Konusunu Oylayın.: Mezheplere göre kadına dokunmanın abdesti bozup bozmayacağına dair delilleri nelerdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Mezheplere göre kadına dokunmanın abdesti bozup bozmayacağına dair delilleri nelerdir?
  1. 19.Mayıs.2011, 07:19
    1
    Misafir

    Mezheplere göre kadına dokunmanın abdesti bozup bozmayacağına dair delilleri nelerdir?






    Mezheplere göre kadına dokunmanın abdesti bozup bozmayacağına dair delilleri nelerdir? Mumsema Mezheplere göre kadına dokunmanın abdesti bozup bozmayacağına dair delilleri nelerdir?


  2. 19.Mayıs.2011, 07:56
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Mezheplere göre kadına dokunmanın abdesti bozup bozmayacağına dair delilleri nelerdir?




    Kadının tenine dokunmak: Hanefîlere göre fahiş mübaşeret hâlinde kadının tenine dokunulması abdesti bozar. Maliki ve Hanbelîlere göre, lezzet veya şehvet duyulması hâlinde, erkek ve kadının tenlerinin birbirine teması ile; Şafiflere göre ise, erkek ve kadının tenlerinin mücerret birbirine temas etmesi ile -şehvetsiz dahi olsa- dokunanın da, kendisine dokunulanın da abdesti bozulur.
    Konu ile ilgili mezheplerin görüşlerinin tafsilâtı aşağıda verilmiştir:
    Hanefîlere göre: Fahiş mübaşeret ile abdest bozulur. Fahiş mübaşeret, erkeklik organının sertleşmesi ile birlikte vücudun, hararetini önleyen her hangi bir engel olmaksızın birbirine değmesi veya aralannda elbise bulunmaksızın bir ıslaklık da görülmeksizin erkeğin kadının tenine şehvetle temas etmesi ve bundan dolayı da organının sertleşmesidir.
    Malikîlere göre: Baliğ olan abdestli bir kimsenin âdeten kendisinden lezzet alınan -erkek veya dişi olsun- bir kişiye dokunması ile abdesti bozulur. Kendisine dokunulan kişi baliğ olmasa dahi böyledir. Aynı zamanda bu dokunma ister kişinin kendi zevcesine, ister yabancı birisine, isterse de mahrem olan birisine olsun. Dokunma ister tırnağa, isterse de saça olsun, ister elbise gibi bir hail üstünden olsun ve bu engel, ister dokunanın dokunduğu bedenin tazeliğini hissedebileceği kadar ince olsun, isterse de sert olsun ve bu dokunma ister erkek ve isterse kadınlar arasında olsun, bütün bu hâlde zevk ile dokunmak abdesti bozar.
    Aynı şekilde ağızdan öpmek de kayıtsız, şartsız olarak abdesti bozar; isterse lezzet alınmasın. Böyle bir öpmede lezzet alma ihtimâli vardır. Ağızdan başka bir yerin öpülmesi hâlinde ise her ikisi eğer baliğ iseler, öpenin de öpülenin de abdesti bozulur. Veya baliğ olan kimse, kendisine karşı şehvet duyulacak birisini öperse ve bundan lezzet alırsa abdesti bozulur. İsterse bu öpme zorlama veya gafletinin sonucu olsun, durum değişmez. Buna göre dokunmak suretiyle abdestin bozulmasının üç şartı vardır: Dokunanın baliğ olması, kendisine dokunulan kimsenin âdeten kendisine karşı cinsî arzu duyulan kimse olması ve dokunan kimsenin lezzet kastıyla bunu yapması veya hissetmesi.
    Bakmaktan veya düşünmekten dolayı zevk almakla abdest bozulmaz. Erkeklik organı sertleşmiş olsa da fiilen mezi gelmediği sürece abdest bozulmaz. Kendisine karşı cinsî arzu duyulmayan küçüğe, hayvana, sakallı bir erkeğe dokunmaktan dolayı da abdest bozulmaz. Çünkü sakalı tamamıyla çıkmış ise normalde ondan zevk alınmaz.
    Hanbelîlere göre: Meşhur görüşlerinde şöyle demektedirler: Kadınların tenine arada bir engel olmaksızın dokunmak ve kendisine dokunulan erkek veya kız çocuğu olmayıp âdeten kendisine karşı cinsî arzu duyulan birisi ise abdest bozulur. Kendisine dokunulan kimsenin ölü, çok yaşlı, mahrem veya arzu duyulan küçük kız olması arasında fark yoktur. Arzu duyulan küçük kız ise, yedi ve daha büyük yaştaki kız çocuğudur. Bunun yabancı, mahrem, büyük veya küçük olması arasında fark yoktur.
    Saç, tırnak ve dişe dokunmak, abdesti bozmadığı gibi, kesilmiş bir organa dokunmak da abdesti bozmaz. Çünkü onun haramlığı zail olmuştur. Şehvet ile dahi olsa tüyü bitmemiş çocuğa dokunmak da abdesti bozmaz. Erkeğin erkeğe, kadının kadına şehvetle dahi olsa dokunuşu da abdest bozucu değildir.
    Her hangi bir dişiye dokunmak sebebiyle abdest bozulmuyor dahi olsa, abdest almak müstehaptır.


  3. 19.Mayıs.2011, 07:56
    2
    Editör



    Kadının tenine dokunmak: Hanefîlere göre fahiş mübaşeret hâlinde kadının tenine dokunulması abdesti bozar. Maliki ve Hanbelîlere göre, lezzet veya şehvet duyulması hâlinde, erkek ve kadının tenlerinin birbirine teması ile; Şafiflere göre ise, erkek ve kadının tenlerinin mücerret birbirine temas etmesi ile -şehvetsiz dahi olsa- dokunanın da, kendisine dokunulanın da abdesti bozulur.
    Konu ile ilgili mezheplerin görüşlerinin tafsilâtı aşağıda verilmiştir:
    Hanefîlere göre: Fahiş mübaşeret ile abdest bozulur. Fahiş mübaşeret, erkeklik organının sertleşmesi ile birlikte vücudun, hararetini önleyen her hangi bir engel olmaksızın birbirine değmesi veya aralannda elbise bulunmaksızın bir ıslaklık da görülmeksizin erkeğin kadının tenine şehvetle temas etmesi ve bundan dolayı da organının sertleşmesidir.
    Malikîlere göre: Baliğ olan abdestli bir kimsenin âdeten kendisinden lezzet alınan -erkek veya dişi olsun- bir kişiye dokunması ile abdesti bozulur. Kendisine dokunulan kişi baliğ olmasa dahi böyledir. Aynı zamanda bu dokunma ister kişinin kendi zevcesine, ister yabancı birisine, isterse de mahrem olan birisine olsun. Dokunma ister tırnağa, isterse de saça olsun, ister elbise gibi bir hail üstünden olsun ve bu engel, ister dokunanın dokunduğu bedenin tazeliğini hissedebileceği kadar ince olsun, isterse de sert olsun ve bu dokunma ister erkek ve isterse kadınlar arasında olsun, bütün bu hâlde zevk ile dokunmak abdesti bozar.
    Aynı şekilde ağızdan öpmek de kayıtsız, şartsız olarak abdesti bozar; isterse lezzet alınmasın. Böyle bir öpmede lezzet alma ihtimâli vardır. Ağızdan başka bir yerin öpülmesi hâlinde ise her ikisi eğer baliğ iseler, öpenin de öpülenin de abdesti bozulur. Veya baliğ olan kimse, kendisine karşı şehvet duyulacak birisini öperse ve bundan lezzet alırsa abdesti bozulur. İsterse bu öpme zorlama veya gafletinin sonucu olsun, durum değişmez. Buna göre dokunmak suretiyle abdestin bozulmasının üç şartı vardır: Dokunanın baliğ olması, kendisine dokunulan kimsenin âdeten kendisine karşı cinsî arzu duyulan kimse olması ve dokunan kimsenin lezzet kastıyla bunu yapması veya hissetmesi.
    Bakmaktan veya düşünmekten dolayı zevk almakla abdest bozulmaz. Erkeklik organı sertleşmiş olsa da fiilen mezi gelmediği sürece abdest bozulmaz. Kendisine karşı cinsî arzu duyulmayan küçüğe, hayvana, sakallı bir erkeğe dokunmaktan dolayı da abdest bozulmaz. Çünkü sakalı tamamıyla çıkmış ise normalde ondan zevk alınmaz.
    Hanbelîlere göre: Meşhur görüşlerinde şöyle demektedirler: Kadınların tenine arada bir engel olmaksızın dokunmak ve kendisine dokunulan erkek veya kız çocuğu olmayıp âdeten kendisine karşı cinsî arzu duyulan birisi ise abdest bozulur. Kendisine dokunulan kimsenin ölü, çok yaşlı, mahrem veya arzu duyulan küçük kız olması arasında fark yoktur. Arzu duyulan küçük kız ise, yedi ve daha büyük yaştaki kız çocuğudur. Bunun yabancı, mahrem, büyük veya küçük olması arasında fark yoktur.
    Saç, tırnak ve dişe dokunmak, abdesti bozmadığı gibi, kesilmiş bir organa dokunmak da abdesti bozmaz. Çünkü onun haramlığı zail olmuştur. Şehvet ile dahi olsa tüyü bitmemiş çocuğa dokunmak da abdesti bozmaz. Erkeğin erkeğe, kadının kadına şehvetle dahi olsa dokunuşu da abdest bozucu değildir.
    Her hangi bir dişiye dokunmak sebebiyle abdest bozulmuyor dahi olsa, abdest almak müstehaptır.


  4. 19.Mayıs.2011, 07:56
    3
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Mezheplere göre kadına dokunmanın abdesti bozup bozmayacağına dair delilleri nelerdir?

    Kısacası üç mezhebe (cumhura) göre; erkek ile kadının normal şekilde sadece bir birine dokunmaları ile abdest bozulmaz.
    Mezheplerin Konu ile İlgili Delilleri:
    Mezhep âlimleri kendi görüşlerine aşağındaki nasları delil göstermişlerdir:
    1- "Yahut da kadınlara dokunmuşsanız..." (Nisa, 4/43) Bu âyet-i kerimede geçen "lems (dokunmak)" in hakikati iki tenin birbirine değmesidir. Hanefiler bu konuda Kur'an'ın tercümanı unvanına sahip İbni Abbas (r.a.)'tan nakledilen şu rivayeti delil almışlardır. Bu rivayete göre burada geçen lems (dokunmak)ten kasıt cimadır. Yine bu konuda Îbnü's-Sikkît'in şu sözünü delil almışlardır: Lems kadınlar ile birlikte kullanıldığı zaman bununla cinsî ilişki kastedilir. Çünkü Araplar: "Lemes-tü'l-mer'ele" derken onunla cinsel ilişkide bulundum, demek isterler. O hâlde bu ayet-i kerimede mecazın kastedilmiş olmasını kabul etmek gerekmektedir ki, bu da; lems ile cimanın anlatılmak istendiğidir. Çünkü burada mecaza gitmeyi gerektiren karine de vardır. Bu da biraz sonra göreceğimiz Hz. Aişe (r.anha)'nin rivayet ettiği hadis-i şeriftir.
    Abdest bozan dokunmayı, şehvet maksadı ile olmakla kayıtlayan Malikîlerle Hanbelîler ise, ayet ile biraz sonra göreceğimiz Hz. Aişe (r.anha)'den gelmiş haberlerle diğerlerini birlikte mütalaa etmeye çalışmışlardır.
    2- Hz. Aişe'nin rivayet ettiği hadis: "Peygamber (asm) hanımlarından birisini öper, sonra da abdest almaksızın namaz kılardı."1
    Yine Hz. Aişe (r.anha)'nin rivayet ettiği hadis: "Rasulullah (asm) ben onun önünde bir cenaze gibi boylu boyunca yatmış olduğum hâlde namaz kılardı. Vitir kılmak isteyince ayağıyla bana dokunurdu." 2 Burada kadına dokunmanın abdesti bozmadığına dair delil vardır. Görüldüğü kadarıyla Hz. Peygamber (asm) ona ayağı ile arada herhangi bir engel bulunmaksızın dokunmuştur.
    3- Yine Hz. Aişe'nin rivayet ettiği hadis: "Bir gece Rasulullah (asm)'ı yatağında bulamadım. Onu aramaya koyuldum. Kendisi mescitte ayaklarını (secdede iken) dikmiş olduğu hâlde ayaklarının iç tarafına elimi değdirdim. O ise şöyle diyordu: 'Allah'ım! Gazabından rızana, cezalandırmandan esenliğine, senden sana sığınırım. Seni öğmekle sayıp bitiremem. Sen kendini nasıl öğdüysen öylesin.' " 3 Bu hadisi şerif de dokunmanın abdesti bozmadığının delilidir.
    Şafiîler şöyle der: Erkeğin mahrem olmayan yabancı bir kadına -ölmüş dahi olsa- aralarında herhangi bir engel bulunmaksızın dokunması, dokunanın da dokunulanın da abdestini bozar. İsterse yüzüne bakılmayacak kadar yaşlı bir kadın yahut da çok yaşlı bir erkek olsun. Saç, diş, tırnak veya arada bir engel ile birlikte dokunmak ise abdesti bozmaz.
    Erkek ve kadından maksat ise örfen, yani selim tabiat sahiplerine göre şehvet sınırına ulaşmış erkek ve dişidir. Mahremden maksat nesep, süt emmek veya sıhriyet dolayısıyla nikâhlanması haram olmuş kimseler demektir. O hâlde selim tabiat sahipleri tarafından örfen çoğunlukla kendilerine karşı arzu duyulmayan küçük oğlan ve kıza dokunmak abdesti bozmaz. Bunu yedi veya daha fazla yaş iie kayıtlamaya gerek yoktur. Çünkü küçük oğlan ve kızların şehvet duyulup duyulmayacak yaşları farklı olabilir. Nesep, süt emmek veya sıhriyet dolayısıyla mahremiyet şehvet ihtimali söz konusu olmadığından dolayı abdest bozmazlar.
    Abdestin bozulmasının sebebi ise, taharet sahibi kişinin durumuna yakışmayan, şehveti harekete getiren zevk alma ihtimalinin bulunmasıdır.
    Onların bu konudaki delilleri ise, "Veya kadınlara dokunduğunuzda" ayetinde sözü geçen "mülâmese" kelimesinin sözlükteki hakikî manası ile amel etmektir ki, bunun sözlükteki hakikî manası "el ile yoklamak veya tenlerin birbirine değmesi veya elle dokunmak" demektir. Nitekim buradaki "Lâmestüm" kelimesinin "Le-mestüm" şeklinde okunuşu da bunun delilidir. Bu ayet-i kerimenin bu okuyuş şekli, cima söz konusu olmaksızın, sadece dokunmanın kastedildiğinin açık bir delilidir.
    Hz. Aişe (r.anha)'nin rivayet ettiği öpüşmeye dair hadis-i şerif, zayıf ve mürseldir. Hz. Peygamber (asm)'in ayağına dokunduğunu belirten hadisi ise, buradaki dokunmanın bir engel (hâil) bulunarak olmasının muhtemel oluşu ile veya bunun Peygamber (asm)'e has bir özellik oluşu ile tevil edilir.
    Dipnotlar:

    1. Ebu Dâvud, Neseî ve Ahmed. Bu hadis mürseldir. Buhari zayıf olduğunu kabul etmiştir. Bütün rivayet yollarında illet vardır, İbni Hazm: "Bu konuda her hangi bir sahih rivayet yoktur. Sahih olacak olsa bile dokunmaktan dolayı abdest almanın nüzulünden önceki hâle hamledilir." demekledir. Neylul-Evtâr, I, 195.
    2. Neseî rivayet etmiştir. İbni Hacer: "İsnadı sahihtir." demektedir. Neylü'l-Evtâr, I, 196.
    3. Müslim ve Tirmizî rivayet etmişlerdir. Tirmizî ve Beyhakî sahih olduğunu belirtmişlerdir. Bu hadisler için bk. Nasbu'r-Raye, I, 70-75.

    (Prof. Dr. Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi)


  5. 19.Mayıs.2011, 07:56
    3
    Editör
    Kısacası üç mezhebe (cumhura) göre; erkek ile kadının normal şekilde sadece bir birine dokunmaları ile abdest bozulmaz.
    Mezheplerin Konu ile İlgili Delilleri:
    Mezhep âlimleri kendi görüşlerine aşağındaki nasları delil göstermişlerdir:
    1- "Yahut da kadınlara dokunmuşsanız..." (Nisa, 4/43) Bu âyet-i kerimede geçen "lems (dokunmak)" in hakikati iki tenin birbirine değmesidir. Hanefiler bu konuda Kur'an'ın tercümanı unvanına sahip İbni Abbas (r.a.)'tan nakledilen şu rivayeti delil almışlardır. Bu rivayete göre burada geçen lems (dokunmak)ten kasıt cimadır. Yine bu konuda Îbnü's-Sikkît'in şu sözünü delil almışlardır: Lems kadınlar ile birlikte kullanıldığı zaman bununla cinsî ilişki kastedilir. Çünkü Araplar: "Lemes-tü'l-mer'ele" derken onunla cinsel ilişkide bulundum, demek isterler. O hâlde bu ayet-i kerimede mecazın kastedilmiş olmasını kabul etmek gerekmektedir ki, bu da; lems ile cimanın anlatılmak istendiğidir. Çünkü burada mecaza gitmeyi gerektiren karine de vardır. Bu da biraz sonra göreceğimiz Hz. Aişe (r.anha)'nin rivayet ettiği hadis-i şeriftir.
    Abdest bozan dokunmayı, şehvet maksadı ile olmakla kayıtlayan Malikîlerle Hanbelîler ise, ayet ile biraz sonra göreceğimiz Hz. Aişe (r.anha)'den gelmiş haberlerle diğerlerini birlikte mütalaa etmeye çalışmışlardır.
    2- Hz. Aişe'nin rivayet ettiği hadis: "Peygamber (asm) hanımlarından birisini öper, sonra da abdest almaksızın namaz kılardı."1
    Yine Hz. Aişe (r.anha)'nin rivayet ettiği hadis: "Rasulullah (asm) ben onun önünde bir cenaze gibi boylu boyunca yatmış olduğum hâlde namaz kılardı. Vitir kılmak isteyince ayağıyla bana dokunurdu." 2 Burada kadına dokunmanın abdesti bozmadığına dair delil vardır. Görüldüğü kadarıyla Hz. Peygamber (asm) ona ayağı ile arada herhangi bir engel bulunmaksızın dokunmuştur.
    3- Yine Hz. Aişe'nin rivayet ettiği hadis: "Bir gece Rasulullah (asm)'ı yatağında bulamadım. Onu aramaya koyuldum. Kendisi mescitte ayaklarını (secdede iken) dikmiş olduğu hâlde ayaklarının iç tarafına elimi değdirdim. O ise şöyle diyordu: 'Allah'ım! Gazabından rızana, cezalandırmandan esenliğine, senden sana sığınırım. Seni öğmekle sayıp bitiremem. Sen kendini nasıl öğdüysen öylesin.' " 3 Bu hadisi şerif de dokunmanın abdesti bozmadığının delilidir.
    Şafiîler şöyle der: Erkeğin mahrem olmayan yabancı bir kadına -ölmüş dahi olsa- aralarında herhangi bir engel bulunmaksızın dokunması, dokunanın da dokunulanın da abdestini bozar. İsterse yüzüne bakılmayacak kadar yaşlı bir kadın yahut da çok yaşlı bir erkek olsun. Saç, diş, tırnak veya arada bir engel ile birlikte dokunmak ise abdesti bozmaz.
    Erkek ve kadından maksat ise örfen, yani selim tabiat sahiplerine göre şehvet sınırına ulaşmış erkek ve dişidir. Mahremden maksat nesep, süt emmek veya sıhriyet dolayısıyla nikâhlanması haram olmuş kimseler demektir. O hâlde selim tabiat sahipleri tarafından örfen çoğunlukla kendilerine karşı arzu duyulmayan küçük oğlan ve kıza dokunmak abdesti bozmaz. Bunu yedi veya daha fazla yaş iie kayıtlamaya gerek yoktur. Çünkü küçük oğlan ve kızların şehvet duyulup duyulmayacak yaşları farklı olabilir. Nesep, süt emmek veya sıhriyet dolayısıyla mahremiyet şehvet ihtimali söz konusu olmadığından dolayı abdest bozmazlar.
    Abdestin bozulmasının sebebi ise, taharet sahibi kişinin durumuna yakışmayan, şehveti harekete getiren zevk alma ihtimalinin bulunmasıdır.
    Onların bu konudaki delilleri ise, "Veya kadınlara dokunduğunuzda" ayetinde sözü geçen "mülâmese" kelimesinin sözlükteki hakikî manası ile amel etmektir ki, bunun sözlükteki hakikî manası "el ile yoklamak veya tenlerin birbirine değmesi veya elle dokunmak" demektir. Nitekim buradaki "Lâmestüm" kelimesinin "Le-mestüm" şeklinde okunuşu da bunun delilidir. Bu ayet-i kerimenin bu okuyuş şekli, cima söz konusu olmaksızın, sadece dokunmanın kastedildiğinin açık bir delilidir.
    Hz. Aişe (r.anha)'nin rivayet ettiği öpüşmeye dair hadis-i şerif, zayıf ve mürseldir. Hz. Peygamber (asm)'in ayağına dokunduğunu belirten hadisi ise, buradaki dokunmanın bir engel (hâil) bulunarak olmasının muhtemel oluşu ile veya bunun Peygamber (asm)'e has bir özellik oluşu ile tevil edilir.
    Dipnotlar:

    1. Ebu Dâvud, Neseî ve Ahmed. Bu hadis mürseldir. Buhari zayıf olduğunu kabul etmiştir. Bütün rivayet yollarında illet vardır, İbni Hazm: "Bu konuda her hangi bir sahih rivayet yoktur. Sahih olacak olsa bile dokunmaktan dolayı abdest almanın nüzulünden önceki hâle hamledilir." demekledir. Neylul-Evtâr, I, 195.
    2. Neseî rivayet etmiştir. İbni Hacer: "İsnadı sahihtir." demektedir. Neylü'l-Evtâr, I, 196.
    3. Müslim ve Tirmizî rivayet etmişlerdir. Tirmizî ve Beyhakî sahih olduğunu belirtmişlerdir. Bu hadisler için bk. Nasbu'r-Raye, I, 70-75.

    (Prof. Dr. Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi)





+ Yorum Gönder