Konusunu Oylayın.: Şeytanı iyi tanıyalım

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Şeytanı iyi tanıyalım
  1. 18.Eylül.2007, 21:11
    1
    LeoparGS
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Şubat.2007
    Üye No: 26
    Mesaj Sayısı: 2,607
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33
    Bulunduğu yer: İstanbul

    Şeytanı iyi tanıyalım






    Şeytanı iyi tanıyalım Mumsema
    Şeytanı iyi tanıyalım

    Şeytan ayrıntılar içine başarıyla gizlenebilen bir varlık. En büyük hilesi ise kendisini “yokmuş” gibi göstermek. İnsan, onun küçük gösterdiği günahlarla büyük bir batağa saplanabilir. -İç.. iç.. bir yudumdan bir şey olmaz.. - Sadece bir kere elinden tuttum.. ne var bunda.. - Bir lokmadan bir şey çıkmaz.. ye sen.. günahı varsa benim boynuma.. - Sadece bir nefes çek.. merak etme ölmezsin.. - Bir vakit namazdan bir şey olmaz.. kaza edersin olur biter... Evet, bu ve buna benzer ifadelerle karşılaşmışızdır veya bu ifadelere muhatap olan insanlar görmüşüzdür. Esasen bunlar şeytanın insanı günah uçurumuna doğru ilk adımı attırma stratejileridir. Onun için önemli olan ilk adımı attırmaktır. Zira gerisi zaten gelecektir. Şeytan, çok sinsi bir varlıktır. Yapacağı şeyleri, dobra dobra ortaya koymaz. Her şeyi sinsice, âheste âheste, adım adım bir plan dahilinde yapar. Öyle ki şeytanın, o sinsiliği içinde ne yapmak istediğini hemen hissetmek katiyen mümkün olmaz. O, bir adım atar ve attırır. Ona tabi olan insan da bu adımı küçük görerek, “ne olacak, sadece bir adım” der ve arkasından gider. Oysaki şeytan, peşi peşine adımlarını artırır; iki-üç derken adım adım insanı bir kul ve köle haline getirir. Böylece insan, küçük görerek girdiği günahlarla, içinden çıkılmaz bir bataklığa saplanmış olur. İşte, “Ey iman edenler! Sakın şeytanın izinden gitmeyin. Her kim şeytanın peşinden giderse bilsin ki o kendisinden hep fena, çirkin ve meşrû olmayan şeyleri yapmasını ister...” (Nûr, 24/21) ayeti böyle bir takibi bize hatırlatır. Bu takip, adeta farkına varmadan gerçekleştirilen bir yürüyüş gibidir.. tabii neticede insanda bir huy ve tabiat haline gelen bir yürüyüştür. Evet insan, çok defa bunun farkına bile varamaz. İlk adım atıldıktan sonra artık dizginler şeytanın eline geçmiş demektir. Burada önemli olan ilk adımı atmamak için uyanık olmaktır. Günahlarla kirlenen kalbimizi tevbeyle temizleriz Hepimiz dünyaya günahsız ve masum olarak gözlerimizi açarız. Sorumluluk çağımıza geldiğimizde önümüzde iki yol vardır. Bu yollardan birisi bizi uçurumlara, diğeri ise cennetlere götürecektir. Bazen bizi cennete götüren yoldan çıkıp diğer yola sapabiliriz. Bu türlü yol değiştirmelerde “Ve enibu ilâ rabbiküm ve eslimû - Allah’a inâbe edin (döndüm-geldim) deyin, Allah’a teslim olun” (Zümer, 39/54) diyerek hemen kendimize gelerek doğru yolumuza dönmeliyiz. Aynı zamanda bu dönüş Rabbimizi de çok memnun etmektedir. Bakın Efendimiz (sas) bir hadislerinde ne buyuruyor: “Allah kulunun tövbesinden sonsuz derecede memnun ve mesrur olur. Şöyle ki, bir insan çölde yolculuk yapıyor. Bütün azığı, eşyası ve suyu üzerinde olan devesi onu bırakıp kaçıyor. Adam sağa-sola koşuşup devesini arıyor; fakat sonunda yorgun ve ümitsiz bir halde bir ağacın altında uyuyakalıyor. Gözlerini açtığında bir de ne görsün; devesi, üzerindeki eşyasıyla beraber başucunda durmaktadır. Adam sevincinden öyle hale geliyor ki, Cenab-ı Hakk’a şükrederken yanlışlıkla, “Ben Senin rabbin, Sen de benim kulumsun.” diyor. İşte tövbe eden kulu karşısında Cenab-ı Hakk’ın ferah ve sevinci bu adamınkinden daha fazladır.” Biz günahlarla kirlenen kalbimizi tövbe silgisiyle temizleriz. Allah Rasulü bu hakikati şöyle dile getiriyor: “İnsan günah işleyince, kalbinde siyah bir nokta belirir. Tövbe ile hemen onu silmezse, o nokta kalbinde öylece kalır. Sonra ikinci bir günah işlerse, kalbinde bir nokta daha belirir.” Kalb, insandaki bütün azaların kilidi, anahtarı durumundadır. Onda hasıl olan bir arıza, manevi olarak diğerlerine de sirayet eder ve böyle bir durumda kulun Allah’a teveccühüne mani olur. Bu sebeple günahlarda ısrarcı olmadan onu hemen temizleme çok ciddi önem arz ediyor. Bununla beraber yine sürçüp kayabiliriz. Böyle bir durum karşısında da hemen akıl ve vicdanımızı harekete geçirerek, “Ben Allah’tan kopmakla bu hâle geldim. Öyle ise, ancak O’na yeniden bağlanmakla bu durumdan kurtulabilirim.” diyerek Cenab-ı Hak’la olan irtibatımızı kuvvetlendirmeye çalışmalıyız. Hasılı insan, sürçüp düştüğü an, hemen tövbeye yönelmeli, günaha attığı ilk adımını geri çekip, açılan menfezi hemen anında kapatmalıdır ve Allah’ın rahmetiyle tekrar münasebete geçme yollarını aramalıdır.

    Ali Demirel
    Ailem Dergisi
    Sayı:102












  2. 18.Eylül.2007, 21:11
    1
    Devamlı Üye



    Şeytanı iyi tanıyalım

    Şeytan ayrıntılar içine başarıyla gizlenebilen bir varlık. En büyük hilesi ise kendisini “yokmuş” gibi göstermek. İnsan, onun küçük gösterdiği günahlarla büyük bir batağa saplanabilir. -İç.. iç.. bir yudumdan bir şey olmaz.. - Sadece bir kere elinden tuttum.. ne var bunda.. - Bir lokmadan bir şey çıkmaz.. ye sen.. günahı varsa benim boynuma.. - Sadece bir nefes çek.. merak etme ölmezsin.. - Bir vakit namazdan bir şey olmaz.. kaza edersin olur biter... Evet, bu ve buna benzer ifadelerle karşılaşmışızdır veya bu ifadelere muhatap olan insanlar görmüşüzdür. Esasen bunlar şeytanın insanı günah uçurumuna doğru ilk adımı attırma stratejileridir. Onun için önemli olan ilk adımı attırmaktır. Zira gerisi zaten gelecektir. Şeytan, çok sinsi bir varlıktır. Yapacağı şeyleri, dobra dobra ortaya koymaz. Her şeyi sinsice, âheste âheste, adım adım bir plan dahilinde yapar. Öyle ki şeytanın, o sinsiliği içinde ne yapmak istediğini hemen hissetmek katiyen mümkün olmaz. O, bir adım atar ve attırır. Ona tabi olan insan da bu adımı küçük görerek, “ne olacak, sadece bir adım” der ve arkasından gider. Oysaki şeytan, peşi peşine adımlarını artırır; iki-üç derken adım adım insanı bir kul ve köle haline getirir. Böylece insan, küçük görerek girdiği günahlarla, içinden çıkılmaz bir bataklığa saplanmış olur. İşte, “Ey iman edenler! Sakın şeytanın izinden gitmeyin. Her kim şeytanın peşinden giderse bilsin ki o kendisinden hep fena, çirkin ve meşrû olmayan şeyleri yapmasını ister...” (Nûr, 24/21) ayeti böyle bir takibi bize hatırlatır. Bu takip, adeta farkına varmadan gerçekleştirilen bir yürüyüş gibidir.. tabii neticede insanda bir huy ve tabiat haline gelen bir yürüyüştür. Evet insan, çok defa bunun farkına bile varamaz. İlk adım atıldıktan sonra artık dizginler şeytanın eline geçmiş demektir. Burada önemli olan ilk adımı atmamak için uyanık olmaktır. Günahlarla kirlenen kalbimizi tevbeyle temizleriz Hepimiz dünyaya günahsız ve masum olarak gözlerimizi açarız. Sorumluluk çağımıza geldiğimizde önümüzde iki yol vardır. Bu yollardan birisi bizi uçurumlara, diğeri ise cennetlere götürecektir. Bazen bizi cennete götüren yoldan çıkıp diğer yola sapabiliriz. Bu türlü yol değiştirmelerde “Ve enibu ilâ rabbiküm ve eslimû - Allah’a inâbe edin (döndüm-geldim) deyin, Allah’a teslim olun” (Zümer, 39/54) diyerek hemen kendimize gelerek doğru yolumuza dönmeliyiz. Aynı zamanda bu dönüş Rabbimizi de çok memnun etmektedir. Bakın Efendimiz (sas) bir hadislerinde ne buyuruyor: “Allah kulunun tövbesinden sonsuz derecede memnun ve mesrur olur. Şöyle ki, bir insan çölde yolculuk yapıyor. Bütün azığı, eşyası ve suyu üzerinde olan devesi onu bırakıp kaçıyor. Adam sağa-sola koşuşup devesini arıyor; fakat sonunda yorgun ve ümitsiz bir halde bir ağacın altında uyuyakalıyor. Gözlerini açtığında bir de ne görsün; devesi, üzerindeki eşyasıyla beraber başucunda durmaktadır. Adam sevincinden öyle hale geliyor ki, Cenab-ı Hakk’a şükrederken yanlışlıkla, “Ben Senin rabbin, Sen de benim kulumsun.” diyor. İşte tövbe eden kulu karşısında Cenab-ı Hakk’ın ferah ve sevinci bu adamınkinden daha fazladır.” Biz günahlarla kirlenen kalbimizi tövbe silgisiyle temizleriz. Allah Rasulü bu hakikati şöyle dile getiriyor: “İnsan günah işleyince, kalbinde siyah bir nokta belirir. Tövbe ile hemen onu silmezse, o nokta kalbinde öylece kalır. Sonra ikinci bir günah işlerse, kalbinde bir nokta daha belirir.” Kalb, insandaki bütün azaların kilidi, anahtarı durumundadır. Onda hasıl olan bir arıza, manevi olarak diğerlerine de sirayet eder ve böyle bir durumda kulun Allah’a teveccühüne mani olur. Bu sebeple günahlarda ısrarcı olmadan onu hemen temizleme çok ciddi önem arz ediyor. Bununla beraber yine sürçüp kayabiliriz. Böyle bir durum karşısında da hemen akıl ve vicdanımızı harekete geçirerek, “Ben Allah’tan kopmakla bu hâle geldim. Öyle ise, ancak O’na yeniden bağlanmakla bu durumdan kurtulabilirim.” diyerek Cenab-ı Hak’la olan irtibatımızı kuvvetlendirmeye çalışmalıyız. Hasılı insan, sürçüp düştüğü an, hemen tövbeye yönelmeli, günaha attığı ilk adımını geri çekip, açılan menfezi hemen anında kapatmalıdır ve Allah’ın rahmetiyle tekrar münasebete geçme yollarını aramalıdır.

    Ali Demirel
    Ailem Dergisi
    Sayı:102











  3. 07.Temmuz.2016, 15:55
    2
    ASUDE
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Haziran.2016
    Üye No: 108924
    Mesaj Sayısı: 1,095
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 11

    Cevap: Şeytanı iyi tanıyalım




    şeytan imanlı inançlı insanın düşmanıdır onun amacı bu güzel huylradan müslümanı uzaklaştırmak ve onun cehennem ehli bir yapmaktır


  4. 07.Temmuz.2016, 15:55
    2
    Kıdemli Üye



    şeytan imanlı inançlı insanın düşmanıdır onun amacı bu güzel huylradan müslümanı uzaklaştırmak ve onun cehennem ehli bir yapmaktır




+ Yorum Gönder