+ Yorum Gönder
2. Sayfa BirinciBirinci 12
Soru - Cevap İslamiyet ve Fetva Soru ve Cevapları Kategorisinden Yüzüsuyu hürmetine duanın hükmü nedir? Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. islamyolu
    Emekli
    Reklam

    Cevap: Yüzüsuyu hürmetine duanın hükmü nedir?

    Reklam



    Cevap: Yüzüsuyu hürmetine duanın hükmü nedir? isimli yazı www.Mumsema.comCevap: Yüzüsuyu hürmetine duanın hükmü nedir?
    Gözlerim doldu Arkadaşlar sizler bu siteden ayrılmayın Bilal50 ve Cemildz kardeşim. Ben bu sitede bu konular yüzünden Çürüdüm. saçlarım beyazladı. getirmedigim hadisi şerif kalmadı. Buhariden Bile getirdim. Tirmizi den , Ebu davut ya Hz Ademin Hakim den rivayet edilen hadisi şerifini getirdim. Dahada yok diyorlar. Anlatamassınki bir kişide bana Hadis getirsin desinki, Yüzü suyu hürmetine istenmez diye. Yav Zekeriya Beyaz bile Yemin ederim İstenir dedi geçen Tv Programında . Ona bile kabul ettirmişler. ben burada kabul ettiremedim.

  2. Ercan
    Devamlı Üye

    Cevap: Yüzüsuyu hürmetine duanın hükmü nedir?


    Reklam


    İmam-ı Azam Ebu Hanife şöyle der:

    "Hiç kimsenin, Allah'tan başka biriyle Allah'a dua etmesi gerekmez Müsaade edilen ve emredilmiş olunan dua, Allah'ın şu ayetinden(Allah'a ait güzel isimler vardır O'nu o isimlerle çağırınız) yararlanılarak yapılandır" (Durru'l-Muhtar 2/630)




    Bu konuda orta yol arayan Prof Dr Hayreddin KARAMAN, şu cümlelere yer veriyor:

    "Şu çizgide birleşmek mümkündür: Ölmüş gitmiş kimselerle tevessül etmenin gerekli ve zarûrî olduğuna dair bir nas (ayet, hadîs) yoktur Bunu kabûl etmeyen, bu mânâda tevessül yoktur diyen, ehl-i sünnet câmiasından çıkmaz Allah'a ortak koşmadan, O'nun sevdiği bilinen veya sanılan, ölü yahut diri bir kul vâsıta kılınarak dua etmek mânâsında bir tevessülü yasaklayan bir nas da yoktur; şu halde bunu yapanlar da kınanamaz"
    Bu 2 paragraf noktayı koyuyor zaten. Dua ederken Allah'ın güzel isimlerini elbette kullanacağız. Ya Tevvab, Ya Rezzak, Ya Rahman vb.
    Ama Hz.Muhammed'in (S.A.V) yüzü suyu hürmetine, okunan Kuran hürmetine, indirilen hatimler hürmetine ( bunu istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz ) dua etmekte sakınca yoktur inşallah. Rabbim dualarımızı kabul buyursun, yolundan ayırmasın inşallah.


  3. Cemildzz
    Üye
    Enes b. Malik Radıyaiiahu Anh'ın Ömer İbnu'l-Hattab Radıyaiiahu Anh'den rivayet ettiği diğer bir haber de bu ne¬viden sayılabilir: ( İbn-i Hacer el-Askalani, el-İsabe'de (3/634) bu haberi Ebtt Zur'a ed-Dımeşki'ye nisbet etti. Yakub b. Süfyan, "Tarih"inde olayı sahih bir,, senetle, Seîim b. Amir'e atfeder. )


    Sahabe kuraklık çektiğinde Ömer İbnu'l-Hattab Radı¬yaiiahu Anh, Abbas b. Abdulmuttalib'in duasını alarak yağmur talebinde bulunurdu. Ömer Radıyaiiahu Anh şöyle dua ederdi:


    ALLAH'IM! Biz senin NEBİ'n ile sana tevesülde bulunur¬duk. Sen de bize yağmur gönderirdin. Şimdi sana NEBİNİN amcası ile tevessülde bulunuyoruz. Bize yağmur ver.

    Enes Radıyaiiahu Anh diyor ki; ardından ALLAH bize yağmur gönderdi.

    Bu örnekleri yüzlerce örnek katarak çoğaltabiliriz.Sahabeyle tabiine bile hakaret eden ibni teymiyye ve abdulvahabın peşinden giden mezhepsizlerin zehirleriyle zehirlenmeyelim.Onların bu zokalarını yutmayalım.
    Allah hepimizi affetsin


    Kardeşim sen bunlarla fazla uğraşma, bunları mezhep imamları bile ikna edememiş biz kimiz.Hidayet yalnızca Allahtandır

  4. lazali54
    Üye
    arkadaşlar bu konu (yüzü suyu hürmetine) tevessul konusuna girer

    MEŞRU VE BİD’AT TEVESSÜL

    Hamd, Alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Salâtu Selâm Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’ın, Ehlinin, Sahabesinin ve de kıyamete kadar onları dost edinen herkesin üzerine olsun.


    Ehli Sünnet Ve’l Cemaat alimlerinin çoğunluğu tevessülün meşruluğunda birleşmişler ve bu konuda ayetleri ve sahih hadisleri delil edinmişlerdir. Ancak tevessül kavramı bazı müslümanların zihninde kitap, sünnet ve bu ümmetin salih selefinin sunduğu biçimden farklı bir anlayışa bürünmüştür. Bu kimseler, tevessülü İslamın ruhu ve Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’nun medoduyla çelişir bir tarzda algılayarak zayıf ve mevzu hadisleri kendilerine delil edinmişler, dahası tevessül konusaıda gelen ayetleri yanlış anlayışlarıyla uyaşacak biçimde tevil etmişlerdir.


    Oysa bu kimseler, sahabe ve Tabiun’un bu kavramı nasıl anladıklarına bir bakmalıydılar. Zira bu ümmetin selefi olarak bilinen ilk dönem müslümanları, ayetleri ve hadisleri anlamada insanların anlayış olarak en üstün, doğruluk açısından en güvenilir olanlarıdır. Onlar Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’nun şu tanıklığıyla bu ümmetin en hayırlılarıdırlar.


    “İnsanların en hayırlısı çağımdakilerdir. Sonra onları izleyen çağdakiler, sonra bunların peşinden gelenler...”1


    Allah’a ve ahiret gününe iman eden her müslüman, şeytanın amelinden olan hevâya ve şüphelere tabi olmayı bırakmalı, selef-i salih’in gittiği yola tabi olmalıdır. Bu noktadan hareketle bid’at ve heva ehlinin diline doladığı bu konuya gücümüz yettiğince ve bu birkaç satırın elverdiği ölçüde açıklama getirmeyi hedefledik. Yardım Allah’tandır.2


    • Tevessülün Tanımı:


    Vesile, sözlük anlamıyla, kendisiyle başkasına yaklaşılandır. Talep edilene yakın olmak ve ona arzuyla varmak anlamına da gelir. Diğer bir anlamı da sultanın katındaki mevki, yakınlık derecesidir.


    “Şer’i istılahta ise, Allah katında yüksek bir derece elde etmek, bir fayda sağlamak veya bir zararı savmak suretiyle ihtiyaç gidermek veya dünya ve ahirette arzulanan birşeyi elde etmek için Allah’a ve Rasûlü’ne taatte bulunup salih amel işlemek suretiyle Allah’a yakın olmaktır. Allah’a tevessülde bulunmak ancak onun çizdiği sınırlar içerisinde mümkündür.


    Vesile, üç esasa dayanır.


    a) Kendisine tevessülde bulunulan. Bu Lütuf ve Kerem sahibi Allah’dır.

    b) Tevessülde bulunan. İhtiyacının giderilmesini arzulayan kuldur.
    c) Kendisiyle tevessülde bulunulan. Bu da, kendisiyle Allah’a yaklaşılan salih ameldir. 3
    • Tevessülün Fayda Sağlaması, İhtiyacın Giderilmesi İçin Gözetilmesi Gereken Şartlar:
    a) Tevessülde bulunan kul salih bir mü’min olmalı, ameliyle Allah’ın vechini gözetmelidir.
    b) Kendisiyle tevessülde bulunulan amel, Allah’a yakınlığı elde etmeleri için, O’nun kullarına şeriat kıldığı amellerden olmalıdır.
    c) Yapılan amel meşru olmalı, Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’nun sünnetine uygun düşmelidir. Bu amel ona birşey ekleyerek ya da ondan bir şeyi eksilterek, yahut yapılması şeriatle sabit olan zaman ve yerini değiştirerek yapılmamalıdır. Görüldüğü üzere, nasıl ki mümin olmayanların ameli Allah’a yakınlık vesilesi olmaz ise, bid’at amellerle de O’na tevessülde bulunulmaz. 4

    Tevessül Çeşitleri


    1) Meşru Tevessül

    2) Bid’at Tevessül5
    1) Meşru Tevessül Ve Çeşitleri:
    Meşru tevessül; söz, fiil veya inanç olarak Allah’ın sevip hoşnut olduğu vacip veya müstehap amellerle Allah’a yakın olmaktır. Çeşitleri şunlardır: 6

    a) Güzel İsimleri ve Yüce Sıfatlarıyla Allah’a Tevessül:


    Bunlarla tevessül en hayırlı tevessül çeşitlerinden olup, onların en yücesi ve en faydalısıdır. Bu tevessül türüne delil olarak şu ayeti verebiliriz.


    “Güzel isimler Allah’ındır. Onlarla Allah’a duada bulunun” (A’raf, 7/180)


    Ayetten de anlaşılacağı gibi Allah’a isimlerinden veya sıfatlarından biriyle tevessülde bulunmak Allah’ın sevip hoşnut olduğu amellerdendir. Bu nedenle Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem bu tevessül türü ile tevessülde bulunmuştur. Bize düşen de Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’nun ashabının ve tabiûn’un dua ettiği gibi duada bulunmak, Allah’a yaklaşmaya, yakın olmaya çalışırken onları kendimize örnek almaktır. 7


    b) Salih Amelle Tevessül:


    Bir müslümanın “Allahım! Sana olan imanım, Rasûlü’ne duyduğum sevgi ve inançla beni rahata erdirmeni senden dilerim” demesi bu türdendir. Kulun; namaz, oruç, cihad, Kur’an tilaveti, zikir, istiğfar, hayır işleyip haramdan sakınmak gibi salih amellerle Allah’a yakınlık aramasıdır. Buna delil olarak: “Derler ki -Rabbimiz! İman ettik. Günahlarımızı bağışla ve bizi cehennem azabından koru...” (Âli-İmrân, 3/16) ayetini verebiliriz. Sünnetten getirilecek delil ise mağara ashabının kıssasıdır.


    Bu kıssada geçmiş ümmetlerden üç kişi kötü hava koşullarında bir mağaraya sığınırlar. Derken bir kaya düşerek mağaranın girişini tıkar. Onlar da yapmış oldukları salih amellerle dua edip tevessülde bulunarak Allah’tan yardım dilerler. Allah da taşı aralayarak kurtulmalarını sağlar.8


    c) Salih Kimselerin Dualarıyla Tevessül:


    Kul dara düştüğünde kendini Allah’a karşı günahkar hissederek salih bir kimsenin duasını taleb edebilir. Ancak bu kimse itikadı düzgün, ilim ve takva sahibi bir kimse olmalıdır. Bu tevessül türüne delil olarak: “Rabbimiz! Bizi ve imanda bizi geçmiş olan kardeşlerimizi bağışla!” (Haşr, 59/10) ayeti verilebilir. Ayrıca Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’in: “Mü’minin, müslüman bir kimsenin gıyabında kardeşi için yapmış olduğu dua kabul edilir” (Müslim) hadisi de bu tevessül türüne delildir. Yine Enes b. Malik’ten rivayet edilen şu olay deliller cümlesindendir.


    “Kıtlık zamanı Ömer Abbas b. Abdulmuttalib (r.a.) ile yağmur duasına çıkarak şöyle dua etti: -Allahım! Sana Peygamberimiz ile tevessülde bulunurduk sen de bize yağmur yağdırırdın. (Şimdi) Sana Peygamberimizin amcası ile tevessülde bulunuyoruz. Bize yağmur indir. Ravi der ki-Yağmur inmiştir.”9


    • Hz. Ömer’in Sözünün Anlamı:


    Biz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem‘den bizim için dua etmesini böylece onun duasıyla Allah’a yakın olmayı kastediyorduk. Şimdiyse O, Allah'ın rahmetine kavuştuğundan dolayı bizim için dua edemez. Bu nedenle bizim için dua etmesini amcasından istiyoruz.


    Meşru tevessülün çeşitleri bunlardır. Bunların dışındakiler herhangi bir delile dayanmamaktadır. Meşru tevessül çeşitlerinin hükümleri farklıdır. Allah’ın isimleri ve sıfatları, iman ve tevhid ile tevessülde bulunmak vacip, salih ameller ve salih kimselerin dualarıyla tevessül ise müstehaptır. Her Müslüman'ın zorluk anında Allah’tan korkarak, O’ndan haya ederek ve sırf O’na taatte bulunmak gayesiyle meşru tevessül çeşitleriyle Allah’a tevessülde bulunması gerekir. 10


    2) Bid’at Tevessül Ve Çeşitleri:


    Allah’ın sevmediği ve hoşnut olmadığı söz, fiil ve inançlarla Allah’a yakınlık aramak bid’at tevessülün kapsamına girer. Bu tevessül çeşidi ile meşgul oluşları, bazı insanları Allah’ın göstermiş olduğu meşru tevessül şekillerinden gaflete düşürüp, onların bütün gayretlerinin boşa çıkıp hüsrana uğramalarına sebep olmuştur.


    Şimdi Müslümanları uyarmak ve İslam’ın bu konudaki gerçeğini ortaya koymak üzere bid’at tevessülün bazı türlerini açıklamaya çalışalım. 11


    a) Allah’a Bir Kimsenin Hatırı Veya Makamı-Mevkii İle Tevessül:


    Bid’at tevessül türlerinden birisi Allah’tan bir kimsenin hatırı, makamı-mevkii ile istekte bulunmaktır. “Allahım! Peygamberinin veya kulun filancanın yüzüsuyu hürmetine senden isterim” demek böyledir. Böyle bir tevessül anlayışı İslam dininde yoktur. Allahu Teâlâ’nın “Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık” (Enâm: 6/38) dediği Kur’an’da, veya Ebu Hüreyre’nin “Allah Rasulu bize tuvalete girmek dahil herşeyi öğretti”12 diyerek kapsamını ortaya koyduğu sünnette bu tür tevessüle delil yoktur. Aynı şekilde sahabenin yaşantısında da bu türden örneklere rastlamak mümkün değildir. İslamın emrettiği, Allah’a güzel isimleri ve yüce sıfatlarıyla tevessülde bulunmaktır. Bu bid’at tevessül türünde şayet kişi Allah’ın sultanlar, krallar gibi aracılara ihtiyacı olduğu şeklinde bir inanca sahip olursa bu onu büyük şirk’e sokar. Çünkü bu yaratıcıyı yaratılana benzetmektir. Bu çok kötü bir kıyastır. Oysa Allah Subhanehu ve Teâlâ yarattıklarına kıyas edilemez. Allah’ın bir kulundan hoşnut olması için aracı gerekmez. Bir kuluna gazap ettiğinde de hiçbir aracı fayda vermez. Melek, peygamber ya da her ne olursa olsun hiçbir mahluk Allah’a kıyas edilemez. Yaratılan herşey yaratana muhtaçtır. Yaratan ise ne aracıya ne de herhangi bir yaratılmışa muhtaç değildir.


    “Onlar, Allah’tan başka, kendilerine göklerde ve yerde olan rızıktan hiç bir şey veremeyen ve buna asla güçleri yetmeyen şeylere ibadet ediyorlar. İşte böylece siz de Allah’a birtakım benzerler icat etmeyin. Çünkü Allah her şeyi bilir. Halbuki siz bilmezsiniz.” (Nahl, 16/73-74)


    İşte bu nedenle sahabe, vefatından sonra Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem ile tevessül etmeyi bırakıp dua etmesi için amcası Abbas’a yönelmiştir. Bu, onların Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’nun sağlığında “Allahım! Peygamberinin yüzüsuyu hürmetine bize yağmur indir” dediklerini, O vefat ettikten sonra ise “Rasulullah’ın amcası Abbas’ın hürmetine” demeye başladıklarını göstermez. Bu tür bid’at duaların ne Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetinde ne de Allah’ın kitabında bir yeri olmadığını iyi bildikleri için böyle bir şeye başvurmamışlardır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in vefatından sonra, bir kimsenin hatırıyla tevessül caiz olsaydı onun hatırıyla tevessül öncelik kazanırdı. Bu tür tevessül Mekke müşriklerinin şirkiyle benzeşmektedir.


    “Onlara ancak bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye tapıyoruz” (Zümer, 39/3)


    Makamı-mevkii ne olursa olsun bir yaratılmış ile herhangi bir fayda sağlamak veya bir zararı başından savmak için güç yetirir olduğuna inanarak tevessülde bulunmak büyük şirktir. Allah korusun insanı dinden çıkarır. 13


    b) Ölmüş Evliya Ve Salihlere Seslenmek, Onlardan Yardım Dilemek, Adaklar Adamak:


    Salih kimselere seslenerek, onları çağırmak, onlara adak adamak gibi fiiller Allah’ın dininden değildir. Bunlar tevhidi ortadan kaldıran, büyük şirk kapsamına giren fiillerdir. Bir kimsenin “Ey Seyyidim filan, ey şeyhim falan!... Elimden tut, şu hacetimi gider” türünden sözler sarfetmesi bu türün kapsamındandır. Ölmüş kimselere adak adamak da meşru bir tevessül türü değildir. Bir kimsenin “Ey efendim filan! Allah beni rızıklandırırsa... şu dileğim yerine gelirse... senin için şunları yapacağım, kurban keseceğim” vb. sözleri bu bağlamdadır. Bunların tümü ibadet türü olan dua ve adağı Allah’tan başkasına sarf etmektir ki İslam dini bu gibi şeylerden uzaktır.


    “Ekinlerinden, hayvanlarından Allah’a pay ayırıp dediler ki -Bu Allah’ın (iddialarına göre) bu da ortak koştuklarımızındır. Ortak koştukları için olanlardan Allah’a pay düşmez. Allah için ayırdıklarından ise ortak koştuklarına da aktarırlar. Ne kadar kötü hüküm veriyorlar.” (Enâm, 6/136)


    Allah’tan başkasına yönelmek, onlara duada bulunmak, onlar için türbeler yapıp içinde mum yakmak -ki günümüzde birçok cahil kimse bunları İslâm adına yapmaktadır. Ne peygamberimizin ne de Selefi Salih’in yapmadığı İslama zıt davranış biçimleridir. Çünkü onlar dua’nın sadece Allah’a edilmesi gerektiğine inanan kimselerdi. Şu ayetle emrolundukları gibi;


    “Kullarım sana benden sorarlarsa bilsinler ki ben yakınım. Dua ettiğinde bana dua edene karşılık veririm. Öyleyse çağrıma karşılık versinler ve bana iman etsinler ki doğru yolu bulurlar.” (Bakara, 2/186) Ve Muvahhidlerin İmamı Sallallahu aleyhi vesellem de onlara şunu öğretmiştir: “Dua, ibadettir.”14


    Dua ibadet iken nasıl olur da Allah’a mahsus bir ibadet biçimi O’ndan başkasına sarfedilebilir?...“Eğer onları çağırırsanız, sizin çağırmanızı işitmezler. Faraza işitseler bile size cevap veremezler. Kıyamet günü de sizin (onları Allah’a) ortak koşmanızı reddederler. (Bu gerçeği) sana, herşeyden haberi olan (Allah’tan) başka hiç kimse haber veremez.” (Fatır, 35/14) Bil ki, bu amellerin bütünü tevhidle, peygamberlerin gönderiliş amacı ile çelişmektedir. Peygamberler, Allah’tan başkasına ibadeti ortadan kaldırıp, ibadeti yalnızca bir olan Allah’a yöneltmek için gönderilmişlerdir. Yine peygamberler, Allah’ın amelleri kabulü için şu iki şartın yerine gelmesi gerektiğini beyan etmişlerdir.


    Bu şartlar:


    1- Amelin Salih olması

    2- Allah’ın şeraitine uygun olmasıdır.

    Allah şirkten başka her şeyi bağışlar .“Şüphesiz Allah, şirkten başka her şeyi dilediği kimsede bağışlar Allah'a şirk koşan kimse büyük bir iftira da bulunmuştur." (nisa 4/48) 15


  5. lazali54
    Üye

    devamı....

    c) Velilerin Ruhlarına Kurban Kesmek Ve Kabirleri Etrafında Ta’zimde Bulunmak:


    Günümüzde cahillerin yaptığı işlerden bazıları, velilerin türbeleri önünde kurban kesmek, belirli zamanlarda etrafında toplanıp ta’zimde bulunmak, şifa umuduyla hastaları onlara taşımak, oralarda geceleyip ölmüş olan velilerden şefaat istemek, onlara seslenip dua talep etmek, onlardan meded ummak gibi şeylerdir. Bunların tümü Allah’ın şeriatinde bulunmayan cahiliyye işi sapıkça bid’atlerdir. Allah’a, ibadette başkalarını ortak koşmaktır. Allah, bu tür şirklerden kullarını sakındırmıştır.


    “Allah’a ibadet edin. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın” (Nisa, 4/36)


    “Bile bile Allah’a eşler koşmayın” (Bakara, 2/22)


    Bu işleri yapanla, yapılmasına rıza gösteren hüküm açısından aynı konumdadır. Bu hüküm şirktir, iman ettikten sonra küfre sapmaktır. Allah cümlemizi bundan korusun...


    Şaşırtıcı bir gerçektir ki, bu tür bid’at tevessüllere başvuran kimseler meşru tevessül çeşitlerini kullanmak yönünden pek zayıftırlar. Kur’an ve sünnet kaynaklı meşru tevessül çeşitlerini bırakıp kendi uydurdukları dualar ve bid’at tevessül çeşitleriyle Allah’a yakın olmayı ummaktadırlar. Oysa Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’nun ve ashabının uygulamaları bu konuda en hayırlı ve en faydalı olanıdır. “Hayırlı olanı daha aşağısıyla mı değişiyorsunuz” (Bakara, 2/61)


    İnkar edilmeleri din’de asıl olan, iftira yolu ile ona eklenmeye yeltenilen bu gibi bid’atleri ilk defa reddeden biz değiliz. Bilakis bu, Sahabe, Tabiûn ve Dört İmam ile kıyamete kadar onlara uyan kimselerin yoludur. 16


    Müslümanların Tevessül Konusunda Yanlışa Düşme Nedenleri


    1) En önemli sebep taklittir. Taklit, bir kimsenin herhangi bir delile dayandırmadığı bir görüşünü, kabullenmektir. Bu, şer’i açıdan yanlış bir tutumdur ve yasaktır. Mukallid, delilini bilmeden taklit ettiği kimsenin görüşünü aksi sabit olsa da bağnazca savunan kimsedir. Allah bir çok ayette bu tutumdan sakındırmıştır. “Onlara -Haydi, Allah’ın indirdiğine ve Rasule gelin, dendiğinde derler ki- babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyler bize yeter. Ya babaları bir şey bilmeyen, doğru yola ermemiş kimseler idiyse?...” (Maide, 5/104)


    Selef alimleri ve müçtehid imamlar aynı şekilde taklitten sakındırmışlardır. Zira taklit, çekişme, zayıflık ve saflarda bölünme sebebidir. Bu nedenle bütün meselelerde tek bir kişiyi taklit eden bir sahabiye rastlamak mümkün değildir. Dört İmâm da görüşlerinde bağnaz bir tutum içerisine girmeyip kendilerine Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’nun sahih bir hadisi ulaştığında derhal görüşlerini terketmişlerdir. Ayrıca kullandıkları delilleri bilmeksizin kendilerini taklit etmekten başkalarını sakındırmışlar, şu ayetin manasını hakkıyla anlamış olduklarını ortaya koymuşlardır.


    “Size indirilene uyun. Ondan başkasını dost edinip de uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!...” (Araf, 7/3)


    2) Bir konuyu değerlendirirken ayet ve hadislerin bir kısmını alıp bir kısmını almamak. Bununla beraber, delil edindikleri ayet ve hadisler de, halbuki ne onların ispat etmek istediklerine delil olabilir, ne de görüşlerini destekler mahiyettedir. Ancak kesin olan şu ki; onlar nasların delalet ettiği doğru tefsiri bilmiyorlar, ya da onları delalet ettiğinden çok uzak anlamlara tevil ediyorlar. Şu ayette olduğu gibi.


    “Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve ona doğru vesile arayın” (Maide, 5/35)


    Bu ayette “vesile” den murad, taat ve hoşnut olduğu amellerle Allah’a yakın olmaktır. Müfessirler arasında bu konuda ihtilaf yoktur. Oysa bazı kimseler bu ayeti Allah’tan başkasından meded ummaya delil getirmektedirler. Bu, Allah’ın kelamını tahrif etmektir. Allah’ın emrettiği vesile, müfessirlerin ittifak ettiği gibi salih ameller vasıtasıyla Allah’a yakın olma talebidir.


    Yine hadislerden ise bazı kimselerin bahsi geçen Yağmur Duası hadisinde Hz. Ömer’in Hz. Abbas’la yaptığı tevessülü, Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’na yakınlığı nedeniyle zatiyle yapmış bir tevessül olarak değerlendirmeleri buna örnektir. Peki o zaman, Hz. Muaviye’nin ve diğer müslümanların Yezid b. Esved el Cüreşî ile yaptıkları tevessüle ne buyrulur?... Cureşi dua eder etmez yağmur yağmaya başlamıştır. Bu konuya örnek olarak Âmâ hadisini de verebiliriz. Âmânın biri Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’na gelerek “Bana afiyet vermesi için Allah’a dua et” der. Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem ona “Dilersen dua ederim. Dilersen sabredersin. Bu senin için daha hayırlıdır” der. Âmâ da “dua et” diye ısrarını bildirir. Bunun üzerine Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem ona güzel bir şekilde abdest alıp şu duayı söylemesini emreder. “Allahım sana peygamberin rahmet peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ile yöneliyorum. Ey Muhammed!


    Hacetimin giderilmesi için seninle Rabbime yöneliyorum. Allahım! Benim hakkımda onu şefaatçi kıl!” Adam denileni yapar ve gözleri açılır. Hadiste görüldüğü gibi Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’ndan dua talebi vardır. Aynı zamanda Allah’ın peygamberinin duasını kabulü için âmâ da dua etmekte “Allahım! Benim hakkımda onu şefaatçı kıl” demektedir.


    3) Aslı astarı olmayan hatta bazan dinin asıllarıyla çelişen uydurma hadislerle ve Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’na nisbeti kesinlik kazanmamış zayıf hadislerle amel etmek. Örnek olması hasebiyle bunlardan birkaçını zikredelim. - “Makamımla tevessülde bulunun. Şüphesiz Allah katında makamım büyüktür” Bu hadis uydurmadır, batıldır.

    - “Adem günah işleyince dedi ki -Ya Rab! Muhammed’in hakkı için senden beni bağışlamanı dilerim. Bunun üzerine Allah Teâlâ -Ey Âdem! Henüz yaratmadığım halde Muhammed’i nasıl biliyorsun? diye sordu. Âdem -Ya Rab! Beni elinle yaratıp bana ruhundan üfleyince başımı kaldırdım ve arşın direkleri üzerinde şu yazıyı gördüm: La ilahe İllallah Muhammedur Rasulullah. Bildim ki Sen adının yanına ancak en sevdiğin kimsenin adını yazarsın Allah da şöyle buyurdu
    -Seni bağışladım Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım.” İmam Zehebi “Mizan” adlı eserinde der ki Bu haber batıldır, uydurmadır.
    -”Her kim evinden namaza çıkıp -Allahım! Senden isteyenler hakkı için bu yürüyüşüm hakkı için senden isterim, derse dileği kabul olur.” Bu hadis zayıftır. İbn Teymiyye ve Zehebi bu hadisi zayıf görmüşlerdir. 17

    • Son Olarak:

    Muvahhid bir kula düşen, kişiyi büyük şirke, küçük şirke veya haram olan bir bid’ate düşüren bid’at tevessül türlerinden sakınmaktır. Zira bu, duada haddi aşmaktır ve duanın karşılıksız kalmasını gerektirir. Çünkü Allah azze ve celle ancak şer’i ölçüler içerisindeki duaları kabul eder. Ayrıca mü’min kul, dualarını Kur’an ve Sünnet’ten seçmeye özen göstermelidir. Zira bu, kabul edilme açısından daha güvenilirdir ve de kişiye sevap kazandırır.
    Allah'ım! Güzel isimlerin, yüce sıfatların; sana olan imanımız, Rasuluna duyduğumuz sevgi ve sünnetine olan bağlılığımız; ancak senin vechini gözettiğimiz salih amellerimiz ve içimizden salih kimselerin duasıyla sana yakınlık umar; bizleri yolunda çaba gösteren, yoluna çağıran Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’inin sünnetine bağlı, haktan ayrılmayan muvahhid kimseler kılmanı, bizi düşmanlarımıza galip getirip aziz Dinin İslâm’ı yüceltmeyi bizlere nasip etmeni Senden dileriz. 18


    -----------------------------------------------------------------------------------
    1 Buhari.2 Abdullah Yolcu, Meşru ve Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.3 Abdullah Yolcu, Meşru ve Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.4 Abdullah Yolcu, Meşru ve Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.5 Abdullah Yolcu, Meşru ve Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.6 Abdullah Yolcu, Meşru ve Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.7 Abdullah Yolcu, Meşru ve Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.8 Mütefekun Aleyh. Abdullah Yolcu, Meşru ve Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.9 Buhari. Abdullah Yolcu, Meşru ve Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.10 Abdullah Yolcu, Meşru ve Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.11 Abdullah Yolcu, Meşru ve Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.12 Müslim.13 Abdullah Yolcu, Meşru ve Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.14 Tirmizî.15 Abdullah Yolcu, Meşru ve Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.16 Abdullah Yolcu, Meşru ve Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.17 Abdullah Yolcu, Meşru ve Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.18 Abdullah Yolcu, Meşru ve Bid’at Tevessül, Guraba Yayınları El Broşürleri.


    **bu konuyu alıntı yaptığım yeri kaydetmemişim . bu çalışmayı yapan kişi hakkını helal etsin **


  6. İLİMCİK
    Devamlı Üye
    Ben her dua edişimde "Muhammed aleyhisselam hürmetine" cümlesini kesinlikle eklerim. Bu cümleyi söylemeden yaptığım hiç bir dua yoktur diyebilirim. Yani, "Ya rabbi ben günahlarımdan ve isyanlarımdan dolayı senden bu şeyleri istememe yüzüm yok ve ben bu istediğim şeylere layık değilim, fakat senin en sevdiğin abdin ve resulün olan Muhammed aleyhisselamın hürmetine bana bunu ver" demek istiyorum....Bütün kardeşlerime de Allah'ın en sevdiği abdi ve mahluku olan Muhammed aleyhisselamı vesile ve şefaatçı yapmalarını tavsiye ediyorum..Bunun gibi Allahın rahmetini, kudretini, Kur'anını ve diğer peygamberleri ve evliyaları vesile yaparak Allaha dua edilebilir..Mesela, "Allah'ım ihlas suresinin hakkı için beni ihlas-ı tamme muvaffak et" veya "Allah'ın rahmetinin ve kudretinin hakkı için nefsimi bana musahhar kıl" diye dua edilebilir.

  7. @mir
    âb ü kil
    İlİMCİK söylediklerin hiçbir delile dayanmıyor

    Alıntı @mir Nickli Üyeden Alıntı
    1. Ebû Hanîfe dedi ki:

    "Bir kimsenin Yüce Allah'a ancak onu vesile kılarak ve ancak Yüce Allah'ın şu buyruğundan anlaşıldığı üzere emrolunmuş ve izin verilmiş surette dua etmesi gerekir:

    "En güzel isimler Allah'ındır. O halde O'na bunlarla dua edin. Onun isimlerinde eğriliğe sapanları terkedin. Onlar yapmakta olduklarının cezasını çekecektir." (el-A'raf, 7/180)(ed-Durru'l-Muhtar maa Haşiyeti Reddi'I-Muhtar (VI, 396-397)

    2. Ebû Hanîfe dedi ki:

    "Dua eden kimsenin filânın hakkı için yahut peygamberlerinin ve rasûllerinin hakkıiçinBeyt-i Haram'ın ve Meş'ar-i Haram'ın hakkı için senden dilekte bulunuyorum demesi mekruhtur." (Şerhu'l-Akîdeti't-Tahâviyye, s. 234; İthafu's-Saâdeti'l-Muttakîn, II, 285; Aliyyu'l-Kârî, Şerhû'l-Fıkhi'l Ekber, s. 198)

    3. Ebû Hanîfe dedi ki:

    "Herhangi bir kimsenin Allah'a ancak onu vesile ederek dua etmesi gerekir. Bir kimsenin senin Arşının izzet noktaları hakkı için yahutta mahlukatının hakkı için demesini mekruh görüyorum." (et-Tevessulu ve'l-Vesile, s. 82; Ayrıca bk. Şerhu'l-Fıkhi'l-Ekber, s. 198)

    (İmam Ebû Hanîfe ile Muhammed b. el-Hasen dua eden bir kimsenin:

    "Allah'ım senin Arşının izzet noktaları hakkı için senden diliyorum" demesini mekruh görmüşlerdir.Çünkü böyle bir duaya izin verildiğine dair bir nass bulunmamaktadır. Ebû Yûsuf ise sünnette bu konuda bir nassa vâkıf olduğundan ötürü böyle bir duaya cevaz vermektedir. Vâkıf olduğu bu nassa göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şu duayı yaparmış:

    "Allah'ım senden Arşının izzet noktalan ve kitabının rahmetinin son sınırlan hakkı için...diliyorum"... el-Binaye, IX, 382'de ve Nasbu'r-Raye, IV, 272'de belirtildiği gibi Beyhaki, Kitabu'd-Daavat el-Kebire'de rivayet etmiştir. Ancak bu hadisin senedinde tenkid edilmiş üç nokta vardır:

    1. Davud b. Ebî Asım'ın İbn Mes'ud'dan hadis dinlememiş olduğu,

    2. Abdu'l-Melik b. Cureyc hem tedlis yapan, hem mürsel rivayetler nakleden birisidir.

    3. Ömer b. Harun yalancılıkla itham edilmiş birisidir. Bundan dolayı İbnu'l-Cevzî, el-Binaye, IX, 382'de belirtildiği üzere: "Bu hadis hiç şüphesiz uydurmadır, senedi de gördüğün gibi boştur" demiştir. Bk. Tehzibu't-Tehzib, III, 189, VI, 405, VII, 501 Takribu't-Tehzib, I, 520)
    Alıntı @mir Nickli Üyeden Alıntı
    Nitekim, Hanefî Fıkhı'nın meşhur kitabı Hidaye'de şöyle yazmaktadır:

    "Bir kimsenin dua ederken filanın hakkı için, filanın yüzüsuyu hürmetine veya Peygamberlerin, Nebilerin hakkı için demesi mekruhtur. Zira; yaratılanın, Yaratan üzerinde hiçbir hakkı söz konusu değildir."
    bu arada mekruh terimi tenzihen ve tahrimen diye ikiye ayrılmadan önce
    selefin bu kelimeyi haram anlamında kullandığını okudum
    yukardaki alıntılardaki mekruh kelimesi bu şekilde anlaşılmalıdır Allahu Alem


    lazali54 kardeş yazının kaynağı şu:
    http://d1.islamhouse.com/data/tk/ih_...n_Tevessul.pdf

    www.islamhose.com adresini tüm kardeşlere tavsiye ederim

  8. İLİMCİK
    Devamlı Üye
    Kardeşim, yüzlerce İslam alimi böyle dua etmişler..Ben onlara ittiba ediyorum..Ayrıca, zaten diğer kardeşlerimiz bunu ile ilgili hadis-i şerif de vermişler..Ayrıca, bizim aklımız vardır..Akıl ve mantık rahmeten lil alemin olan yani bir rahmete vesile olmak için gönderilmiş olan bir zatı vesile yapmayı gayet uygun ve makul görüyor..

  9. Misafir
    Detaylıca açıklanmış.
    R'ad 14 mealen
    "Hak duâ ancak onadır, ondan başka yalvarıp durdukları ise onları hiç bir şeyle icabet etmezler, onlar ancak ağzına gelsin diye suya doğru iki avucuna açana benzer ki o, ona gelmez, kâfirlerin duâsı hep bir dalâl içindedir "

    Fâtır 10 mealen
    "Her kim ızzet istiyorsa bilsin ki ızzet tamamiyle Allahındır, ona hoş kelimeler yükselir onu da ameli sâlih yükseltir, kötülükler kuranlara gelince onlara şiddetli bir azâb vardır, ve onların tuzakları hep tarmar olur"

    Mealler Elmalılı'nın orijinal meallendirmesindendir.

  10. Misafir
    Allah c.c sizlerden razı olsun.

  11. Misafir
    Şevahid-ül-hak 153. sayfada yazılı, ibni Mace hadisinde, Peygamberimiz (Allahümme inni eselüke bihakkıssailine aleyke), yani (Ya Rabbi! Senden isteyip de, verdiğin kimselerin hatırı için, senden istiyorum!) derdi ve böyle dua ediniz buyururdu. Hazret-i Ali’nin annesi Fatıma’yı kendi mübarek elleri ile mezara koyunca (İgfir li ümmi fatımate binti Esed ve vessialeyha medhaleha bi-hakkı Nebiyyike vel Enbiya-illezine min kabli inneke erhamürrahimin) buyurduğunu, Taberani ve İbni Hibban ve Hakim ve Süyuti bildirmektedir.
    Eshab-ı kiramın büyüklerinden Osman bin Huneyf bildiriyor ki, iyi olması için dua isteyen bir a’maya, abdest alıp, iki rekat namaz kılmasını, sonra (Allahümme inni eselüke ve eteveccehü ileyke bi-Nebiyyike Muhammedin Nebiyyirrahme, ya Muhammed inni eteveccehü bike ila Rabbifi haceti-hazihi, li taktıye-li, Allahümme şeffihü fiyye) okumasını emr etmiştir. Bu dua, (Merakıl-felah) ve bunun Tahtavi haşiyesi ve türkçe tercümesi olan (Nimet-i islam) kitaplarında, (Hacet namazı) sonunda ve (Şifa üs-sikam) ve (Nur-ül-islam)da ve (Dürerüsseniyye)de de yazılıdır. Eshab-ı kiram, bu duayı hep okurdu.
    Hakim’in bildirdiği sahih hadiste buyuruldu ki:
    Âdem aleyhisselam Cennetten çıkarılınca, çok dua etti. Tevbesi kabul olmadı. Nihayet (Ya Rabbi! Oğlum Muhammed hürmeti için, bu babaya merhamet et) deyince, duası kabul oldu ve (Ya Adem! Muhammed aleyhisselamın ismi ile, her ne isteseydin kabul ederdim, Muhammed olmasaydı, seni yaratmazdım) buyuruldu. Bu hadis-i kudsi, (Mevahib) ve (Envar)ın başında da yazılıdır. Böyle olduğunu, Alusi’nin (Galiyye) kitabı da, 109. sayfasında uzun bildirmektedir. Bu dualarda bulunan (hak) kelimesi, hürmet, kıymet demektir. Sevdiklerine verdiği kıymetli dereceler hatırı için istemektir. Çünkü, hiçbir mahlukun, hiçbir bakımdan, Allahü teâlâda hakkı yoktur.
    Âdem aleyhisselam, Cennette iken, Cennetin her yerinde ve Arş üzerinde (La ilahe illallah Muhammedün Resulullah) yazılı gördü. Onun, Allahü teâlânın en sevgili kulu olduğunu bilip onun hürmeti için dua etti.
    Bu dualar gösteriyor ki, Allahü teâlânın sevdikleri ile tevessül etmek, yani onları araya koyarak, onların hatırı ve hürmeti ile Ondan istemek caizdir.

  12. Misafir

    Reklam


    AHKAF SURESI 9.AYET : De ki: “Ben (Allah'ın) elçilerinin ilki değilim ve (onlar gibi) ben de, bana ve size ne olacağını bilemem, sadece bana vahyolunana uyarım çünkü ben sadece açık bir uyarıcıyım.”
    BAKARA SURESI 186 : Kullarım, beni senden sorarlarsa,bilsinler ki, gerçekten ben onlara çok yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O hâlde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.
    KASAS SURESI 56. AYET : (Resûlüm!) Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; bilakis, Allah dilediğine hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi ALLAH bilir..

+ Yorum Gönder
2. Sayfa BirinciBirinci 12
yüzü suyu hürmetine ne demek,  yüzü suyu hürmetine ,  peygamber efendimizin yüzü suyu hürmetine,  yüzü suyu hürmetine demek,  peygamberimizin yüzü suyu hürmetine,  dua ederken peygamberimizin yüzü suyu hürmetine demek,  peygamberin yüzü suyu hürmetine