Konusunu Oylayın.: Beddua ve Allah'a Havale Etmek

5 üzerinden 3.33 | Toplam: 6 kişi oyladı.

Beddua ve Allah'a Havale Etmek
  1. 26.Haziran.2008, 09:56
    1
    LeoparGS
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Şubat.2007
    Üye No: 26
    Mesaj Sayısı: 2,721
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 34
    Bulunduğu yer: İstanbul

    Beddua ve Allah'a Havale Etmek






    Beddua ve Allah'a Havale Etmek Mumsema
    Beddua ve Allah'a Havale Etmek


    Beddua eden mesuliyet altında kalır mı? Allah'a havale etmek beddua mıdır?


    İnsanları Allah'a havale etmek, mesuliyet gerektiren bir husus değildir. Ancak uygunsuz ifadelerle, Hakk'a havale edilen şahısların müstahak olmadıkları hususları ifadede mesuliyet olabileceğini söylemek mümkündür. Bir bakıma fenâ insanları Allah'a havale etmek, onlar adına çok masum bir şeydir. Gerçi Efendimiz, Ebû Cehil'i, Utbe'yi, Şeybe'yi, İbn Ebî Muayt'ı Allah'a havale etmiş; bir mânâda etmeden men edilmiştir. Ama Nebiler Serveri'nin (sallallâhu aleyhi ve sellem) bundan men edilmesi, O'nun hususî konumu ile telif edilemediğinden dolayıdır. Âdeta Efendimiz'e (sallallâhu aleyhi ve sellem) yapılan ikaz: "Sen kendine bak; onların dalâleti seni çok meşgul etmemeli. Onun sana zararı da olmaz" mânâsına bir men etmedir. Zira Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) sabah akşam -bazı rivayetlerde de günde beş vakit- namazda ellerini kaldırıyor, kunut okuyor ve İslâm'a kötülük yapanları Allah'a havale ediyordu. Bu açıdan kişinin istihkâkı varsa, "Allah'ım, onu Sana havale ediyorum, kötülüğünü onun başına dola." demede bir sakınca yoktur. Bir insanın böyle bir havaleye müstahak olması ve sizin onu havale etmeniz, Anadolu halkının dediği gibi "Artık Sen bilin yâ Rabbi!" demektir.

    Ama bedduaya gelince onu yapmamız veya ona "âmin" dememiz mümkün değildir. Meselâ; "Allah'ım! Falanların altını üstüne getir. Allah'ım! Onu yerin dibine batır. Allah'ım! İflah etme. Allah'ım! Onun canı Cehennem'e. Allah'ım! Onu paramparça et. Allah'ım! Evlerine feryâd u figân sal..." gibi ifadeler birer bedduadır ki bütün bunlarda murad-ı ilâhî başka türlü olabilir. Belki karşı tarafın o bedduaya istihkâkı olmayabilir veyahut onun Allah'a (celle celâluhu) yönelmesi söz konusudur. Meselâ Efendimiz, Hz. Ömer'in, Üseyd'e -başka bir rivayette Esîd'e- beddua etmesini men etmiş ve ona, "Bir gün, öyle bir makamda öyle şeyler söyleyecek ki sen ondan memnun olacaksın." demiştir. Bu konuda hayır zannedilen şeyler şer, şer zannedilen bazı hususlar da hayır olabilir. Bununla alâkalı olarak Cenâb-ı Hak "Allah bilir, siz bilmezsiniz."[1] demektedir. Gerçekten bizim bilmediğimiz pek çok hayırlar olduğunu sizler de her zaman görmüşsünüzdür ve görmektesinizdir. Meselâ, bir dönemde, birine bedduada bulunmuş veya onu Allah'a havale etmişsiniz, bir süre sonra bakıyorsunuz o, sizin fahrî müdafiiniz ve avukatınız oluvermiş... Evet, işte bütün bunlar, öfkeyle köpürmenin ötesinde daha farklı şeyler söylemenin esas olduğunu göstermektedir.
    Bazen, düzelmeleri hiç kabil olmayacak gibi görülen ve din aleyhtarlığını kendine vazife edinmiş kimseler hakkında, "Allah'ım, Sen bunların hakkından gel, onların düzenlerini dağıt ve kuvvetlerini parçala ki bize tecavüz etmesinler/edemesinler. Bu yılanların belini kır da yürüyemesinler Rabbim!" şeklinde dua etmekte bir beis görmeyenler de vardır. Aslına bakılırsa onların yaptığı cinayetler karşısında bu ifadeler onlar için çok fazla beddua da sayılmaz.
    Bütün Müslümanlar, her hususta olduğu gibi Allah'a havale etmek hususunda da aşırıya gitmemeli ve her zaman sınırlarını korumalıdırlar. Zira Müslüman'ın tel'ine ve bedduaya "âmin" demesi asla doğru değildir.

    Allah'a havale edilecek kişileri çok iyi ayıklamak ve elemek gerekir. Ayrıca ölenlerin arkasından da aleyhte bir şey söylemek doğru değildir. Çünkü insanların nasıl gittiğini bizden daha iyi Allah bilir. Ama şu kadarı da var ki, hayatı boyunca kötülük planlamış ve "Şu Müslümanlığı bir vursak, iflahını kessek ve işini bitirsek" diyenleri O'na havale etmekte de bir mahzur yoktur. Onlar için, "Allah'ım! Kuyruğunu dikmiş sokmak için gelen akrebin kuyruğunu kır, onun zehirini kendi ağzına sok yâ Rabbi!" demek bir müdafaadır.
    Ben bunları söylemenin bir sakıncası olacağını zannetmiyorum. Bazen de hem benim hem de değişik dairelerdeki arkadaşların canı çok yanıyor. Onların yanan canları ile benim canım da ayrıca yanıyor. Hani filmlerde nasıl tek yumurta ikizlerinden birine kırbaç vurulunca öbürü de acısını duyuyor, benimki de öyle. Önemli bir fonksiyon eda eden arkadaşların acısını her zaman ruhumda hissediyor ve sanki sırtımdan kırbaç yemiş gibi ızdırap duyuyorum. Öyle ki, böyle bir mesele gece kafama takılsa, deli gibi fırlıyorum yatağımdan; birkaç derin soluk alıyor, sonra gezip dua ediyorum. Bazen, "Allah'ım! Islah et, ıslah et, ıslah et." diye müspet dua ediyorum. Bazen de, "Kabil-i ıslah değilse Sana havale ediyorum Allah'ım!" şeklinde O'na havale ediyorum.

    Kur'ân'da Hz. İsa'nın bir duası vardır ki o duada gizli bir havale etme olduğu söylenebilir. O, Cenâb-ı Hakk'a şöyle bir niyazda bulunur: "... Eğer onları cezalandırırsan, şüphe yok ki onlar Sen'in kullarındır. Onları affedersen, Aziz u Hakîm (üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibi) ancak Sen'sin!"[2] Âyet-i kerimelerin fezlekelerinde gizli olan müthiş terbiyeyi, asıl konumuz olmadığı için geçiyor ve ifade etmek istediğimiz hususa dönüyoruz. Âyetin sonundaki Hakîm ifadesi ile alâkalı olarak Hz. Mesih sanki Cenâb-ı Hakk'a şunları söylüyor:

    "Ben her ne kadar böyle görüyorsam da bu, eşyanın dış yüzü itibarıyladır. Hikmet ise eşyanın perde arkası sırları demektir. Eşyanın perde arkasını da ancak Sen görür ve Sen bilirsin. Çünkü Hakîm Sensin. Eğer ben bu istek ve talebimde Sen'in hikmetine muhalif bir şey söylemişsem, Sen Hakîm'sin, bildiğini yaparsın." Evet, işte bu son ifadede zımnî olarak bir havale olduğu söylenebilir.
    Netice olarak, Allah'a havale etmede bir mahzur olmadığını, yapılan beddualara da âmin demememiz gerektiğini, ikisinin birbirinden ayrıldığını ve mü'mine yaraşan hususun dua etmek olduğunu söyleyebiliriz. İşin içinden çıkamadığımız durumlarda, Allah'a havale etmek de bir yol olarak kullanılabilir.


    [1] Nur sûresi, 24/19
    [2] Mâide sûresi, 5/118


  2. 26.Haziran.2008, 09:56
    1
    Devamlı Üye



    Beddua ve Allah'a Havale Etmek


    Beddua eden mesuliyet altında kalır mı? Allah'a havale etmek beddua mıdır?


    İnsanları Allah'a havale etmek, mesuliyet gerektiren bir husus değildir. Ancak uygunsuz ifadelerle, Hakk'a havale edilen şahısların müstahak olmadıkları hususları ifadede mesuliyet olabileceğini söylemek mümkündür. Bir bakıma fenâ insanları Allah'a havale etmek, onlar adına çok masum bir şeydir. Gerçi Efendimiz, Ebû Cehil'i, Utbe'yi, Şeybe'yi, İbn Ebî Muayt'ı Allah'a havale etmiş; bir mânâda etmeden men edilmiştir. Ama Nebiler Serveri'nin (sallallâhu aleyhi ve sellem) bundan men edilmesi, O'nun hususî konumu ile telif edilemediğinden dolayıdır. Âdeta Efendimiz'e (sallallâhu aleyhi ve sellem) yapılan ikaz: "Sen kendine bak; onların dalâleti seni çok meşgul etmemeli. Onun sana zararı da olmaz" mânâsına bir men etmedir. Zira Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) sabah akşam -bazı rivayetlerde de günde beş vakit- namazda ellerini kaldırıyor, kunut okuyor ve İslâm'a kötülük yapanları Allah'a havale ediyordu. Bu açıdan kişinin istihkâkı varsa, "Allah'ım, onu Sana havale ediyorum, kötülüğünü onun başına dola." demede bir sakınca yoktur. Bir insanın böyle bir havaleye müstahak olması ve sizin onu havale etmeniz, Anadolu halkının dediği gibi "Artık Sen bilin yâ Rabbi!" demektir.

    Ama bedduaya gelince onu yapmamız veya ona "âmin" dememiz mümkün değildir. Meselâ; "Allah'ım! Falanların altını üstüne getir. Allah'ım! Onu yerin dibine batır. Allah'ım! İflah etme. Allah'ım! Onun canı Cehennem'e. Allah'ım! Onu paramparça et. Allah'ım! Evlerine feryâd u figân sal..." gibi ifadeler birer bedduadır ki bütün bunlarda murad-ı ilâhî başka türlü olabilir. Belki karşı tarafın o bedduaya istihkâkı olmayabilir veyahut onun Allah'a (celle celâluhu) yönelmesi söz konusudur. Meselâ Efendimiz, Hz. Ömer'in, Üseyd'e -başka bir rivayette Esîd'e- beddua etmesini men etmiş ve ona, "Bir gün, öyle bir makamda öyle şeyler söyleyecek ki sen ondan memnun olacaksın." demiştir. Bu konuda hayır zannedilen şeyler şer, şer zannedilen bazı hususlar da hayır olabilir. Bununla alâkalı olarak Cenâb-ı Hak "Allah bilir, siz bilmezsiniz."[1] demektedir. Gerçekten bizim bilmediğimiz pek çok hayırlar olduğunu sizler de her zaman görmüşsünüzdür ve görmektesinizdir. Meselâ, bir dönemde, birine bedduada bulunmuş veya onu Allah'a havale etmişsiniz, bir süre sonra bakıyorsunuz o, sizin fahrî müdafiiniz ve avukatınız oluvermiş... Evet, işte bütün bunlar, öfkeyle köpürmenin ötesinde daha farklı şeyler söylemenin esas olduğunu göstermektedir.
    Bazen, düzelmeleri hiç kabil olmayacak gibi görülen ve din aleyhtarlığını kendine vazife edinmiş kimseler hakkında, "Allah'ım, Sen bunların hakkından gel, onların düzenlerini dağıt ve kuvvetlerini parçala ki bize tecavüz etmesinler/edemesinler. Bu yılanların belini kır da yürüyemesinler Rabbim!" şeklinde dua etmekte bir beis görmeyenler de vardır. Aslına bakılırsa onların yaptığı cinayetler karşısında bu ifadeler onlar için çok fazla beddua da sayılmaz.
    Bütün Müslümanlar, her hususta olduğu gibi Allah'a havale etmek hususunda da aşırıya gitmemeli ve her zaman sınırlarını korumalıdırlar. Zira Müslüman'ın tel'ine ve bedduaya "âmin" demesi asla doğru değildir.

    Allah'a havale edilecek kişileri çok iyi ayıklamak ve elemek gerekir. Ayrıca ölenlerin arkasından da aleyhte bir şey söylemek doğru değildir. Çünkü insanların nasıl gittiğini bizden daha iyi Allah bilir. Ama şu kadarı da var ki, hayatı boyunca kötülük planlamış ve "Şu Müslümanlığı bir vursak, iflahını kessek ve işini bitirsek" diyenleri O'na havale etmekte de bir mahzur yoktur. Onlar için, "Allah'ım! Kuyruğunu dikmiş sokmak için gelen akrebin kuyruğunu kır, onun zehirini kendi ağzına sok yâ Rabbi!" demek bir müdafaadır.
    Ben bunları söylemenin bir sakıncası olacağını zannetmiyorum. Bazen de hem benim hem de değişik dairelerdeki arkadaşların canı çok yanıyor. Onların yanan canları ile benim canım da ayrıca yanıyor. Hani filmlerde nasıl tek yumurta ikizlerinden birine kırbaç vurulunca öbürü de acısını duyuyor, benimki de öyle. Önemli bir fonksiyon eda eden arkadaşların acısını her zaman ruhumda hissediyor ve sanki sırtımdan kırbaç yemiş gibi ızdırap duyuyorum. Öyle ki, böyle bir mesele gece kafama takılsa, deli gibi fırlıyorum yatağımdan; birkaç derin soluk alıyor, sonra gezip dua ediyorum. Bazen, "Allah'ım! Islah et, ıslah et, ıslah et." diye müspet dua ediyorum. Bazen de, "Kabil-i ıslah değilse Sana havale ediyorum Allah'ım!" şeklinde O'na havale ediyorum.

    Kur'ân'da Hz. İsa'nın bir duası vardır ki o duada gizli bir havale etme olduğu söylenebilir. O, Cenâb-ı Hakk'a şöyle bir niyazda bulunur: "... Eğer onları cezalandırırsan, şüphe yok ki onlar Sen'in kullarındır. Onları affedersen, Aziz u Hakîm (üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibi) ancak Sen'sin!"[2] Âyet-i kerimelerin fezlekelerinde gizli olan müthiş terbiyeyi, asıl konumuz olmadığı için geçiyor ve ifade etmek istediğimiz hususa dönüyoruz. Âyetin sonundaki Hakîm ifadesi ile alâkalı olarak Hz. Mesih sanki Cenâb-ı Hakk'a şunları söylüyor:

    "Ben her ne kadar böyle görüyorsam da bu, eşyanın dış yüzü itibarıyladır. Hikmet ise eşyanın perde arkası sırları demektir. Eşyanın perde arkasını da ancak Sen görür ve Sen bilirsin. Çünkü Hakîm Sensin. Eğer ben bu istek ve talebimde Sen'in hikmetine muhalif bir şey söylemişsem, Sen Hakîm'sin, bildiğini yaparsın." Evet, işte bu son ifadede zımnî olarak bir havale olduğu söylenebilir.
    Netice olarak, Allah'a havale etmede bir mahzur olmadığını, yapılan beddualara da âmin demememiz gerektiğini, ikisinin birbirinden ayrıldığını ve mü'mine yaraşan hususun dua etmek olduğunu söyleyebiliriz. İşin içinden çıkamadığımız durumlarda, Allah'a havale etmek de bir yol olarak kullanılabilir.


    [1] Nur sûresi, 24/19
    [2] Mâide sûresi, 5/118


    Benzer Konular

    - Allah'ın laneti üzerine olsun diye beddua etmek

    - Dua ederken ısrar etmek... ısrarlı bir şekilde dua edip sonucunu Allah’a havale etmemiz gereki

    - Malımı çalan hırsız için ne yapmalıyım beddua mı yoksa Rabbime mi havale etmeliyim?

    - Evlada beddua etmek. Allah kabul eder mi?

    - Kuran'da Allah neden beddua ve lanet etmiştir? Allah tebbet suresinde beddua etmişmid

  3. 26.Kasım.2016, 20:45
    2
    Misafir

    Arapça Allah ve peygamber efendimiz yazılı...




    Merhaba iyi akşamlar hocam. Ben rüyamda demirin üzerine dört tane Arapça yazı gördüm ilkinde ne yazdığını anlamadm ikincisinde peygamber efendimizn adı üçüncüsünde Allahın adı dördüncüsünü anlamadm ayrıldığım erkek arkadaşımla beraber Allah ve peygamber efendimiz yazılı olduğu yerde fotoğraf çekiyorduk. Şimdiden teşekkürler hocam


  4. 26.Kasım.2016, 20:45
    2
    Edaaa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Edaaa
    Misafir



    Merhaba iyi akşamlar hocam. Ben rüyamda demirin üzerine dört tane Arapça yazı gördüm ilkinde ne yazdığını anlamadm ikincisinde peygamber efendimizn adı üçüncüsünde Allahın adı dördüncüsünü anlamadm ayrıldığım erkek arkadaşımla beraber Allah ve peygamber efendimiz yazılı olduğu yerde fotoğraf çekiyorduk. Şimdiden teşekkürler hocam


  5. 27.Kasım.2016, 00:05
    3
    arifselim
    Yönetici

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Nisan.2007
    Üye No: 211
    Mesaj Sayısı: 20,793
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Yorum: Beddua ve Allah'a Havale Etmek

    Merhaba. Bu rüya çok hayırlı olarak yorumlanır. Allah'ın izniyle dileklerin gerçekleşeceğine ve isteklerine kavuşacağına alamet eder. Ayrıca derdi veya hastalığı varsa bu kimsenin bunlardan kurtulacağına alamet eden bir rüyadır. Herşeyi hakkıyla bilen sadece Allah'tır.


  6. 27.Kasım.2016, 00:05
    3
    Yönetici
    Merhaba. Bu rüya çok hayırlı olarak yorumlanır. Allah'ın izniyle dileklerin gerçekleşeceğine ve isteklerine kavuşacağına alamet eder. Ayrıca derdi veya hastalığı varsa bu kimsenin bunlardan kurtulacağına alamet eden bir rüyadır. Herşeyi hakkıyla bilen sadece Allah'tır.


  7. 09.Aralık.2016, 17:11
    4
    Misafir

    Yorum: Beddua ve Allah'a Havale Etmek

    İçinden edilen, dille söylenmeyen beddua geçerli mi kendisine veya başkasına edilen beddualar
    2.içimizden,dille söylemeden normal dua edebilir miyiz veya öyle yaparsak sevabında azalma olur mu?


  8. 09.Aralık.2016, 17:11
    4
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    İçinden edilen, dille söylenmeyen beddua geçerli mi kendisine veya başkasına edilen beddualar
    2.içimizden,dille söylemeden normal dua edebilir miyiz veya öyle yaparsak sevabında azalma olur mu?


  9. 10.Aralık.2016, 12:31
    5
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,558
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Yorum: Beddua ve Allah'a Havale Etmek

    İçten edilen dua ve beddua geçerlidir, önemli olan kalpten istemektir.


  10. 10.Aralık.2016, 12:31
    5
    Üye
    İçten edilen dua ve beddua geçerlidir, önemli olan kalpten istemektir.


  11. 25.Nisan.2017, 17:19
    6
    Misafir

    Yorum: Beddua ve Allah'a Havale Etmek

    Merhaba ben birini kandirdim çok canını yaktım beni allaha havale ettiğini ve beter ol dedi ne yapsam kırgınlığı bitmedi peki şimdi bana ne olucak


  12. 25.Nisan.2017, 17:19
    6
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Merhaba ben birini kandirdim çok canını yaktım beni allaha havale ettiğini ve beter ol dedi ne yapsam kırgınlığı bitmedi peki şimdi bana ne olucak





+ Yorum Gönder