yalnız olduğu için eve gitmiyor, doğru caminin yolunu tutuyordu. Abisi eve dönünceye kadar o aç bi ilaç zamanını camide namaz kılarak, Kur’an okuyarak geçiriyordu.

    Bir başka arkadaşım da yine yolda yürürken etrafı seyretmekten hoşlanmaz, sürekli başı önde yürürdü. Onun için hep gıptayla şöyle düşünmüşümdür. İnsanlar içinde akıllı olanlar hata ettikten sonra hemen tevbe eden, hatasında ısrar etmeyen kimsedir. Fakat daha da akıllısı o hatayı işleme mahallinden uzak durur. Yani kristali kırdıktan sonra onu güzelce tekrar yapıştırmaktansa onu hiç kırmamanın yollarını arar. İşte, benim bu arkadaşım da daha baştan nazarını haramdan korur, kalbinin yaralanmasına müsaade etmezdi. Zira, günahı işledikten sonra tevbe etse de, o insanın kalbinde bir iz, bir yara bırakıyor ve belki de bir daha o harama girmeye zemin hazırlıyor. Bu sebeple baştan kapıları günahlara kapatmak en akıllıcasıdır.

    Allah bana bazı dostlar da lutfetmiştir ki, onları her hatırladığımda içime bir hasret çöker, burnumun kemikleri sızlar. Bunlar istiğnâ yörüngeli iffet kahramanlarıdırlar. Asla şahsi çıkarlarını düşünmezler. Beklentilerle kimseyi bunaltmazlar. Hayatları hep ihsan endekslidir bu kanaat abidesi insanların. Halleri çok müsait olmasa da başkalarının yardımında olmaktan geri durmaz, kendi ihtiyaçlarını göz ardı ederler. Durumlarını başkalarına anlatmaktan hiç hoşlanmazlar. Başlarına gelen her şeye sabreder ve hallerine şükrederler. Onlar da iffetin başka bir buudunun kahramanlarıdır.
    Mevlam, hepimize razı olacağı güzellikte iffet lutfetsin.

    Ali Ünsal


  4. 10.Şubat.2011, 20:57
    2
    Silent and lonely rains



    İffet


    İffet, Allah’ın yasakladığı ve nefsin hoşuna giden şeylerden nefsi alıkoymak anlamına gelir. Kur’an’da kullanılan bir diğer anlamı da, fakirliğini ve zaruretini gizleyip çok muhtaç bir hale düşmedikçe halini kimselere açmamadır.

    İffet, peygamber ahlakıdır, Yusufca bir tavırdır. İffet, müslümanın şahsiyeti, kimliğidir. İffet, cemiyetin emniyet sibobu, aile yuvasının kal’ası, sevgi ve muhabbetin istinad noktasıdır. İffet, Hakk’a saygının, emre itaatin, söze sadakatin en güzel göstergesidir.
    İffetle vasıflanmış insanlar etraflarına kokuların en güzelini, edanın en tatlısını, misalin en çarpıcısını sergilerler.

    İffetsiz insanlar ise, kokunun en kötüsünü, pespayeliğin en aşağısını, karaktersizliğin en adisini ve en fena bir numuneyi ortaya koyarlar.
    İffet, Hak Teâlâ tarafından senâ edilen, Habib-i Edîbi tarafından tatbik edilen, yüce kametlerin en mümtaz vasıflarından birisidir.
    Tarih, başta Efendiler Efendisi olmak üzere nice has kulların iffetlerini muhafaza adına ortaya koydukları harika hadiselerle doludur. Efendiler Efendisinin elinin hiçbir yabancı kadının eline değmediğini bizzat Hazreti Aişe rivayet eder. Siyer kitapları O’nu insanlarla konuşurken edebinden buram buram terleyen, haramlara karşı da perde arkasındaki bir bakire kız gibi alabildiğine dikkatli olan bir iffet abidesi olarak anlatır.

    Hazreti Yusuf’un yaşadığı hadise, hiç önemli olmasaydı Kur’an onu en güzel bir kıssa olarak, en güzel bir anlatımla dillendirir miydi? Bu hadise alelade bir hadise olsaydı bir sûreye isim olur, uzun uzun anlatılır mıydı?

    Evet, Hazreti Yusuf bir imtihan verdi. İffetin muhafazasının ne kadar mühim olduğunu, Rabbin bu durumdan ne kadar memnun kaldığını gösterdi. Rabbi de onun iradesinin hakkını vermesini karşılıksız bırakmadı ve “burhan”la imdadına yetişti.
    Kim bilir daha nice iffet abideleri bu tarz imtihanları başarı ile vermişlerdir. Meselâ, tarih bir büyük zattan daha bahseder. Adı, Süleyman b. Yesar. O da, Hazreti Yusuf gibi imtihan olur. Kaynaklar bu imtihanı şöyle haber verirler.
    Süleyman bin Yesâr, sîmâca çok yakışıklı birisi idi. Bu sebeple de sürekli imtihana maruz kalıyordu. Bir gün bir arkadaşıyla “Ebva” denen yerde konaklamışlardı. Arkadaşı yakındaki alışveriş yerinden bir şeyler almak üzere çadırdan ayrıldığı sırada Süleyman’ı geriden gözetleyen bir bedevi kadın hemen çadırın kapısına gelerek:
    “Buraya kadar gelir misin? diye seslendi. Süleyman, serili sofradan yiyecek isteyeceğini düşünerek bazı şeyleri alıp da kadına doğru yürürken kadının ikazı farklı oldu: “Ben yiyecek falan istemiyorum, seni istiyorum seni. Yakışıklılığın hoşuma gitti. Karşı çadıra gel. Kimsecikler yok yanımda!” Süleyman, bir imtihana tabi tutulduğunu düşünerek bağırmaya başladı: “Defol buradan şeytanın elçisi. Şimdi arkadaşım gelir, ikimiz de rezil oluruz! Kadın, beklemediği bu karşılıktan ürkerek peçesini yüzüne kapayıp çadırına dönerken, Süleyman da içeriye girip ağlamaya başladı. Bu sırada çarşıdan aldığı şeylerle gelen arkadaşı Süleyman’dan yaşadığı durumu dinleyince o da ağlamaya başladı. Süleyman şaşırmıştı. “Sen niçin ağlıyorsun? diye sordu. Aldığı cevap şöyle oldu: “Kardeşim, sen gerçekten de bir iffet abidesiymişsin. İyi ki ben muhatap olmadım böyle bir imtihana. Muhtemeldir ki kaybedebilirdim. Allah sana senin güzelliğin kadar iman kuvveti de lütfeylemiş.” Süleyman oradan kalkıp Medine’ye varır, o gece rüyasında Yusuf aleyhisselamı görür. Karşıdan kucağını açarak gelen Hazreti Yusuf ona şöyle hitap eder: “Gel seni kucaklayayım iffet abidesi kardeşim. Güzelliğin de kendine göre imtihanı vardır. Sen de benim gibi bu konuda imtihanlara tabi tutuldun, ama kazandın. Tebrik ederim seni…”
    İffetin günümüzde de temsilcileri var hamdolsun. Meselâ, lise çağlarında iken birini tanıdım. Bu arkadaş, edepli olduğu kadar iffetine de çok düşkündü. Yolda giderken kafasını kaldırıp etrafı seyretmez, sürekli başı önde yürürdü. Bir keresinde arkadan yaklaştım ve elimle omuzuna dokundum. Bana dönüşünü ve bakışını hala unutamam. Sanki uykudan yeni uyanmış gibi gözleri mahmur bir halde, sükûnet, huzur ve itminan soluklayan bir nazarla baktı ki, o nazar benim ruhumun en derinliklerine tesir etmiştir. Bu arkadaşım, üniversiteye hazırlık kursuna gidiyordu. Evleri kalabalıktı. Büyük abisi evlenmiş ve anne-babaları ile beraber kalıyorlardı. Anne ve babası umreye gitmişlerdi. Abisi çalışıyor ve akşam 8-9 gibi eve geliyordu. Bu arkadaş abisiyle beraber sabah evden çıkıyor, dersaneye gidiyor ve akşam üzeri 4-5 gibi dönüyordu. Fakat evde yengesi yalnız olduğu için eve gitmiyor, doğru caminin yolunu tutuyordu. Abisi eve dönünceye kadar o aç bi ilaç zamanını camide namaz kılarak, Kur’an okuyarak geçiriyordu.

    Bir başka arkadaşım da yine yolda yürürken etrafı seyretmekten hoşlanmaz, sürekli başı önde yürürdü. Onun için hep gıptayla şöyle düşünmüşümdür. İnsanlar içinde akıllı olanlar hata ettikten sonra hemen tevbe eden, hatasında ısrar etmeyen kimsedir. Fakat daha da akıllısı o hatayı işleme mahallinden uzak durur. Yani kristali kırdıktan sonra onu güzelce tekrar yapıştırmaktansa onu hiç kırmamanın yollarını arar. İşte, benim bu arkadaşım da daha baştan nazarını haramdan korur, kalbinin yaralanmasına müsaade etmezdi. Zira, günahı işledikten sonra tevbe etse de, o insanın kalbinde bir iz, bir yara bırakıyor ve belki de bir daha o harama girmeye zemin hazırlıyor. Bu sebeple baştan kapıları günahlara kapatmak en akıllıcasıdır.

    Allah bana bazı dostlar da lutfetmiştir ki, onları her hatırladığımda içime bir hasret çöker, burnumun kemikleri sızlar. Bunlar istiğnâ yörüngeli iffet kahramanlarıdırlar. Asla şahsi çıkarlarını düşünmezler. Beklentilerle kimseyi bunaltmazlar. Hayatları hep ihsan endekslidir bu kanaat abidesi insanların. Halleri çok müsait olmasa da başkalarının yardımında olmaktan geri durmaz, kendi ihtiyaçlarını göz ardı ederler. Durumlarını başkalarına anlatmaktan hiç hoşlanmazlar. Başlarına gelen her şeye sabreder ve hallerine şükrederler. Onlar da iffetin başka bir buudunun kahramanlarıdır.
    Mevlam, hepimize razı olacağı güzellikte iffet lutfetsin.

    Ali Ünsal





+ Yorum Gönder