Konusunu Oylayın.: Tam olarak yaptığımız ibadetler dışında cevremizde yapıldığını gördüğümüz diğer ibadetler hakkında bilgi veriniz

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 27 kişi
Tam olarak yaptığımız ibadetler dışında cevremizde yapıldığını gördüğümüz diğer ibadetler hakkında bilgi veriniz
  1. 08.Aralık.2010, 19:56
    1
    Misafir

    Tam olarak yaptığımız ibadetler dışında cevremizde yapıldığını gördüğümüz diğer ibadetler hakkında bilgi veriniz






    Tam olarak yaptığımız ibadetler dışında cevremizde yapıldığını gördüğümüz diğer ibadetler hakkında bilgi veriniz Mumsema Tam olarak yaptığımız ibadetler dışında cevremizde yapıldığını gördüğümüz diğer ibadetler hakkında bilgi veriniz

    namaz hakkında farz olarak ibadetler dışında ki ibadetler nelerdir açıklar mısınız ?


  2. 08.Aralık.2010, 19:56
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Tam olarak yaptığımız ibadetler dışında cevremizde yapıldığını gördüğümüz diğer ibadetler hakkında bilgi veriniz

    namaz hakkında farz olarak ibadetler dışında ki ibadetler nelerdir açıklar mısınız ?


    Benzer Konular

    - Farz olarak yaptığımız ibadetler dışında yapılan ibadetler

    - Farz olarak yaptığımız ibadetlerin dışında yapılan diğer ibadetler nelerdir

    - Günlük hayatta yaptığımız ibadetler dışında yapılan ibadetler

    - Farz olan ibadetler dışında çevremizde yapılan ibadetler hakkında bilgi alabilir miyim?

    - Farz ibadetler dışında çevremizde yapılan diğer ibadetler

  3. 12.Aralık.2010, 11:15
    2
    kanarya
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Temmuz.2007
    Üye No: 1434
    Mesaj Sayısı: 357
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Yanıt: tam olarak yaptığımız ibadetler dışında cevremizde yapıldığını gördüğümüz diğer ibadetler hakkında bilgi veriniz




    "Kim sürekli kuşluk namazını kılar, (ramazan dışındaki) her aydan üç gün oruç tutar ve ne evde ne de yolculukta vitir namazını kaçırmazsa, kendisine şehit sevabı yazılır."

    Hz. Peygamber bir kudsî hadiste, "Allah şöyle buyurdu: Kim veli bir kuluma düşmanlık ederse, ben de ona savaş açarım. Kulum bana, kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevimli olan bir şeyle yaklaşmaz. Kulum bana nafile ibadetlerle de yaklaşmaya devam eder. Nihayet onu severim. Ben kulumu sevince de artık onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı mesabesinde olurum. Diliyle de her ne isterse muhakkak onları kendisine ihsan ederim. Bana sığınmak isteyince de onu korurum."buyurarak, farz ibadetlerin dışında insanı Allah'a yaklaştıracak, sevgisine mazhar kılacak nafile ibadetler de bulunduğuna işaret etmiştir. Müslümanlar farzları, Allah tarafından emredilen ve ister istemez yerine getirilmesi gereken bir borç gibi telakki ettiklerinden, azametine, önemine ve asıl erdirici olmasına rağmen, getirdiği sevap ve Allah'a yakınlığı pek düşünmemişler, bu farzları eksiksiz, daha büyük bir iştiyak ve huşu ile yerine getirmek ve kâr hanesini zenginleştirmek üzere, hayatlarında farzlara ek olarak nafile ibadetlere yer vermişlerdir. Farzların sınırı belli olduğundan ötürü, oraya bir ekleme vs. mümkün değildir. Ama nafile ibadetlerin çokları için sınır konmamıştır. Nitekim nafile kelimesi, gerekli olan (vacip) üzerine yapılan ziyade anlamına gelmektedir. Öyle ise vakti ve durumu müsait olup ibadetle şahlanmak isteyen, bid'at sınırlarına girmemek şartıyla, istediği kadar nafile ibadetle meşgul olabilir. Nafile ibadetlerin başında namaz ve oruç gelmektedir.

    Farz olan beş vakit namazın dışında kılınan ve değişik isimler alan bazı nafile namazlar bulunmaktadır. Kuşluk ve vitir namazları da bunlardandır.

    Kuşluk, Kur'an'da kendisine yemin edilen bir zaman diliminin adı olduğu gibi, bir süreye de isim olmuştur. Peygamberliğin ilk döneminde bir ara vahyin gelişi gecikmişti. Müşrikler, "Rabbi onu terk etti, ona darıldı "dediler. Bunun üzerine Kur'an'ın 93. suresi nazil oldu: "Kuşluk vaktine ve sükuna erdiğinde geceye yemin ederim ki, Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı..."İşte Allah'ın kendisine yemim ettiği bu vakitte kılınan namaza kuşluk namazı denilir ki, bütün mezheplere göre nafile olan bir namazdır. Kuşluk vakti, güneşin doğmasından yaklaşık yarım saat veya kırk beş dakika geçtikten sonra başlar, öğle namazına, yine yaklaşık, yarım saat veya kırk beş dakika kalıncaya kadar devam eder. Hz. Peygamber'in kuşluk namazını kıldığı ve bunu ashabına da tavsiye ettiğine dair çok sayıda hadis bulunmaktadır. Örneğin bir hadiste, "Kim kuşluk vaktinde on iki rekat namaz kılarsa, Allah onun için cennette bir köşk bina eder"denmektedir. Muctehit alimler konuyla ilgili diğer hadisleri de göz önüne alarak, kuşluk namazının en azının iki, en çoğunun on iki, en faziletlisinin de sekiz rekat olduğunu ifade etmişlerdir.

    Vitir namazı ise, üç imama (eimme-i selaseye) göre vacip hükmünde bir sünnet olmasına rağmen, İmam-ı Azama göre, nafile veya sünnetten daha üstündür ve vacip hükmündedir. Terk edildiğinde kazası vaciptir. Hz. Peygamber'in ibadet hayatına bakıldığında, vitir namazının teheccüt denilen gece namazıyla bir denecek kadar birleştiği ve ikisinin beraber değerlendirildiği görülür. Hz. Aişe, "Allah'ın Resûlü her gece, gecenin ilk, orta ve son saatlerinde vitir kılardı. Vitri seher vaktine kadar sürerdi"der. İbn Ömer'in rivayeti ise şöyle: "Bir adam Hz. Peygamber'e gece namazını sordu. O, "gece namazını ikişer ikişer kılarsın. Sabah namazının vaktinin girdiğinden endişelenince bir rekat kılarsın. Böylece bütün kıldıkların vitir olmuş olur"cevabını verdi. Başka bir hadiste ise, "Üç rekatla vitir kılmayın, beş veya yedi rekatla kılın ki, akşam namazına benzemesin"denilmektedir.

    İmam Şafii, vitri teheccüd namazının bir parçası olarak kabul etmiştir. Suyutî (911/1505) de, nafile namazları izah ederken teheccüdü ayrıca saymayıp vitir başlığı altında ele alarak, "Vitrin en azı bir rekattır. Sonra üç, sonra beş, sonra yedi, sonra da dokuz rekattır. En çok da on bir rekattır"der. Amelu'l-Müslim'in sahibi ise, vitir-teheccüd ilişkisini şöyle açıklamaktadır: "Bir çok hadiste gece namazı vitir namazına nisbet edilmektedir. Çünkü, Hz. Peygamber'in vitri gece namazından ayrı değildi. Bazen bir selamla bir çok rekatı kılar, bazen iki rekatta bir selam verirdi. Rekat sayısı sabit olmadığından, alimler arsında ihtilafa sebep olmuştur. Vitir kelimesi bazen gece kılınan bütün namazların adı olarak kullanılmış, bazen de ayrı bir namaz gibi açıklanmıştır" Kısacası vitir namazı üstün bir değere sahiptir.

    Ramazan orucu dışında, yılın belli günlerinde tutulan nafile oruçlar olduğu gibi, herhangi bir zamana bağlı olmadan tutulan oruçlar da bulunmaktadır. Bir hadislerinde her ibadete on sevap yazıldığını ifade eden Hz. Peygamber, incelemekte olduğumuz hadislerinde, yılın tamamını oruçlu geçirme yolunu göstermiştir. Çünkü her aydan üç gün oruç tutan kişi, sevap açısından alt limitle bile olsa, bütün ayı oruçlu geçirmiş olacaktır. Orucun beden ve ruha faydaları, Allah'ın oruç tutana vadettiği sevabın üstünlüğü, öbür dünyada görecekleri güzel muamele vb. hususları ilgili kitaplara havale ederek şunu söyleyebiliriz: Farzların yanı sıra nafile ibadetlerle Allah'ın dostluğunu arayan kişileri Allah, dostluğuna kabul edecek ve şehitlerle haşredecektir.


  4. 12.Aralık.2010, 11:15
    2
    Devamlı Üye



    "Kim sürekli kuşluk namazını kılar, (ramazan dışındaki) her aydan üç gün oruç tutar ve ne evde ne de yolculukta vitir namazını kaçırmazsa, kendisine şehit sevabı yazılır."

    Hz. Peygamber bir kudsî hadiste, "Allah şöyle buyurdu: Kim veli bir kuluma düşmanlık ederse, ben de ona savaş açarım. Kulum bana, kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevimli olan bir şeyle yaklaşmaz. Kulum bana nafile ibadetlerle de yaklaşmaya devam eder. Nihayet onu severim. Ben kulumu sevince de artık onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı mesabesinde olurum. Diliyle de her ne isterse muhakkak onları kendisine ihsan ederim. Bana sığınmak isteyince de onu korurum."buyurarak, farz ibadetlerin dışında insanı Allah'a yaklaştıracak, sevgisine mazhar kılacak nafile ibadetler de bulunduğuna işaret etmiştir. Müslümanlar farzları, Allah tarafından emredilen ve ister istemez yerine getirilmesi gereken bir borç gibi telakki ettiklerinden, azametine, önemine ve asıl erdirici olmasına rağmen, getirdiği sevap ve Allah'a yakınlığı pek düşünmemişler, bu farzları eksiksiz, daha büyük bir iştiyak ve huşu ile yerine getirmek ve kâr hanesini zenginleştirmek üzere, hayatlarında farzlara ek olarak nafile ibadetlere yer vermişlerdir. Farzların sınırı belli olduğundan ötürü, oraya bir ekleme vs. mümkün değildir. Ama nafile ibadetlerin çokları için sınır konmamıştır. Nitekim nafile kelimesi, gerekli olan (vacip) üzerine yapılan ziyade anlamına gelmektedir. Öyle ise vakti ve durumu müsait olup ibadetle şahlanmak isteyen, bid'at sınırlarına girmemek şartıyla, istediği kadar nafile ibadetle meşgul olabilir. Nafile ibadetlerin başında namaz ve oruç gelmektedir.

    Farz olan beş vakit namazın dışında kılınan ve değişik isimler alan bazı nafile namazlar bulunmaktadır. Kuşluk ve vitir namazları da bunlardandır.

    Kuşluk, Kur'an'da kendisine yemin edilen bir zaman diliminin adı olduğu gibi, bir süreye de isim olmuştur. Peygamberliğin ilk döneminde bir ara vahyin gelişi gecikmişti. Müşrikler, "Rabbi onu terk etti, ona darıldı "dediler. Bunun üzerine Kur'an'ın 93. suresi nazil oldu: "Kuşluk vaktine ve sükuna erdiğinde geceye yemin ederim ki, Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı..."İşte Allah'ın kendisine yemim ettiği bu vakitte kılınan namaza kuşluk namazı denilir ki, bütün mezheplere göre nafile olan bir namazdır. Kuşluk vakti, güneşin doğmasından yaklaşık yarım saat veya kırk beş dakika geçtikten sonra başlar, öğle namazına, yine yaklaşık, yarım saat veya kırk beş dakika kalıncaya kadar devam eder. Hz. Peygamber'in kuşluk namazını kıldığı ve bunu ashabına da tavsiye ettiğine dair çok sayıda hadis bulunmaktadır. Örneğin bir hadiste, "Kim kuşluk vaktinde on iki rekat namaz kılarsa, Allah onun için cennette bir köşk bina eder"denmektedir. Muctehit alimler konuyla ilgili diğer hadisleri de göz önüne alarak, kuşluk namazının en azının iki, en çoğunun on iki, en faziletlisinin de sekiz rekat olduğunu ifade etmişlerdir.

    Vitir namazı ise, üç imama (eimme-i selaseye) göre vacip hükmünde bir sünnet olmasına rağmen, İmam-ı Azama göre, nafile veya sünnetten daha üstündür ve vacip hükmündedir. Terk edildiğinde kazası vaciptir. Hz. Peygamber'in ibadet hayatına bakıldığında, vitir namazının teheccüt denilen gece namazıyla bir denecek kadar birleştiği ve ikisinin beraber değerlendirildiği görülür. Hz. Aişe, "Allah'ın Resûlü her gece, gecenin ilk, orta ve son saatlerinde vitir kılardı. Vitri seher vaktine kadar sürerdi"der. İbn Ömer'in rivayeti ise şöyle: "Bir adam Hz. Peygamber'e gece namazını sordu. O, "gece namazını ikişer ikişer kılarsın. Sabah namazının vaktinin girdiğinden endişelenince bir rekat kılarsın. Böylece bütün kıldıkların vitir olmuş olur"cevabını verdi. Başka bir hadiste ise, "Üç rekatla vitir kılmayın, beş veya yedi rekatla kılın ki, akşam namazına benzemesin"denilmektedir.

    İmam Şafii, vitri teheccüd namazının bir parçası olarak kabul etmiştir. Suyutî (911/1505) de, nafile namazları izah ederken teheccüdü ayrıca saymayıp vitir başlığı altında ele alarak, "Vitrin en azı bir rekattır. Sonra üç, sonra beş, sonra yedi, sonra da dokuz rekattır. En çok da on bir rekattır"der. Amelu'l-Müslim'in sahibi ise, vitir-teheccüd ilişkisini şöyle açıklamaktadır: "Bir çok hadiste gece namazı vitir namazına nisbet edilmektedir. Çünkü, Hz. Peygamber'in vitri gece namazından ayrı değildi. Bazen bir selamla bir çok rekatı kılar, bazen iki rekatta bir selam verirdi. Rekat sayısı sabit olmadığından, alimler arsında ihtilafa sebep olmuştur. Vitir kelimesi bazen gece kılınan bütün namazların adı olarak kullanılmış, bazen de ayrı bir namaz gibi açıklanmıştır" Kısacası vitir namazı üstün bir değere sahiptir.

    Ramazan orucu dışında, yılın belli günlerinde tutulan nafile oruçlar olduğu gibi, herhangi bir zamana bağlı olmadan tutulan oruçlar da bulunmaktadır. Bir hadislerinde her ibadete on sevap yazıldığını ifade eden Hz. Peygamber, incelemekte olduğumuz hadislerinde, yılın tamamını oruçlu geçirme yolunu göstermiştir. Çünkü her aydan üç gün oruç tutan kişi, sevap açısından alt limitle bile olsa, bütün ayı oruçlu geçirmiş olacaktır. Orucun beden ve ruha faydaları, Allah'ın oruç tutana vadettiği sevabın üstünlüğü, öbür dünyada görecekleri güzel muamele vb. hususları ilgili kitaplara havale ederek şunu söyleyebiliriz: Farzların yanı sıra nafile ibadetlerle Allah'ın dostluğunu arayan kişileri Allah, dostluğuna kabul edecek ve şehitlerle haşredecektir.





+ Yorum Gönder