Konusunu Oylayın.: Peygamberimizin doğumu ve ölümü hakkında bilgiler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Peygamberimizin doğumu ve ölümü hakkında bilgiler
  1. 06.Şubat.2011, 17:56
    1
    Misafir

    Peygamberimizin doğumu ve ölümü hakkında bilgiler






    Peygamberimizin doğumu ve ölümü hakkında bilgiler Mumsema Peygamberimizin doğumu ve ölümü hakkında bilgilere ihtiyacım var Hz. Muhammed s.a.v efendimizin doğumu ve ölümü hakkında bilgiler verir misiniz ?


  2. 06.Şubat.2011, 17:56
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Peygamberimizin doğumu ve ölümü hakkında bilgilere ihtiyacım var Hz. Muhammed s.a.v efendimizin doğumu ve ölümü hakkında bilgiler verir misiniz ?


    Benzer Konular

    - Peygamberimizin hayatı doğumu ve ölümü

    - Peygamberimizin erdemli davranışları hakkında kısa bilgiler

    - Peygamberimizin doğumu ihakkında bilgiler

    - Peygamberimizin doğumu ve gençliği

    - Velinin doğumu ölümü tam olarak

  3. 07.Şubat.2011, 13:06
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Peygamberimizin doğumu ve ölümü hakkında bilgiler




    Muhterem kardeşimiz. "Sahihi Buharî" nın muhtasarı Tecrid! Sarih tercemesi der ki:
    -En meşhur ve mevsuk rivayetlerin muhassalası şudur: Rasûl-i Ekrem, Hicretin 11 inci yılında, Saferin 19 uncu günü "Meymune"nin odasında hastalandı. Beş gün sonra, Pazartesi günü: Hazreti Aişe Annemiz'in odasına naklolundu. Sekiz gün de, burada hastalığı devam etti. Rebiulevvelin birinci Pazartesi günü: güneşin zevalinden sonra, gurubundan önce vefat etti. Çarşamba günü de defnolundu."
    Rasul-i Ekremin vefatı günü, öğleden sonra, evinde matem başladı. Ölüm haberi birdenbire her tarafa yayıldı. Ashab üzerinde derin tesirler bıraktı. Hem kızı Fatıma'nin, hem ailesinin, hem de bütün akrabasının feryat ve figanı herkesi şaşırtmıştı. Bu acı haberi duyan Üsame ordusu şehre, Medineye döndü. Başkumandanlık sancağı, Rasûl-i Ekremin kapısı önüne dikildi. Bu da umumi teessürü bir kat daha artırmış oldu.
    Vaktiyle, Rasul-i Ekremin Mekke'den Medine'ye hicret ettiği gün, Medine, nasıl, eşine rastlanmamış bir neş'e içinde büyük bir bayram havası yaşamış ise şimdi de tamamiyle tersine olarak büyük bir matem havası içinde bulunuyordu.
    Peygamber Mescidinde bulunan ashab şaşırmış, pek büyük telaşa düşmüşlerdi. Hazreti Ali donakalmış, Hazreti Osmanın dili tutulmuştu:
    Mü'minler ağlıyor, düşünüyor, fakat münafıklar sevinç içinde bulunuyordu. Hele münafıkların dedikoduları, temiz Medine havasını bulan-dırıyordu. Bütün bu hallerden son derece sinirlenmiş bulunan Hazreti Ömer, hemen kılıcını çekerek:
    - Hayır! Muhammed ölmemiş bayılmıştır. Çok geçmez ayılır. Muhammed'! kim öldü (!) derse, derhal boynunu vururum!" diyordu.
    İşte, böyle nazik ve buhranlı bir anda soğukkanlılığını muhafaza-edebilen yegane zat, Hazreti Ebubekr olmuştu. Rasul-i Ekremden sonra, en büyük insan olan Hazreti Ebubekr, hiç telaşa kapılmadı. Kimseye birşey söylemedi. Doğru, kızı Hazreti Aişenin odasına gitti. Rasul-i Ekremin yattığı "Hücre-i Saadet "e girdi. Rasulullahın yüzünü açtı. Ağlıyarak, iki gözünün arasını hürmetle öptü:
    - Anam ve babam Sana feda olsun, Ya Resûlallah! Yüce ALLAH'ın takdir buyurmuş olduğu ölümü tatmış bulunuyorsun! Fakat, bundan sonra artık ölümsüzsün!" dedi ve ilave etti.
    Hayattayken güzeldin, ölümünde güzel" sözleriyle tekrar öptü. Yüzünü kapattı ve Hücrei Saadetten çıktı. Ailesini de teselli ederek oradan ayrıldı.
    Ömer hala söyleniyordu. O zaman Ebubekr:
    - Sus, Ya Ömer! dedi. "Mescidi Nebî" ye girdi. Hemen, minbere çıktı. Halk da Ömeri bıraktı. Ebubekri dinlemeye koştu. Rasul-i Ekrem gibi, Allaha hamd ü sena ederek sözüne başlayan Hz. Ebubekr:
    - Ey Nas! ( ey İnsanlar) İçinizde Muhammed'e tapan varsa, iyi bilsin ki: Muhammed ölmüştür. Allaha ibadet edenler varsa, iyi bilsin ki, ALLAH bakidir, asla ölmez!" dedi. (577) ve Kur'andan bazı ayetler okudu:
    - Muhammed, ancak bir Peygamberdir. Ondan önce nice Resuller geldi, geçti. Eğer O (Muhammed) ölürse veya öldürülürse, siz geriye mi döneceksiniz? Her kim geri dönerse, Allaha hiç bir zarar vermez. ALLAH, şükredenlere mükafat verir."
    Bu ayet, evvelce "Uhud" gazası esnasında "Muhammed öldü!" diye çıkan şayia üzerine nazil olmuştu. Fakat, Medine'deki şaşkınlık yüzünden kimse, bu ayeti hatırlıyamamıştı. Şimdi, Ebubekrin ağzından duyunca, herkes kendine geldi; uykudan uyanır gibi uyandı.
    Hazreti Ebubekr'in okuduğu ayetlerden diğeri de: - (Habibim)! Muhakkak Sen de öleceksin! Onlar da (müşrikler de) ölecek!" Ayeti idi: Hz.Ebubekr'in bu konuşması ve okuduğu Ayet üzerine ahali yatıştı. Ömerin de aklı başına geldi. Acı hakikati öğrenmiş oldu. Artık, herkes, Rasûl-i Ekremin öldüğüne inandı. Yüce Allah(cc) Bizleri Peygamber Efendimizin gittiği yolda eylesin... Allah'a Emanet olmanız dileğimiz ile. Mumsema yönetimi....


  4. 07.Şubat.2011, 13:06
    2
    Moderatör



    Muhterem kardeşimiz. "Sahihi Buharî" nın muhtasarı Tecrid! Sarih tercemesi der ki:
    -En meşhur ve mevsuk rivayetlerin muhassalası şudur: Rasûl-i Ekrem, Hicretin 11 inci yılında, Saferin 19 uncu günü "Meymune"nin odasında hastalandı. Beş gün sonra, Pazartesi günü: Hazreti Aişe Annemiz'in odasına naklolundu. Sekiz gün de, burada hastalığı devam etti. Rebiulevvelin birinci Pazartesi günü: güneşin zevalinden sonra, gurubundan önce vefat etti. Çarşamba günü de defnolundu."
    Rasul-i Ekremin vefatı günü, öğleden sonra, evinde matem başladı. Ölüm haberi birdenbire her tarafa yayıldı. Ashab üzerinde derin tesirler bıraktı. Hem kızı Fatıma'nin, hem ailesinin, hem de bütün akrabasının feryat ve figanı herkesi şaşırtmıştı. Bu acı haberi duyan Üsame ordusu şehre, Medineye döndü. Başkumandanlık sancağı, Rasûl-i Ekremin kapısı önüne dikildi. Bu da umumi teessürü bir kat daha artırmış oldu.
    Vaktiyle, Rasul-i Ekremin Mekke'den Medine'ye hicret ettiği gün, Medine, nasıl, eşine rastlanmamış bir neş'e içinde büyük bir bayram havası yaşamış ise şimdi de tamamiyle tersine olarak büyük bir matem havası içinde bulunuyordu.
    Peygamber Mescidinde bulunan ashab şaşırmış, pek büyük telaşa düşmüşlerdi. Hazreti Ali donakalmış, Hazreti Osmanın dili tutulmuştu:
    Mü'minler ağlıyor, düşünüyor, fakat münafıklar sevinç içinde bulunuyordu. Hele münafıkların dedikoduları, temiz Medine havasını bulan-dırıyordu. Bütün bu hallerden son derece sinirlenmiş bulunan Hazreti Ömer, hemen kılıcını çekerek:
    - Hayır! Muhammed ölmemiş bayılmıştır. Çok geçmez ayılır. Muhammed'! kim öldü (!) derse, derhal boynunu vururum!" diyordu.
    İşte, böyle nazik ve buhranlı bir anda soğukkanlılığını muhafaza-edebilen yegane zat, Hazreti Ebubekr olmuştu. Rasul-i Ekremden sonra, en büyük insan olan Hazreti Ebubekr, hiç telaşa kapılmadı. Kimseye birşey söylemedi. Doğru, kızı Hazreti Aişenin odasına gitti. Rasul-i Ekremin yattığı "Hücre-i Saadet "e girdi. Rasulullahın yüzünü açtı. Ağlıyarak, iki gözünün arasını hürmetle öptü:
    - Anam ve babam Sana feda olsun, Ya Resûlallah! Yüce ALLAH'ın takdir buyurmuş olduğu ölümü tatmış bulunuyorsun! Fakat, bundan sonra artık ölümsüzsün!" dedi ve ilave etti.
    Hayattayken güzeldin, ölümünde güzel" sözleriyle tekrar öptü. Yüzünü kapattı ve Hücrei Saadetten çıktı. Ailesini de teselli ederek oradan ayrıldı.
    Ömer hala söyleniyordu. O zaman Ebubekr:
    - Sus, Ya Ömer! dedi. "Mescidi Nebî" ye girdi. Hemen, minbere çıktı. Halk da Ömeri bıraktı. Ebubekri dinlemeye koştu. Rasul-i Ekrem gibi, Allaha hamd ü sena ederek sözüne başlayan Hz. Ebubekr:
    - Ey Nas! ( ey İnsanlar) İçinizde Muhammed'e tapan varsa, iyi bilsin ki: Muhammed ölmüştür. Allaha ibadet edenler varsa, iyi bilsin ki, ALLAH bakidir, asla ölmez!" dedi. (577) ve Kur'andan bazı ayetler okudu:
    - Muhammed, ancak bir Peygamberdir. Ondan önce nice Resuller geldi, geçti. Eğer O (Muhammed) ölürse veya öldürülürse, siz geriye mi döneceksiniz? Her kim geri dönerse, Allaha hiç bir zarar vermez. ALLAH, şükredenlere mükafat verir."
    Bu ayet, evvelce "Uhud" gazası esnasında "Muhammed öldü!" diye çıkan şayia üzerine nazil olmuştu. Fakat, Medine'deki şaşkınlık yüzünden kimse, bu ayeti hatırlıyamamıştı. Şimdi, Ebubekrin ağzından duyunca, herkes kendine geldi; uykudan uyanır gibi uyandı.
    Hazreti Ebubekr'in okuduğu ayetlerden diğeri de: - (Habibim)! Muhakkak Sen de öleceksin! Onlar da (müşrikler de) ölecek!" Ayeti idi: Hz.Ebubekr'in bu konuşması ve okuduğu Ayet üzerine ahali yatıştı. Ömerin de aklı başına geldi. Acı hakikati öğrenmiş oldu. Artık, herkes, Rasûl-i Ekremin öldüğüne inandı. Yüce Allah(cc) Bizleri Peygamber Efendimizin gittiği yolda eylesin... Allah'a Emanet olmanız dileğimiz ile. Mumsema yönetimi....





+ Yorum Gönder