Konusunu Oylayın.: Teyemmüm abdestinin çıkış olayı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Teyemmüm abdestinin çıkış olayı
  1. 02.Mart.2011, 21:08
    1
    Misafir

    Teyemmüm abdestinin çıkış olayı






    Teyemmüm abdestinin çıkış olayı Mumsema teyemmüm abdestinin çıkış olayını araştırmam gerekiyor yardım edebilir misiniz?


  2. 02.Mart.2011, 21:08
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 02.Mart.2011, 23:01
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Teyemmüm abdestinin çıkış olayı




    Kuraklıkta kolaylık getiren teyemmüm ayeti nasıl geldi?


    İslam kolaylık dinidir. Onda zorluk ve çaresizlik yoktur. Bundan dolayıdır ki, suyun bulunmadığı kuraklık devrelerinde teyemmümle abdest almak, gusletmek kolaylığı konmuş, ne pahasına olursa olsun mutlaka su ile abdest alacaksınız diye bir zorluk emredilmemiştir.

    Ayrıca, bu teyemmüm ayetinin gelmesi öncesinde eşyasını kaybeden Aişe validemize karşı Peygamberimiz'in gösterdiği fevkalade saygılı ve hoşgörülü hali de dikkatimizi çekmekte, günümüz insanına kadına verilen değer konusunda mesajlar da sunmaktadır. Bu açılardan inceleyeceğimiz bu kuraklıkta kolaylık getiren ayet olayını bugün birlikte okuyacağız:

    ***

    Hicretin beşinci senesinde Beni Mustalık gazasında ordu yatsı namazından sonra konakladığı susuz yerden ayrılmak üzereydi. Gece serinliğinde ileride suyu olan bir kuyu başına ulaşmak için yola çıkma emri verildi:

    -Herkes hazırlığını yapsın, sabah namazı için suyu bulunan bir kuyu başına ulaşmak üzere yola çıkıyoruz!..

    Efendimiz'in yanında Aişe validemiz de vardı. O da hazırlığını yapmaya başladığı sırada elini boynuna attığında içi cız etti. Emanet olarak taktığı kıymetli kolyesinin yerinde yeller esiyordu. Kopup kumların üzerine düşerek kaybolduğu anlaşılıyordu... Hemen çadır çevresinde aramaya başladı. Olayı öğrenen Efendimiz de bu aramaya iştirak etti. Ne var ki yer yarılmış da kolye içine kaybolup gitmişti. Çevreden ise soruyorlardı:

    -Ne bekliyoruz? Sabah namazı için varacağımız sulu yer uzak. Bir an evvel yola çıkmalıyız...

    Efendimiz emanet kolyesini bulamayışından dolayı ciddi şekilde üzülen Aişe validemizi teselli etti:

    -Merak etme Aişe, dedi, kolyeni bulmadan buradan ayrılmam, sen üzülme!..

    Gecenin karanlığında kolyeyi bulmaktan ümitleri kesilince yorgun düşen Aişe validemiz çadırın önüne oturdu. Hemen yanına uzanan Efendimiz de onun dizine başını koyarak istirahat etmeyi tercih etti. Maksadı biraz da mahcup olan hanımını rahatlatmaktı.

    Bu sırada insanlar 'ne duruyoruz daha?' diye söylenmeye devam ediyorlardı...

    - Aişe annemizin kolyesi kaybolmuş, onun için bekliyoruz!.. söylentisi yayılınca baba Hazreti Ebu Bekir öfkeyle gelerek:

    -Nedir senin bu halin? Burada abdest alacak su yok, sabah namazı için suyu bulunan bir yere ulaşmamız gerekirken orduyu bekletmeye hakkın var mı? diye çıkıştı. Bununla da kalmadı iyice yaklaşıp parmak ucuyla kızına dürtmekten kendini alamadı. Ancak Aişe validemiz dizinde uyuyan Resulullah rahatsız olmasın diye yerinde sabit kalarak rahatsızlığı hissettirmemeye gayret etti. İnsanlarda ise endişe artarak devam ediyordu:

    -Burada su yok, sabah namazını nasıl kılacağız?..

    Efendimiz bütün bu telaşa rağmen, hanımının kolyesini bulup da onu üzüntüden kurtarmadan ayrılmak niyetinde olmadığı mesajını veriyordu adeta.

    Nihayet sabah namazı yaklaştı, telaşlanmalar daha da çoğaldı.

    İşte bu sırada Efendimiz'e vahiy geldi. Bu defa getirdiği Maide Sûresi'nin altıncı ayetiydi. Rabb'imiz suyun olmadığı yerde toprağa el vurularak alınan teyemmüm abdestiyle namaz kılınacağını bildiriyor, böylece Allah'ın insanlara zorluk değil kolaylık istediğine dikkat çekiyordu...

    Suyun bulunmadığı yerlerde toprakla teyemmüm edilerek namaz kılma kolaylığının geldiğini duyan telaşlı insanlar, bu defa sevinç tekbirleriyle çölü inletmeye başladılar:

    -Allahü ekber Allahü ekber!.. nidaları bir müddet sürdü. Önceden telaşlananlardan bazıları da bu defa Hazreti Ebu Bekir'e gelerek:

    -İyi ki Resulullah (sas) annemizin kolyesi için orduyu bekletti. Böylece suyun bulunmadığı yerlerde teyemmümle namaz kılma kolaylığına kavuşmuş olduk. Hep hayırlı şeylere sebep oluyor Ebu Bekir ailesi!.. diyerek sevinçlerini ifade ettiler. Hemen oracıkta kumların üzerinde ellerini toprağa vurarak birincisinde yüzlerini, ikinci vuruşta da kollarını meshedip teyemmüm abdesti ile namazlarını kolayca kıldılar...

    Bundan sonra ortalığın aydınlanması üzerine çadırın yanında oturan devenin kalkmasıyla kolyenin devenin altında kaldığı meydana çıktı. Bir sevinç daha yaşandı.

    Böylece bu bekleyiş sırasında hem büyük bir kolaylık sağlayan teyemmüm ayeti gelmiş hem kaybolan kolye bulunmuş hem de Resulullah'ın (sas) yanında hanımların hatırı, ordunun hareketini durduracak kadar ileride olduğu gerçeği de meydana çıkarak Peygamber'in yanında kadının değeri yoktur, diyenlere canlı bir örnek sunulmuş oldu...


    AHMED ŞAHİN
    Zaman



  4. 02.Mart.2011, 23:01
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    Kuraklıkta kolaylık getiren teyemmüm ayeti nasıl geldi?


    İslam kolaylık dinidir. Onda zorluk ve çaresizlik yoktur. Bundan dolayıdır ki, suyun bulunmadığı kuraklık devrelerinde teyemmümle abdest almak, gusletmek kolaylığı konmuş, ne pahasına olursa olsun mutlaka su ile abdest alacaksınız diye bir zorluk emredilmemiştir.

    Ayrıca, bu teyemmüm ayetinin gelmesi öncesinde eşyasını kaybeden Aişe validemize karşı Peygamberimiz'in gösterdiği fevkalade saygılı ve hoşgörülü hali de dikkatimizi çekmekte, günümüz insanına kadına verilen değer konusunda mesajlar da sunmaktadır. Bu açılardan inceleyeceğimiz bu kuraklıkta kolaylık getiren ayet olayını bugün birlikte okuyacağız:

    ***

    Hicretin beşinci senesinde Beni Mustalık gazasında ordu yatsı namazından sonra konakladığı susuz yerden ayrılmak üzereydi. Gece serinliğinde ileride suyu olan bir kuyu başına ulaşmak için yola çıkma emri verildi:

    -Herkes hazırlığını yapsın, sabah namazı için suyu bulunan bir kuyu başına ulaşmak üzere yola çıkıyoruz!..

    Efendimiz'in yanında Aişe validemiz de vardı. O da hazırlığını yapmaya başladığı sırada elini boynuna attığında içi cız etti. Emanet olarak taktığı kıymetli kolyesinin yerinde yeller esiyordu. Kopup kumların üzerine düşerek kaybolduğu anlaşılıyordu... Hemen çadır çevresinde aramaya başladı. Olayı öğrenen Efendimiz de bu aramaya iştirak etti. Ne var ki yer yarılmış da kolye içine kaybolup gitmişti. Çevreden ise soruyorlardı:

    -Ne bekliyoruz? Sabah namazı için varacağımız sulu yer uzak. Bir an evvel yola çıkmalıyız...

    Efendimiz emanet kolyesini bulamayışından dolayı ciddi şekilde üzülen Aişe validemizi teselli etti:

    -Merak etme Aişe, dedi, kolyeni bulmadan buradan ayrılmam, sen üzülme!..

    Gecenin karanlığında kolyeyi bulmaktan ümitleri kesilince yorgun düşen Aişe validemiz çadırın önüne oturdu. Hemen yanına uzanan Efendimiz de onun dizine başını koyarak istirahat etmeyi tercih etti. Maksadı biraz da mahcup olan hanımını rahatlatmaktı.

    Bu sırada insanlar 'ne duruyoruz daha?' diye söylenmeye devam ediyorlardı...

    - Aişe annemizin kolyesi kaybolmuş, onun için bekliyoruz!.. söylentisi yayılınca baba Hazreti Ebu Bekir öfkeyle gelerek:

    -Nedir senin bu halin? Burada abdest alacak su yok, sabah namazı için suyu bulunan bir yere ulaşmamız gerekirken orduyu bekletmeye hakkın var mı? diye çıkıştı. Bununla da kalmadı iyice yaklaşıp parmak ucuyla kızına dürtmekten kendini alamadı. Ancak Aişe validemiz dizinde uyuyan Resulullah rahatsız olmasın diye yerinde sabit kalarak rahatsızlığı hissettirmemeye gayret etti. İnsanlarda ise endişe artarak devam ediyordu:

    -Burada su yok, sabah namazını nasıl kılacağız?..

    Efendimiz bütün bu telaşa rağmen, hanımının kolyesini bulup da onu üzüntüden kurtarmadan ayrılmak niyetinde olmadığı mesajını veriyordu adeta.

    Nihayet sabah namazı yaklaştı, telaşlanmalar daha da çoğaldı.

    İşte bu sırada Efendimiz'e vahiy geldi. Bu defa getirdiği Maide Sûresi'nin altıncı ayetiydi. Rabb'imiz suyun olmadığı yerde toprağa el vurularak alınan teyemmüm abdestiyle namaz kılınacağını bildiriyor, böylece Allah'ın insanlara zorluk değil kolaylık istediğine dikkat çekiyordu...

    Suyun bulunmadığı yerlerde toprakla teyemmüm edilerek namaz kılma kolaylığının geldiğini duyan telaşlı insanlar, bu defa sevinç tekbirleriyle çölü inletmeye başladılar:

    -Allahü ekber Allahü ekber!.. nidaları bir müddet sürdü. Önceden telaşlananlardan bazıları da bu defa Hazreti Ebu Bekir'e gelerek:

    -İyi ki Resulullah (sas) annemizin kolyesi için orduyu bekletti. Böylece suyun bulunmadığı yerlerde teyemmümle namaz kılma kolaylığına kavuşmuş olduk. Hep hayırlı şeylere sebep oluyor Ebu Bekir ailesi!.. diyerek sevinçlerini ifade ettiler. Hemen oracıkta kumların üzerinde ellerini toprağa vurarak birincisinde yüzlerini, ikinci vuruşta da kollarını meshedip teyemmüm abdesti ile namazlarını kolayca kıldılar...

    Bundan sonra ortalığın aydınlanması üzerine çadırın yanında oturan devenin kalkmasıyla kolyenin devenin altında kaldığı meydana çıktı. Bir sevinç daha yaşandı.

    Böylece bu bekleyiş sırasında hem büyük bir kolaylık sağlayan teyemmüm ayeti gelmiş hem kaybolan kolye bulunmuş hem de Resulullah'ın (sas) yanında hanımların hatırı, ordunun hareketini durduracak kadar ileride olduğu gerçeği de meydana çıkarak Peygamber'in yanında kadının değeri yoktur, diyenlere canlı bir örnek sunulmuş oldu...


    AHMED ŞAHİN
    Zaman






+ Yorum Gönder