Konusunu Oylayın.: İlk mabet hakkında açıklayıcı bilgiler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İlk mabet hakkında açıklayıcı bilgiler
  1. 11.Mayıs.2010, 13:46
    1
    Misafir

    İlk mabet hakkında açıklayıcı bilgiler






    İlk mabet hakkında açıklayıcı bilgiler Mumsema ilk mabet hakkında açıklayıcı bilgilere ihtiyacım var ? Dinimizde ilk ibadethane hakkında bilgiler paylaşabilir misiniz ?


  2. 11.Mayıs.2010, 13:46
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 03.Ocak.2012, 18:30
    2
    Misafir

    Cevap: ilk mabet hakkında açıklayıcı bilgiler




    ilk mabet ile ilgili açıklayıcı bilgiler verir misiniz?


  4. 03.Ocak.2012, 18:30
    2
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir



    ilk mabet ile ilgili açıklayıcı bilgiler verir misiniz?


  5. 03.Ocak.2012, 19:21
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: ilk mabet hakkında açıklayıcı bilgiler


    Mescid-i Haram: Ayet ve hadislerde belirtildiğine göre yeryüzünde insanlara mabed olarak kurulan ilk evdir. Âlemlere uğur, bereket ve hidâyet kaynağı olarak kurulmuştur. Onda açık açık deliller, İbrahim (a.s)'in makamı vardır. Ona giren güvene erer. Yine o, bütün müslümanların kıblesi, Hanîf Dîni'nin sembolüdür. Hac ve Umre sebebiyle tüm dünya müslümanlarının buluşma ve kaynaşma yeri olup ibâdet ve dinin merkezi, duâ ve niyazın kabul edildiği, günahların bağışlandığı yerdir. Yeryüzünde Peygamber eliyle yapılan ilk mabed olma özelliğine de sahiptir (bk. Âlû İmrân, 3/96-97; Buhârî, Enbiyâ, 10, 40; Müslim, Mesâcid, 1, 2; Ahmed b. Hanbel, V, 150, 156, 157, 160, 166).
    İlk bânisi Hz. Âdem olan yeryüzünün ilk ma'bedi Kâbe, uzun zamanın geçmesiyle yıkılmış, âdeta yerle bir olmuştu. Hz. İbrâhim, bu mukaddes binânın tekrar inşası için Cenâb-ı Haktan emir aldı ve oğlu İsmâil'le birlikte derhal çalışmaya koyuldu.
    Kâbe'nin inşâsı tamamlanınca, baba oğul ellerini dergâh-ı İlâhîye açarak şöyle yalvardılar:
    "Ey Rabbimiz! Neslimizden gelen Müslüman ümmet içinden bir peygamber gönder. Ki o, onlara âyetlerini okusun, Kitabı ve hükümlerini öğretsin. Onları günâhlardan temizlesin!" 1
    Bakara Sûresi, 129
    alıntı.

    -----------------------

    HZ. Allah (c.c) Hz.Adem’e: “Yeryüzünde benim bir beytimi inşa et ya Adem!” emrini verince; Hz.Adem; “Ya Rabbi ben beyt nedir, beyt inşa etmek nedir bilmem ki.” dedi. Evet insan bir misalini daha önce görmemiş ise bilemez.

    Bunun üzerine, Hz.Allah Cibril-i Emin ile beraber melekleri, tarif edici ve yardım edici olarak gönderdi. Cibril-i Emin, hakikat-ı hali ile gelerek yeryüzünde, şimdiki Beytullah’ın olduğu yerde kanatları ile Kabe’nin temelini kazdı.
    Cibril-i Emin’in kanatlarını Efendimiz (s.a.v) tarif buyururken: “Kanatları arzla sema arasını dolduruyordu.” diye ifade ederler.

    Biz Beytullah’ın temelinin ne kadar aşağıya doğru indiğini bilmiyoruz. Sonra vazifeli melekler Beytullah’ı inşa etmek için Rahmet Dağı’ndan, Nur Dağı’ndan, Mescid-i Aksa etrafındaki dağlardan, Tur-u Zeyta’dan, Tur-u Teyna’dan (bu tabirler Kur’an’da geçiyor), Arafat’tan, Mina-dan, Müzdelife’den, kudsî olan bütün beldelerden taş toplayıp getirdiler.

    Hz.Adem, Cibril ile diğer meleklerle beraber Beytullah’ı inşa ettiler.
    Beytullah inşa edilince, üst köşede bir taş konacak kadar boşluk kaldı. Taş bulunup oraya konması gerekiyordu. Allah (c.c): “O taşı da Ben cennetten getirtip oraya koyacağım.” ferman etti. Şimdi “Hacerü’l-Esved” dediğimiz taşı cennetten gönderdi ve beytin boş olan yerine koydu.


    Bu “Hacerü’l-Es’ad” taşıydı. Şimdi “Hacerü’l-Esved” diyoruz. “Siyah taş” demektir. O saadetli ve nurlu taş idi ama insanların günahı ona aksede aksede o da siyahlaştı. Hacerü’l-Esved cennetten gelirken, melekler etrafında zırh oldular ki, tâ şeytan nazarı ona isabet etmesin. Şeytanlar Hacerü’l-Esved’i görmek bakmak istediler ama, melekler manevî zırh ve sur oldular ve şeytan bakamadı, göremedi. Hacerü’l-Esved, hiçbir şeytan nazarı isabet etmeden, cennetten getirildi. Cibril-i Emin ve Hz.Adem’in eliyle beraber, Beytullah’ın boş olan yerine koydu.

    Efendimiz (s.a.v): “Kim cennetten gelen ve şeytanın nazar etmediği şeye (yani Hacerü’l-Esved’e) bakarsa, cennete girmek ona vacip olur.”
    Hacerü’l-Esved budur. Bundandır ki, ümmet ona bakmak için bakamasa bile bakma makamında istilam etmek için yarışırlar.
    Efendimiz (s.a.v) bir yerde: “Mana aleminde bana Beytullah arz edildi. Taş taş üstüne Beytullah inşa edildi. Bir yerinde boşluk kaldı. Ben Allah’a sordum, mana aleminde. “O boşluğa hangi taş konacak Ya Rabbi?” Allah bana dedi ki; “Oraya konacak olan taşta sensin Ya Muhammed.”

    Şimdi burada bir incelik vardır. Hz.Adem’in inşa ettiği Beytullah’ın boş olan yerine cennetten gelen Hacerü’l-Esved taşının konmasıyla mana aleminde inşa edilen Beytullah’ın bir yerinde boşluk kalması ve taş olarak onun da Efendimiz (s.a.v) olması arasında münasebet vardır.

    Yani; bir yerde Beytullah taş taş üstüne inşa ediliyor ve cennetten Hacerü’l-Esved taşı oraya getirilip konuyor ve bir yönüyle de her peygamber Allah beytini tamamlamada bir taş mesabesindedir. Peygamber gelmiş bir taş gibi konmuş, diğer bir peygamber daha gelmiş bir taş gibi konmuş ve peygamberlerden müteşekkil bir beyt inşa edilmiş ve bu beytin bir köşesinde boş yer var. Oraya da Hz.Muhammed (a.s.m) getirilip konmuş oluyor.

    Beytullah’ın köşesine konan Hacerü’l-Esved taşı, oraya konan diğer taşlardan farklı olduğu gibi peygamberlik binası olan beytin de köşesine konan Hz.Muhammed (a.s.m) de sair enbiyadan farklıdır. Daha kudsî ve daha mübecceldir.

    Muhtemelen Hz.Adem, Beytullah’ı inşa ederken, Cenab-ı Hakk’ın göndereceği peygamber sayısınca taş kullanmıştır. Her taş Cenabı Hakk’ın göndereceği peygamberleri işaret veya bir peygambere denk olma münasebi içindedir. Bu da çok mühimdir.
    Beytullah bu şekilde inşa edildikten sonra Hz. Adem ve evlatları tavaf ile emredildiler.

    Hz. Adem’le başlayan hac vazifesi bütün peygamber ve ümmetlerine fasl-ı müşterek bir ibadet olarak emredildi ve günümüze kadar devam etti geldi.
    Kabe’yi tavaf etmenin şuurunda olarak hac yapmanız duasıyla…
    Necdet İÇEL



  6. 03.Ocak.2012, 19:21
    3
    Silent and lonely rains

    Mescid-i Haram: Ayet ve hadislerde belirtildiğine göre yeryüzünde insanlara mabed olarak kurulan ilk evdir. Âlemlere uğur, bereket ve hidâyet kaynağı olarak kurulmuştur. Onda açık açık deliller, İbrahim (a.s)'in makamı vardır. Ona giren güvene erer. Yine o, bütün müslümanların kıblesi, Hanîf Dîni'nin sembolüdür. Hac ve Umre sebebiyle tüm dünya müslümanlarının buluşma ve kaynaşma yeri olup ibâdet ve dinin merkezi, duâ ve niyazın kabul edildiği, günahların bağışlandığı yerdir. Yeryüzünde Peygamber eliyle yapılan ilk mabed olma özelliğine de sahiptir (bk. Âlû İmrân, 3/96-97; Buhârî, Enbiyâ, 10, 40; Müslim, Mesâcid, 1, 2; Ahmed b. Hanbel, V, 150, 156, 157, 160, 166).
    İlk bânisi Hz. Âdem olan yeryüzünün ilk ma'bedi Kâbe, uzun zamanın geçmesiyle yıkılmış, âdeta yerle bir olmuştu. Hz. İbrâhim, bu mukaddes binânın tekrar inşası için Cenâb-ı Haktan emir aldı ve oğlu İsmâil'le birlikte derhal çalışmaya koyuldu.
    Kâbe'nin inşâsı tamamlanınca, baba oğul ellerini dergâh-ı İlâhîye açarak şöyle yalvardılar:
    "Ey Rabbimiz! Neslimizden gelen Müslüman ümmet içinden bir peygamber gönder. Ki o, onlara âyetlerini okusun, Kitabı ve hükümlerini öğretsin. Onları günâhlardan temizlesin!" 1
    Bakara Sûresi, 129
    alıntı.

    -----------------------

    HZ. Allah (c.c) Hz.Adem’e: “Yeryüzünde benim bir beytimi inşa et ya Adem!” emrini verince; Hz.Adem; “Ya Rabbi ben beyt nedir, beyt inşa etmek nedir bilmem ki.” dedi. Evet insan bir misalini daha önce görmemiş ise bilemez.

    Bunun üzerine, Hz.Allah Cibril-i Emin ile beraber melekleri, tarif edici ve yardım edici olarak gönderdi. Cibril-i Emin, hakikat-ı hali ile gelerek yeryüzünde, şimdiki Beytullah’ın olduğu yerde kanatları ile Kabe’nin temelini kazdı.
    Cibril-i Emin’in kanatlarını Efendimiz (s.a.v) tarif buyururken: “Kanatları arzla sema arasını dolduruyordu.” diye ifade ederler.

    Biz Beytullah’ın temelinin ne kadar aşağıya doğru indiğini bilmiyoruz. Sonra vazifeli melekler Beytullah’ı inşa etmek için Rahmet Dağı’ndan, Nur Dağı’ndan, Mescid-i Aksa etrafındaki dağlardan, Tur-u Zeyta’dan, Tur-u Teyna’dan (bu tabirler Kur’an’da geçiyor), Arafat’tan, Mina-dan, Müzdelife’den, kudsî olan bütün beldelerden taş toplayıp getirdiler.

    Hz.Adem, Cibril ile diğer meleklerle beraber Beytullah’ı inşa ettiler.
    Beytullah inşa edilince, üst köşede bir taş konacak kadar boşluk kaldı. Taş bulunup oraya konması gerekiyordu. Allah (c.c): “O taşı da Ben cennetten getirtip oraya koyacağım.” ferman etti. Şimdi “Hacerü’l-Esved” dediğimiz taşı cennetten gönderdi ve beytin boş olan yerine koydu.


    Bu “Hacerü’l-Es’ad” taşıydı. Şimdi “Hacerü’l-Esved” diyoruz. “Siyah taş” demektir. O saadetli ve nurlu taş idi ama insanların günahı ona aksede aksede o da siyahlaştı. Hacerü’l-Esved cennetten gelirken, melekler etrafında zırh oldular ki, tâ şeytan nazarı ona isabet etmesin. Şeytanlar Hacerü’l-Esved’i görmek bakmak istediler ama, melekler manevî zırh ve sur oldular ve şeytan bakamadı, göremedi. Hacerü’l-Esved, hiçbir şeytan nazarı isabet etmeden, cennetten getirildi. Cibril-i Emin ve Hz.Adem’in eliyle beraber, Beytullah’ın boş olan yerine koydu.

    Efendimiz (s.a.v): “Kim cennetten gelen ve şeytanın nazar etmediği şeye (yani Hacerü’l-Esved’e) bakarsa, cennete girmek ona vacip olur.”
    Hacerü’l-Esved budur. Bundandır ki, ümmet ona bakmak için bakamasa bile bakma makamında istilam etmek için yarışırlar.
    Efendimiz (s.a.v) bir yerde: “Mana aleminde bana Beytullah arz edildi. Taş taş üstüne Beytullah inşa edildi. Bir yerinde boşluk kaldı. Ben Allah’a sordum, mana aleminde. “O boşluğa hangi taş konacak Ya Rabbi?” Allah bana dedi ki; “Oraya konacak olan taşta sensin Ya Muhammed.”

    Şimdi burada bir incelik vardır. Hz.Adem’in inşa ettiği Beytullah’ın boş olan yerine cennetten gelen Hacerü’l-Esved taşının konmasıyla mana aleminde inşa edilen Beytullah’ın bir yerinde boşluk kalması ve taş olarak onun da Efendimiz (s.a.v) olması arasında münasebet vardır.

    Yani; bir yerde Beytullah taş taş üstüne inşa ediliyor ve cennetten Hacerü’l-Esved taşı oraya getirilip konuyor ve bir yönüyle de her peygamber Allah beytini tamamlamada bir taş mesabesindedir. Peygamber gelmiş bir taş gibi konmuş, diğer bir peygamber daha gelmiş bir taş gibi konmuş ve peygamberlerden müteşekkil bir beyt inşa edilmiş ve bu beytin bir köşesinde boş yer var. Oraya da Hz.Muhammed (a.s.m) getirilip konmuş oluyor.

    Beytullah’ın köşesine konan Hacerü’l-Esved taşı, oraya konan diğer taşlardan farklı olduğu gibi peygamberlik binası olan beytin de köşesine konan Hz.Muhammed (a.s.m) de sair enbiyadan farklıdır. Daha kudsî ve daha mübecceldir.

    Muhtemelen Hz.Adem, Beytullah’ı inşa ederken, Cenab-ı Hakk’ın göndereceği peygamber sayısınca taş kullanmıştır. Her taş Cenabı Hakk’ın göndereceği peygamberleri işaret veya bir peygambere denk olma münasebi içindedir. Bu da çok mühimdir.
    Beytullah bu şekilde inşa edildikten sonra Hz. Adem ve evlatları tavaf ile emredildiler.

    Hz. Adem’le başlayan hac vazifesi bütün peygamber ve ümmetlerine fasl-ı müşterek bir ibadet olarak emredildi ve günümüze kadar devam etti geldi.
    Kabe’yi tavaf etmenin şuurunda olarak hac yapmanız duasıyla…
    Necdet İÇEL






+ Yorum Gönder