+ Yorum Gönder
Soru - Cevap İslamiyet ve Diğer Soru ve Cevapları Kategorisinden Kürtaj yaptırmak caiz midir? (Kürtaj yaptıran kişi allah cc huzurunda cinayetlemi yargılanacak?) Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. Sedanur
    Sedanur
    Reklam

    Kürtaj yaptırmak caiz midir? (Kürtaj yaptıran kişi allah cc huzurunda cinayetlemi yargılanacak?)

    Reklam





    Kürtaj yaptırmak caiz midir? (Kürtaj yaptıran kişi allah cc huzurunda cinayetlemi yargılanacak?) Mumsema Soru
    Kürtaj yaptıran kişi allah c.c. huzurunda cinayetlemi yargılanacak.Ayrıca kürtaj edilen çocuk ahirette nerededir ve annesini Allah c.c. ya şikayet edecek mi?


    Değerli Kardeşimiz;


    “Kadınlarınızın hayırlısı çocuk yapmaya elverişli olandır,” “Evlat kokusu Cennet kokusundandır” ve “Hayırlı evlat dünyada nur, âhirette sürurdur” mealindeki hadis-i şeriflerde çocuk sahibi olmak teşvik edilmiştir.

    Bu meseleye bu kadar ehemmiyet veren dinimiz, çocuk ana rahmine düştükten sonra doğuncaya kadar hep onu korumuş, anne-babaya da birtakım mes’uliyetler yüklemiştir. Hiçbir sebep yokken, keyfî ve mevhum sebepler ileri sürerek “cenin” tabir edilen ana rahmindeki çocuğun varlığına son vermeye müsaade etmemiştir. Böyle bir suçu işleyenleri “câni” olarak görmüştür. Çünkü “cenin” bir insan mesabesindedir.

    Çocuk canlı hale geldikten sonra artık bir insan olarak kabul edildiğinden, onu düşürmek, bugünkü tıbbî tabirle “kürtaj” yaptırmak, yetişkin bir insanı öldürmek gibidir. Şayet henüz “canlı” değilse; bu halde iken kürtaj yaptırmak ise, bir masumun hayata gelmesine mâni olmak sayıldığından, yine büyük bir mes’uliyeti gerektirmektedir. Kendi güzelliğini düşünerek bu hatayı işleyen kadınları Ömer Nasuhi merhum şöyle anlatmaktadır:

    “Mücerred gençlik çağının kendilerine verilmiş olduğu güzelliği, taraveti (tazeliği) muhafaza arzusuyla bu cinayeti irtikâp edenler de canavar tabiatlı insanlar demektir. Acaba böyle taş yürekli bir valide, doğurduğu yavrusunu diri diri yiyen bir canavardan daha aşağı bir mahiyette değil midir?”

    Haklı gerekçelere dayanmadan kürtaj yapanları “tazir” cezasına çarptıran İslâm hukuku, kendi imkân ve ölçüleri içinde bu engelleyici tedbirleri almıştır. Fakat bu arada haklı sebebe dayandığı zaman da, ruhsat tarafını ve çıkar yolu göstermiştir.

    Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu’nu esas alarak bu husustaki hükmü şu şekilde özetlememiz mümkün olacaktır:

    Muhakkak bir özür ve zaruret dolayısıyla bazı ceninleri düşürmek cinayet sayılmayacağı gibi, maddî ve mânevî bir mes’uliyeti de gerektirmez. Şöyle ki:

    Henüz âzası belirmemiş olan bir cenin, annesinin hayatına tesir edecek sıhhî bir sebepten dolayı tıbbî bir tetkik, muayene ve teşhis sonunda aldırılabilir.

    Bu arada şöyle bir izah da getirilmektedir:

    Bir kadın kucağında süt emen çocuğu varken hâmile kalsa, bu arada yavaş yavaş sütü kesilmeye başlasa, çocuk süte doymayıp aç kalsa, ailenin süt anne tutmaya imkânı da yoksa, bu arada çocuğun hastalanıp ölme tehlikesi de vaki olacaksa; bu takdirde henüz çocuğu düşürmek caizdir. Çünkü bu şekildeki bir cenin, teşekkül etmiş bir insan sayılmayıp et parçası veya kan pıhtısı hükmündedir. Kucakta bulunan çocuk ise yaşayan bir insandır. Bu bakımdan hayattaki çocuğu korumak için kürtaj yaptırmanın mahzuru yoktur.(Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu,3: 145-149. )

    Ceninin oluşmaması için anaya zarar vermeden her hangi bir metoda baş vurmak caizdir. Yeter ki kökten döllenmeye son verecek bir metoda başvurulmasın. Cenin oluşmuş ise durum değişir. Gazali ve bir çok Maliki alimlerine göre ciddi bir mazeret olmadan ceninin ilk günlerinde de olsa kürtaj yapmak haramdır.

    Bazı İslâm hukukçularına göre de cenin üzerine 42 gün geçmeden evvel kürtaj yapılabilir. 42 gün diyoruz; çünkü Müslim'in rivayetine göre nutfe üzerine 42 gün geçtikten sonra Cenabı Allah bir melek gönderir, ona biçim verir, kulak ve gözünü yapmaya başlar. Yani cenin üzerine 42 gün geçerse o artık şekillenme sürecine girdiği için müdahale etmek caiz değildir. (Halil GÜNENÇ, Günümüz Meselelerine Fetvalar II. 326)

    Bu müddeti geçtikten sonra kürtaj yaptırmak caiz değildir. Çünkü organları kısmen beliren cenin bir insan hükmündedir. Bu hale gelmiş olan bir cenini düşürmek canlı bir insanı öldürmekle aynıdır.

    Yukarıda bahsi geçen ruhsatla birlikte, bilhassa zamanımızda çocuk eskiden olduğu gibi anne sütüne muhtaç olmadan da gıdasını alabilmektedir. Bunun için şayet çocuk mamayı yiyebiliyor, ailenin bütçeszi de bu masrajı karşılayabiliyorsa, en uygun olanı kürtaja başvurmamaktır. Fakat ocuk memeden kesildiği takdirde hastalanıyor, zayıflıyor, hatta hayatî bir tehlikeye düşüyorsa, yukarıdaki ruhsattan istifade edilebilir. Fakat her aile, en iyisi, kendi imkân ve şartlarını nazara alarak bu hükümlerden istifade etmelidir.

    Bu arada, anne-baba “kürtaj” gibi istenmeyen bir çareye gerek kalmadan, çocuk sütten kesilinceye kadar azil ve doğum kontrolü yollarıyla daha tehlikesiz bir tedbire de başvurabilirler.






    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet Editör






  2. imamhatipli42
    Moderatör

    --->: Kürtaj yaptırmak caiz midir?


    Reklam


    Arkadaşlar sonuç ne olursa olsun kürtaj bir cinayettir. Çocuk doğarsa annenin yaşama şansı kalmaz falan filan. Allah (cc) buyurmuyor mu mallarınız ve evlatlarınız birer imtihandır diye. Ne olacaksa Rabbimizin rızası ile olsun. O en güzel vekildir işlerini kendisine bırakanın işini en güzel şekilde yapandır.


    Görelim Mevla neyler,
    Neylerse güzel eyler,


  3. Abdullatif
    seyyah
    Rahimdeki sakat çocuk

    Eskiden yayınlanmış yazılarımı yeniden yayınlama gibi bir âdetim yok; ama aynı mesele hakkında ardı-arkası kesilmeyen soruların varlığı bu mevzuda beni farklı düşündüreceğe benziyor. Bu sorulardan bir tanesi de rahimde sağlıksız olduğu varsayılan, öngörülen veya kesin olan çocuk meselesi.
    Bu köşenin daimi takipçileri hatırlayacaktır umarım; bundan bir yıl kadar önce iki yazı ile bu meseleyi etraflıca incelemiş ve anne sağlığı böyle bir hamilelik sebebiyle hayatî bir tehlikeye maruz kalmadığı müddetçe çocuğun alınmasının caiz olmadığını ifade etmiştik. Bu hükmün bir ilavesi daha olduğunu da özellikle belirmiştik, o da şu: Söz konusu hayati tehlikenin bertaraf edilmesi ancak çocuğun alınması ile mümkün olacak. Zaten böylesi bir durumda anne rahmindeki çocuğun sağlıklı veya sağlıksız olması, hamileliğin ilk ayları ile doğuma saatler kalması arasında bir fark yoktur hüküm açısından. İsteyenler o yazılara arşivden tekrar bakabilirler.
    Pekala neden tekrar gündeme aldın bu meseleyi, diyecek olursanız; hadiseye kader planında yeniden bakmak, iman ve vicdanlara sil-baştan hitap etmek için. Şunu bir kez daha ifade etmek lazım ki bir Müslüman'ın, yani varlığı Allah, kâinat ve insan menşurundan rasat eden bir hikmet insanının, eşya ve hadiseleri yorumlaması, hayatın zorlukları karşısındaki duruşu, daha hususi konuşacak olursak, sakat bir çocuğa sahip olacağına dair aldığı haber karşısındaki tutumu başkalarının tutumundan çok farklıdır.
    "Farklıdır" sözü olanı ve olması gerekeni özetleyen bir ifade. Ama yukarıda bahsettiğim gibi aynı mevzu hakkında mütemadi soruların varlığı, maalesef ki olması gereken manzaraya mutabık değil. O zaman 'farklıdır' yerine şöyle diyelim: farklı olmalıdır.
    Evet, farklı olmalıdır; çünkü Allah'a imandan ahirete, kadere, imana uzayan bütün inanç esasları bunu emretmektedir.
    Farklı olmalıdır; çünkü iman ettiği bu değerlerden nebean eden hukuki ahkam, çocuk anne rahmine düştüğü andan itibaren ona müstakil bir hüviyet tanımakta, et parçası, kan pıhtısı olarak bakmamaktadır.
    Farklı olmalıdır; çünkü yine bu değerlerin oluşturduğu dünya görüşü, başkalarından farklı olmayı gerektirmektedir. Müslüman için dünya hayatı bir tarladan ibarettir. Benzetme tarla merkezli olunca, Müslüman da o tarlada çiftçidir. Çiftçi nasıl tarlasına ektiği tohumun, bakım-görüm şartlarına uyduğu takdirde meyvesini mevsimi geldiğinde devşiriyorsa, Müslüman da bu dünya tarlasına ekmiş olduğu amellerin hasılasını ahirette devşirecektir.
    Farklı olmalıdır; çünkü mümin vicdanı böylesi bir ihtimal durumunda çocuğun alınmasına evet diyen vicdandan farklıdır. Yapraktan böceğe, kâinatta bulunan canlı-cansız her şeye nazar-ı merhametle bakan bu vicdan, anne rahmindeki o çocuğa, daha az bir merhametle bakamaz. Bu mevzuda "eğer çocuğum sakat olursa, hayat düzenim bozulacak, yaşam standardım altüst olacak, hastanelere, doktorlara, ilaçlara vereceğim paranın had ve hesabı olmayacak" gibi mazeretler, Hak nezdinde geçerli ve meşru mazeretler olamaz. Bu
    ve benzeri mazeretler hikmetinden sual olunmayan Allah'ın hikmetini itham manası taşır.
    Farklı olmalıdır; çünkü Müslüman'ın elinde dua gibi bir silahı, bir sığınağı vardır. Candan, gönülden bir yalvarış, bir yakarışla Allah olmazları olur, olurları olmaz eder. Zira "O'nun ol dediği şey hemen olur, olmamasını dilediği şey de olmaz". Nitekim tıp dünyasını şaşkınlıkta bırakıp literatüre giren nice vakıalar vardır ki bunların sebepler planında izahı, duanın dışında başka bir şeyle yapılamamaktadır.
    Hasılı; bu dünya inanan insanlar için bir imtihan dünyasıdır. İnsanın ne ile, ne zaman, nerede ve nasıl imtihan edileceğini ise sadece İlahi irade belirler.
    Yazımızı her Müslüman'ın imanın şartları mesabesinde bildiği hakikatleri hatırlatarak bitirelim: "Allah adildir; kullarına zulmetmez" ve "Allah, kullarına takatlarının üzerinde yük yüklemez."

    Ahmet KURUCAN
    ZAMAN



  4. Hoca
    erimeye devam...
    Kürtaj mecbur olmadıkça/doktorlar mecbur tutmadıkça/Hayati tehlike olmadıkça başvurulmaması gerekir.
    Teşekkürler kardeşler.

  5. Fetva Meclisi
    Moderatör
    Kürtaj yaptırmak caiz midir?
    kürtaj yaptırmak günah mı

    Hayatın korunması, dinin korunmasını emrettiği beş temel değerden biridir. Yaşama hakkı, kadın yumurtasının erkek spermi ile döllenmesiyle başlar. Bundan itibaren, annenin hayatının korunması, yahut birden fazla döllenme olması halinde ceninlerden birine müdahale edilmediği takdirde diğerlerinin de öleceği durumlar dışında her hangi bir yöntemle gebeliğe son vermek caiz değildir. Hz. Peygamber (s.a.s.)’in, ruhun cenine dört aylık iken üflendiğini bildiren hadisinden (Buhârî, Bedü’l-Halk, 6) hareketle bu süreden önce ceninin kürtaj edilebileceği yönünde bir görüş varsa da bu isabetli değildir. Çünkü bu yoruma göre, ruhun üflenmiş olması ceninin müstakil bir kişilik kazanması konusunda ölçü alınmakta, ruh üflenmeden önce cenin bir et parçası sayılmış olmaktadır. Oysa cenin daha döllenmenin gerçekleşmesi ile potansiyel bir insan haline gelmektedir ve dokunulmazdır. Dokunulmazlığı ruhun üflenmesi ile değil, potansiyel insan konumundaki canlı bir varlık oluşundan gelmektedir. Eğer ruh taşımayan canlı bedeni imha etmek aciz olsa idi, uykudaki insanı öldürmek caiz olurdu. Zira Allah Teâlâ uyku halinde insan ruhunun bedenden ayrıldığını haber vermektedir (En’âm 6/60; Zümer 39/42 ).

  6. Misafir
    diyelim di benim iznim olmadan hamile kaldım bu 40 gün o zaman geçerli mi peki o zaman kürtaj olunabilir mi?

  7. Misafir
    Ne olursa olsun kürtaj cinayet bunun gunahi cok buyuk... Ama pisikolojisi bozulmus ve bazi rahatsizliklari olan bir kadinin kurtaj olmasinin hukmu nedir ? Surekli kavgali huzursuz bir aile ve ileriye dönuk korkulari buyuk. Yinede gunahi buyukmudur?

  8. Misafir
    10 haftalik hamileyim kurtaj yaptirmayi dusunuyorum bazi konulardn mecburum buna aslinda cokda mecburiyetim yok işin kolayina kacmak bizimkisi ben istemiyorum boyle bisey ama yapmazsamda cokda iyi olmucak yardim edin kafam cok karisik esim baska yerde ben baska yerdeyim olmuyor mecburen bunun gunahinada girmek istemiyorum heleki kalbinin sesini duyduktan sonra

  9. Misafir
    Acaba ne yaptiniz uzerinden cok ay gecmis suan bende 9 haftalik hamileyim cok caresizim kimse bilmiyor hamile oldugumu ikinci cocugum daaha kucuk ve esim istemiyor ucuncu napacam bi yol bulamadim Allahim affet beni cok gunahkarim

+ Yorum Gönder
kürtaj yaptırmak günah mı,  kürtaj yaptırmanın günahı,  kürtaj olmak günahmı,  kurtaj yaptirmak günahmi,  kürtaj yaptırmanın günahı nedir,  kürtaj olmak günah mıdır,  kürtaj yaptırmak günah mıdır