Konusunu Oylayın.: İnsan hayatı hakkında bilgi verir misiniz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İnsan hayatı hakkında bilgi verir misiniz?
  1. 16.Ocak.2011, 13:24
    1
    Misafir

    İnsan hayatı hakkında bilgi verir misiniz?






    İnsan hayatı hakkında bilgi verir misiniz? Mumsema İnsan hayatı ile ilgili bilgi lazım bana kısaca İnsan hayatı hakkında bilgiler verir misiniz ?


  2. 16.Ocak.2011, 13:24
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 16.Ocak.2011, 14:36
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Yanıt: İnsan hayatı hakkında bilgi verir misiniz?




    Hayatın anlamı ne?
    Peki, hayatın anlamını anlamak gibi bir şeye ihtiyacımız var mı? Neden anlamaya çalışıyoruz? Hayatı anlamak yerine yaşamak daha iyi olmaz mı? Hayat dediğimiz şey yaşamın kendisi ve toplamı değil mi? İyi bir hayat nasıl olur, iyi bir hayat rahat ve zengin bir hayat mıdır, insanın nefsini tatmin etmesi demek midir? Yoksa hayata başka bir anlam mı bulmak lazım?
    İlk bakışta nefsi tatmin etme ve rahata erişmek için verilmiş mücadele çok yüzeysel ve basit geliyor. Ama ne yaparsak yapalım her harekette nefsimiz kendine bir pay çıkartmayacak mı? Bir şeyler icat etsek, aklımızın gücüne inanıp kendimizi başka insanlardan daha değerli ve üstün bulmayacak mıyız? Birine iyilik etsek, bir fakirin karnını doyursak, kendimizle yine gurur duyup, o insan sayemde açlıktan kurtuldu, diyerek nefsin enerji kaynağı olan gurura ve kibire kapılmaz mıyız? İnançlı bir insan için düşünce tarzı tabiî ki böyle olmazdı. Ben sadece bir sebeptim, yağmurun yağmasına sebep olan bulut gibi, ben olmasaydım Allah o açın karnini doyurmak için başka birini sebep ederdi diye düşünürdü ve nefsinin şımarmasına engel olmaya çalışırdı. Ama yine Allahın o aç insanı doyurmak için onu sebep seçmesinden kendine bir gurur payı çıkarırdı herhalde. Hayatin anlamı nefsi tatmin etmek değilse ne? Hayata anlam verebilmek için ne lazım. Hayatı anlaya bilmek için biraz insan örneklerine bakmak lazım. Bir tüccarın hayatının anlamı kazanmak, alıp, satmak ve başarılı olmak mı? Bir ilim adamının hayatına anlam veren şeyler sadece ilim ve icatlar mı? Aslında anlamlı geliyor, ama insanlığa hizmetten çok nefislerine hizmet etmiyorlar mı? Hayatın anlamını bulabilmemiz için belki de doğru soruyu sormak lazım. Doğru soru, biz bu hayata neden geldik? olabilir. Hayatın çoğunu sürünerek geçiren ve sadece geri kalan 10 saatini uçarak rahat eden kelebekler gibi yaşamaya mı geldik? Aramızda böyle yaşayan insanlar çok'ça var, hayatının büyük bir kısmını huzur ve rahata kavuşmak için çürüten ve geri kalan az ve hastalıklı kısmında huzur bulmaya çalışıyorlar. Bu bir başarı değil hayal kırıklığı verir insana. Belki de dünyaya gelişimizin sebebi nefsimizi tatmin etmek içindir, belki de hayatı başkaları için değil kendimiz için yaşamak gerekir. Yaşarken nefsimizi şımartmadan yaşayabilme sanatına erişe bilmekte hayata geliş sebebimiz olabilir. Peki, her şey bu kadar basit mi? Hayata gelişimiz kadar hayatı terk edişimizde önemli değil mi? Hayatın son kısmında kendimizi nasıl ve nerede görmek isterdik. Romanların çoğunda olduğu gibi öykünün sonu gelmeden geneli bir anlam vermeye biliyor. Hayat acaba başında veya ortasında değil de sonunda anlaşılacak bir Şey olabilir mi? Kitapların bir sonu ve bu sonun ne zaman geleceğini biliyoruz, ama hayatin sonu ne zaman ve ne şekilde geleceğini bilmediğimiz için galiba biraz erken anlam çıkarmaya çalışıyoruz. Hayatın anlamını kimler çözmüştür? Misal, Atatürk için hayatın anlamı ne olsa gerek? Ne yaptı hayatında? Ülkeyi aydınlığa taşıdı. Kendi için ne yaptı? Ata türkün ideali sadece ülkeyi kurtarmak mıydı? Kendi çıkarı neydi? Nefsini okşamak ve bir şeyleri başara bilmiş olmanın gururu ve isminin ölümsüz olması mıydı? Peki, ülkeyi kurtarma girişiminde bulunmadan önce böyle bir sonucun çıkacağını tahmin ediyor muydu? Ülkeyi kurtardı bir tarih yazdı ünlü ve şöhret oldu ve her ölümlü gibi oda hayati terk etti. Atatürk kendi nefsini tatmin etmek için mi yaşadı? O takdirde Atatürk hayatına bir anlam verdi diye biliriz, ama bizim bulunduğumuz ortam kahramanlıklara elverişli bir ortam değil, onun kadar şanslı olmaya biliriz. Hayatın anlamı hayat son bulduğunda, insan olarak hayatı noktalamak iyi bir son olabilir. İnsan ola bilmek içinde insanı anlamak, insanı anlaya bilmek için tabiatı ve evrenin dengesini anlamak lazım. İnsan hayatı boyunca bir çiçeğin nasıl canlandığını, güneşi, böceği merak etmiyor ve düşünmüyorsa, bir başka insanı anlaya bilme gibi bir çabada göstermemişse, zaten hayatına bir anlam vermeye çalışmıyordur. Başkalarının veya baska seylerin hal ve durumunu anlamak ve doğru tahmin etmek şart değil, burada önemli olan tahmin yürütebilmek ve anlamaya çalışmak. Hayatı boyunca sarayda yaşamış iki prensi ele alalım, biri merak edip anlamaya çalışsın, öbürü gayesiz yaşasın, bunlardan hangisi hayatta daha çok tecrübe toplayıp ve bilgi sahibi olmuştur hiç tereddütsüz bellidir. Sonumuz geldiğinde insanların çoğunun nefreti yerine sevgisini kazanmış olarak hayattan ayrılmak iyi bir son olur. Dileğimiz nefsimizi doyurmak mı? Bu iki şıklı bir sorudur evet ve hayır cevabı duruma göre değişir. Hayatın sonu asıl başlangıç olduğu bir gercektir. Burada toplaya bileceğimiz kadar bilginin bize yeni başlayacağımız hayatta mutlaka lazım olacak, bu bilgilerin doğruluğu, mantıklı bilgilerin olması ve bizim bu bilgileri süzüp doğru değerlendirmemiz için çaba göstermemiz gerekir. Bilgi, bilgi, bilgi ve bu bilgileri doğru yerlerde kullanabilmek bizi belki bir Atatürk, bir Hitler belki de normal halli bir insan yapar, bu bize ve kadere kalmış. Hayattan sonra başka bir hayat, bir ödül, ve bir uyaniş, yoksa zaten bilgi toplamanın, nefsini tımar etmenin bir anlamı kalmaz.Hayata anlam verin nefsinizin kölesi olup köle gibi değil, kendinizi bulup insan gibi yaşayın anlam bulursunuz belki. Hayatın anlamı ölüm, çoğu kişi ölümü düşüncelerden uzak tuttukları için hayatın anlamını bulmakta zorlanıyorlar. Sonsuz baş başsızda son olamaz


  4. 16.Ocak.2011, 14:36
    2
    Editör



    Hayatın anlamı ne?
    Peki, hayatın anlamını anlamak gibi bir şeye ihtiyacımız var mı? Neden anlamaya çalışıyoruz? Hayatı anlamak yerine yaşamak daha iyi olmaz mı? Hayat dediğimiz şey yaşamın kendisi ve toplamı değil mi? İyi bir hayat nasıl olur, iyi bir hayat rahat ve zengin bir hayat mıdır, insanın nefsini tatmin etmesi demek midir? Yoksa hayata başka bir anlam mı bulmak lazım?
    İlk bakışta nefsi tatmin etme ve rahata erişmek için verilmiş mücadele çok yüzeysel ve basit geliyor. Ama ne yaparsak yapalım her harekette nefsimiz kendine bir pay çıkartmayacak mı? Bir şeyler icat etsek, aklımızın gücüne inanıp kendimizi başka insanlardan daha değerli ve üstün bulmayacak mıyız? Birine iyilik etsek, bir fakirin karnını doyursak, kendimizle yine gurur duyup, o insan sayemde açlıktan kurtuldu, diyerek nefsin enerji kaynağı olan gurura ve kibire kapılmaz mıyız? İnançlı bir insan için düşünce tarzı tabiî ki böyle olmazdı. Ben sadece bir sebeptim, yağmurun yağmasına sebep olan bulut gibi, ben olmasaydım Allah o açın karnini doyurmak için başka birini sebep ederdi diye düşünürdü ve nefsinin şımarmasına engel olmaya çalışırdı. Ama yine Allahın o aç insanı doyurmak için onu sebep seçmesinden kendine bir gurur payı çıkarırdı herhalde. Hayatin anlamı nefsi tatmin etmek değilse ne? Hayata anlam verebilmek için ne lazım. Hayatı anlaya bilmek için biraz insan örneklerine bakmak lazım. Bir tüccarın hayatının anlamı kazanmak, alıp, satmak ve başarılı olmak mı? Bir ilim adamının hayatına anlam veren şeyler sadece ilim ve icatlar mı? Aslında anlamlı geliyor, ama insanlığa hizmetten çok nefislerine hizmet etmiyorlar mı? Hayatın anlamını bulabilmemiz için belki de doğru soruyu sormak lazım. Doğru soru, biz bu hayata neden geldik? olabilir. Hayatın çoğunu sürünerek geçiren ve sadece geri kalan 10 saatini uçarak rahat eden kelebekler gibi yaşamaya mı geldik? Aramızda böyle yaşayan insanlar çok'ça var, hayatının büyük bir kısmını huzur ve rahata kavuşmak için çürüten ve geri kalan az ve hastalıklı kısmında huzur bulmaya çalışıyorlar. Bu bir başarı değil hayal kırıklığı verir insana. Belki de dünyaya gelişimizin sebebi nefsimizi tatmin etmek içindir, belki de hayatı başkaları için değil kendimiz için yaşamak gerekir. Yaşarken nefsimizi şımartmadan yaşayabilme sanatına erişe bilmekte hayata geliş sebebimiz olabilir. Peki, her şey bu kadar basit mi? Hayata gelişimiz kadar hayatı terk edişimizde önemli değil mi? Hayatın son kısmında kendimizi nasıl ve nerede görmek isterdik. Romanların çoğunda olduğu gibi öykünün sonu gelmeden geneli bir anlam vermeye biliyor. Hayat acaba başında veya ortasında değil de sonunda anlaşılacak bir Şey olabilir mi? Kitapların bir sonu ve bu sonun ne zaman geleceğini biliyoruz, ama hayatin sonu ne zaman ve ne şekilde geleceğini bilmediğimiz için galiba biraz erken anlam çıkarmaya çalışıyoruz. Hayatın anlamını kimler çözmüştür? Misal, Atatürk için hayatın anlamı ne olsa gerek? Ne yaptı hayatında? Ülkeyi aydınlığa taşıdı. Kendi için ne yaptı? Ata türkün ideali sadece ülkeyi kurtarmak mıydı? Kendi çıkarı neydi? Nefsini okşamak ve bir şeyleri başara bilmiş olmanın gururu ve isminin ölümsüz olması mıydı? Peki, ülkeyi kurtarma girişiminde bulunmadan önce böyle bir sonucun çıkacağını tahmin ediyor muydu? Ülkeyi kurtardı bir tarih yazdı ünlü ve şöhret oldu ve her ölümlü gibi oda hayati terk etti. Atatürk kendi nefsini tatmin etmek için mi yaşadı? O takdirde Atatürk hayatına bir anlam verdi diye biliriz, ama bizim bulunduğumuz ortam kahramanlıklara elverişli bir ortam değil, onun kadar şanslı olmaya biliriz. Hayatın anlamı hayat son bulduğunda, insan olarak hayatı noktalamak iyi bir son olabilir. İnsan ola bilmek içinde insanı anlamak, insanı anlaya bilmek için tabiatı ve evrenin dengesini anlamak lazım. İnsan hayatı boyunca bir çiçeğin nasıl canlandığını, güneşi, böceği merak etmiyor ve düşünmüyorsa, bir başka insanı anlaya bilme gibi bir çabada göstermemişse, zaten hayatına bir anlam vermeye çalışmıyordur. Başkalarının veya baska seylerin hal ve durumunu anlamak ve doğru tahmin etmek şart değil, burada önemli olan tahmin yürütebilmek ve anlamaya çalışmak. Hayatı boyunca sarayda yaşamış iki prensi ele alalım, biri merak edip anlamaya çalışsın, öbürü gayesiz yaşasın, bunlardan hangisi hayatta daha çok tecrübe toplayıp ve bilgi sahibi olmuştur hiç tereddütsüz bellidir. Sonumuz geldiğinde insanların çoğunun nefreti yerine sevgisini kazanmış olarak hayattan ayrılmak iyi bir son olur. Dileğimiz nefsimizi doyurmak mı? Bu iki şıklı bir sorudur evet ve hayır cevabı duruma göre değişir. Hayatın sonu asıl başlangıç olduğu bir gercektir. Burada toplaya bileceğimiz kadar bilginin bize yeni başlayacağımız hayatta mutlaka lazım olacak, bu bilgilerin doğruluğu, mantıklı bilgilerin olması ve bizim bu bilgileri süzüp doğru değerlendirmemiz için çaba göstermemiz gerekir. Bilgi, bilgi, bilgi ve bu bilgileri doğru yerlerde kullanabilmek bizi belki bir Atatürk, bir Hitler belki de normal halli bir insan yapar, bu bize ve kadere kalmış. Hayattan sonra başka bir hayat, bir ödül, ve bir uyaniş, yoksa zaten bilgi toplamanın, nefsini tımar etmenin bir anlamı kalmaz.Hayata anlam verin nefsinizin kölesi olup köle gibi değil, kendinizi bulup insan gibi yaşayın anlam bulursunuz belki. Hayatın anlamı ölüm, çoğu kişi ölümü düşüncelerden uzak tuttukları için hayatın anlamını bulmakta zorlanıyorlar. Sonsuz baş başsızda son olamaz





+ Yorum Gönder