Konusunu Oylayın.: Nickinizin anlamını ve hikayesini paylaşalım

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Nickinizin anlamını ve hikayesini paylaşalım
  1. 05.Mayıs.2007, 23:09
    1
    ayfer hewal
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Mayıs.2007
    Üye No: 466
    Mesaj Sayısı: 44
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: İSTANBUL

    Nickinizin anlamını ve hikayesini paylaşalım






    Nickinizin anlamını ve hikayesini paylaşalım Mumsema Selamün aleykum arkadaşlar,herkes nickinin ne anlama geldiğini ve hikayesini bizimle paylaşırmı?
    benim nickim in anlamı 'arkadaş ,dost' demek" HEVAL" kürtçe bir kelime aslında bende kürdüm burda ırkçılık yapanların olacağını sanmadığım için kürtçe yazdım ŞİMDİDEN TEŞEKKÜR EDERİM
    ALLAH RAZI OLSUN


  2. 05.Mayıs.2007, 23:09
    1
    Devamlı Üye



    Selamün aleykum arkadaşlar,herkes nickinin ne anlama geldiğini ve hikayesini bizimle paylaşırmı?
    benim nickim in anlamı 'arkadaş ,dost' demek" HEVAL" kürtçe bir kelime aslında bende kürdüm burda ırkçılık yapanların olacağını sanmadığım için kürtçe yazdım ŞİMDİDEN TEŞEKKÜR EDERİM
    ALLAH RAZI OLSUN


    Benzer Konular

    - Hz.Muhammed (sav) isminin resmini paylaşalım.

    - Hz:muhammed 'in hayat hikayesini öğrenelim

    - Ekmeğini taştan çıkarmak deyiminin anlama ve hikayesini araştırıyorum.

    - Elmanın içinde zikreden kurt hikayesini arıyorum

    - Anlamlı sözler paylaşalım ne dersiniz?

  3. 05.Mayıs.2007, 23:21
    2
    seyit
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Mart.2007
    Üye No: 114
    Mesaj Sayısı: 680
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 9
    Yaş: 49

    --->: nichinizin anlamını ve hikayesini paylaşalım




    KOCA SEYİD

    Çanakkale önlerinde tarihte ender görülen bir muharebe cereyan etmekteydi. Bir yanda dünyanın en gelişmiş askeri vasıtalarına sahip ve sayıca çok kalabalık Batı ülkeleri, diğer tarafta vatanlarını müdafaa için cepheye koşup; düşmanın topuna, tüfeğine iman dolu göğsünü siper eden Mehmedcik...
    Anadolunun cihangir ruhlu yiğitleri, şanlı fakat talihsiz devletlerinin elde kalan kısmını müdafaa için cansiperane vuruşmakta. Düşman zırhlılarının yağdırdığı güllelere, yaylım ateşe karşılık vermekte, düşmana adım attırmamaktadır.
    Her hususu gözönünde bulundurduklarını zanneden ve hesaplarına göre en geç üç günde Çanakkale'yi aşacaklarını hesap eden düşmanlar yanıldıklarını acı bir şekilde görecek ve zelil bir halde kaçacaklardır Çanakkale önlerinden. Onlar kaçarken, geride Mehmetçiklerin kanları, canlan pahasına kazanıp evlatlarına ithaf ettikleri şanlı bir hatıra kalacaktır.
    Çanakkale harbinde tarihlere şanla geçen kahramanlık tabloları çizilmiştir. İşte böyle tablolan çizenlerden birisi de Koca Seyyit'tir.
    1889'da Balıkesir'e bağlı Havran ilçesinin Çamlık köyünde dünyaya gelen Seyit, çocukluğundan itibaren gürbüz yapısı ve pehlivanlığıyla dikkatleri çekmiştir. Bu vasfından dolayıdır ki asker ocağında kendisine pehlivanlığına izafeten "Koca" lakabı verilmiş ve "Koca Seyyid" diye tanınmıştır.
    1909'da vatani vazifesine yapmak üzere askere giden Koca Seyit üç senelik asker iken 1912'de Balkan harbi patlak vermiş, Seyit de birliğiyle birlikte savaşa katılmıştır. 1913'te Balkan savaşının sona ermiş olmasına rağmen Seyit terhis edilmemiştir.
    1914'te Birinci dünya savaşı patlak verince Seyit de Çanakkale'de topçu eri olarak vazife almıştı.
    Çanakkale Boğazı'nın Rumeli yakasında, Kilitbahir denilen mevkide 28 lik Mecidiye bataryasında Şeyit'le birlikte kırk kişi vazifeliydi.
    17 Mart 1915'te Çanakkale'deki bütün birliklerde yoğun bir faaliyet görülmekteydi. Ertesi gün, düşmanın büyük bir hücuma geçeceği haber alınmıştı.
    Seyit Onbaşının bataryasında da hazırlıklar tamamlanmış ve düşmanın taarruzu beklenmeye başlanmıştı.
    18 Mart 1918'de ilk önce Fransız daha sonra İngiliz zırhlıları Çanakkale boğazında görülmüşlerdi. Kıyılan yoğun top ateşine tutan düşman zırhlıları aynı şiddette karşı ateşle karşılaşınca duraklamışlar, fakat ateşlerini kesmemişlerdi.
    Anadolu ve Rumeli kıyılarından ateş ve dumanlar göklere yükselmekteydi, düşman ateşi aralıksız devam ediyordu.
    İngilizlerin en büyük savaş gemilerinden Queen Elizabeth ve Ocean zırhlıları Koca Seyit'in bataryasının bulunduğu Kilitbahir önlerine gelmiş, kıyıyı top ateşine tutmuştu.
    Ateş çemberi genişleye genişleye Koca Seyit'in bataryasına ulaşmıştı. Bataryanın sağına soluna mermiler peşpeşe düşmeye başlamıştı. Durumun kritik oluşunu gören batarya komutanı "sığınağa!" emrini vermişti. Fakat batarya erleri sığınağa ulaşmadan müthiş bir gürültü kopmuş, sanki yer yerinden oynamıştı. Koca Seyit de o gürültüden sonrasını hatırlamıyordu. Düşman gemilerinden atılan bir mermi cephaneliğe isabet etmiş, cephanelik havaya uçmuştu.
    Bataryadaki erlerden on dördü şehit olmuş, yirmi dördü ise yaralanmıştı. Sadece Seyit ile Ali isimli arkadaşı yara almadan kurtulmuşlardı.
    Sağlık erlerinin müdahelesiyle kendine gelen Seyit gözlerini açınca etrafta şehit olan arkadaşlarının cesetlerim görmüş ve arkadaşlarından durumu öğrenmişti. Bataryada ikisinden başka kimse kalmamıştı.
    Bataryanın toplarından ikisi toprağa gömülmüş ve kullanılmaz hale gelmişti. Sadece bir tanesi kullanılabilir haldeydi. Onun da vinci kırılmıştı.
    Koca Seyit, bir denizde hâlâ ateş püsküren düşman zırhlısına bir yerde yatan şehitlere bir de topa bakmış ve büyük bir hırsla her biri 215 okka (276 kilo) ağırlığındaki mermilere yönelmişti. Arkadaşı Niğdeli Ali şaşırmıştı, Koca Seyit ne yapmak istiyordu. Seyit, şaşkın şaşkın kendisine bakan arkadaşına "yardım et de mermiyi yükleneyim" demiş, ardından da "Ya Allah" diyerek koca mermiyi kavramış ve Ali'nin yardımıyla sırtlamıştı. 276 kiloluk yüküyle 28'lik topun altı basamağını çıkan Koca Seyit mermiyi topun ağzına yerleştirmeyi başarmıştı. İmanın hem nur hem de kuvvet olduğunu göstermişti Koca Seyyit. Bu hakikati bütün dünyaya ilan edecekti. Şimdi bütün dikkatini vermiş önünde canavar gibi duran Ocean'ın üzerine çevirmişti topun namlusunu. Hedefi iyice tesbit edip nişanının doğru olduğuna kanaat getirdikten sonra "Ya Allah, bismillah!" diyerek topu ateşlemişti. Topun gürlemesiyle birlikte karşıdaki düşman gemisinden yoğun siyah bir duman yükselmişti. Anında yalpalamaya başlamıştı. Koca gemi isabet almıştı. Gemi personelinin sesleri kıyıdan duyuluyordu. Vurmuştu Koca Seyit, koca kefere gemisini. Ve mağrur düşmanın koca gemisi batacaktı.
    Düşmanlar Mecidiye bataryasının safdışı edildiğini zannetmekteydiler. Kilitbahir cephesindeki komutanlar da aynı kanaate varmışlardı. Fakat Mecidiye bataryasından ateşlenen bir top düşman gemisini batırmıştı işte.
    Batarya komutanı Hilmi Bey derhal Mecidiye bataryasına koşmuş ve topu Seyitle arkadaşının ateşlediğini öğrenmişti. Hemen oracıkta onbaşı rütbesini takmıştı Seyit'e. Komutanlar takdirlerini bildirmekteydi. Seyit ise Anadolu insanının tevazuu ile kızarmakta ve "fazla birşey yapmadığını, sadece arkadaşlarının intikamını aldığını" söylemekteydi. "Nasıl yaptın?" sualine ise şu cevabı veriyordu. "Cenb-ı Hakkın yardımıyla."
    Koca Seyit'in Ocean'ı batınşı bir anda her tarafa yayılmıştı. Mehmedcik taze moralle düşmanı şiddetli top ateşine tutmuştu. Gün batımına kadar devam eden şiddetli savaşta düşman perişan edilmişti. Düşman Çanakkale'yi geçememişti. Geçemiyecekti de...
    Çanakkale kahramanlarından Koca Seyit 1918'de terhis edilmişti. Köyüne dönen Seyit geçimini temin için çalışmaya başlamıştı. Fakat hain gözler cennet vatanın üzerinde olunca rahatlık yoktu.
    Düşmanların hücumları bitmiyordu. Daha düne kadar Osmanlı devletine bağlı olan "uşak tabiatlı" Yunanlılar 15 Mayıs 1919'da İzmir'i, 28 Mayıs 1919'da da Ayvalık ve Edremit'i işgal etmişti. Vatan istila altındaydı, Çanakkale'nin şanlı gazisi Seyit onbaşı durabilir miydi? Durmadı ve işgal haberini alır almaz cepheye koştu.
    Karış karış vatanını müdafaa eden yediden yetmişe Anadolu insanıyla omuz omuza verip vuruşuyordu. Koca Seyit, Ordunun 26 Ağustos 1922'de başlattığı büyük taarruza da iştirak etmiş ve 28 Ağustos'ta cereyan eden muharebede iki yerinden yaralanmıştı. Büyük zaferin kazanıldığını hastanede yatarken öğrenmişti Koca Seyyit. Dünyalar kendisinin olmuştu. Artık asırlardır olduğu gibi şanlı bayrağı semalarda hür olarak dalgalanacak, Ezan-ı Muhammedi vatan semalarından eksik olmayacaktı.
    Savaşın kazanılmasından sonra mütevazı hayatını devam ettirmişti. Koca Seyyid, fakirdi, çoluk çocuğunun geçimini sağlamak için binbir meşakkatle dağdan odun getiriyor, odun kömürü yapıp satıyordu.
    Koca gazinin madalyası bile yoktu. O da "müracaat et sana madalya versinler, maaş bağlasınlar" diyenlere, "Biz madalya için, maaş için dövüşmedik. 'Ya şehid olacağız ya gazi' dedik. Ücretini Cenab-ı Allah'tan bekledik ve Rabbim bize gazilik rütbesini nasib etti" demiştir.
    1939 yılının Aralık ayında vefat eden Koca Seyit geride maddî hiç bir servet bırakmamıştı. Madde bakımından belki dünyanın en fakir insanıydı, fakat, şanlı tarihe malolan şanlı hatıralar bırakmıştı.



  4. 05.Mayıs.2007, 23:21
    2
    Devamlı Üye



    KOCA SEYİD

    Çanakkale önlerinde tarihte ender görülen bir muharebe cereyan etmekteydi. Bir yanda dünyanın en gelişmiş askeri vasıtalarına sahip ve sayıca çok kalabalık Batı ülkeleri, diğer tarafta vatanlarını müdafaa için cepheye koşup; düşmanın topuna, tüfeğine iman dolu göğsünü siper eden Mehmedcik...
    Anadolunun cihangir ruhlu yiğitleri, şanlı fakat talihsiz devletlerinin elde kalan kısmını müdafaa için cansiperane vuruşmakta. Düşman zırhlılarının yağdırdığı güllelere, yaylım ateşe karşılık vermekte, düşmana adım attırmamaktadır.
    Her hususu gözönünde bulundurduklarını zanneden ve hesaplarına göre en geç üç günde Çanakkale'yi aşacaklarını hesap eden düşmanlar yanıldıklarını acı bir şekilde görecek ve zelil bir halde kaçacaklardır Çanakkale önlerinden. Onlar kaçarken, geride Mehmetçiklerin kanları, canlan pahasına kazanıp evlatlarına ithaf ettikleri şanlı bir hatıra kalacaktır.
    Çanakkale harbinde tarihlere şanla geçen kahramanlık tabloları çizilmiştir. İşte böyle tablolan çizenlerden birisi de Koca Seyyit'tir.
    1889'da Balıkesir'e bağlı Havran ilçesinin Çamlık köyünde dünyaya gelen Seyit, çocukluğundan itibaren gürbüz yapısı ve pehlivanlığıyla dikkatleri çekmiştir. Bu vasfından dolayıdır ki asker ocağında kendisine pehlivanlığına izafeten "Koca" lakabı verilmiş ve "Koca Seyyid" diye tanınmıştır.
    1909'da vatani vazifesine yapmak üzere askere giden Koca Seyit üç senelik asker iken 1912'de Balkan harbi patlak vermiş, Seyit de birliğiyle birlikte savaşa katılmıştır. 1913'te Balkan savaşının sona ermiş olmasına rağmen Seyit terhis edilmemiştir.
    1914'te Birinci dünya savaşı patlak verince Seyit de Çanakkale'de topçu eri olarak vazife almıştı.
    Çanakkale Boğazı'nın Rumeli yakasında, Kilitbahir denilen mevkide 28 lik Mecidiye bataryasında Şeyit'le birlikte kırk kişi vazifeliydi.
    17 Mart 1915'te Çanakkale'deki bütün birliklerde yoğun bir faaliyet görülmekteydi. Ertesi gün, düşmanın büyük bir hücuma geçeceği haber alınmıştı.
    Seyit Onbaşının bataryasında da hazırlıklar tamamlanmış ve düşmanın taarruzu beklenmeye başlanmıştı.
    18 Mart 1918'de ilk önce Fransız daha sonra İngiliz zırhlıları Çanakkale boğazında görülmüşlerdi. Kıyılan yoğun top ateşine tutan düşman zırhlıları aynı şiddette karşı ateşle karşılaşınca duraklamışlar, fakat ateşlerini kesmemişlerdi.
    Anadolu ve Rumeli kıyılarından ateş ve dumanlar göklere yükselmekteydi, düşman ateşi aralıksız devam ediyordu.
    İngilizlerin en büyük savaş gemilerinden Queen Elizabeth ve Ocean zırhlıları Koca Seyit'in bataryasının bulunduğu Kilitbahir önlerine gelmiş, kıyıyı top ateşine tutmuştu.
    Ateş çemberi genişleye genişleye Koca Seyit'in bataryasına ulaşmıştı. Bataryanın sağına soluna mermiler peşpeşe düşmeye başlamıştı. Durumun kritik oluşunu gören batarya komutanı "sığınağa!" emrini vermişti. Fakat batarya erleri sığınağa ulaşmadan müthiş bir gürültü kopmuş, sanki yer yerinden oynamıştı. Koca Seyit de o gürültüden sonrasını hatırlamıyordu. Düşman gemilerinden atılan bir mermi cephaneliğe isabet etmiş, cephanelik havaya uçmuştu.
    Bataryadaki erlerden on dördü şehit olmuş, yirmi dördü ise yaralanmıştı. Sadece Seyit ile Ali isimli arkadaşı yara almadan kurtulmuşlardı.
    Sağlık erlerinin müdahelesiyle kendine gelen Seyit gözlerini açınca etrafta şehit olan arkadaşlarının cesetlerim görmüş ve arkadaşlarından durumu öğrenmişti. Bataryada ikisinden başka kimse kalmamıştı.
    Bataryanın toplarından ikisi toprağa gömülmüş ve kullanılmaz hale gelmişti. Sadece bir tanesi kullanılabilir haldeydi. Onun da vinci kırılmıştı.
    Koca Seyit, bir denizde hâlâ ateş püsküren düşman zırhlısına bir yerde yatan şehitlere bir de topa bakmış ve büyük bir hırsla her biri 215 okka (276 kilo) ağırlığındaki mermilere yönelmişti. Arkadaşı Niğdeli Ali şaşırmıştı, Koca Seyit ne yapmak istiyordu. Seyit, şaşkın şaşkın kendisine bakan arkadaşına "yardım et de mermiyi yükleneyim" demiş, ardından da "Ya Allah" diyerek koca mermiyi kavramış ve Ali'nin yardımıyla sırtlamıştı. 276 kiloluk yüküyle 28'lik topun altı basamağını çıkan Koca Seyit mermiyi topun ağzına yerleştirmeyi başarmıştı. İmanın hem nur hem de kuvvet olduğunu göstermişti Koca Seyyit. Bu hakikati bütün dünyaya ilan edecekti. Şimdi bütün dikkatini vermiş önünde canavar gibi duran Ocean'ın üzerine çevirmişti topun namlusunu. Hedefi iyice tesbit edip nişanının doğru olduğuna kanaat getirdikten sonra "Ya Allah, bismillah!" diyerek topu ateşlemişti. Topun gürlemesiyle birlikte karşıdaki düşman gemisinden yoğun siyah bir duman yükselmişti. Anında yalpalamaya başlamıştı. Koca gemi isabet almıştı. Gemi personelinin sesleri kıyıdan duyuluyordu. Vurmuştu Koca Seyit, koca kefere gemisini. Ve mağrur düşmanın koca gemisi batacaktı.
    Düşmanlar Mecidiye bataryasının safdışı edildiğini zannetmekteydiler. Kilitbahir cephesindeki komutanlar da aynı kanaate varmışlardı. Fakat Mecidiye bataryasından ateşlenen bir top düşman gemisini batırmıştı işte.
    Batarya komutanı Hilmi Bey derhal Mecidiye bataryasına koşmuş ve topu Seyitle arkadaşının ateşlediğini öğrenmişti. Hemen oracıkta onbaşı rütbesini takmıştı Seyit'e. Komutanlar takdirlerini bildirmekteydi. Seyit ise Anadolu insanının tevazuu ile kızarmakta ve "fazla birşey yapmadığını, sadece arkadaşlarının intikamını aldığını" söylemekteydi. "Nasıl yaptın?" sualine ise şu cevabı veriyordu. "Cenb-ı Hakkın yardımıyla."
    Koca Seyit'in Ocean'ı batınşı bir anda her tarafa yayılmıştı. Mehmedcik taze moralle düşmanı şiddetli top ateşine tutmuştu. Gün batımına kadar devam eden şiddetli savaşta düşman perişan edilmişti. Düşman Çanakkale'yi geçememişti. Geçemiyecekti de...
    Çanakkale kahramanlarından Koca Seyit 1918'de terhis edilmişti. Köyüne dönen Seyit geçimini temin için çalışmaya başlamıştı. Fakat hain gözler cennet vatanın üzerinde olunca rahatlık yoktu.
    Düşmanların hücumları bitmiyordu. Daha düne kadar Osmanlı devletine bağlı olan "uşak tabiatlı" Yunanlılar 15 Mayıs 1919'da İzmir'i, 28 Mayıs 1919'da da Ayvalık ve Edremit'i işgal etmişti. Vatan istila altındaydı, Çanakkale'nin şanlı gazisi Seyit onbaşı durabilir miydi? Durmadı ve işgal haberini alır almaz cepheye koştu.
    Karış karış vatanını müdafaa eden yediden yetmişe Anadolu insanıyla omuz omuza verip vuruşuyordu. Koca Seyit, Ordunun 26 Ağustos 1922'de başlattığı büyük taarruza da iştirak etmiş ve 28 Ağustos'ta cereyan eden muharebede iki yerinden yaralanmıştı. Büyük zaferin kazanıldığını hastanede yatarken öğrenmişti Koca Seyyit. Dünyalar kendisinin olmuştu. Artık asırlardır olduğu gibi şanlı bayrağı semalarda hür olarak dalgalanacak, Ezan-ı Muhammedi vatan semalarından eksik olmayacaktı.
    Savaşın kazanılmasından sonra mütevazı hayatını devam ettirmişti. Koca Seyyid, fakirdi, çoluk çocuğunun geçimini sağlamak için binbir meşakkatle dağdan odun getiriyor, odun kömürü yapıp satıyordu.
    Koca gazinin madalyası bile yoktu. O da "müracaat et sana madalya versinler, maaş bağlasınlar" diyenlere, "Biz madalya için, maaş için dövüşmedik. 'Ya şehid olacağız ya gazi' dedik. Ücretini Cenab-ı Allah'tan bekledik ve Rabbim bize gazilik rütbesini nasib etti" demiştir.
    1939 yılının Aralık ayında vefat eden Koca Seyit geride maddî hiç bir servet bırakmamıştı. Madde bakımından belki dünyanın en fakir insanıydı, fakat, şanlı tarihe malolan şanlı hatıralar bırakmıştı.



  5. 05.Mayıs.2007, 23:24
    3
    elif07
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Mart.2007
    Üye No: 139
    Mesaj Sayısı: 993
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 13
    Yaş: 28
    Bulunduğu yer: Antalya

    --->: nichinizin anlamını ve hikayesini paylaşalım

    benim ismim çok güzel olduğu için gerek duymadım aslında nebula olmasını istiyodum ama vazgeçtim sonra.Kendi ismim daha güzel diye onu koydum ismimin bir çok anlamı var ama biriside dost tanıdık demek old. için bunu koydum.


  6. 05.Mayıs.2007, 23:24
    3
    Kıdemli Üye
    benim ismim çok güzel olduğu için gerek duymadım aslında nebula olmasını istiyodum ama vazgeçtim sonra.Kendi ismim daha güzel diye onu koydum ismimin bir çok anlamı var ama biriside dost tanıdık demek old. için bunu koydum.


  7. 05.Mayıs.2007, 23:25
    4
    flora
    forumun çiçeği

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Nisan.2007
    Üye No: 269
    Mesaj Sayısı: 309
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 25
    Bulunduğu yer: SaKaRYa

    --->: nichinizin anlamını ve hikayesini paylaşalım

    bnm kinin anlamı basit.flora=çiçek demek ingilizce.çok hoşuma gittiği için koydum.aslında gülleri daha çok sewiyordum ama tam talafuz edemediğim için böyle oldu...


  8. 05.Mayıs.2007, 23:25
    4
    forumun çiçeği
    bnm kinin anlamı basit.flora=çiçek demek ingilizce.çok hoşuma gittiği için koydum.aslında gülleri daha çok sewiyordum ama tam talafuz edemediğim için böyle oldu...


  9. 05.Mayıs.2007, 23:32
    5
    mansur
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Mart.2007
    Üye No: 69
    Mesaj Sayısı: 57
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    --->: nichinizin anlamını ve hikayesini paylaşalım

    mansur= Arapçada yardım edilen demektir....Vesselam


  10. 05.Mayıs.2007, 23:32
    5
    Üye
    mansur= Arapçada yardım edilen demektir....Vesselam


  11. 05.Mayıs.2007, 23:35
    6
    saber
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mart.2007
    Üye No: 106
    Mesaj Sayısı: 6
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 28
    Bulunduğu yer: bursa

    --->: nichinizin anlamını ve hikayesini paylaşalım

    heval Nickli Üyeden Alıntı
    Selamün aleykum arkadaşlar,herkes nichinin ne anlama geldiğini ve hikayesini bizimle paylaşırmı?
    benim nichim in anlamı 'arkadaş ,dost' demek" HEVAL" kürtçe bir kelime aslında bende kürdüm burda ırkçılık yapanların olacağını sanmadığım için kürtçe yazdım ŞİMDİDEN TEŞEKKÜR EDERİM
    ALLAH RAZI OLSUN

    nickin anlamı
    ismim zaten saber özel bir kılıç ingilizce kökenli bir isim.


  12. 05.Mayıs.2007, 23:35
    6
    Üye
    heval Nickli Üyeden Alıntı
    Selamün aleykum arkadaşlar,herkes nichinin ne anlama geldiğini ve hikayesini bizimle paylaşırmı?
    benim nichim in anlamı 'arkadaş ,dost' demek" HEVAL" kürtçe bir kelime aslında bende kürdüm burda ırkçılık yapanların olacağını sanmadığım için kürtçe yazdım ŞİMDİDEN TEŞEKKÜR EDERİM
    ALLAH RAZI OLSUN

    nickin anlamı
    ismim zaten saber özel bir kılıç ingilizce kökenli bir isim.


  13. 06.Mayıs.2007, 00:26
    7
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,581
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    --->: nichinizin anlamını ve hikayesini paylaşalım

    demsal=) mevsim demek..Kürtçe bi kelime...
    bu sitede ki 3.nichim
    Ama bunun çok beyenip,üzerime oturduğunu düşünüyorum..Salih ve ilmine güvendiğim bi abim ilham kaynağı oldu bu nicki seçmemde.Rabbim kendisinden razı olsun..
    Mevsim kalıcı değildir,gecicidir..Belirlidir süresi hep,ama
    her mevsim ayrı güzeldir,
    ayrı yaşanır,hüznü, kederi,sevinci 4 mevsimin...4 mevsim (demsal) ama dolu dolu...



  14. 06.Mayıs.2007, 00:26
    7
    Moderatör
    demsal=) mevsim demek..Kürtçe bi kelime...
    bu sitede ki 3.nichim
    Ama bunun çok beyenip,üzerime oturduğunu düşünüyorum..Salih ve ilmine güvendiğim bi abim ilham kaynağı oldu bu nicki seçmemde.Rabbim kendisinden razı olsun..
    Mevsim kalıcı değildir,gecicidir..Belirlidir süresi hep,ama
    her mevsim ayrı güzeldir,
    ayrı yaşanır,hüznü, kederi,sevinci 4 mevsimin...4 mevsim (demsal) ama dolu dolu...



  15. 06.Mayıs.2007, 13:56
    8
    ravzanur
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Mart.2007
    Üye No: 177
    Mesaj Sayısı: 839
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12

    --->: nichinizin anlamını ve hikayesini paylaşalım

    nick anlamı soruluyor du değil mi?

    ravzanur...mana aleminden gönderilmiş bir isim bu acize
    kullanmak istedim.nasib burda kullanmakmış


  16. 06.Mayıs.2007, 13:56
    8
    Devamlı Üye
    nick anlamı soruluyor du değil mi?

    ravzanur...mana aleminden gönderilmiş bir isim bu acize
    kullanmak istedim.nasib burda kullanmakmış


  17. 06.Mayıs.2007, 13:59
    9
    Mehmet
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 29.Mart.2007
    Üye No: 164
    Mesaj Sayısı: 257
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Yaş: 37

    --->: nichinizin anlamını ve hikayesini paylaşalım

    Gerçek adım mehmet,ve Allah(c.c) hamd olsun ki böyle bir ismi bana nasip etmiş.Ayrıca isimlerin insanlara yön verdiğine de inanırın Allah(c.c) izni ile.
    Muhammed in türkçeleştirilmiş halidir mehmet.
    Nick olarak kullanmak ta hoşuma gidiyor.


  18. 06.Mayıs.2007, 13:59
    9
    Mehmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Gerçek adım mehmet,ve Allah(c.c) hamd olsun ki böyle bir ismi bana nasip etmiş.Ayrıca isimlerin insanlara yön verdiğine de inanırın Allah(c.c) izni ile.
    Muhammed in türkçeleştirilmiş halidir mehmet.
    Nick olarak kullanmak ta hoşuma gidiyor.


  19. 05.Haziran.2007, 21:30
    10
    camdankalp
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Haziran.2007
    Üye No: 983
    Mesaj Sayısı: 30
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 31

    --->: nichinizin anlamını ve hikayesini paylaşalım

    nikim camdan kalp
    insanların camdan bir kalp taşıdığını düşünmüşümdür herzaman kırmak çok kolay ama tamiri imkansız
    kalp kırmayayım kırmamaya çalışayım diye bu nicki seçtim asıl adım şeyda


  20. 05.Haziran.2007, 21:30
    10
    Devamlı Üye
    nikim camdan kalp
    insanların camdan bir kalp taşıdığını düşünmüşümdür herzaman kırmak çok kolay ama tamiri imkansız
    kalp kırmayayım kırmamaya çalışayım diye bu nicki seçtim asıl adım şeyda


  21. 09.Haziran.2007, 22:18
    11
    ebra
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Haziran.2007
    Üye No: 913
    Mesaj Sayısı: 135
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    --->: nichinizin anlamını ve hikayesini paylaşalım

    Gerçek ismimde güzel ancak burada Ebra nichini kullanmayı tercih ettim Sadıklar,iyiler,özü sözü doğrular anlamında


  22. 09.Haziran.2007, 22:18
    11
    Devamlı Üye
    Gerçek ismimde güzel ancak burada Ebra nichini kullanmayı tercih ettim Sadıklar,iyiler,özü sözü doğrular anlamında


  23. 26.Haziran.2007, 11:42
    12
    seval_22
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 05.Mayıs.2007
    Üye No: 485
    Mesaj Sayısı: 12
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 32
    Bulunduğu yer: sivas

    --->: nichinizin anlamını ve hikayesini paylaşalım

    SEVAL: Severek alınan


  24. 26.Haziran.2007, 11:42
    12
    seval_22 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    SEVAL: Severek alınan





+ Yorum Gönder
Git 124 Son