Konusunu Oylayın.: 4 büyük kitap hakkında geniş bilgi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 41 kişi
4 büyük kitap hakkında geniş bilgi
  1. 18.Aralık.2010, 19:35
    1
    Misafir

    4 büyük kitap hakkında geniş bilgi






    4 büyük kitap hakkında geniş bilgi Mumsema 4 büyük kitaplarla ilgili eğitici geniş bilgilere ihtiyacım var yardımcı olur musunuz ?


  2. 18.Aralık.2010, 19:35
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 19.Aralık.2010, 08:40
    2
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Yanıt: 4 büyük kitap hakkında geniş bilgi




    TEVRAT:
    İsminin Anlamı: Kanun,öğreti
    Vahyedilen Peygamber: Hz. Musa(as)
    Diğer İsimleri: Ahd-i Atik,Ahd-i Kadim(her ikiside eski ahit,eski anlaşma anlamlarına gelir.)
    Gönderilen Toplum: İsrailoğulları(yahudiler)
    Günümüzdeki Durumu: Tahrif edilmiş bir kitap olarak bulunuyor.

    ZEBUR:
    İsminin Anlamı: Yazılı şey,kitap
    Vahyedilen Peygamber: Hz. Davud(as)
    Diğer İsimleri: Mezmurlar(Melodik bir şekilde okunan söz anlamına gelir.)
    Göderilen Toplum: İsarailoğulları(yahudiler)
    Günümüzdeki Durumu: "Mezmurlar" adı altında Tevrat içerisinde bir bölüm olarak yer almaktadır.Tahrif edilmiştir.

    İNCİL:
    İsminin Anlamı: Müjde,öğreti,öğretici
    Vahyedilen Peygamber:Hz. İsa(as)
    Diğer İsimleri: Ahd-i Cedid(yeni ahit,yeni anlaşma anlamına gelir.)
    Gönderilen Toplum: İsarailoğulları
    Günümüzdeki Durumu: Tahrif edilmiş bir kitap olarak bulunuyor.

    KUR'AN-I KERİM:
    İsminin Anlamı:Okumak, toplamak, bir araya getirmek
    Vahyedilen Peygamber: Hz. Muhammed(sav)
    Diğer isimleri: Kitap, Zikir(hatırlatma), Furkan(hakkı batıldan ayıran ölçü), Hüda(hidayet)


  4. 19.Aralık.2010, 08:40
    2
    Hüvel Baki..



    TEVRAT:
    İsminin Anlamı: Kanun,öğreti
    Vahyedilen Peygamber: Hz. Musa(as)
    Diğer İsimleri: Ahd-i Atik,Ahd-i Kadim(her ikiside eski ahit,eski anlaşma anlamlarına gelir.)
    Gönderilen Toplum: İsrailoğulları(yahudiler)
    Günümüzdeki Durumu: Tahrif edilmiş bir kitap olarak bulunuyor.

    ZEBUR:
    İsminin Anlamı: Yazılı şey,kitap
    Vahyedilen Peygamber: Hz. Davud(as)
    Diğer İsimleri: Mezmurlar(Melodik bir şekilde okunan söz anlamına gelir.)
    Göderilen Toplum: İsarailoğulları(yahudiler)
    Günümüzdeki Durumu: "Mezmurlar" adı altında Tevrat içerisinde bir bölüm olarak yer almaktadır.Tahrif edilmiştir.

    İNCİL:
    İsminin Anlamı: Müjde,öğreti,öğretici
    Vahyedilen Peygamber:Hz. İsa(as)
    Diğer İsimleri: Ahd-i Cedid(yeni ahit,yeni anlaşma anlamına gelir.)
    Gönderilen Toplum: İsarailoğulları
    Günümüzdeki Durumu: Tahrif edilmiş bir kitap olarak bulunuyor.

    KUR'AN-I KERİM:
    İsminin Anlamı:Okumak, toplamak, bir araya getirmek
    Vahyedilen Peygamber: Hz. Muhammed(sav)
    Diğer isimleri: Kitap, Zikir(hatırlatma), Furkan(hakkı batıldan ayıran ölçü), Hüda(hidayet)


  5. 19.Aralık.2010, 08:41
    3
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Yanıt: 4 büyük kitap hakkında geniş bilgi

    İlâhî Kitaplar Ve Semavi Kitaplara Îmân

    İlâhî Kitap Ne Demektik Ve Niçin Gönderilmiştir ?


    Hak Teâlâ'nın insanlar arasından seçtiği «Peygamber» dediği­miz mümtaz ve seçkin şahsiyetlere, yalnız kendi milletlerine [1] veya bütün insanlığa tebliğ etmek üzere [2] vahyettiği kitaplara, «İlâhî Kitaplar» veya «Semavî Kitaplar» veya «İnzal olunan Ki­taplar», (Kütüb-i Münzele) adı verilir.
    Bu kitaplar, lâfız ve mânâ bakımlarından Allah Kelâmı olup, herşeyden önce insanları her türlü dalâlet ve sapıklıktan, kötü ve karanlık yollardan çıkararak, onları doğru ve güzel yollara sev-ketmek suretiyle Hak ve hidâyet nuruna kavuşturmak için gönde­rilmiştir. Gerçi insan, bütün yaratıklar arasında en kuvvetli ve en şerefli mahlûk olarak yaratılmış, kâinattaki her çeşit varlık ve ya­ratık onun emrine ve hizmetine verilmiş [3] ona bu dünyayı îmâr ve ıslâh etme kuvvet ve kabiliyeti bahşedilmiştir. Fakat insan, nef­sine ve tabiatta bulunan bazı şer kuvvetlere karşı daima başarı sağlayamaz. Hattâ çok defa onlara yenilir. Zira insanın, bilhassa nefsine karşı, buyuk zaafı vardır. Onun en buyuk düşmanı, şer kuv­vetlerinin başı sayılan Şeytan'dır [4] Nitekim, insanoğlunun ve beşeriyetin ceddi Âdem (a.s.)'in nefsine ve Şeytana nasıl aldana-rak uyduğu, Cennet'ten nasıl çıkarıldığı, sonra hatasını anlayarak Allah'tan nasıl af ve mağfiret dilediği ve Cenab-i Hakk'm affına mazhar olduğu Kur'an-ı Kerîm'dc beyân edilmiştir. [5]
    Evet, insan herşey karşısında kuvvetli ise de, nefsi karşısında zayıftır. însan, ilâhî bir nur ve ihsan olan aklı ile, sahip olduğu beşerî kuvvetler ve eşya hakkındaki bilgisi sayesinde tabiatı ye­nebilir, bazı hakikatlara erebilir, birçok keşifler yaparak yüksele­bilir. Fakat başarıların en büyüğü kendi nefsini yenmektir. Kemâ­lin en yükseği ise, bu başarıya ulaşmaktır. îşte bu başarı ve bu kemâl ancak ve ancak Hak Teâlâ ile yakın bir alâka kurmak, yâni ilâhî vahyin yardımına ermekle kaabildir.
    Nitekim Kur'an'da, insana, nefsinin arzu ve ihtiraslarına kar­şı koyamadığı zamanlarda, ona Yüce Allah'dan «ilâhî bir sös» şek­linde yardım geldiği haber verilmektedir [6] İnsanların ilk babası Âdem (a.s.)'a gönderilen ilâhî yardım ve vahiy, Âdem oğullarına da, ilâhî irşad ve rehber olarak gönderilmiştir. Nitekim Kur'an-ı Kerîm'de meâlen :
    Benden sise bir hidâyet gelecektir. O'na tâbi olanlara ar­tık hiç bir korku yoktur. Onî^r mahzun da olmayacaklardır.» [7]
    buyur ulmaktadır.
    Bu ve daha birçok âyetler, insanın ilâhî vahye muhtaç oldu­ğuna, vahye tabî olursa Şeytan'm tahriklerinden ve birçok kötü­lüklerden korunacağına, her türlü şer kuvvetleri yenerek huzur ve güven içinde kemâle doğru yükseleceğine delâlet etmektedir.[8]


  6. 19.Aralık.2010, 08:41
    3
    Hüvel Baki..
    İlâhî Kitaplar Ve Semavi Kitaplara Îmân

    İlâhî Kitap Ne Demektik Ve Niçin Gönderilmiştir ?


    Hak Teâlâ'nın insanlar arasından seçtiği «Peygamber» dediği­miz mümtaz ve seçkin şahsiyetlere, yalnız kendi milletlerine [1] veya bütün insanlığa tebliğ etmek üzere [2] vahyettiği kitaplara, «İlâhî Kitaplar» veya «Semavî Kitaplar» veya «İnzal olunan Ki­taplar», (Kütüb-i Münzele) adı verilir.
    Bu kitaplar, lâfız ve mânâ bakımlarından Allah Kelâmı olup, herşeyden önce insanları her türlü dalâlet ve sapıklıktan, kötü ve karanlık yollardan çıkararak, onları doğru ve güzel yollara sev-ketmek suretiyle Hak ve hidâyet nuruna kavuşturmak için gönde­rilmiştir. Gerçi insan, bütün yaratıklar arasında en kuvvetli ve en şerefli mahlûk olarak yaratılmış, kâinattaki her çeşit varlık ve ya­ratık onun emrine ve hizmetine verilmiş [3] ona bu dünyayı îmâr ve ıslâh etme kuvvet ve kabiliyeti bahşedilmiştir. Fakat insan, nef­sine ve tabiatta bulunan bazı şer kuvvetlere karşı daima başarı sağlayamaz. Hattâ çok defa onlara yenilir. Zira insanın, bilhassa nefsine karşı, buyuk zaafı vardır. Onun en buyuk düşmanı, şer kuv­vetlerinin başı sayılan Şeytan'dır [4] Nitekim, insanoğlunun ve beşeriyetin ceddi Âdem (a.s.)'in nefsine ve Şeytana nasıl aldana-rak uyduğu, Cennet'ten nasıl çıkarıldığı, sonra hatasını anlayarak Allah'tan nasıl af ve mağfiret dilediği ve Cenab-i Hakk'm affına mazhar olduğu Kur'an-ı Kerîm'dc beyân edilmiştir. [5]
    Evet, insan herşey karşısında kuvvetli ise de, nefsi karşısında zayıftır. însan, ilâhî bir nur ve ihsan olan aklı ile, sahip olduğu beşerî kuvvetler ve eşya hakkındaki bilgisi sayesinde tabiatı ye­nebilir, bazı hakikatlara erebilir, birçok keşifler yaparak yüksele­bilir. Fakat başarıların en büyüğü kendi nefsini yenmektir. Kemâ­lin en yükseği ise, bu başarıya ulaşmaktır. îşte bu başarı ve bu kemâl ancak ve ancak Hak Teâlâ ile yakın bir alâka kurmak, yâni ilâhî vahyin yardımına ermekle kaabildir.
    Nitekim Kur'an'da, insana, nefsinin arzu ve ihtiraslarına kar­şı koyamadığı zamanlarda, ona Yüce Allah'dan «ilâhî bir sös» şek­linde yardım geldiği haber verilmektedir [6] İnsanların ilk babası Âdem (a.s.)'a gönderilen ilâhî yardım ve vahiy, Âdem oğullarına da, ilâhî irşad ve rehber olarak gönderilmiştir. Nitekim Kur'an-ı Kerîm'de meâlen :
    Benden sise bir hidâyet gelecektir. O'na tâbi olanlara ar­tık hiç bir korku yoktur. Onî^r mahzun da olmayacaklardır.» [7]
    buyur ulmaktadır.
    Bu ve daha birçok âyetler, insanın ilâhî vahye muhtaç oldu­ğuna, vahye tabî olursa Şeytan'm tahriklerinden ve birçok kötü­lüklerden korunacağına, her türlü şer kuvvetleri yenerek huzur ve güven içinde kemâle doğru yükseleceğine delâlet etmektedir.[8]


  7. 19.Aralık.2010, 08:44
    4
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Yanıt: 4 büyük kitap hakkında geniş bilgi

    İlâhî Kitapların Hepsine Îmân, Îmân Esaslarım) Andır
    İşte bu sebeple Hak Teâlâ, beşeriyeti hidâyete, yani doğru yola sevketmek için, ilâhî nizam, esas ve hükümlerini ihüva eden, «Mu­kaddes Kitaplar» indirmiş, bu kitapları insanlara tebliğ ederek on­lara öğretmek için de, kendi aralarından seçtiği b'ir kısım insanları Peygamber ve İlâhî Elçi olarak göndermiştir. Peygamberler, bifij yüce vazifeyi noksansız olarak yapabilecek ve kendilerine vahyolu-nan ilâhî hükümleri insanlara aynen tebliğ edebilecek kudret ve: kabiliyette yaratılan mümtaz ve sâdık kullar, ilâhî elçilerdir.
    O halde; Mukaddes Kitapları beşeriyete tebliğ etmek ve ilâhî hükümleri bildirmek için Peygamberlere, herhangi bir zâtı Pey­gamber olarak kabul edebilmek için de, kendisine vahyedilen ilâhî bir kitaba ihtiyaç vardır. Bu sebebledir ki, müslüman olabilmek için, Allah'a ve Meleklerine îmândan sonra, İlâhî Kitaplara ve Pey­gamberlere îmân etmek şart koşulmuştur.
    Çünkü insanlar, nefislerini ve şeytanı yenebilmek için daima Yüce Allah'ın yardımına, yani, vahye dayanan İlâhî Kitaplara, do-' layısiyle, bu kitapları kendilerine tebliğ edip, öğretecek Peygam­berlere muhtaçtırlar. İlâhî Kitapların ve Peygamberlerin lüzumu­na inandıktan sonra da, insanlık tarihinin her devrinde yaşayan milletlerin bir. Peygambere ve mukaddes bir Kitaba sahib olabile­ceğini kabul etmek ve bunlara da inanmak, akl-ı selimin ve sağ duyunun icâbıdır.
    Nitekim Kur'an-ı Kerîm, vahyin ve Peygamberliğin muayyen bir şahsa veya millete mahsus olmadığını ve her millete bir Pey­gamber gönderildiğini şu âyetlerde açıkça bildirmiştir :
    «Hiçbir millet yoktur ki, kendi içinde (onları Allah azabıyhı) korkutan biri (yani bir Peygamber) gelip geçmiş olmasın.» [9]
    «Her milletin bir Peygamberi vardır.» [10] Yani, her millete mutlaka bir Peygamber gönderilmiştir.
    Her Peygambere de, gönderildiği insanlar arasındaki ihtilâfı halletmek için bir kitap verildiği şu âyeti kerîmede bildirilmekte­dir :
    «Bütün insanlar bir tek ümmet idi. (Aralarında ihtilâfa düş­tüklerinden) Allah, (rahjnetiyle) müjdeleyici, (azabı ile) korkutu­cu Peygamberler gönderdi. İnsanların ihtilafa düştükleri şeyler hakkında hükmetmek için Peygamberle beraber hak (ve gerçek) kitaplar da inzal etti.»[11]
    Kendisine müstakil bir kitap verilmeyen Peygamberler ise, daha önce indirilen ilâhî bir kitaba tabî olmuşlar ve onu gönderil­dikleri milletlere talim ve telkin etmekle, hükümlerini öğretmek ve anlatmakla emredilmişlerdir.
    Bu sebeple İslâm dînî, yalnız Kur'an'a değil, daha önce dünya milletlerine gönderilen Mukaddes Kitapların hepsine îmân etmeyi emretmekte, bütün İlâhî Kitaplara inanmayı, îmân esaslarından saymaktadır.[12]
    Vahyolunan Kitapların İsimleri :
    Kur'an-ı Kerîm'de; Hz. Musa'ya [15] Hz. Davud'a, Hz. îsâ'ya
    ve en son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.)'e kitap indirildiği bil­dirilmiş ve bunlar, Tevrat, Zebur, înciî, Kur'an ve Furkân gibi çe­şitli isimlerle anılmıştır.
    Bu kitaplardan Tevrat'ın îsrâil oğullarına [16] Zebur'un Hz. Davud'a [17] incil'in Hz. isa'ya [18] Kur'an-i Kerîm'in Hz. Mu-hammed Aleyhisselâm'a [19] indirildiği açıklanmıştır.
    Vahyolunan ilâhî kitaplar, Kur'an-ı Kerîm'de genel olarak şu üç isim altında zikredilmiştir :
    1- Kitâb'ın Cem'i (Çoğulu) Olan (Kütüb [20]
    Kitab, «yazdı» veya «bir araya topladı» mânâsına gelen «ke-te-be» kökünden gelir.
    Başlı basma bir bütün olan yazıya kitap dendiği gibi, bir mek­tuba da kitap denebilir.
    Kur'an-ı Kerîm'de kitap kelimesi, bizzat Kur'an veya her sû­resi için [21] o zamana kadar indirilen vahiylerin tamamını ifade için [22] Kur'an ve vahyedilen bütün Mukaddes Kitaplar için [23] ve bazan da, bazı ilâhî emir ve esasları ifade için [24]kullanıl­mıştır.
    2- Vahyolunan Kitaplara ve Kur'an-ı Kerîm'e «Sahaf» adı da verilmektedir : [25]
    Suhuf, sahife'nin çoğuludur. Sahife «sahf» kelimesinden alın­mış olup, «yazılmış bir şey» demektir. Mushaf, «yazıl» sahifeler mecmuası» demektir. Kur'an'a da bu mânâda «Mushaf» denmek­tedir.
    3- Mukaddes Kitaplar, «Zebur» un çoğulu olan «Zübür» adıyla da zikredilin ektedir [26]
    Zebur kelimesi «Zebâra» dan alınmıştır. Zebâra, «yazdı» veya «kat'iyetle yazdı», «maharetle yazdı» mânâlarına gelir. Bu bakım­dan «Zebur» da, «bir yazı», «bir kitap» demektir. Nitekim Hz. Da­vud'un «İlâhîler Kitabı» na «Zebur» ismi verilmiştir.
    Kur'an-ı Kerîm'de tekrar tekrar zikredilen ilâhî kitaplara ve-; rilen isimler, lügat bakımından birbirlerine yakın mânâları ifade etmektedir. Bunlardan :
    a) Tevrat: Aslında İbrânice bir kelime olup, «Talim ve! Şeriat» manasınadır. İslâm'a göre Tevrat, İsrail oğullarından Hz. Musa'ya vahyolunan İlâhî Kitap'tır. Fakat bu kelime Hıristiyan­larca, «Ahd-i Atik» adı verilen kitapların hepsine birden mecazî ola­rak söylenmektedir. Kur'an-ı Kerîm'de Hz. Musa'ya indirilen kita­ba «Furkan» (Hakkı, bâtıldan ayıran) adı da verilmektedir.
    b) İncil lâfzı ise; asıl itibariyle Yunanca bir kelime olan «Evangelium» dan alınarak Arapça'ya nakledilen bir kelimedir. «Beşaret ve talim» mânâsına gelmektedir. încil lâfzı Kur'an'da, Hz. îsâ'ya indirilen Mukaddes Kitaba verilen Özel isimdir. Fakat Hıris­tiyanlar nazarında bu lâfız, «Ahd-i Cedîd» den yalnız «Matta», «Markos», «Luka» ve «Yuhanna» nın kitaplarına tahsis edilmiş ve ancak bunlara «îneü» adı verilmiştir. Fakat, «Ahd-i Cedîd» deni­len kitaba ve risalelerin hepsine de mecazî olarak «tncil» adı veril­mektedir. [27]
    c) Kur'an'a gelince; O, Hz. Muhammed Aleyhisselâm'a indi­rilen ve okunarak ibâdet olunan Aîîah Kelâm'ına verilen isimdir. O, en son ve en mükemmel ilâhî Kitaptır.
    Kur'an kelimesi Arapça bir kelimedir. «Gufran» ve «Şükran» kelimeleri gibi «Fu'l&u» vezninde olup, «Ka-ra-a» fiilinden masdar-Üır. «Kıraat ve Tilâvet» yaıü «okumak» manasınadır. Nitekim [28]
    âyet-i kerîmesinde Kur'an, kıraat ve tilâvet mânâsına kullanılmış­tır.
    I «Kur'an» kelimesi dil bakımından : «Cem» ve «Zam» yani «Toplama» mânâsına da gelir. [29]
    Sonra bu kelime, Hz. Muhammed (s.a.v.)'e indirilen Mukades Kitaba özel isim olmuştur. Kur'an-ı Kennrüii Furkan, Tema), Hak, Hüdâ, Zikrâ, Burhan, Nur, Azız ve Mübin gibi elliden fazlaisimleri vardır.[30]


  8. 19.Aralık.2010, 08:44
    4
    Hüvel Baki..
    İlâhî Kitapların Hepsine Îmân, Îmân Esaslarım) Andır
    İşte bu sebeple Hak Teâlâ, beşeriyeti hidâyete, yani doğru yola sevketmek için, ilâhî nizam, esas ve hükümlerini ihüva eden, «Mu­kaddes Kitaplar» indirmiş, bu kitapları insanlara tebliğ ederek on­lara öğretmek için de, kendi aralarından seçtiği b'ir kısım insanları Peygamber ve İlâhî Elçi olarak göndermiştir. Peygamberler, bifij yüce vazifeyi noksansız olarak yapabilecek ve kendilerine vahyolu-nan ilâhî hükümleri insanlara aynen tebliğ edebilecek kudret ve: kabiliyette yaratılan mümtaz ve sâdık kullar, ilâhî elçilerdir.
    O halde; Mukaddes Kitapları beşeriyete tebliğ etmek ve ilâhî hükümleri bildirmek için Peygamberlere, herhangi bir zâtı Pey­gamber olarak kabul edebilmek için de, kendisine vahyedilen ilâhî bir kitaba ihtiyaç vardır. Bu sebebledir ki, müslüman olabilmek için, Allah'a ve Meleklerine îmândan sonra, İlâhî Kitaplara ve Pey­gamberlere îmân etmek şart koşulmuştur.
    Çünkü insanlar, nefislerini ve şeytanı yenebilmek için daima Yüce Allah'ın yardımına, yani, vahye dayanan İlâhî Kitaplara, do-' layısiyle, bu kitapları kendilerine tebliğ edip, öğretecek Peygam­berlere muhtaçtırlar. İlâhî Kitapların ve Peygamberlerin lüzumu­na inandıktan sonra da, insanlık tarihinin her devrinde yaşayan milletlerin bir. Peygambere ve mukaddes bir Kitaba sahib olabile­ceğini kabul etmek ve bunlara da inanmak, akl-ı selimin ve sağ duyunun icâbıdır.
    Nitekim Kur'an-ı Kerîm, vahyin ve Peygamberliğin muayyen bir şahsa veya millete mahsus olmadığını ve her millete bir Pey­gamber gönderildiğini şu âyetlerde açıkça bildirmiştir :
    «Hiçbir millet yoktur ki, kendi içinde (onları Allah azabıyhı) korkutan biri (yani bir Peygamber) gelip geçmiş olmasın.» [9]
    «Her milletin bir Peygamberi vardır.» [10] Yani, her millete mutlaka bir Peygamber gönderilmiştir.
    Her Peygambere de, gönderildiği insanlar arasındaki ihtilâfı halletmek için bir kitap verildiği şu âyeti kerîmede bildirilmekte­dir :
    «Bütün insanlar bir tek ümmet idi. (Aralarında ihtilâfa düş­tüklerinden) Allah, (rahjnetiyle) müjdeleyici, (azabı ile) korkutu­cu Peygamberler gönderdi. İnsanların ihtilafa düştükleri şeyler hakkında hükmetmek için Peygamberle beraber hak (ve gerçek) kitaplar da inzal etti.»[11]
    Kendisine müstakil bir kitap verilmeyen Peygamberler ise, daha önce indirilen ilâhî bir kitaba tabî olmuşlar ve onu gönderil­dikleri milletlere talim ve telkin etmekle, hükümlerini öğretmek ve anlatmakla emredilmişlerdir.
    Bu sebeple İslâm dînî, yalnız Kur'an'a değil, daha önce dünya milletlerine gönderilen Mukaddes Kitapların hepsine îmân etmeyi emretmekte, bütün İlâhî Kitaplara inanmayı, îmân esaslarından saymaktadır.[12]
    Vahyolunan Kitapların İsimleri :
    Kur'an-ı Kerîm'de; Hz. Musa'ya [15] Hz. Davud'a, Hz. îsâ'ya
    ve en son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.)'e kitap indirildiği bil­dirilmiş ve bunlar, Tevrat, Zebur, înciî, Kur'an ve Furkân gibi çe­şitli isimlerle anılmıştır.
    Bu kitaplardan Tevrat'ın îsrâil oğullarına [16] Zebur'un Hz. Davud'a [17] incil'in Hz. isa'ya [18] Kur'an-i Kerîm'in Hz. Mu-hammed Aleyhisselâm'a [19] indirildiği açıklanmıştır.
    Vahyolunan ilâhî kitaplar, Kur'an-ı Kerîm'de genel olarak şu üç isim altında zikredilmiştir :
    1- Kitâb'ın Cem'i (Çoğulu) Olan (Kütüb [20]
    Kitab, «yazdı» veya «bir araya topladı» mânâsına gelen «ke-te-be» kökünden gelir.
    Başlı basma bir bütün olan yazıya kitap dendiği gibi, bir mek­tuba da kitap denebilir.
    Kur'an-ı Kerîm'de kitap kelimesi, bizzat Kur'an veya her sû­resi için [21] o zamana kadar indirilen vahiylerin tamamını ifade için [22] Kur'an ve vahyedilen bütün Mukaddes Kitaplar için [23] ve bazan da, bazı ilâhî emir ve esasları ifade için [24]kullanıl­mıştır.
    2- Vahyolunan Kitaplara ve Kur'an-ı Kerîm'e «Sahaf» adı da verilmektedir : [25]
    Suhuf, sahife'nin çoğuludur. Sahife «sahf» kelimesinden alın­mış olup, «yazılmış bir şey» demektir. Mushaf, «yazıl» sahifeler mecmuası» demektir. Kur'an'a da bu mânâda «Mushaf» denmek­tedir.
    3- Mukaddes Kitaplar, «Zebur» un çoğulu olan «Zübür» adıyla da zikredilin ektedir [26]
    Zebur kelimesi «Zebâra» dan alınmıştır. Zebâra, «yazdı» veya «kat'iyetle yazdı», «maharetle yazdı» mânâlarına gelir. Bu bakım­dan «Zebur» da, «bir yazı», «bir kitap» demektir. Nitekim Hz. Da­vud'un «İlâhîler Kitabı» na «Zebur» ismi verilmiştir.
    Kur'an-ı Kerîm'de tekrar tekrar zikredilen ilâhî kitaplara ve-; rilen isimler, lügat bakımından birbirlerine yakın mânâları ifade etmektedir. Bunlardan :
    a) Tevrat: Aslında İbrânice bir kelime olup, «Talim ve! Şeriat» manasınadır. İslâm'a göre Tevrat, İsrail oğullarından Hz. Musa'ya vahyolunan İlâhî Kitap'tır. Fakat bu kelime Hıristiyan­larca, «Ahd-i Atik» adı verilen kitapların hepsine birden mecazî ola­rak söylenmektedir. Kur'an-ı Kerîm'de Hz. Musa'ya indirilen kita­ba «Furkan» (Hakkı, bâtıldan ayıran) adı da verilmektedir.
    b) İncil lâfzı ise; asıl itibariyle Yunanca bir kelime olan «Evangelium» dan alınarak Arapça'ya nakledilen bir kelimedir. «Beşaret ve talim» mânâsına gelmektedir. încil lâfzı Kur'an'da, Hz. îsâ'ya indirilen Mukaddes Kitaba verilen Özel isimdir. Fakat Hıris­tiyanlar nazarında bu lâfız, «Ahd-i Cedîd» den yalnız «Matta», «Markos», «Luka» ve «Yuhanna» nın kitaplarına tahsis edilmiş ve ancak bunlara «îneü» adı verilmiştir. Fakat, «Ahd-i Cedîd» deni­len kitaba ve risalelerin hepsine de mecazî olarak «tncil» adı veril­mektedir. [27]
    c) Kur'an'a gelince; O, Hz. Muhammed Aleyhisselâm'a indi­rilen ve okunarak ibâdet olunan Aîîah Kelâm'ına verilen isimdir. O, en son ve en mükemmel ilâhî Kitaptır.
    Kur'an kelimesi Arapça bir kelimedir. «Gufran» ve «Şükran» kelimeleri gibi «Fu'l&u» vezninde olup, «Ka-ra-a» fiilinden masdar-Üır. «Kıraat ve Tilâvet» yaıü «okumak» manasınadır. Nitekim [28]
    âyet-i kerîmesinde Kur'an, kıraat ve tilâvet mânâsına kullanılmış­tır.
    I «Kur'an» kelimesi dil bakımından : «Cem» ve «Zam» yani «Toplama» mânâsına da gelir. [29]
    Sonra bu kelime, Hz. Muhammed (s.a.v.)'e indirilen Mukades Kitaba özel isim olmuştur. Kur'an-ı Kennrüii Furkan, Tema), Hak, Hüdâ, Zikrâ, Burhan, Nur, Azız ve Mübin gibi elliden fazlaisimleri vardır.[30]


  9. 19.Aralık.2010, 08:45
    5
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Yanıt: 4 büyük kitap hakkında geniş bilgi

    Kaynaklar:
    1] ) Hz. Musa (A.S.) ya indirilen Tevrat, Hz. Dâvud (A.S.) indirilen Zebur. Hz. tsa (A.S.) a indirilen İncil gibi..
    [2] Hz. Muhammed (S.A.V.) e indirilen en son ve en mükemmel ilâhî kitapKur'ân-i Kerim gibi..
    [3] İbrahim : 32-33; Nahl : 12. 14; Hacc : 37,65.
    [4] Isrâ : 53; Yasin : 60; Fâtır : 6.
    [5] Bakara ; 35-37. Bu hâdisenin vuku bulmasmdaki ilâhî hikmet, insanları ikaz. irşad ve onlara ilâhî bir derstir
    [6] Bakara : 37,£em, Rabbinden kelimeler öğrenip aldı. (Rabbine yalvarıp mağfiret diledi.) O da tevbesini kalıul etti. Çünkü tevbeyi en çok kabul eöcti,
    en çok acıyan O'dur.»
    [7] Bakara : 38
    [8] Ali Arslan Aydın, İslam İnançları, (Tevhid Ve İlm-i Kelam), Gonca Yayınları: 419-420.
    [9] Fâtır : 24.Ayrıca. İsrâ sûresinin 15 inci âyetini? bakınız
    [10] Yûnus 47.
    [11] Bakara : 213
    [12] Bakara : 4, 117, 285, Nisa : 136
    [15] Bakara: 53, 87; İsrâ : : 2; Kasas : 43; A'Iâ : 18
    [16] Âl-i İmrân : 48, 50, 65. 93; Mâide : 46,66.
    [17] Nisa : 163; İsrâ :55
    [18] Mâide : 46.
    [19] En'âm : 19; Tevbe 111; Yûsuf : 3; Sûra : 7 ve daha birçok âyetler.
    [20] Bakara : 4, 177.285; Nisa :136
    [21] Beyyine :3
    [22] Ra'd : 43.
    [23] Bakara : 185; Âli İmran : 119.
    [24] Bakara : 1.78, 183; Enfâl : 68
    [25] Abese : 13; Beyyine : 2.
    [26] Şuarâ : 195; Kamer : 43
    [27] Rahmetullah el-Hindî : Izharu'1-Hak. C. I.
    [28] Kıyamet : 17-18. «Onu Yani Knr'âş'ı kalbinde) toplamak ve ona (âililc) okutmak şüphesiz bize âiddir. O halde (Biz) onu okuduğumuz zaman (sem muin kıraatma uy.»
    [29] Prof. Muhammed Abdullah Dıraz: En-Nebe-uI-Azîm s. 5-6. Kahire. 1957
    [30] Ali Arslan Aydın, İslam İnançları, (Tevhid Ve İlm-i Kelam), Gonca Yayınları: 423-426.


  10. 19.Aralık.2010, 08:45
    5
    Hüvel Baki..
    Kaynaklar:
    1] ) Hz. Musa (A.S.) ya indirilen Tevrat, Hz. Dâvud (A.S.) indirilen Zebur. Hz. tsa (A.S.) a indirilen İncil gibi..
    [2] Hz. Muhammed (S.A.V.) e indirilen en son ve en mükemmel ilâhî kitapKur'ân-i Kerim gibi..
    [3] İbrahim : 32-33; Nahl : 12. 14; Hacc : 37,65.
    [4] Isrâ : 53; Yasin : 60; Fâtır : 6.
    [5] Bakara ; 35-37. Bu hâdisenin vuku bulmasmdaki ilâhî hikmet, insanları ikaz. irşad ve onlara ilâhî bir derstir
    [6] Bakara : 37,£em, Rabbinden kelimeler öğrenip aldı. (Rabbine yalvarıp mağfiret diledi.) O da tevbesini kalıul etti. Çünkü tevbeyi en çok kabul eöcti,
    en çok acıyan O'dur.»
    [7] Bakara : 38
    [8] Ali Arslan Aydın, İslam İnançları, (Tevhid Ve İlm-i Kelam), Gonca Yayınları: 419-420.
    [9] Fâtır : 24.Ayrıca. İsrâ sûresinin 15 inci âyetini? bakınız
    [10] Yûnus 47.
    [11] Bakara : 213
    [12] Bakara : 4, 117, 285, Nisa : 136
    [15] Bakara: 53, 87; İsrâ : : 2; Kasas : 43; A'Iâ : 18
    [16] Âl-i İmrân : 48, 50, 65. 93; Mâide : 46,66.
    [17] Nisa : 163; İsrâ :55
    [18] Mâide : 46.
    [19] En'âm : 19; Tevbe 111; Yûsuf : 3; Sûra : 7 ve daha birçok âyetler.
    [20] Bakara : 4, 177.285; Nisa :136
    [21] Beyyine :3
    [22] Ra'd : 43.
    [23] Bakara : 185; Âli İmran : 119.
    [24] Bakara : 1.78, 183; Enfâl : 68
    [25] Abese : 13; Beyyine : 2.
    [26] Şuarâ : 195; Kamer : 43
    [27] Rahmetullah el-Hindî : Izharu'1-Hak. C. I.
    [28] Kıyamet : 17-18. «Onu Yani Knr'âş'ı kalbinde) toplamak ve ona (âililc) okutmak şüphesiz bize âiddir. O halde (Biz) onu okuduğumuz zaman (sem muin kıraatma uy.»
    [29] Prof. Muhammed Abdullah Dıraz: En-Nebe-uI-Azîm s. 5-6. Kahire. 1957
    [30] Ali Arslan Aydın, İslam İnançları, (Tevhid Ve İlm-i Kelam), Gonca Yayınları: 423-426.





+ Yorum Gönder