Konusunu Oylayın.: Namazda okunan "Biz sana Kevser'i verdik" gibi ayetlerin mantığı nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Namazda okunan "Biz sana Kevser'i verdik" gibi ayetlerin mantığı nedir?
  1. 20.Eylül.2013, 01:37
    1
    Misafir

    Namazda okunan "Biz sana Kevser'i verdik" gibi ayetlerin mantığı nedir?

  2. 20.Eylül.2013, 16:00
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Namazda okunan "Biz sana Kevser'i verdik" gibi ayetlerin mantığı nedir?




    Namazda okunan "Biz sana Kevser'i verdik" gibi ayetlerin mantığı nedir?


    Evvela namaz kılan bir kimsenin sürekli okumak zorunda olduğu ayetler Fatiha suresidir. Fatiha’nın kulluk şuuruyla yakından ilgili olduğu açıktır. Geriye kalan surelerden kişi istediğini okuyabilir. Hatta Şafii mezhebinde zamm-ı sure okumasa da olur. Şayet okursa, kendisine ders verdiğini düşündüğü ayetleri ezberlemeli ve namazda onları okumalıdır. Mesela, İhlas, Felak, Nas surelerini her zaman okuyabilir.

    - Bir kimsenin kendisine yönelik bir ders çıkaramadığı sure ve ayetlerin başkaları için de bir şey ifade etmediği anlamına gelmez. Kur’an ilahi bir sofradır, herkes kendi zevkine göre meyvelerini koparabilir.

    - Bununla beraber, Kur’an’da bir ders vermeyen bir tek ayet yoktur. Yeter ki kişi, onu kavrayacak seviyeye ulaşsın.

    Mesela, Kevser suresinin;

    “Kuşkusuz biz sana Kevser'i verdik” mealindeki ayeti, insanların en çok muhtaç olduğu ahiret hayatındaki kevser havuzunu hatırlatıyor. Kevser hayr-ı kesir (çok hayır ve iyilik ve güzellik” manasına geldiği için, bu ayeti okuyan kimse, Allah’ın her zaman kendisine iyilik yapabileceğini, sıkıntılardan kurtarabileceğini düşünüp büyük bir moral depolar.

    Keza kişi, “Şimdi sen Rabbine kulluk et ve kurban kes” emri karşısında kulluk görevlerini düşünür. Zira Hz. Peygambere hitaben gelen bu ayetler aynı zamanda ümmet için de geçerlidir. Zaten bir kaç tane hususi işler dışında Kur’an baştan başa bütün insanlara hitap etmektedir. Nüzul sebebinin hususi olması, mananın umumi olmasına engel olmadığı gibi, efendimize yapılan hitapların hususiliği de umuma olan mananın yönüne engel değildir.

    Buna göre, Hz. Peygambere yapılan bu emir, şartlara haiz her mümine yapılan bir emirdir. Bu ayeti okuyan kimse, kendini bu emre muhatap sayabilir ve namaz kılmanın kurban kesmenin büyük bir kulluk görevi olduğunu düşünüp ona göre hareket eder.

    Bunun gibi, “Asıl sonu kesik olan, şüphesiz sana hınç/kin besleyendir'' mealindeki ayetten alınması gereken bir çok dersler vardır. Evet, bu ayette, bir yandan Hz. Peygambere karşı yapılacak saygısızlığın faturasının pek ağır olacağını düşünür, kendini ona göre ayarlar. Sonra, Resulullah’ın düşmanlarının akıbetlerinin hüsran olacağını düşünüp içinde bulunduğu sıkıntılarından kurtulur.

    Bu gün bile, dünyanın her tarafından İslam’a ve Müslümanlara karşı yapılan saldırıların arka planında, Hz. Peygambere olan kin yatıyor. Demek ki bunların hüsranları da yakındır.. diye düşünmek gerekir.

    - Ayrıca, ayetler arasında önemli bir bağlantı vardır. Birinci ayette zikredilen “hayr-ı kesir” Hz. Peygambere verilen nübüvvet, ümmet gibi nimetleri de ihtiva etmektedir.

    Ardından gelen ayette namaz ve kurbanın emredilmesi gösteriyor ki, insanların yapacağı bütün ibadetler, Allah’ın daha önce verdiği nimetlerinin bir şükrüdür, bir karşılığıdır ve bu sebeple cennet sadece onun rahmetinin bir ikramıdır. Her insan bu sureyi okuduğu zaman, Allah’ın kendisine yaptığı bunca ikram ve ihsanlar karşısında kulluk görevini hakkıyla yapmak zorunda olduğu ve bunun aynı zaman da bir vicdan borcu olduğunu düşünmelidir..

    Bu hususlar, bizim gibi insanların bildiği şeylerdir. Evliyaların bu sureden anladıkları sırların haddi hesabı yoktur.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  3. 20.Eylül.2013, 16:00
    2
    Devamlı Üye



    Namazda okunan "Biz sana Kevser'i verdik" gibi ayetlerin mantığı nedir?


    Evvela namaz kılan bir kimsenin sürekli okumak zorunda olduğu ayetler Fatiha suresidir. Fatiha’nın kulluk şuuruyla yakından ilgili olduğu açıktır. Geriye kalan surelerden kişi istediğini okuyabilir. Hatta Şafii mezhebinde zamm-ı sure okumasa da olur. Şayet okursa, kendisine ders verdiğini düşündüğü ayetleri ezberlemeli ve namazda onları okumalıdır. Mesela, İhlas, Felak, Nas surelerini her zaman okuyabilir.

    - Bir kimsenin kendisine yönelik bir ders çıkaramadığı sure ve ayetlerin başkaları için de bir şey ifade etmediği anlamına gelmez. Kur’an ilahi bir sofradır, herkes kendi zevkine göre meyvelerini koparabilir.

    - Bununla beraber, Kur’an’da bir ders vermeyen bir tek ayet yoktur. Yeter ki kişi, onu kavrayacak seviyeye ulaşsın.

    Mesela, Kevser suresinin;

    “Kuşkusuz biz sana Kevser'i verdik” mealindeki ayeti, insanların en çok muhtaç olduğu ahiret hayatındaki kevser havuzunu hatırlatıyor. Kevser hayr-ı kesir (çok hayır ve iyilik ve güzellik” manasına geldiği için, bu ayeti okuyan kimse, Allah’ın her zaman kendisine iyilik yapabileceğini, sıkıntılardan kurtarabileceğini düşünüp büyük bir moral depolar.

    Keza kişi, “Şimdi sen Rabbine kulluk et ve kurban kes” emri karşısında kulluk görevlerini düşünür. Zira Hz. Peygambere hitaben gelen bu ayetler aynı zamanda ümmet için de geçerlidir. Zaten bir kaç tane hususi işler dışında Kur’an baştan başa bütün insanlara hitap etmektedir. Nüzul sebebinin hususi olması, mananın umumi olmasına engel olmadığı gibi, efendimize yapılan hitapların hususiliği de umuma olan mananın yönüne engel değildir.

    Buna göre, Hz. Peygambere yapılan bu emir, şartlara haiz her mümine yapılan bir emirdir. Bu ayeti okuyan kimse, kendini bu emre muhatap sayabilir ve namaz kılmanın kurban kesmenin büyük bir kulluk görevi olduğunu düşünüp ona göre hareket eder.

    Bunun gibi, “Asıl sonu kesik olan, şüphesiz sana hınç/kin besleyendir'' mealindeki ayetten alınması gereken bir çok dersler vardır. Evet, bu ayette, bir yandan Hz. Peygambere karşı yapılacak saygısızlığın faturasının pek ağır olacağını düşünür, kendini ona göre ayarlar. Sonra, Resulullah’ın düşmanlarının akıbetlerinin hüsran olacağını düşünüp içinde bulunduğu sıkıntılarından kurtulur.

    Bu gün bile, dünyanın her tarafından İslam’a ve Müslümanlara karşı yapılan saldırıların arka planında, Hz. Peygambere olan kin yatıyor. Demek ki bunların hüsranları da yakındır.. diye düşünmek gerekir.

    - Ayrıca, ayetler arasında önemli bir bağlantı vardır. Birinci ayette zikredilen “hayr-ı kesir” Hz. Peygambere verilen nübüvvet, ümmet gibi nimetleri de ihtiva etmektedir.

    Ardından gelen ayette namaz ve kurbanın emredilmesi gösteriyor ki, insanların yapacağı bütün ibadetler, Allah’ın daha önce verdiği nimetlerinin bir şükrüdür, bir karşılığıdır ve bu sebeple cennet sadece onun rahmetinin bir ikramıdır. Her insan bu sureyi okuduğu zaman, Allah’ın kendisine yaptığı bunca ikram ve ihsanlar karşısında kulluk görevini hakkıyla yapmak zorunda olduğu ve bunun aynı zaman da bir vicdan borcu olduğunu düşünmelidir..

    Bu hususlar, bizim gibi insanların bildiği şeylerdir. Evliyaların bu sureden anladıkları sırların haddi hesabı yoktur.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder