Konusunu Oylayın.: İlk cami,ilk mabet,ilk ezan hakkında bilgi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
İlk cami,ilk mabet,ilk ezan hakkında bilgi
  1. 10.Ocak.2010, 18:33
    1
    Misafir

    İlk cami,ilk mabet,ilk ezan hakkında bilgi






    İlk cami,ilk mabet,ilk ezan hakkında bilgi Mumsema ltfn ilk cami ilk mabet ilk ezan hakkında bilgilere ihtiyacım var bana performans ödevim için ilk cami ilk mabet ilk ezan hakkında yardımcı olur musunuz ?


  2. 10.Ocak.2010, 18:33
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    ltfn ilk cami ilk mabet ilk ezan hakkında bilgilere ihtiyacım var bana performans ödevim için ilk cami ilk mabet ilk ezan hakkında yardımcı olur musunuz ?


    Benzer Konular

    - Ezan, mabet ve cami hakkında bilgi

    - El Cami Ne Demektir? El Cami Hakkında Ansiklopedik Bilgi

    - İlk mabet, ilk cami, ilkezan hakkında bilgi

    - İlk mabet hakkında bilgi

    - Dünyada ilk defa yapılan mabet hakkında bilgi

  3. 29.Mayıs.2016, 12:06
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,512
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: İlk cami,ilk mabet,ilk ezan hakkında bilgi




    İslamda ilk mescit kuba mescididir. Dünyada İlk mabet Kabe'dir.
    İSLÂM’DA İLK EZÂN
    Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Nübüvvet ve Risâletinin Mekke döneminde iken, azgın müşriklerin Müslümanlara baskı ve zulümleri sebebiyle ibâdetler gizli yapılıyor, namazlar tenhâ yerlerde edâ ediliyordu. Bu îtibarla, Müslümanları namaz ve ibâdet vakitlerinde bir araya toplamak için herhangi bir dâvet alâmetine ihtiyaç görülmüyordu. Medîne-i Münevvere’ye gelindiğinde, ilk günlerde önceki alışkanlıkla Mü'minler namaz vakitleri yaklaştığı zaman bir araya toplanıp vaktin gelmesini bekliyorlardı. Fakat bir müddet sonra Müslümanlar çoğaldığı, Mekke'deki gibi mâniâlar olmadığı için cemâatin ibâdet mahallinde toplanması ve vaktin geldiğinin haber verilmesi için bir alâmete ihtiyaç hâsıl oldu. Allah Rasûlü (s.a.v.), Mescîd-i Nebevi'nin yapılmasından sonra, bu husûsu Eshâbıyla iştişâre etti. Bâzıları boru çalınmasını, bâzıları çan çalınmasını, bâzıları yüksek bir yerde ateş yakılmasını ileri sürdüler. Bunlar, gayrimüslimlere benzerlikten kaçınmak için uygun görülmedi. Bu arada, Hazreti Ömer (r.a.) yüksek bir yerden nidâ olunmasını teklif etti. Bu fikir kabul edildi. Peygamber Efendimiz'in emriyle Hazreti Bilâl, namaz vakitlerinde "Esselât-ü Câmiatün (Cemaatle namaza)" diye nidâ etmeğe, seslenmeğe başladı. Bu hâl Ensârdan Hazreti Abdullah ibn-i Zeyd'in bir rü'yâsını gelip Rasûlüllah’a (s.a.v.) anlatmasına kadar devam etti. Nihâyet bu zâtın rü'yâsı ve bunu te’yid eden diğer bazı Sahabilerin de gördüğü rü'yâlar üzerine, Ezân-ı Muhammedî, günümüzdeki tertibi ile sünnet kılındı. Hazreti Bilâl'in sesi güzeldi. Rasûlüllah'ın emri üzerine Hazreti Bilâl, 15 Haziran 622 günü Ezân okumağa me’mur edildi ve İslâm’da ilk Ezân okunmuş oldu. Hazreti Bilâl (r.a.) Mescid-i Nebevinin yanıbaşındaki yüksek evin damına çıkar, tatlı sesiyle Ezân okur, Allâh'ın büyüklüğünü îlan ederek, Müslümanları namaza davet ederdi.


  4. 29.Mayıs.2016, 12:06
    2
    Üye



    İslamda ilk mescit kuba mescididir. Dünyada İlk mabet Kabe'dir.
    İSLÂM’DA İLK EZÂN
    Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Nübüvvet ve Risâletinin Mekke döneminde iken, azgın müşriklerin Müslümanlara baskı ve zulümleri sebebiyle ibâdetler gizli yapılıyor, namazlar tenhâ yerlerde edâ ediliyordu. Bu îtibarla, Müslümanları namaz ve ibâdet vakitlerinde bir araya toplamak için herhangi bir dâvet alâmetine ihtiyaç görülmüyordu. Medîne-i Münevvere’ye gelindiğinde, ilk günlerde önceki alışkanlıkla Mü'minler namaz vakitleri yaklaştığı zaman bir araya toplanıp vaktin gelmesini bekliyorlardı. Fakat bir müddet sonra Müslümanlar çoğaldığı, Mekke'deki gibi mâniâlar olmadığı için cemâatin ibâdet mahallinde toplanması ve vaktin geldiğinin haber verilmesi için bir alâmete ihtiyaç hâsıl oldu. Allah Rasûlü (s.a.v.), Mescîd-i Nebevi'nin yapılmasından sonra, bu husûsu Eshâbıyla iştişâre etti. Bâzıları boru çalınmasını, bâzıları çan çalınmasını, bâzıları yüksek bir yerde ateş yakılmasını ileri sürdüler. Bunlar, gayrimüslimlere benzerlikten kaçınmak için uygun görülmedi. Bu arada, Hazreti Ömer (r.a.) yüksek bir yerden nidâ olunmasını teklif etti. Bu fikir kabul edildi. Peygamber Efendimiz'in emriyle Hazreti Bilâl, namaz vakitlerinde "Esselât-ü Câmiatün (Cemaatle namaza)" diye nidâ etmeğe, seslenmeğe başladı. Bu hâl Ensârdan Hazreti Abdullah ibn-i Zeyd'in bir rü'yâsını gelip Rasûlüllah’a (s.a.v.) anlatmasına kadar devam etti. Nihâyet bu zâtın rü'yâsı ve bunu te’yid eden diğer bazı Sahabilerin de gördüğü rü'yâlar üzerine, Ezân-ı Muhammedî, günümüzdeki tertibi ile sünnet kılındı. Hazreti Bilâl'in sesi güzeldi. Rasûlüllah'ın emri üzerine Hazreti Bilâl, 15 Haziran 622 günü Ezân okumağa me’mur edildi ve İslâm’da ilk Ezân okunmuş oldu. Hazreti Bilâl (r.a.) Mescid-i Nebevinin yanıbaşındaki yüksek evin damına çıkar, tatlı sesiyle Ezân okur, Allâh'ın büyüklüğünü îlan ederek, Müslümanları namaza davet ederdi.





+ Yorum Gönder