Konusunu Oylayın.: Boşlukların Mahkumu İnsan

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Boşlukların Mahkumu İnsan
  1. 06.Ocak.2008, 23:57
    1
    LeoparGS
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Şubat.2007
    Üye No: 26
    Mesaj Sayısı: 2,646
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33
    Bulunduğu yer: İstanbul

    Boşlukların Mahkumu İnsan






    Boşlukların Mahkumu İnsan Mumsema
    Boşlukların Mahkumu İnsan


    Şeytanın hareket alanını insanın boşlukları oluşturuyor. Herkesin yaratılıştan getirdiği farklı alanlardaki zaafları, şeytanın içimize yol bulabilmesi için çok önemli bir koridor vazifesi görebiliyor. Şeytan, insanı saptırabileceğini düşündüğü hiçbir noktayı ihmal etmeden vazifesine devam ediyor ve bu faaliyetinde herkesi en zayıf tarafından yakalamaya çalışıyor.

    Kur’an-ı Kerim’de, şeytanın insanı yoldan çıkarmak için nelere başvuracağı değişik yerlerde anlatılmaktadır. Bunlardan biri, Cenab-ı Hakk’tan: “Çık buradan, sen artık kovulmuş ve uzaklaştırılmışsın”(Hicr, 15/ 34) itabını duyduktan sonra, şeytanın içinin bütün insanlara karşı kin ve nefretle dolması ve sonra da: “Rabbim! Beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onları (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım. Ancak onlardan ihlaslı kulların müstesna”(Hicr, 15/ 39) demesidir. Başka bir yerde de: “Öyleyse beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım. Sonra mutlaka onlara, önlerinden arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.”(A’raf, 7/16,17) diyerek, nihai olarak kendine çizdiği yolu anlatmaktadır. Adeta insanoğlunun içindeki her bir zaafı anlatacak şekilde, “Önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım” sözleriyle, insanları yoldan çıkarmak için, nasıl ciddi bir gayret içinde bulunacağını haber veriyor. Kur’an-ı Kerim bize bunları naklederek, şeytanın insanın ezeli düşmanı olduğunu ve insan olarak yaptığımız yanlışların hemen hepsinin bir tarafında onun parmağı olabileceğini hatırlatıyor. Dolayısıyla, kötülüklere çağıran nefsimizle beraber, çok tehlikeli bir düşmanımızı da nazara veriyor.

    Böylece şeytan, hep boşluklarımızı kollayıp durmakta ve oralardan içimize sızmaya çalışmaktadır. Hz. Adem aleyhisselam ilk yaratıldığında, şeytan onun etrafında dolaşmış ve boşluklarını görmüş/öğrenmiştir. Daha sonra da bütün insanlar için farklı stratejiler geliştirerek, bütün insanlık alemini yaratıcısına karşı saygısız ve söz dinlemez varlıklar haline getirmeyi düşünmüştür. Yukarıda verdiğimiz A’raf suresinin 17. ayeti üzerinde düşünüldüğü zaman, bahsettiğimiz hadisenin hangi boyutlarda olduğunu anlayabiliriz. Oradaki: “Sen onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın” sözleriyle, aslında, “Kullarımdan gereği gibi şükredenler çok azdır” (Sebe’, 34/ 13) ayetinin realitede nasıl vukua geleceğini de haber vermiş oluyor.

    Gazap ve şehvet gibi farklı türlerdeki zaaflarımızın kaynağı olan boşluklarımız, onlara panzehir olacak bazı yollarla tadil edilmeye çalışılmazsa, dengesizliklerle her zaman karşılaşılacaktır. Boşluklarımızı tespitte çok maharetli olan şeytan, onları kendi hesabına kullanmada da o derece ustadır. Bütün hayatımız, denebilir ki, onunla mücadele etmekle geçiyor. Kötülüklere çağıran nefsimizin de desteğiyle, çok azı müstesna, insanlar kendi yaratıcılarına başkaldırmakta ve kulluk adına çok kötü bir performans sergilemektedirler. Bunun yegâne çaresi ise, bütün zaaflarımız için panzehir olabilecek faaliyetlere -İbadetler, istiğfar, dua gibi- ağırlık vererek ve irademizin gücünün sınırlarını zorlayarak, mağlup olmamaya çalışmaktır.

    İsmail Güder


  2. 06.Ocak.2008, 23:57
    1
    Devamlı Üye



    Boşlukların Mahkumu İnsan


    Şeytanın hareket alanını insanın boşlukları oluşturuyor. Herkesin yaratılıştan getirdiği farklı alanlardaki zaafları, şeytanın içimize yol bulabilmesi için çok önemli bir koridor vazifesi görebiliyor. Şeytan, insanı saptırabileceğini düşündüğü hiçbir noktayı ihmal etmeden vazifesine devam ediyor ve bu faaliyetinde herkesi en zayıf tarafından yakalamaya çalışıyor.

    Kur’an-ı Kerim’de, şeytanın insanı yoldan çıkarmak için nelere başvuracağı değişik yerlerde anlatılmaktadır. Bunlardan biri, Cenab-ı Hakk’tan: “Çık buradan, sen artık kovulmuş ve uzaklaştırılmışsın”(Hicr, 15/ 34) itabını duyduktan sonra, şeytanın içinin bütün insanlara karşı kin ve nefretle dolması ve sonra da: “Rabbim! Beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onları (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım. Ancak onlardan ihlaslı kulların müstesna”(Hicr, 15/ 39) demesidir. Başka bir yerde de: “Öyleyse beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım. Sonra mutlaka onlara, önlerinden arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.”(A’raf, 7/16,17) diyerek, nihai olarak kendine çizdiği yolu anlatmaktadır. Adeta insanoğlunun içindeki her bir zaafı anlatacak şekilde, “Önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım” sözleriyle, insanları yoldan çıkarmak için, nasıl ciddi bir gayret içinde bulunacağını haber veriyor. Kur’an-ı Kerim bize bunları naklederek, şeytanın insanın ezeli düşmanı olduğunu ve insan olarak yaptığımız yanlışların hemen hepsinin bir tarafında onun parmağı olabileceğini hatırlatıyor. Dolayısıyla, kötülüklere çağıran nefsimizle beraber, çok tehlikeli bir düşmanımızı da nazara veriyor.

    Böylece şeytan, hep boşluklarımızı kollayıp durmakta ve oralardan içimize sızmaya çalışmaktadır. Hz. Adem aleyhisselam ilk yaratıldığında, şeytan onun etrafında dolaşmış ve boşluklarını görmüş/öğrenmiştir. Daha sonra da bütün insanlar için farklı stratejiler geliştirerek, bütün insanlık alemini yaratıcısına karşı saygısız ve söz dinlemez varlıklar haline getirmeyi düşünmüştür. Yukarıda verdiğimiz A’raf suresinin 17. ayeti üzerinde düşünüldüğü zaman, bahsettiğimiz hadisenin hangi boyutlarda olduğunu anlayabiliriz. Oradaki: “Sen onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın” sözleriyle, aslında, “Kullarımdan gereği gibi şükredenler çok azdır” (Sebe’, 34/ 13) ayetinin realitede nasıl vukua geleceğini de haber vermiş oluyor.

    Gazap ve şehvet gibi farklı türlerdeki zaaflarımızın kaynağı olan boşluklarımız, onlara panzehir olacak bazı yollarla tadil edilmeye çalışılmazsa, dengesizliklerle her zaman karşılaşılacaktır. Boşluklarımızı tespitte çok maharetli olan şeytan, onları kendi hesabına kullanmada da o derece ustadır. Bütün hayatımız, denebilir ki, onunla mücadele etmekle geçiyor. Kötülüklere çağıran nefsimizin de desteğiyle, çok azı müstesna, insanlar kendi yaratıcılarına başkaldırmakta ve kulluk adına çok kötü bir performans sergilemektedirler. Bunun yegâne çaresi ise, bütün zaaflarımız için panzehir olabilecek faaliyetlere -İbadetler, istiğfar, dua gibi- ağırlık vererek ve irademizin gücünün sınırlarını zorlayarak, mağlup olmamaya çalışmaktır.

    İsmail Güder


    Benzer Konular

    - İsra suresi 11. ayet: İnsan hayrı istediği kadar şerri de ister. İnsan pek acelecidir!

    - Bazen Okumakla İnsan, İnsan Olamıyor!!!

    - Sevgiye Dayalı İnsan-İnsan ilişkisi

    - Yeryüzünde İnsan, İlk İnsan Toplumu ve Tarihi Gelişimi

    - İnsanın Kaderin Mahkumu Olmadığı ve İşlediği Fiilerde Hür Olduğunu Diğer İzahları

  3. 07.Temmuz.2016, 15:56
    2
    ASUDE
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Haziran.2016
    Üye No: 108924
    Mesaj Sayısı: 1,095
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 11

    Cevap: Boşlukların Mahkumu İnsan




    müslüman boş kalmamalı ve boş işlerle meşgul olmamalıdır çünkü şeytan insanın bu halinden faydalanmakta ve onu günaha sokabilmek yoldan çıkarabilmek için bu hallerini beklemektdir


  4. 07.Temmuz.2016, 15:56
    2
    Kıdemli Üye



    müslüman boş kalmamalı ve boş işlerle meşgul olmamalıdır çünkü şeytan insanın bu halinden faydalanmakta ve onu günaha sokabilmek yoldan çıkarabilmek için bu hallerini beklemektdir





+ Yorum Gönder