Konusunu Oylayın.: Kar tanelerindeki şekiller ile Allah'ı ispatı hakkında bilgi verir misiniz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Kar tanelerindeki şekiller ile Allah'ı ispatı hakkında bilgi verir misiniz?
  1. 26.Aralık.2010, 16:37
    1
    Misafir

    Kar tanelerindeki şekiller ile Allah'ı ispatı hakkında bilgi verir misiniz?






    Kar tanelerindeki şekiller ile Allah'ı ispatı hakkında bilgi verir misiniz? Mumsema Kar tanelerindeki şekiller ile Allah'ı ispatı hakkında bilgi verir misiniz?


  2. 26.Aralık.2010, 17:38
    2
    YaZaROW
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Temmuz.2010
    Üye No: 77650
    Mesaj Sayısı: 1,125
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Yanıt: Kar tanelerindeki şekiller ile Allah'ı ispatı hakkında bilgi verir misiniz?




    Bu video belki sizin istediğiniz şeye ulaştırabilir : Tıklayın = Dünyanın Altın Oran Noktası


  3. 26.Aralık.2010, 17:38
    2
    YaZaROW - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    Bu video belki sizin istediğiniz şeye ulaştırabilir : Tıklayın = Dünyanın Altın Oran Noktası


  4. 26.Aralık.2010, 17:44
    3
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,015
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    Yanıt: Kar tanelerindeki şekiller ile Allah'ı ispatı hakkında bilgi verir misiniz?

    Evvela, atmosferin varlığı Allah’ın varlığının çok açık bir delilidir. Çünkü atmosfer olmasaydı, hayat olmazdı. Sonra bulutların teşekkülü ve her zaman arş emrini almaya hazır bir ordu gibi hazır kıtada beklemesi, zamanı geldiğinde ihtiyaç olan yerlere doğru hareket etmesi, Allah’ın ilim ve kudretinin göstergesidir
    Güneşin suyu buharlaştırmak için denizlerin imdadına; denizlerin havanın imdadına; havanın / rüzgârların –sulu tozcukları kendilerine alıp götürmek suretiyle bulutların imdadına; bulutların ise, bir yandan dolu, bir yandan kar, bir yandan yağmur deposu olma kabiliyetiyle, değişik manevralarla yerin, bitkinin, canlıların imdadına; bitkilerin ise canlıların ve insanların imdadına koşması, rahmeti sonsuz Allah’ın hikmet dolu fiillerine işaret etmektedir.
    “Rüzgarları ve gökle yer arasında emre hazır bekleyen bulutları döndürüp yönlendirmesinde, aklını kullanan bir topluluk için deliller / alınacak dersler vardır."(Bakara, 2/164)
    mealindeki ayette, atmosferin başlı başına Allah’ın varlığını, birliğini gösteren delillerin olduğuna işaret edilmiştir
    Yüzde 85-95’i havadan, kalan kısmı milyarlarca buz molekülünden ibaret, her köşesi inceden inceye işlenmiş, Cennet köşkleri gibi dışından içerisi gözüken bir saydam saraydır. Ve bu saray, tıpkı havada uçuşan toz zerreleri gibi, bulutun içinde uçuşup durmakta, dört bir yana dönüp dururken, aynı zamanda yukarı ve aşağı inip çıkmaktadır.
    Nihayet “İn” emri gelir. O narin yapıların milyonlarcası birden usulca inmeye başlar. Nazlı nazlı yağarlar
    Bu acip yapının arkasında sonsuz ilim, hikmet ve kudret sahibi bir Nakkaş’ı, bir Ressamı, bir Sanatkârı görmemek için aklı ve kalp gözlerini kapatmak gerekir.
    İlave bilgi için aşağıdaki yazıları okumanızı tavsiye ederiz:
    Bir kar tanesi nasıl yapılır?

    Bir kar tanesi, donmuş bir yağmur damlası demek değildir. Gerçi yağmur damlası da basit bir şey değildir; fakat bir kar tanesinin yapımı, bunun çok daha ötesine uzanır.
    Tek bir kar tanesi için gereken hammadde; bir tane toz, pek çok buz ve bol miktarda hava gereklidir. Toz karalardan, buz denizlerden, hava atmosferden gelir; işlem ise bulutlarda yürür.
    Kar tanesinin yapımı, mikroskobik bir toz zerresinin etrafında başlar. Bu arada bulutun içinde sıcaklık donma noktasının altındadır; hava ise fazlasıyla suya doymuş durumdadır.
    Allah’tan “Ol” emri eriştiğinde, toz zerresi, etrafındaki havadan buz zerrelerini toplamaya başlar. Gelen yapışır toz zerresine, giden yapışır. Böylece, adım adım, kristaller inşa edilir bulutların derinliklerinde.
    Bu kristallerin kimi sütun şeklinde prizmalara, kimi incecik iğnelere, kimi özenle yapılmış şiltlere benzer. O yapılardan her biri, farklı sıcaklıklarda ve farklı nem oranlarında ortaya çıkar.
    Bu kadarı sadece bir başlangıçtır.
    İncecik kristaller, etraftan buz toplamaya devam eder. Derken kollar uzanmaya başlar kristalin altı ayrı yönüne doğru...
    Ağaçlar ağarır göklerin derinliklerinde. Saydam ağaçlardan, saydam dallar uzanır. Sanki herbir dal diğerinden haberdarmış gibi, hepsi birden ayrı yönlere doğru, fakat aynı hızda, aynı biçimde uzanır. Onlar birbirinden haberdar olmasa da, onları inşa eden, her şeyden haberdardır.
    Fakat bu, yeryüzündeki ağaçların “içten dışa büyümesi” gibi bir büyüme değildir. Gökyüzünün ağaçları, üzerlerine konan buzlarla büyür. Bu, üzeri toz tuta tuta büyüyen ve sanatkârâne bir şekil alan bir bibloya benzer. Bizim etrafımızda böyle biblolar hiçbir zaman görülmez; ama donma sıcaklığının altındaki bir bulutun her metreküpünde bu işlemin binlercesi bir arada yürümektedir.
    Kristallerin gövdelerinden uzanan dalların kendileri de etrafa daha küçük dalcıklar uzatır. Böylece kristaller kristallere eklenir. Her biri el yapımı kristallerin bazan onlarcası, bazan yüzlercesinden bir kar tanesi inşa edilir. Bu inşaat sırasında tuğla olarak milyarlarca, hattâ kar tanesinin büyüklüğüne bağlı olarak, trilyonlarca buz molekülü kullanılmıştır. İrice bir kar tanesinin tuğlaları, eğer yeryüzü halkı arasında dağıtılacak olsaydı, her birimizin payına binlercesi düşerdi!
    Sonunda ortaya çıkan olağanüstü yapıyı bir “kar tanesi” adı altında geçiştirmek haksızlık olur. Bu, yüzde 85-95’i havadan, kalan kısmı milyarlarca buz molekülünden ibaret, her köşesi inceden inceye işlenmiş, Cennet köşkleri gibi dışından içerisi gözüken bir saydam saraydır. Ve bu saray, tıpkı havada uçuşan toz zerreleri gibi, bulutun içinde uçuşup durmakta, dört bir yana dönüp dururken, aynı zamanda yukarı ve aşağı inip çıkmaktadır.
    Nihayet “İn” emri gelir.
    O narin yapıların milyonlarcası birden usulca inmeye başlar. Nazlı nazlı yağarlar. Okşarcasına konarlar. Her zerresi nakış nakış işlenmiş bir yorganla örterler yerin yüzünü. Ardı, arkası kesilmez yağışların.
    Her an göklerde sayısız ağaçlar ağarır, saraylar kurulur. Herbiri inceden inceye işlenir ağaçların, sarayların. Herbiri, yer ve gökleri Yaratanın kudret elinden çıkar. Herbirine ayrı bir sima ile doğar, herbirine ayrı bir mühür vurulur.
    Yeryüzünde, herhangi bir gün, bir saniyenin onda biri bile geçmez ki, o kristal saraylardan milyon kere milyarlarcası bulutlardan peş peşe süzülmesin. Dünya seması, her an milyon kere milyarlarca mucizeye tanıklık eder.
    Fakat böyle mucizelere hazırlıklı olmayan insanların ülkelerinde, onlardan pek az bir kısmı da pek fazla gelir; orada yollar tıkanır, okullar kapanır.
    (Ümit ŞİMŞEK)
    BENİM ADIM kartanesi.
    Bir bulutun karnından doğdum. Ama hikâyem, Afrika’nın uçsuz bucaksız çöllerinde başladı. “Bir kar tanesinin hikâyesi nasıl olur da çöllerde başlar?” diye meraklandıysanız, anlatacaklarımı dinlemelisiniz. Daha önce böyle bir hikâye dinlemiş olsanız bile, dinleyin beni. Çünkü bir kar tanesinin hikâyesi, bir başka kar tanesinin hikâyesiyle -emin olun- asla aynı değildir.
    Bir gün çölde bir rüzgâr çıktı. Kum tepeleri, develer gibi ordan oraya yürüyor, bir yerde kaybolurken, bir başka yerde tekrar oluşuyordu. Ben o zamanlar bir kum tanesinden çok daha küçük bir toz zerreciği idim. Kendimi bir anda rüzgârın kanatları altında buldum. Hızla gökyüzüne yükseliyor, çölün benden uzaklaşmasını heyecanla seyrediyordum.
    Daha önce, hiç bu kadar yükseklere çıkmamıştım.
    Yükseldim... yükseldim... yükseldim...
    Yükseldim ve kendimi kocaman bembeyaz bir bulutun içinde buldum. Bulut, hem çok nemli, hem de çok soğuktu. Özellikle de, benim gibi çölden gelen bir toz zerresi için...
    Bir dağ kadar büyük olan bulut, gökyüzünde hızla yol alıyordu. Denizler geçiyordum, dağlar geçiyordum, ormanlar geçiyordum, şehirler geçiyordum...
    BİR GÜN beklenmedik bir şey oldu. Etrafımda minicik buz zerrecikleri oluşmaya ve oluşan buz zerrecikleri bana yaklaşmaya başladı. İyice yanıma yaklaşan buz zerrecikleri ise bana tutundu.
    Bana tutunan o buz zerreciklerine başka buz zerrecikleri tutunuyordu. Onlara da başka buz zerrecikleri… Her tarafımdan minicik kollar uzamaya başladı. Sonra, o kolların üzerlerinden başka kollar çıktı ve onlar da uzadı. Uzayan o kolların üzerinde ise, yine başka başka kollar çıkmaktaydı.
    Kısa bir süre sonra, etrafımda eşsiz güzellikte buzdan bir çiçek oluştu. Sağıma soluma baktığımda, benimle birlikte gelen sayısız toz zerreciğinin her bir tanesinin, böyle bir çiçeğe dönüştürüldüğünü gördüm. En çok şaşırdığım şey ise, hiçbirimizin bir başkasına benzememesiydi. Size, “Bir kar tanesinin hikâyesi, asla bir başka kar tanesinin hikâyesinin aynısı değildir.” demiştim değil mi?
    Aşağıya inme zamanının giderek yaklaştığını hisediyordum. Ancak, korkuyordum. Biz burada milyarlarca kar tanesiydik. Hep birlikte aşağıya nasıl inecektik? O kadar narin birer çiçeğe dönmüştük ki, yeryüzüne inerken kolumuz kanadımız kırılmayacak mıydı? Birbirimize çarpa çarpa şekilsiz kocaman kütleler oluşturup, aşağıda yaşayanların üzerine, bu dağ gibi buluttan, çığ gibi düşmememiz için, görünürde hiçbir sebep yoktu.
    Bir ses bana, “Korkma!” dedi. “Sen minicik bir toz zerreciği idin Seni bir kum denizi içinden, alıp bir bulutun karnında eşsiz bir çiçeğe dönüştüren Allah’a itimat et Korkma!”
    Korkmadım Kendimi bıraktım ve her zerremde, bir melek kanadının yumuşaklığını hissettim İçim, sonsuz bir huzurla doldu
    Nihayet sıra geldi Buluttan aşağıya doğru süzülmeye başladım Uçtum uçtum uçtum
    Uçtum ve içinde pek çok çocuğun, neşe içinde kuşlar gibi cıvıldaşıp oynaştığı kocaman bir bahçeye konuverdim
    Çocuklar dizlerine kadar gelen karın üzerinde koşuyor, kayıp düşüyor ve birbirlerine kar topları atıyorlardı Sonra içlerinden birkaçı, çok büyük kartopları yapmaya başladı Üç büyük kartopunu üst üste koyarak bir kardanadam yaptılar Kömürden gözleri ve havuçtan burnu olan bir kardanadamdı bu Başında bir beresi, boynunda da, bir kaşkolu vardı
    İŞTE dostlar benim hikâyem bu kadar Şimdi o kardanadamın kömür gözlerinin tam ortasında duruyorum
    Evet biliyorum bu sadece kardan bir adam Üstelik çok yakında eriyip gidecek bir kardan adam. Ama yine de, beni, miniminnacık bir toz zerresiyken, bir bulutun karnında eşi benzeri olmayan bir kar tanesine dönüştüren; sonra bir meleğin kanatları arasında, sağ salim yeryüzüne indiren ve kardan da olsa ve pek yakında eriyip gidecek de olsa, ADAM olmayı nasip eden Rabbime hamd ediyorum
    (Özkan ÖZE)
    Sorularla islamiyet


  5. 26.Aralık.2010, 17:44
    3
    Feseyekfikehumullah
    Evvela, atmosferin varlığı Allah’ın varlığının çok açık bir delilidir. Çünkü atmosfer olmasaydı, hayat olmazdı. Sonra bulutların teşekkülü ve her zaman arş emrini almaya hazır bir ordu gibi hazır kıtada beklemesi, zamanı geldiğinde ihtiyaç olan yerlere doğru hareket etmesi, Allah’ın ilim ve kudretinin göstergesidir
    Güneşin suyu buharlaştırmak için denizlerin imdadına; denizlerin havanın imdadına; havanın / rüzgârların –sulu tozcukları kendilerine alıp götürmek suretiyle bulutların imdadına; bulutların ise, bir yandan dolu, bir yandan kar, bir yandan yağmur deposu olma kabiliyetiyle, değişik manevralarla yerin, bitkinin, canlıların imdadına; bitkilerin ise canlıların ve insanların imdadına koşması, rahmeti sonsuz Allah’ın hikmet dolu fiillerine işaret etmektedir.
    “Rüzgarları ve gökle yer arasında emre hazır bekleyen bulutları döndürüp yönlendirmesinde, aklını kullanan bir topluluk için deliller / alınacak dersler vardır."(Bakara, 2/164)
    mealindeki ayette, atmosferin başlı başına Allah’ın varlığını, birliğini gösteren delillerin olduğuna işaret edilmiştir
    Yüzde 85-95’i havadan, kalan kısmı milyarlarca buz molekülünden ibaret, her köşesi inceden inceye işlenmiş, Cennet köşkleri gibi dışından içerisi gözüken bir saydam saraydır. Ve bu saray, tıpkı havada uçuşan toz zerreleri gibi, bulutun içinde uçuşup durmakta, dört bir yana dönüp dururken, aynı zamanda yukarı ve aşağı inip çıkmaktadır.
    Nihayet “İn” emri gelir. O narin yapıların milyonlarcası birden usulca inmeye başlar. Nazlı nazlı yağarlar
    Bu acip yapının arkasında sonsuz ilim, hikmet ve kudret sahibi bir Nakkaş’ı, bir Ressamı, bir Sanatkârı görmemek için aklı ve kalp gözlerini kapatmak gerekir.
    İlave bilgi için aşağıdaki yazıları okumanızı tavsiye ederiz:
    Bir kar tanesi nasıl yapılır?

    Bir kar tanesi, donmuş bir yağmur damlası demek değildir. Gerçi yağmur damlası da basit bir şey değildir; fakat bir kar tanesinin yapımı, bunun çok daha ötesine uzanır.
    Tek bir kar tanesi için gereken hammadde; bir tane toz, pek çok buz ve bol miktarda hava gereklidir. Toz karalardan, buz denizlerden, hava atmosferden gelir; işlem ise bulutlarda yürür.
    Kar tanesinin yapımı, mikroskobik bir toz zerresinin etrafında başlar. Bu arada bulutun içinde sıcaklık donma noktasının altındadır; hava ise fazlasıyla suya doymuş durumdadır.
    Allah’tan “Ol” emri eriştiğinde, toz zerresi, etrafındaki havadan buz zerrelerini toplamaya başlar. Gelen yapışır toz zerresine, giden yapışır. Böylece, adım adım, kristaller inşa edilir bulutların derinliklerinde.
    Bu kristallerin kimi sütun şeklinde prizmalara, kimi incecik iğnelere, kimi özenle yapılmış şiltlere benzer. O yapılardan her biri, farklı sıcaklıklarda ve farklı nem oranlarında ortaya çıkar.
    Bu kadarı sadece bir başlangıçtır.
    İncecik kristaller, etraftan buz toplamaya devam eder. Derken kollar uzanmaya başlar kristalin altı ayrı yönüne doğru...
    Ağaçlar ağarır göklerin derinliklerinde. Saydam ağaçlardan, saydam dallar uzanır. Sanki herbir dal diğerinden haberdarmış gibi, hepsi birden ayrı yönlere doğru, fakat aynı hızda, aynı biçimde uzanır. Onlar birbirinden haberdar olmasa da, onları inşa eden, her şeyden haberdardır.
    Fakat bu, yeryüzündeki ağaçların “içten dışa büyümesi” gibi bir büyüme değildir. Gökyüzünün ağaçları, üzerlerine konan buzlarla büyür. Bu, üzeri toz tuta tuta büyüyen ve sanatkârâne bir şekil alan bir bibloya benzer. Bizim etrafımızda böyle biblolar hiçbir zaman görülmez; ama donma sıcaklığının altındaki bir bulutun her metreküpünde bu işlemin binlercesi bir arada yürümektedir.
    Kristallerin gövdelerinden uzanan dalların kendileri de etrafa daha küçük dalcıklar uzatır. Böylece kristaller kristallere eklenir. Her biri el yapımı kristallerin bazan onlarcası, bazan yüzlercesinden bir kar tanesi inşa edilir. Bu inşaat sırasında tuğla olarak milyarlarca, hattâ kar tanesinin büyüklüğüne bağlı olarak, trilyonlarca buz molekülü kullanılmıştır. İrice bir kar tanesinin tuğlaları, eğer yeryüzü halkı arasında dağıtılacak olsaydı, her birimizin payına binlercesi düşerdi!
    Sonunda ortaya çıkan olağanüstü yapıyı bir “kar tanesi” adı altında geçiştirmek haksızlık olur. Bu, yüzde 85-95’i havadan, kalan kısmı milyarlarca buz molekülünden ibaret, her köşesi inceden inceye işlenmiş, Cennet köşkleri gibi dışından içerisi gözüken bir saydam saraydır. Ve bu saray, tıpkı havada uçuşan toz zerreleri gibi, bulutun içinde uçuşup durmakta, dört bir yana dönüp dururken, aynı zamanda yukarı ve aşağı inip çıkmaktadır.
    Nihayet “İn” emri gelir.
    O narin yapıların milyonlarcası birden usulca inmeye başlar. Nazlı nazlı yağarlar. Okşarcasına konarlar. Her zerresi nakış nakış işlenmiş bir yorganla örterler yerin yüzünü. Ardı, arkası kesilmez yağışların.
    Her an göklerde sayısız ağaçlar ağarır, saraylar kurulur. Herbiri inceden inceye işlenir ağaçların, sarayların. Herbiri, yer ve gökleri Yaratanın kudret elinden çıkar. Herbirine ayrı bir sima ile doğar, herbirine ayrı bir mühür vurulur.
    Yeryüzünde, herhangi bir gün, bir saniyenin onda biri bile geçmez ki, o kristal saraylardan milyon kere milyarlarcası bulutlardan peş peşe süzülmesin. Dünya seması, her an milyon kere milyarlarca mucizeye tanıklık eder.
    Fakat böyle mucizelere hazırlıklı olmayan insanların ülkelerinde, onlardan pek az bir kısmı da pek fazla gelir; orada yollar tıkanır, okullar kapanır.
    (Ümit ŞİMŞEK)
    BENİM ADIM kartanesi.
    Bir bulutun karnından doğdum. Ama hikâyem, Afrika’nın uçsuz bucaksız çöllerinde başladı. “Bir kar tanesinin hikâyesi nasıl olur da çöllerde başlar?” diye meraklandıysanız, anlatacaklarımı dinlemelisiniz. Daha önce böyle bir hikâye dinlemiş olsanız bile, dinleyin beni. Çünkü bir kar tanesinin hikâyesi, bir başka kar tanesinin hikâyesiyle -emin olun- asla aynı değildir.
    Bir gün çölde bir rüzgâr çıktı. Kum tepeleri, develer gibi ordan oraya yürüyor, bir yerde kaybolurken, bir başka yerde tekrar oluşuyordu. Ben o zamanlar bir kum tanesinden çok daha küçük bir toz zerreciği idim. Kendimi bir anda rüzgârın kanatları altında buldum. Hızla gökyüzüne yükseliyor, çölün benden uzaklaşmasını heyecanla seyrediyordum.
    Daha önce, hiç bu kadar yükseklere çıkmamıştım.
    Yükseldim... yükseldim... yükseldim...
    Yükseldim ve kendimi kocaman bembeyaz bir bulutun içinde buldum. Bulut, hem çok nemli, hem de çok soğuktu. Özellikle de, benim gibi çölden gelen bir toz zerresi için...
    Bir dağ kadar büyük olan bulut, gökyüzünde hızla yol alıyordu. Denizler geçiyordum, dağlar geçiyordum, ormanlar geçiyordum, şehirler geçiyordum...
    BİR GÜN beklenmedik bir şey oldu. Etrafımda minicik buz zerrecikleri oluşmaya ve oluşan buz zerrecikleri bana yaklaşmaya başladı. İyice yanıma yaklaşan buz zerrecikleri ise bana tutundu.
    Bana tutunan o buz zerreciklerine başka buz zerrecikleri tutunuyordu. Onlara da başka buz zerrecikleri… Her tarafımdan minicik kollar uzamaya başladı. Sonra, o kolların üzerlerinden başka kollar çıktı ve onlar da uzadı. Uzayan o kolların üzerinde ise, yine başka başka kollar çıkmaktaydı.
    Kısa bir süre sonra, etrafımda eşsiz güzellikte buzdan bir çiçek oluştu. Sağıma soluma baktığımda, benimle birlikte gelen sayısız toz zerreciğinin her bir tanesinin, böyle bir çiçeğe dönüştürüldüğünü gördüm. En çok şaşırdığım şey ise, hiçbirimizin bir başkasına benzememesiydi. Size, “Bir kar tanesinin hikâyesi, asla bir başka kar tanesinin hikâyesinin aynısı değildir.” demiştim değil mi?
    Aşağıya inme zamanının giderek yaklaştığını hisediyordum. Ancak, korkuyordum. Biz burada milyarlarca kar tanesiydik. Hep birlikte aşağıya nasıl inecektik? O kadar narin birer çiçeğe dönmüştük ki, yeryüzüne inerken kolumuz kanadımız kırılmayacak mıydı? Birbirimize çarpa çarpa şekilsiz kocaman kütleler oluşturup, aşağıda yaşayanların üzerine, bu dağ gibi buluttan, çığ gibi düşmememiz için, görünürde hiçbir sebep yoktu.
    Bir ses bana, “Korkma!” dedi. “Sen minicik bir toz zerreciği idin Seni bir kum denizi içinden, alıp bir bulutun karnında eşsiz bir çiçeğe dönüştüren Allah’a itimat et Korkma!”
    Korkmadım Kendimi bıraktım ve her zerremde, bir melek kanadının yumuşaklığını hissettim İçim, sonsuz bir huzurla doldu
    Nihayet sıra geldi Buluttan aşağıya doğru süzülmeye başladım Uçtum uçtum uçtum
    Uçtum ve içinde pek çok çocuğun, neşe içinde kuşlar gibi cıvıldaşıp oynaştığı kocaman bir bahçeye konuverdim
    Çocuklar dizlerine kadar gelen karın üzerinde koşuyor, kayıp düşüyor ve birbirlerine kar topları atıyorlardı Sonra içlerinden birkaçı, çok büyük kartopları yapmaya başladı Üç büyük kartopunu üst üste koyarak bir kardanadam yaptılar Kömürden gözleri ve havuçtan burnu olan bir kardanadamdı bu Başında bir beresi, boynunda da, bir kaşkolu vardı
    İŞTE dostlar benim hikâyem bu kadar Şimdi o kardanadamın kömür gözlerinin tam ortasında duruyorum
    Evet biliyorum bu sadece kardan bir adam Üstelik çok yakında eriyip gidecek bir kardan adam. Ama yine de, beni, miniminnacık bir toz zerresiyken, bir bulutun karnında eşi benzeri olmayan bir kar tanesine dönüştüren; sonra bir meleğin kanatları arasında, sağ salim yeryüzüne indiren ve kardan da olsa ve pek yakında eriyip gidecek de olsa, ADAM olmayı nasip eden Rabbime hamd ediyorum
    (Özkan ÖZE)
    Sorularla islamiyet


  6. 26.Aralık.2010, 19:38
    4
    hbevci
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Mart.2010
    Üye No: 74674
    Mesaj Sayısı: 630
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 33
    Bulunduğu yer: izmir

    Yanıt: Kar tanelerindeki şekiller ile Allah'ı ispatı hakkında bilgi verir misiniz?

    Alıntı
    “Sen minicik bir toz zerreciği idin Seni bir kum denizi içinden, alıp bir bulutun karnında eşsiz bir çiçeğe dönüştüren Allah’a itimat et Korkma!”
    paylasım ıcın ALLAH c.c. razı olsun


  7. 26.Aralık.2010, 19:38
    4
    hbevci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Alıntı
    “Sen minicik bir toz zerreciği idin Seni bir kum denizi içinden, alıp bir bulutun karnında eşsiz bir çiçeğe dönüştüren Allah’a itimat et Korkma!”
    paylasım ıcın ALLAH c.c. razı olsun


  8. 26.Aralık.2010, 20:27
    5
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Yanıt: Kar tanelerindeki şekiller ile Allah'ı ispatı hakkında bilgi verir misiniz?







    Kar taneleri mükemmel geometrik şekilleriyle adeta gökyüzü çiçeklerine benziyor.Bir tanesini bile en dahi mimar dakikalarca uğraşmadan çizemeyeceği halde,ALLAH milyarlarcasını her saniyede şekillendirip,eşit ağırlıklardakesip yeryüzüne gönderiyor.


    ingiliz bilim adamı 24 bin kar tanesi üzerinde yaptığı araştırmada hiçbirisinin birbirine benzemediğini ve hepsinin harikulade motiflerle süslendiğini görüyor ve sonunda şu kanıya varıyor. dünyanın yaratılışından bu yana yağan kar tanelerinin hiçbirisi birbirine benzemiyor.

    --yağmur ve kar,fırtınalı havalarda dahi yağarken birbirleriyle çarpışmaz.Eğer çarpışsalar yeryüzüne gelinceye kadar dev kütleler oluşturup bizlere zarar vereceklerdi.Bu da kütlelerinin en hassas terazilerin ölçemeyeceği hassasiyette birbirine eşit olduğunu gösteriyor.Zira birbirinden ağır maddeler düşerken,ağır olanı daha hızlı yol alarak önünde bulunana çarpabilir.Ve kar tanelerinde de birleşme özelliği olduğundan zararlı kütleler oluşturabilirlerdi.


    HARİKA SANAT ESERİ KAR TANELERİ

    Her bir kar kristali, gök yüzünden inen muhteşem bir tablo kadar sanatlıdır ve su zerrelerinden meydana gelen bu tablolar, yine bir su zerresinden yaratılan insanoğluna yaratıcısını göstermeye kafidir. Bu kadar çok kar kristalleri arasında mutlaka benzer birkaç tane bulunabileceğini zannedebilirsiniz. Fakat insanların parmak izleri gibi, hiçbir kar kristali de bir diğerinin aynı değildir.

    Şimdiye kadar kar tanecikleri arasında aynı büyüklükte, aynı şekilde ve aynı sayıda su molekülü ihtiva eden iki kristal dahi bulunamamıştır. Evet Cenab-ı Hak her kar tanesini diğerinden farklı olarak şekillendirmekte ve sanatının yüceliğine birer örnek olarak insanların nazarına sunmaktadır.

    Kar taneleri mükemmel geometrik şekilleriyle adeta gökyüzü çiçeklerine benziyor.Bir tanesini bile en dahi mimar dakikalarca uğraşmadan çizemeyeceği halde,ALLAH milyarlarcasını her saniyede şekillendirip,eşit ağırlıklarda kesip yeryüzüne gönderiyor.
    alıntı...


  9. 26.Aralık.2010, 20:27
    5
    Silent and lonely rains






    Kar taneleri mükemmel geometrik şekilleriyle adeta gökyüzü çiçeklerine benziyor.Bir tanesini bile en dahi mimar dakikalarca uğraşmadan çizemeyeceği halde,ALLAH milyarlarcasını her saniyede şekillendirip,eşit ağırlıklardakesip yeryüzüne gönderiyor.


    ingiliz bilim adamı 24 bin kar tanesi üzerinde yaptığı araştırmada hiçbirisinin birbirine benzemediğini ve hepsinin harikulade motiflerle süslendiğini görüyor ve sonunda şu kanıya varıyor. dünyanın yaratılışından bu yana yağan kar tanelerinin hiçbirisi birbirine benzemiyor.

    --yağmur ve kar,fırtınalı havalarda dahi yağarken birbirleriyle çarpışmaz.Eğer çarpışsalar yeryüzüne gelinceye kadar dev kütleler oluşturup bizlere zarar vereceklerdi.Bu da kütlelerinin en hassas terazilerin ölçemeyeceği hassasiyette birbirine eşit olduğunu gösteriyor.Zira birbirinden ağır maddeler düşerken,ağır olanı daha hızlı yol alarak önünde bulunana çarpabilir.Ve kar tanelerinde de birleşme özelliği olduğundan zararlı kütleler oluşturabilirlerdi.


    HARİKA SANAT ESERİ KAR TANELERİ

    Her bir kar kristali, gök yüzünden inen muhteşem bir tablo kadar sanatlıdır ve su zerrelerinden meydana gelen bu tablolar, yine bir su zerresinden yaratılan insanoğluna yaratıcısını göstermeye kafidir. Bu kadar çok kar kristalleri arasında mutlaka benzer birkaç tane bulunabileceğini zannedebilirsiniz. Fakat insanların parmak izleri gibi, hiçbir kar kristali de bir diğerinin aynı değildir.

    Şimdiye kadar kar tanecikleri arasında aynı büyüklükte, aynı şekilde ve aynı sayıda su molekülü ihtiva eden iki kristal dahi bulunamamıştır. Evet Cenab-ı Hak her kar tanesini diğerinden farklı olarak şekillendirmekte ve sanatının yüceliğine birer örnek olarak insanların nazarına sunmaktadır.

    Kar taneleri mükemmel geometrik şekilleriyle adeta gökyüzü çiçeklerine benziyor.Bir tanesini bile en dahi mimar dakikalarca uğraşmadan çizemeyeceği halde,ALLAH milyarlarcasını her saniyede şekillendirip,eşit ağırlıklarda kesip yeryüzüne gönderiyor.
    alıntı...





+ Yorum Gönder