Konusunu Oylayın.: Yaratılış ile ilgili bilgiler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Yaratılış ile ilgili bilgiler
  1. 25.Aralık.2009, 00:37
    1
    Misafir

    Yaratılış ile ilgili bilgiler






    Yaratılış ile ilgili bilgiler Mumsema Yaratılış nedir Yaratılış ne anlama gelmektedir Yaratılış hakkında ayet ve hadis ışığında bilgiler verir misiniz ?


  2. 25.Aralık.2009, 00:37
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 10.Kasım.2013, 10:02
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,581
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: yaratılış ile ilgili bilgiler




    TARİH: 03.07.2009


    بَدِيعُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ أَنَّى يَكُونُ لَهُ وَلَدٌ وَلَمْ تَكُن لَّهُ صَاحِبَةٌ وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍ وهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
    (En’âm sûresi , 101. ayet)

    İNSANIN YARADILIŞI VE GAYESİ.


    Allah’u Teala Kur’an’ı Kerimde, “Yemin olsun ki biz ademoğlunu şerefli kıldık.”(1) buyurarak insanı övmüş, en üstün vasıflarla ve en güzel surette yarattığını beyan etmiştir. Diğer bütün varlıkları onun emrine vermesiyle de insanlığa çok büyük lütufta bulunmuştur. Bunca övgü ve nimete nail olan insan da birtakım vazifelerle mükellef tutulmuştur. Dünya ve Ahiret saadetine vesile olan bu vazifeleri emreden Yüce Allah; “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”(2) buyurarak yaratılış gayesinin ibadet olduğunu açıkça ifade etmiştir. Dolayısıyla insan başıboş, gayesiz yaratılmış değildir. Yoktan var edilen insan, nereden geldiğini, niçin geldiğini, nereye ve nasıl gideceğini düşünmeli ve böylece hayatın manasını anlamalıdır. İşte o zaman zihinleri meşgul eden, gönüllere taht kuran fani dünyanın geçici zevk ve sefasının değersiz olduğu, öte yandan yalnızca hak ve hakikat uğruna çalışmanın insana fayda vereceği bir kez daha hatırlanmış olacaktır.

    Yüce Rabbimiz emrettiği her şeyi insanın mutluluğu ve saadeti için emretmiştir. Yasakladığı her şeyde yine insanların zarara uğramamalarını gözetmiştir. “Amelce hanginiz daha güzeldir diye sizi imtihan etmek için hem ölümü, hem hayatı yaratan odur.”(3) buyurmasıyla bütün insanlığın hayat boyunca bir imtihan sürecinden geçtiğini haber vermektedir. Ömür ne kadar uzun olursa olsun, insan hangi imkanlara

    sahip olursa olsun ve ne kadar çok yaşarsa yaşasın, vazife yetki ve sorumluluğu ne kadar büyük olursa olsun; bir gün konuşan dillerin susacağına, gören gözlerin görmez hale geleceğine, elde edilen her türlü nimetten uzaklaşılacağına dikkat çeken Allah(c.c) “Her nefis ölümü tadacaktır, sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyiliklerle deneyeceğiz. Hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz.” (4) buyurmakla sorumsuz yaşamanın mümkün olmadığını hatırlatmıştır.

    İnsan, ilahi emir ve yasaklara çok iyi kulak vermeli, yaşanacak hayat için Kur’an’ı Kerim’den- ilham -almalıdır. Nasıl yaşanması gerektiğini Kur’an’ı Kerim’de açıklayan Allah’ü Zülcelal hazretleri, inanan ve güzel amel işleyen kimseleri---altlarından---ırmaklar-- akan Cennetlerine yerleştirmekle--müjdelerken;-nefsin--ve şeytanın esiri olanları, Allahın emirlerini çiğneyenleri- de- aşağıların-aşağısına yuvarlamakla-cezalandıracağını açıklamıştır.
    Netice olarak şu hususa dikkat etmek gerekir ki; yaratılış gayesindeki kulluk ve ibadet anlayışı, sadece hacı-hoca, yaşlı-emekli, fakir-yoksul gibi belli zümreler için tahsis edilmiş değildir. Bakara suresinin 21. ayetinde “Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize itaat ediniz ki takva sahibi olasınız.” buyurarak, bütün bu farklı anlayışları ortadan kaldırıp hiç bir ayrım yapmadan, sorumluluk taşıyan bütün insanları iman ve ibadetle mükellef kılmaktadır.
    Hutbemizi bir hadisi şerif mealiyle bitirmek istiyorum. “Allah’u Teâlâ sizin şekillerinize, soyunuza ve mallarınıza asla değer vermez, ancak kalplerinize ve amellerinize değer verir.”(5)

    HAZIRLAYAN: Zafer TÜRK

    1- İsra: 70
    2- Zariyat: 56
    3- Mülk: 2
    4- Enbiya:35
    5- Muhtarül-Ehadiye:270


    KÂİNATIN YARATILIŞI HAKKINDA BİLGİ


    Kâinatın yaratılmasında sırlı hikmetler vardır. Her şey nizam ve intizam içinde yaratılmıştır. Kâinatın yaratılışını, âlemin sırlarını inceden inceye keşfetmek, anlamak mümkün değildir. Her sanatın bir ustası olduğu gibi bütün alem ve alemin içerisinde var olan cümle varlıkların yaratıcısı da Yüce Allah’tır. Kâinatta hiçbir şey tesadüfî değildir. Nasıl insanın beyni bütün vücuda hükmediyorsa bizleri yoktan var eden Allah (c.c) bütün alemlere hükmetmektedir. Bu alem, hadistir yani sonradan yaratılmıştır. Yaratılanların hepsi bir sebep ve hikmet için yaratılmıştır. Yaratılan her şeyin bir başlangıcı ve sonu vardır. Kâinat ve kâinat içinde mevcut bulunan, bilinen ve bilinmeyen, görünen ve görünmeyen bütün varlıklar, Allah’ın sonsuz güç ve sonsuz kuvvetini haykırmaktadır. Bütün varlıkların işleyiş düzenlerini, işleyiş kanunlarını Allah koymuştur. Yerlerin, göklerin ve içindekilerin nizam ve intizamı mükemmeldir. En ufak bir düzensizlik, dengesizlik ve en ufak bir sapma yoktur. Eğer böyle olmuş olsaydı, kâinat ve kâinatın içindekiler yok olurdu.


  4. 10.Kasım.2013, 10:02
    2
    Moderatör



    TARİH: 03.07.2009


    بَدِيعُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ أَنَّى يَكُونُ لَهُ وَلَدٌ وَلَمْ تَكُن لَّهُ صَاحِبَةٌ وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍ وهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
    (En’âm sûresi , 101. ayet)

    İNSANIN YARADILIŞI VE GAYESİ.


    Allah’u Teala Kur’an’ı Kerimde, “Yemin olsun ki biz ademoğlunu şerefli kıldık.”(1) buyurarak insanı övmüş, en üstün vasıflarla ve en güzel surette yarattığını beyan etmiştir. Diğer bütün varlıkları onun emrine vermesiyle de insanlığa çok büyük lütufta bulunmuştur. Bunca övgü ve nimete nail olan insan da birtakım vazifelerle mükellef tutulmuştur. Dünya ve Ahiret saadetine vesile olan bu vazifeleri emreden Yüce Allah; “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”(2) buyurarak yaratılış gayesinin ibadet olduğunu açıkça ifade etmiştir. Dolayısıyla insan başıboş, gayesiz yaratılmış değildir. Yoktan var edilen insan, nereden geldiğini, niçin geldiğini, nereye ve nasıl gideceğini düşünmeli ve böylece hayatın manasını anlamalıdır. İşte o zaman zihinleri meşgul eden, gönüllere taht kuran fani dünyanın geçici zevk ve sefasının değersiz olduğu, öte yandan yalnızca hak ve hakikat uğruna çalışmanın insana fayda vereceği bir kez daha hatırlanmış olacaktır.

    Yüce Rabbimiz emrettiği her şeyi insanın mutluluğu ve saadeti için emretmiştir. Yasakladığı her şeyde yine insanların zarara uğramamalarını gözetmiştir. “Amelce hanginiz daha güzeldir diye sizi imtihan etmek için hem ölümü, hem hayatı yaratan odur.”(3) buyurmasıyla bütün insanlığın hayat boyunca bir imtihan sürecinden geçtiğini haber vermektedir. Ömür ne kadar uzun olursa olsun, insan hangi imkanlara

    sahip olursa olsun ve ne kadar çok yaşarsa yaşasın, vazife yetki ve sorumluluğu ne kadar büyük olursa olsun; bir gün konuşan dillerin susacağına, gören gözlerin görmez hale geleceğine, elde edilen her türlü nimetten uzaklaşılacağına dikkat çeken Allah(c.c) “Her nefis ölümü tadacaktır, sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyiliklerle deneyeceğiz. Hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz.” (4) buyurmakla sorumsuz yaşamanın mümkün olmadığını hatırlatmıştır.

    İnsan, ilahi emir ve yasaklara çok iyi kulak vermeli, yaşanacak hayat için Kur’an’ı Kerim’den- ilham -almalıdır. Nasıl yaşanması gerektiğini Kur’an’ı Kerim’de açıklayan Allah’ü Zülcelal hazretleri, inanan ve güzel amel işleyen kimseleri---altlarından---ırmaklar-- akan Cennetlerine yerleştirmekle--müjdelerken;-nefsin--ve şeytanın esiri olanları, Allahın emirlerini çiğneyenleri- de- aşağıların-aşağısına yuvarlamakla-cezalandıracağını açıklamıştır.
    Netice olarak şu hususa dikkat etmek gerekir ki; yaratılış gayesindeki kulluk ve ibadet anlayışı, sadece hacı-hoca, yaşlı-emekli, fakir-yoksul gibi belli zümreler için tahsis edilmiş değildir. Bakara suresinin 21. ayetinde “Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize itaat ediniz ki takva sahibi olasınız.” buyurarak, bütün bu farklı anlayışları ortadan kaldırıp hiç bir ayrım yapmadan, sorumluluk taşıyan bütün insanları iman ve ibadetle mükellef kılmaktadır.
    Hutbemizi bir hadisi şerif mealiyle bitirmek istiyorum. “Allah’u Teâlâ sizin şekillerinize, soyunuza ve mallarınıza asla değer vermez, ancak kalplerinize ve amellerinize değer verir.”(5)

    HAZIRLAYAN: Zafer TÜRK

    1- İsra: 70
    2- Zariyat: 56
    3- Mülk: 2
    4- Enbiya:35
    5- Muhtarül-Ehadiye:270


    KÂİNATIN YARATILIŞI HAKKINDA BİLGİ


    Kâinatın yaratılmasında sırlı hikmetler vardır. Her şey nizam ve intizam içinde yaratılmıştır. Kâinatın yaratılışını, âlemin sırlarını inceden inceye keşfetmek, anlamak mümkün değildir. Her sanatın bir ustası olduğu gibi bütün alem ve alemin içerisinde var olan cümle varlıkların yaratıcısı da Yüce Allah’tır. Kâinatta hiçbir şey tesadüfî değildir. Nasıl insanın beyni bütün vücuda hükmediyorsa bizleri yoktan var eden Allah (c.c) bütün alemlere hükmetmektedir. Bu alem, hadistir yani sonradan yaratılmıştır. Yaratılanların hepsi bir sebep ve hikmet için yaratılmıştır. Yaratılan her şeyin bir başlangıcı ve sonu vardır. Kâinat ve kâinat içinde mevcut bulunan, bilinen ve bilinmeyen, görünen ve görünmeyen bütün varlıklar, Allah’ın sonsuz güç ve sonsuz kuvvetini haykırmaktadır. Bütün varlıkların işleyiş düzenlerini, işleyiş kanunlarını Allah koymuştur. Yerlerin, göklerin ve içindekilerin nizam ve intizamı mükemmeldir. En ufak bir düzensizlik, dengesizlik ve en ufak bir sapma yoktur. Eğer böyle olmuş olsaydı, kâinat ve kâinatın içindekiler yok olurdu.





+ Yorum Gönder