Konusunu Oylayın.: Gusül abdestinde bu şekilde tüm tırnakların içlerini yıkamalı mıyız?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Gusül abdestinde bu şekilde tüm tırnakların içlerini yıkamalı mıyız?
  1. 14.Ocak.2012, 18:16
    1
    Misafir

    Gusül abdestinde bu şekilde tüm tırnakların içlerini yıkamalı mıyız?






    Gusül abdestinde bu şekilde tüm tırnakların içlerini yıkamalı mıyız? Mumsema hayırlı akşamlar.gusul abdesti aldıktan sonra ayak ve el tırnaklarımın (uzayan kısmını) yıkamadığımı farkettim.daha sonra gusulde unutulan bir yer akla gelince orası yıkanılsa gusul geçerli olduğunu hatırladım ve ayak,el tırnaklarımı diğer elimle ayırarak (uzayan) kısmına su tuttum.

    benim sorum şu : acaba gusül abdestinde bu şekilde tüm tırnakların içlerini yıkamalı mıyız?
    (not: tırnak çok uzun ve gözle görülen kir olmadığı halde)

    ve en son sorum: gusül abdestim geçerli olmuş mudur?


  2. 14.Ocak.2012, 18:16
    1
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir



    hayırlı akşamlar.gusul abdesti aldıktan sonra ayak ve el tırnaklarımın (uzayan kısmını) yıkamadığımı farkettim.daha sonra gusulde unutulan bir yer akla gelince orası yıkanılsa gusul geçerli olduğunu hatırladım ve ayak,el tırnaklarımı diğer elimle ayırarak (uzayan) kısmına su tuttum.

    benim sorum şu : acaba gusül abdestinde bu şekilde tüm tırnakların içlerini yıkamalı mıyız?
    (not: tırnak çok uzun ve gözle görülen kir olmadığı halde)

    ve en son sorum: gusül abdestim geçerli olmuş mudur?


    Benzer Konular

    - Gusül abdesti alırken tırnakların altını yıkamalımıyız

    - Gusül alırken tırnakların içini temizlemek gerekir mi

    - Abdest alırken her seferinde mutlaka ayak yıkamalı mıyız?

    - Gusül esnasında burun içi ağız içi kulak içigini yıkamalı mıyız ?

    - Abdest alırken ayaklarımı mest mi etmeliyiz yoksa yıkamalı mıyız?

  3. 15.Ocak.2012, 18:52
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Gusül abdestinde bu şekilde tüm tırnakların içlerini yıkamalı mıyız?




    Guslün (boy abdestinin) fazları:

    Hanefî mezhebine göre guslün farzı üçtür :

    1. Ağza su verip çalkalamak,

    2. Burna su çekip yıkanmasını sağlamak,

    3. Bedenin her tarafını kuru yer kalmayacak biçimde yıkamak.

    Ağız ve burnu yıkamanın ölçü ve sınırı, ağza bol su verip çalkalamak, buruna bol su verip genize kadar çıkmasını sağlamaktır.

    Belirtilen şekil, yıkayıp temizlemenin sünnete uygun olanıdır. Bunun dışında konuyu inceleyecek olursak, cünüp kimsenin sadece ağzına su alıp çalkalamadan onu içse bile yine de ağzını yıkamış sayılır. Böylece farz olan guslü yerine gelmiş olur. Yeter ki ağza alınan su ağzın her tarafını ıslatmış olsun. O halde suyun çok az bulunduğu veya havanın fazla soğuk olduğu veya olağanüstü bir durum meydana geldiği vakitlerde ağza bir yudum su alıp onunla yetinmek caizdir. Normal vakit ve şartlarda Sünnete uygun ideal şeklini yapmak çok daha faziletlidir.

    Aynı meseleye Fetevâ-yı Hindiyye, Bedâyi' ve Bahrirâik'de yer verilmiştir. Dişler arasındaki ufak kırıntılar suyun dibe nüfuz etmesine engel bile olsa yine de farz yerine gelmiş sayılır. Ne var ki ihtiyata uygun olanı, dişler arasındaki kırıntıları çıkarıp ağzı öylece yıkamaktır. Fethulkadîr'de özellikle bu husus üzerinde durulmuş ve ihtiyata uygun olduğu belirtilmiştir.

    Bunun için burun deliklerinde kuruyup kalan sümük bol su ile temizlenmelidir. Aksi halde guslün yerine gelmesine engel sayılır.

    Deriye yapışan maddeler ve vücut kirleri:

    Abdest konusunda olduğu gibi, gusülde de suyun deriye geçmesine engel olan maddeler önceden giderilmelidir. Aksi halde yapılan guslü yerine gelmemiş olur.

    Örneğin tırnak üzerinde kuruyup kalan hamur, sürülen oje ve benzeri maddeler suyun alta geçmesine engel teşkil eder. Gusülden önce bunların giderilmesi gerekir. Yağlı boya niteliğinde olmayan normal kir, suyun geçmesini engellemez. Sabunsuz su ile yıkanan bir organda hâlâ kirin izine rastlanıyorsa, bu guslün yerine gelmesine engel sayılmamıştır. Çünkü su deriye nüfuz etmiştir. Ancak Sünnete uygun olanı, bu tür kirleri iyice yıkadıktan sonra gusletmektir. Bu konuda şehirli ile köylü aynıdır.

    Tırnak aralarına giren çamur, toprak da böyledir. Derici ve boyacının tırnaklarına ve tırnak altlarına bulaşan boya ve benzeri şeyler, suyun geçmesini engellerse de, ilim adamlarının çoğu bunda zorluk bulunduğunu dikkate alarak cevaz vermişlerdir. O halde bu konuda da zaruri (kaçınılması çok zor) halleri genel hükmün dışında tutmak gerekir. Çünkü Şer'î kaidelerde bu kapıyı açık tutmuştur.

    Ama deriye yapışan balık pulu, çiğnenmiş ekmek parçası kuruyup suyun geçmesini engelliyorsa, o takdirde bunları gidermek lâzımdır. Çünkü bunlardan kaçınmak mümkündür, zarurî bir durum mevcut değildir.

    Bunun dışında pire ve sinek pisliğinden genellikle kurtulmak mümkün olmadığı için deri üzerinde yapışıp kalmaları gusle engel sayılmamıştır. Bununla beraber iyice yıkanıp temizlenmesi Sünnet gereğidir. El-Muhit ve Fetevâ-yı Hindiyye'de bu konuya yer verilmiştir.

    Çiçek ve egzama gibi bir hastalıktan dolayı deri üzerinde meydana gelen kabuklar kabarık bir vaziyette olup kenarları deriye bitişikse gusle mâni' sayılmaz. Yıkandıktan sonra bu kabuklar kalkar ya da dökülürse guslü yeniden yapmayı gerektirmez.

    Abdestte olduğu gibi gusülde de suyu gözlerin içine ulaştırmaya lüzum yoktur. Serahsî'nin Muhitinde ve" Fetevâ-yı Hindiyye'de buna cevaz verilmiştir.

    Gusül abdesti alırken, örgülü olan saçların iç kısımlarının, kulaktaki küpe deliğinin ve yüzüklerin altının yıkanması:

    Kadın guslederken kullandığı su saçlarının altına nüfuz ediyorsa, örgülerini çözmeye ve suyu ona tam nüfuz ettirmeye gerek yoktur. Hattâ örgülü bulunan saçlarının uçlarını olduğu gibi yıkanmadık bırakmasına cevaz verilmiştir. Ne var ki guslederken saçları iyice yıkamak guslün adabına daha uygundur. Sahih olan görüş budur. Hidâye, Muhit, Bahrirâik ve Fetevâ-yı Hindiyye'de de bu husus açıklanmıştır.

    Ama kadının saçları çözük vaziyette ise suyun arasına girdirilmesi vâcibdir. Erkeklerin de suyu saç ve sakal arasına girdirmesi vâcibdir. Kadınlara özenip saçlarını örgüleyen erkekler, guslederken bu örgüyü çözüp suyu saçlarının arasına girdirmesi vâcibdir. Çünkü örgü kadınlara mahsus bir süstür.

    Kulaktaki küpeleri, parmaktaki yüzüğü guslederken oynatmak ve böylece suyun alta nüfuz etmesini sağlamak vâcibdir. Delik bulunan kulakta küpe takılı olmadığı takdirde, suyun deliğin ön kısmına girmesini sağlayacak biçimde kulağı yıkamak gerekir. Bu hususta fazla bir külfete gerek yoktur. Bahrirâik, Bedayi' ve Fetevâ-yı Hindiyye'de de aynı husus açıklanmıştır.

    Gusül abdesti alırken göbek çukurunu yıkamak:

    Guslederken göbek çukuruna suyun girmesini sağlamak, bunun için parmağı kullanmak vâcibdir. Tabii bu konuda da fazla bir külfete katlanmaya gerek yoktur. Serahsî'nin Muhit'inde ve Fetevâ-yı Hindiyye'de buna açıklık getirilmiştir.

    Sünnet edilmedik kalan derinin altına su girmeyecek olursa, Serahsî'nin El-Muhit'inde guslün sıhhatini bozmayacağı belirtilmiş; Tatarhaniyye'de bu görüşün muhtar olduğu kaydedilmiştir. Ancak ne var ki guslederken bu derinin altına su geçirmek müstehabdır. Fethulkadîr'de de aynı mesele anlatılmış ve böyle yapmanın müstehab olduğu açıklanmıştır.
    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/50-52.
    [


  4. 15.Ocak.2012, 18:52
    2
    Silent and lonely rains



    Guslün (boy abdestinin) fazları:

    Hanefî mezhebine göre guslün farzı üçtür :

    1. Ağza su verip çalkalamak,

    2. Burna su çekip yıkanmasını sağlamak,

    3. Bedenin her tarafını kuru yer kalmayacak biçimde yıkamak.

    Ağız ve burnu yıkamanın ölçü ve sınırı, ağza bol su verip çalkalamak, buruna bol su verip genize kadar çıkmasını sağlamaktır.

    Belirtilen şekil, yıkayıp temizlemenin sünnete uygun olanıdır. Bunun dışında konuyu inceleyecek olursak, cünüp kimsenin sadece ağzına su alıp çalkalamadan onu içse bile yine de ağzını yıkamış sayılır. Böylece farz olan guslü yerine gelmiş olur. Yeter ki ağza alınan su ağzın her tarafını ıslatmış olsun. O halde suyun çok az bulunduğu veya havanın fazla soğuk olduğu veya olağanüstü bir durum meydana geldiği vakitlerde ağza bir yudum su alıp onunla yetinmek caizdir. Normal vakit ve şartlarda Sünnete uygun ideal şeklini yapmak çok daha faziletlidir.

    Aynı meseleye Fetevâ-yı Hindiyye, Bedâyi' ve Bahrirâik'de yer verilmiştir. Dişler arasındaki ufak kırıntılar suyun dibe nüfuz etmesine engel bile olsa yine de farz yerine gelmiş sayılır. Ne var ki ihtiyata uygun olanı, dişler arasındaki kırıntıları çıkarıp ağzı öylece yıkamaktır. Fethulkadîr'de özellikle bu husus üzerinde durulmuş ve ihtiyata uygun olduğu belirtilmiştir.

    Bunun için burun deliklerinde kuruyup kalan sümük bol su ile temizlenmelidir. Aksi halde guslün yerine gelmesine engel sayılır.

    Deriye yapışan maddeler ve vücut kirleri:

    Abdest konusunda olduğu gibi, gusülde de suyun deriye geçmesine engel olan maddeler önceden giderilmelidir. Aksi halde yapılan guslü yerine gelmemiş olur.

    Örneğin tırnak üzerinde kuruyup kalan hamur, sürülen oje ve benzeri maddeler suyun alta geçmesine engel teşkil eder. Gusülden önce bunların giderilmesi gerekir. Yağlı boya niteliğinde olmayan normal kir, suyun geçmesini engellemez. Sabunsuz su ile yıkanan bir organda hâlâ kirin izine rastlanıyorsa, bu guslün yerine gelmesine engel sayılmamıştır. Çünkü su deriye nüfuz etmiştir. Ancak Sünnete uygun olanı, bu tür kirleri iyice yıkadıktan sonra gusletmektir. Bu konuda şehirli ile köylü aynıdır.

    Tırnak aralarına giren çamur, toprak da böyledir. Derici ve boyacının tırnaklarına ve tırnak altlarına bulaşan boya ve benzeri şeyler, suyun geçmesini engellerse de, ilim adamlarının çoğu bunda zorluk bulunduğunu dikkate alarak cevaz vermişlerdir. O halde bu konuda da zaruri (kaçınılması çok zor) halleri genel hükmün dışında tutmak gerekir. Çünkü Şer'î kaidelerde bu kapıyı açık tutmuştur.

    Ama deriye yapışan balık pulu, çiğnenmiş ekmek parçası kuruyup suyun geçmesini engelliyorsa, o takdirde bunları gidermek lâzımdır. Çünkü bunlardan kaçınmak mümkündür, zarurî bir durum mevcut değildir.

    Bunun dışında pire ve sinek pisliğinden genellikle kurtulmak mümkün olmadığı için deri üzerinde yapışıp kalmaları gusle engel sayılmamıştır. Bununla beraber iyice yıkanıp temizlenmesi Sünnet gereğidir. El-Muhit ve Fetevâ-yı Hindiyye'de bu konuya yer verilmiştir.

    Çiçek ve egzama gibi bir hastalıktan dolayı deri üzerinde meydana gelen kabuklar kabarık bir vaziyette olup kenarları deriye bitişikse gusle mâni' sayılmaz. Yıkandıktan sonra bu kabuklar kalkar ya da dökülürse guslü yeniden yapmayı gerektirmez.

    Abdestte olduğu gibi gusülde de suyu gözlerin içine ulaştırmaya lüzum yoktur. Serahsî'nin Muhitinde ve" Fetevâ-yı Hindiyye'de buna cevaz verilmiştir.

    Gusül abdesti alırken, örgülü olan saçların iç kısımlarının, kulaktaki küpe deliğinin ve yüzüklerin altının yıkanması:

    Kadın guslederken kullandığı su saçlarının altına nüfuz ediyorsa, örgülerini çözmeye ve suyu ona tam nüfuz ettirmeye gerek yoktur. Hattâ örgülü bulunan saçlarının uçlarını olduğu gibi yıkanmadık bırakmasına cevaz verilmiştir. Ne var ki guslederken saçları iyice yıkamak guslün adabına daha uygundur. Sahih olan görüş budur. Hidâye, Muhit, Bahrirâik ve Fetevâ-yı Hindiyye'de de bu husus açıklanmıştır.

    Ama kadının saçları çözük vaziyette ise suyun arasına girdirilmesi vâcibdir. Erkeklerin de suyu saç ve sakal arasına girdirmesi vâcibdir. Kadınlara özenip saçlarını örgüleyen erkekler, guslederken bu örgüyü çözüp suyu saçlarının arasına girdirmesi vâcibdir. Çünkü örgü kadınlara mahsus bir süstür.

    Kulaktaki küpeleri, parmaktaki yüzüğü guslederken oynatmak ve böylece suyun alta nüfuz etmesini sağlamak vâcibdir. Delik bulunan kulakta küpe takılı olmadığı takdirde, suyun deliğin ön kısmına girmesini sağlayacak biçimde kulağı yıkamak gerekir. Bu hususta fazla bir külfete gerek yoktur. Bahrirâik, Bedayi' ve Fetevâ-yı Hindiyye'de de aynı husus açıklanmıştır.

    Gusül abdesti alırken göbek çukurunu yıkamak:

    Guslederken göbek çukuruna suyun girmesini sağlamak, bunun için parmağı kullanmak vâcibdir. Tabii bu konuda da fazla bir külfete katlanmaya gerek yoktur. Serahsî'nin Muhit'inde ve Fetevâ-yı Hindiyye'de buna açıklık getirilmiştir.

    Sünnet edilmedik kalan derinin altına su girmeyecek olursa, Serahsî'nin El-Muhit'inde guslün sıhhatini bozmayacağı belirtilmiş; Tatarhaniyye'de bu görüşün muhtar olduğu kaydedilmiştir. Ancak ne var ki guslederken bu derinin altına su geçirmek müstehabdır. Fethulkadîr'de de aynı mesele anlatılmış ve böyle yapmanın müstehab olduğu açıklanmıştır.
    Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/50-52.
    [





+ Yorum Gönder