Konusunu Oylayın.: Allah için kibirlenmek Nedemektir? Allah için kibirlenme ile diğer kibir arasındaki fark nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Allah için kibirlenmek Nedemektir? Allah için kibirlenme ile diğer kibir arasındaki fark nedir?
  1. 10.Ekim.2011, 01:09
    1
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Allah için kibirlenmek Nedemektir? Allah için kibirlenme ile diğer kibir arasındaki fark nedir?






    Allah için kibirlenmek Nedemektir? Allah için kibirlenme ile diğer kibir arasındaki fark nedir? Mumsema "Ümmetimden tevazu sahibi olanları gördüğünüz zaman siz de onlara tevâzu gösterin. Fakat kibirlileri gördüğünüzde siz de kibirlenin. Zira kibirlenene karşı kibir, onları hor ve küçük düşürmektir."
    (İhya 3/73)
    Allah için kibirlenmek Nedemektir?
    Allah için kibirlenme ile diğer kibir arasındaki fark nedir?


  2. 10.Ekim.2011, 01:09
    1
    Moderatör



    "Ümmetimden tevazu sahibi olanları gördüğünüz zaman siz de onlara tevâzu gösterin. Fakat kibirlileri gördüğünüzde siz de kibirlenin. Zira kibirlenene karşı kibir, onları hor ve küçük düşürmektir."
    (İhya 3/73)
    Allah için kibirlenmek Nedemektir?
    Allah için kibirlenme ile diğer kibir arasındaki fark nedir?


    Benzer Konular

    - Allah için küsmek nedir? Allah için küstüğünüz oldumu? Allah için küsme ile Nefsimiz için küsme aara

    - İman ile küfür arasındaki fark nedir? Allah'ı inkar etmemek ve ona iman etmek arasındaki fark nedir?

    - Hacc suresi 9. ayet: Allah yolundan saptırmak için yanını eğip bükerek (kibir ve azamet içinde) Alla

    - Allah ile Rab arasındaki fark nedir?

    - Allah için sevmekle Allah'la beraber sevme arasındaki fark

  3. 10.Ekim.2011, 01:13
    2
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Allah için kibirlenmek Nedemektir? Allah için kibirlenme ile diğer kibir arasındaki fark nedir?




    ashabtan biri müşrikleri görünce kibirli yürürmüş
    bu durum Resulullah'a haber verilince
    Resulullah onu tasvib eder bir cümle kullanmış
    galiba Allah için kibir bu olsa gerek
    Allahu Alem


  4. 10.Ekim.2011, 01:13
    2
    âb ü kil



    ashabtan biri müşrikleri görünce kibirli yürürmüş
    bu durum Resulullah'a haber verilince
    Resulullah onu tasvib eder bir cümle kullanmış
    galiba Allah için kibir bu olsa gerek
    Allahu Alem


  5. 12.Kasım.2011, 15:22
    3
    Ebu Muhammed
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Şubat.2007
    Üye No: 42
    Mesaj Sayısı: 280
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Yaş: 28

    Cevap: Allah için kibirlenmek Nedemektir? Allah için kibirlenme ile diğer kibir arasındaki fark nedir?

    Mekke fethinde cebrail (as) göğsünüzü kabartarak yürüyün demesi gibi


  6. 12.Kasım.2011, 15:22
    3
    Devamlı Üye
    Mekke fethinde cebrail (as) göğsünüzü kabartarak yürüyün demesi gibi


  7. 01.Kasım.2012, 13:38
    4
    TEKE TEK
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ekim.2012
    Üye No: 98093
    Mesaj Sayısı: 118
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: İSTANBUL

    Cevap: Allah için kibirlenmek Nedemektir? Allah için kibirlenme ile diğer kibir arası

    Hırs, sebeb-i hasarettir
    İnsanın yaratılışına konulmuş ‘hırs’ denilen bir duygu vardır. Bu duyguyla insan mal ve makam, şan ve şöhret sevdalısı olur, dünyaya şiddetle bağlanır. Oysa bu duygunun belli kullanılış yerleri vardır. Onlar bilinse ve ona göre kullanılsa faydalı hâle gelir.
    Dünyayla doymayan hırs, aslında bu fânî hayat için değil, bâkî bir hayatı kazanmak için verilmiştir. Dünyanın geçiçi, fânî mal-mülküne, mevki ve şöhretine karşı gösterilen hırs, bu duygunun fiyatına değmez. Dolayısıyla insan zarar etmiş olur.
    Şan ve şöhret için yapılan hırs da yatırım yapılacak değerde değildir. Çoğunlukla, insan onlara kavuşamaz. Bütün emekleri boşa gider. Kavuştuğunda da elinde durmaz kaçar. Çünkü ya onun ömrü kısadır, ya kendinin ömrü kısadır.
    Makam ve mevkileri baskı aracı yapmak için istemek ise felâkettir. Kişinin mânevî hayatını mahveder. Bunlar ancak hizmet için istenebilir.
    İlâhî rahmeti de suçlama mânâsı taşıyan hırs, yerinde kullanılmazsa birçok zararlara sebep olur. Kezzap gibi kalbi deler; riyakârlığa, sefâlete sevk eder.
    Hırs israfa götürür, şükürsüzlüğe iter, zillete atar. bir manada tamahkarlıkdır."bir şeyi şiddetle arzu etme, ona aşırı derecede tutkun olma, sonu gelmeyen istek, aç gözlülük" gibi anlamlara gelen hırs, bir ahlâk terimi olarak, belli bir amaca erişme hususunda kişinin bütün benliğini saran arzu ve tutku demektir.Evet, hırs yapılacaksa, Allah'ın rızasını elde etme ile Allah ve Resûlü'ne (asm) ulaşma mevzuunda yapılmalıdır. Aslında hırs olmadan dünyayı imar etmek imkânsızdır. Fakat bu uğurda hırsa takılıp arzu ve isteklerinin esiri olarak yolda kalmak tehlikesi de söz konusudur.

    Kibir:Kibir, kendini karşıdakinden üstün görmektir. Kibir olması için veri olması lazım ve iki kişiye ihtiyaç vardır, kendisi bir makamda olacak, karşıdakide bir makamda olacak, kendini ondan üstün görecek. Eldeki veriler makam, mevkii, mal, mülk, ilim, evlat, bir güzellik, artı bir noktadır.

    Kibir Allah’a, Peygamberlere ve insanlara yapılır. En kötüsü Allah’a yapılan kibirdir. Bunu asilzadeler, makam ve mevkii sahibi kişiler yapar, ibadet ettikleri zaman, yükselmek yerine alçalıp diğer insanlarla bir olacağını düşünürler. Firavun ve Nemrut gibi… Peygamberlere yapılan kibre en uygun örnek; İsrailoğullarıdır. Yahudilerin Peygamber katili olmalarının altında yatan kibirdir. Yine Mekkeli müşriklerin, peygamberliği bir yetime yakıştıramamalarının, adını mecnuna çıkarmalarının altında yatan da kibirdir. İnsanlara yapılan kibre en uygun örnek ise iblistir. İblis’in bir kula, Hz.Adem’e secde etmemesinin, soluğu cehennemde almasının altında yatan da kibirdir.
    Allahü teâlâ, kullarına gönderdiği kitapların hepsinde, kibri ve gururlanmayı kötülemiş ve yasak etmiştir. Nahl suresinin yirmi üçüncü âyetinde mealen; (Allahü teâlâ, kibirli olanları elbette sevmez!) buyurulmaktadır.
    Peygamber efendimiz de, bir hadis-i şeriflerinde; (Kalbinde zerre kadar kibir olan Cennete girmeyecektir) buyurmuşlardır.
    İslam âlimleri buyuruyor ki:
    "Allahü teâlâ ilim, kudret gibi bütün sıfatlarından kullarına biraz ihsan buyurmuştur. Fakat, yalnız üç sıfatı kendine mahsustur. Bu üç sıfattan hiç bir mahlukuna vermemiştir. Bu üç sıfatı, Kibriyâ, Gani olmak ve Yaratmak sıfatlarıdır. Kibriyâ, büyüklük, üstünlük demektir. Gani olmak, başkalarına muhtaç olmamak, her şey Ona muhtaç olmak demektir."
    Bunun için kibirlenmek, Allahü teâlânın sıfatına, hakkına tecavüz etmek olur. Allahü teâlâ, kullarına karşı mütekebbirdir. Zira O, kibriyâ sahibidir. Azamet, büyüklük ve kibriyâ, yücelik ancak Allahü teâlâya mahsustur. Hadis-i kudside; (Azamet ve kibriyâ bana mahsustur. Bu iki sıfatta, bana ortak olmak isteyenlere, çok acı azap ederim) buyuruldu.
    Peygamberimizden gelen bir çok hadiste “Allah için sevip Allah için buğz etmek” imani bir sorumluluk olarak nitelendirilmektedir. Çok sayıda varyantı olan bu hadislerden birinin tercümesi şöyledir: “Kim Allah için sever, Allah için buğz eder, Allha için verir ve Allah için yasaklarsa imanı olgunluğa ermiştir.Bu tür hadisleri incelediğimizde, peygamberimizin bir şeyi sevip nefret etmek ile iman arasında doğrudan bir alaka kurduğunu görmekteyiz.

    Bu hadislerin ortak mesajı; imanın kemale ermesinin, sevip nefret edilecek hususlarda ilahi rızanın esas olmasıdır. Yani Rabbani rızayı hak etmeyen güçleri, metaları, insanları emaneti tevdi edecek kadar sevip dost edinmek imanın kemalini zevale uğratan bir ahlaki tavırdır. Çünkü Allah’tan başkasını uluhiyet derecesinde sevmek, şirke yol açan kalp hastalıklarındandır. Hele de bu sevgi, bilerek ve isteyerek açıkça ilan edilip, çeşitli şekillerde gösteriliyorsa, artık müşriklik kişinin kimliği olmuş demektir.
    konuyu iyi kavramak lazım inşaallah..


  8. 01.Kasım.2012, 13:38
    4
    Üye
    Hırs, sebeb-i hasarettir
    İnsanın yaratılışına konulmuş ‘hırs’ denilen bir duygu vardır. Bu duyguyla insan mal ve makam, şan ve şöhret sevdalısı olur, dünyaya şiddetle bağlanır. Oysa bu duygunun belli kullanılış yerleri vardır. Onlar bilinse ve ona göre kullanılsa faydalı hâle gelir.
    Dünyayla doymayan hırs, aslında bu fânî hayat için değil, bâkî bir hayatı kazanmak için verilmiştir. Dünyanın geçiçi, fânî mal-mülküne, mevki ve şöhretine karşı gösterilen hırs, bu duygunun fiyatına değmez. Dolayısıyla insan zarar etmiş olur.
    Şan ve şöhret için yapılan hırs da yatırım yapılacak değerde değildir. Çoğunlukla, insan onlara kavuşamaz. Bütün emekleri boşa gider. Kavuştuğunda da elinde durmaz kaçar. Çünkü ya onun ömrü kısadır, ya kendinin ömrü kısadır.
    Makam ve mevkileri baskı aracı yapmak için istemek ise felâkettir. Kişinin mânevî hayatını mahveder. Bunlar ancak hizmet için istenebilir.
    İlâhî rahmeti de suçlama mânâsı taşıyan hırs, yerinde kullanılmazsa birçok zararlara sebep olur. Kezzap gibi kalbi deler; riyakârlığa, sefâlete sevk eder.
    Hırs israfa götürür, şükürsüzlüğe iter, zillete atar. bir manada tamahkarlıkdır."bir şeyi şiddetle arzu etme, ona aşırı derecede tutkun olma, sonu gelmeyen istek, aç gözlülük" gibi anlamlara gelen hırs, bir ahlâk terimi olarak, belli bir amaca erişme hususunda kişinin bütün benliğini saran arzu ve tutku demektir.Evet, hırs yapılacaksa, Allah'ın rızasını elde etme ile Allah ve Resûlü'ne (asm) ulaşma mevzuunda yapılmalıdır. Aslında hırs olmadan dünyayı imar etmek imkânsızdır. Fakat bu uğurda hırsa takılıp arzu ve isteklerinin esiri olarak yolda kalmak tehlikesi de söz konusudur.

    Kibir:Kibir, kendini karşıdakinden üstün görmektir. Kibir olması için veri olması lazım ve iki kişiye ihtiyaç vardır, kendisi bir makamda olacak, karşıdakide bir makamda olacak, kendini ondan üstün görecek. Eldeki veriler makam, mevkii, mal, mülk, ilim, evlat, bir güzellik, artı bir noktadır.

    Kibir Allah’a, Peygamberlere ve insanlara yapılır. En kötüsü Allah’a yapılan kibirdir. Bunu asilzadeler, makam ve mevkii sahibi kişiler yapar, ibadet ettikleri zaman, yükselmek yerine alçalıp diğer insanlarla bir olacağını düşünürler. Firavun ve Nemrut gibi… Peygamberlere yapılan kibre en uygun örnek; İsrailoğullarıdır. Yahudilerin Peygamber katili olmalarının altında yatan kibirdir. Yine Mekkeli müşriklerin, peygamberliği bir yetime yakıştıramamalarının, adını mecnuna çıkarmalarının altında yatan da kibirdir. İnsanlara yapılan kibre en uygun örnek ise iblistir. İblis’in bir kula, Hz.Adem’e secde etmemesinin, soluğu cehennemde almasının altında yatan da kibirdir.
    Allahü teâlâ, kullarına gönderdiği kitapların hepsinde, kibri ve gururlanmayı kötülemiş ve yasak etmiştir. Nahl suresinin yirmi üçüncü âyetinde mealen; (Allahü teâlâ, kibirli olanları elbette sevmez!) buyurulmaktadır.
    Peygamber efendimiz de, bir hadis-i şeriflerinde; (Kalbinde zerre kadar kibir olan Cennete girmeyecektir) buyurmuşlardır.
    İslam âlimleri buyuruyor ki:
    "Allahü teâlâ ilim, kudret gibi bütün sıfatlarından kullarına biraz ihsan buyurmuştur. Fakat, yalnız üç sıfatı kendine mahsustur. Bu üç sıfattan hiç bir mahlukuna vermemiştir. Bu üç sıfatı, Kibriyâ, Gani olmak ve Yaratmak sıfatlarıdır. Kibriyâ, büyüklük, üstünlük demektir. Gani olmak, başkalarına muhtaç olmamak, her şey Ona muhtaç olmak demektir."
    Bunun için kibirlenmek, Allahü teâlânın sıfatına, hakkına tecavüz etmek olur. Allahü teâlâ, kullarına karşı mütekebbirdir. Zira O, kibriyâ sahibidir. Azamet, büyüklük ve kibriyâ, yücelik ancak Allahü teâlâya mahsustur. Hadis-i kudside; (Azamet ve kibriyâ bana mahsustur. Bu iki sıfatta, bana ortak olmak isteyenlere, çok acı azap ederim) buyuruldu.
    Peygamberimizden gelen bir çok hadiste “Allah için sevip Allah için buğz etmek” imani bir sorumluluk olarak nitelendirilmektedir. Çok sayıda varyantı olan bu hadislerden birinin tercümesi şöyledir: “Kim Allah için sever, Allah için buğz eder, Allha için verir ve Allah için yasaklarsa imanı olgunluğa ermiştir.Bu tür hadisleri incelediğimizde, peygamberimizin bir şeyi sevip nefret etmek ile iman arasında doğrudan bir alaka kurduğunu görmekteyiz.

    Bu hadislerin ortak mesajı; imanın kemale ermesinin, sevip nefret edilecek hususlarda ilahi rızanın esas olmasıdır. Yani Rabbani rızayı hak etmeyen güçleri, metaları, insanları emaneti tevdi edecek kadar sevip dost edinmek imanın kemalini zevale uğratan bir ahlaki tavırdır. Çünkü Allah’tan başkasını uluhiyet derecesinde sevmek, şirke yol açan kalp hastalıklarındandır. Hele de bu sevgi, bilerek ve isteyerek açıkça ilan edilip, çeşitli şekillerde gösteriliyorsa, artık müşriklik kişinin kimliği olmuş demektir.
    konuyu iyi kavramak lazım inşaallah..





+ Yorum Gönder